# Uyuşturucu ve gençlikle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hamit Taşcı (AK Parti, Ordu)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 27 Ocak 2004
- **Gündem:** UYUŞTURUCU VE GENÇLİKLE İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hamit-tasci-22-2004-01-27-uyusturucu-ve-genclikle-ilgili

> Hamit Taşcı (AK Parti), 27 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: UYUŞTURUCU VE GENÇLİKLE İLGİLİ); konuşma 699 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HAMİT TAŞCI (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen anneler, babalar, geleceğimiz ve ümidimiz olan sevgili gençler; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama Burçin'in günlüğünden alıntılar yaparak başlıyorum. 20 yaşında uyuşturucudan ölen Burçin Bircan, günlüğünün son satırlarında "yatacak yerim yok, korkuyorum, iyice çirkinleştim, Tanrım bir kurtarıcı gönder" diye yalvarıyor. Mezarlıkta cesedi bulunan 20 yaşındaki yüz güzeli Burçin Bircan, tuttuğu günlükte, âdeta kendisini ölüme götüren süreci anlatmış. Genç kız, 2003'ün son üç haftasında hastanede tedavi görmüş ve günlüğünde şöyle yazmış: "Bugün, benim için çok önemli bir gün; çünkü, hayatımı altüst eden uyuşturucu illetinden kurtulmak için ilk adımı attım. Eğer, bu zor işi başarırsam yeni bir hayata başlayacağım; ancak, hiç de kolay olmayacak; çünkü, bazen bunalıma giriyorum, üşüyorum, titriyorum, kendimi çok yalnız hissediyorum, her yerim ağrıyor, sanki bütün dünya üstüme geliyor, bir boşluğa düşüyorum, ancak başaramıyorum. Sonu ne olursa olsun bu illetten kurtulacağım. Geçmişte yaptığım hatalara düşmeyeceğim. Kendimi işime adayıp, başarılı olmak için çalışacağım. Hayalimdeki New York'u işte o zaman fethedeceğim. Arkadaşlarımı, dostlarımı çok dikkatli seçeceğim."

Günlükteki son yazı, 1 Ocak 2004 tarihli: "Balıklı Rum'da geçen yirmi günün sonunda, Önder, beni çıkardı. Dün, yeni yıldı. Beni Müge'nin evine bıraktı. Beni Balıklı Rum'a yatıran Önder, artık, başımın çaresine bakmam gerektiğini söyledi."

Burçin Bircan, bu yazıdan yedi gün sonra, Kozlu Mezarlığında, iğne delikleriyle, ölü bulundu. Burçin bizim evladımızdı. Onu öldürdüler. Sorumlusu kim; hepimiz.

Nüfusumuzun 40 000 000'u aşan kısmını 0-29 yaş grubu çocuklarımız, gençlerimiz oluşturuyor. Anadolu coğrafyası, tarihin hiçbir döneminde bu kadar yoğun genç nüfusa sahip olmamıştır. Genç nüfusumuz, bizim geleceğimiz, bizim gücümüz, kudretimizdir. Dinamik, berrak zihinlere sahip olan gençliğimiz, kültür ve medeniyetimizi yeniden inşa edecektir. Bu nedenle, kültür ve medeniyetimizi yeniden inşa edecek gençlerimiz üzerinde hesaplar yapılmaktadır. Ülkemiz ve gençlerimiz büyük bir dış tehditle karşı karşıya bulunmaktadır.

Genç nüfus yapısına sahip ülkemizin gelişmesini engellemek isteyen bazı odakların, gençlerimizi alkol, sigara, uyuşturucu gibi zararlı maddeleri kullanmaya alıştırdıkları bilinmektedir. Dünya gençliğini kemiren uyuşturucunun gençlerimiz arasında da süratle yaygınlaştığı görülmektedir. Barlar, pavyonlar, diskotekler, gece kulüpleri ve her türlü eğlence yerleri tuzaklarla dolu ve gençlerimiz, üçer beşer bu tuzaklara düşmektedir. Uyuşturucu tacirleri daha da ileri giderek, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarının kantinlerinin ihalelerine girerek veya kantin işletmecileriyle işbirliği yaparak, çocuklarımızı, eğitim kurumlarımızın içinde de uyuşturucu tuzaklarına düşürmeye ve madde bağımlılığı oluşturmaya yoğunlaşmışlardır.

Emniyet kayıtlarına göre, uyuşturucu kullanma yaşının, bugün, maalesef, 12-14 yaşlarına kadar indiği görülmektedir ülkemizde.

Uyuşturucu... İsmi üzerinde, uyuşturucu. Oysa, ülkemizin, milletimizin ve ailemizin akıl ve mantığıyla hareket eden berrak ve uyuşmamış beyinlere ihtiyacı var. Uyuşturucular, bugünümüzü ve yarınımızı karartan, bizi, kendi benliğimizden ve millî kültürümüzden koparan bir felakettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAMİT TAŞCI (Devamla) - Benliğimizden ve öz kültürümüzden kopmuşluk, gençliğimizi bunalıma ve cemiyetin dışına itiyor. Bu itilmişlik ise, gençlerimizin bedenî varlıklarının yok olmasına kadar gidebiliyor. Merak ve özentiyle başlayan sigara içme, daha sonra gelen alkol alışkanlığı ve bir üst derecesi olan bağımlılığı, bataklığa düşmenin habercisidir. İnsanı insanlığından alıkoyan bu bataklıkta yaşamanın ise, alkolle birlikte, cinsî sapıklığı, fuhuşu, uyuşturucu bağımlılığını, frengi ve çağımızın en korkunç hastalığı olan AIDS'i getirmesi kuvvetle muhtemeldir.

Biliyoruz ki, bu tür ortamların çoğunda ahlakî değerler geçersizdir. Ahlakî değerlerin geçersiz olduğu ortamda, bütün değer hükümleri tersine dönmüş, maddî ve manevî değerler bozulmuş, sorumluluklar yitirilmiştir. Gençlerimiz ve insanımız, bu ortamda, ancak uyuşturucu tacirlerinin kazanç kapısı olmaktadır; ondan öteye, kendi değerler sistemiyle hiçbir şey yapamamaktadırlar. Çocuklarımızı uyuşturucu kullanımına karşı korumak, milletvekilleri olarak, bakanlar olarak, anne baba olarak, hepimizin görevidir. Eğer, bu görevimizde bir aksama olursa, tarihin sayfalarında, vebalden kurtulamayız, çocuklarımıza ve torunlarımıza iyi bir Türkiye, iyi bir gelecek bırakamayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz ve gençlerimiz ciddî bir dış tehditle karşı karşıya bulunmaktadır. Geleceğimiz olan çocuklarımızı, madde bağımlısı yaparak zehirlemektedirler. Uluslararası odaklar ile yerli işbirlikçileri, uzak hedef projesiyle, geleceğimizi yok etmeye çalışmaktadırlar. Bize düşen ise, çocuklarımızı ve ülkemizi bu tehditlere karşı korumak olmalıdır. Bu koruma mekanizmasının ana eksenini de nitelikli eğitim oluşturacaktır.

Çocuklarımızı, çağdaş bilimin yanı sıra, inanç, ahlak, öz kültürel değerlerle donanımlı kılmak zorundayız. Bugün, eğitim kurumlarımızda 19 000 000 çocuğumuz öğrenim görmektedir. Öğretmenler ve öğretim görevlileri, psikologlarımız, pedagoglarımız, sosyologlarımız, doktorlarımız, güvenlik birimlerimiz ve yasama organı, üzerine düşen görevi yapmakla sorumludurlar.

Anneler, babalar, tüm kurumlar ve ilgililer olarak, geleceğimiz olan çocuklarla dikkatle ilgilenmek zorundayız; yoksa, geleceğimiz tehlikede. İş işten geçmeden, daha çok Burçinler ölmeden, gelin, el ele verip, gerekeni yapalım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hamit Taşcı (AK Parti, Ordu). “Uyuşturucu ve gençlikle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 27 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamit-tasci-22-2004-01-27-uyusturucu-ve-genclikle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
