# Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hanefi Mahçiçek (AK Parti, Kahramanmaraş)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim
- **Tarih:** 24 Temmuz 2003
- **Gündem:** ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hanefi-mahcicek-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku

> Hanefi Mahçiçek (AK Parti), 24 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANLAR SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNU (S.S.237)); konuşma 1.623 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HANEFİ MAHÇİÇEK (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kısa adı Bağ-Kur olan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubumuz adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sosyal güvenlik, insanlara, yaşadıkları toplum içerisinde insan onuruna yaraşır bir asgarî hayat standardını garanti ederek, onları başkalarına muhtaç olmaktan kurtarmakta ve şahsiyetlerinin gelişmesine yardımcı olarak kişisel hürriyetlerinin teminatı olmaktadır. Bu bakımdan, sosyal güvenlik ihtiyacı evrensel bir ihtiyaçtır. İlk insandan günümüze, her insan ve her toplum için bu ihtiyaç kendisini göstermiştir.

Bugün, siyasî rejimi ve ekonomik sistemi ne olursa olsun, en gelişmişinden en geri kalmışına kadar bütün ülkeler, yeterli veya yetersiz, ancak, mutlaka var olan kurumsal bir sosyal güvenlik sistemine sahiptir. Bu açıdan bakıldığında, sosyal güvenlik, bağımsız bir ülke olmanın ve modern devlet anlayışının vazgeçilmez unsurlarından birini oluşturmaktadır.

Sahip olduğu öneme binaen, sosyal güvenlik hakkı, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere, uluslararası belgelerde ve ülke anayasalarında düzenlenerek garanti altına alınmış; bu hakkın sağlanması da, devletin aslî görevlerinden birisi olarak tarif edilmiştir.

Sosyal güvenliğin Türk tarihi içindeki yeri ve gelişimi ise, oldukça ilginç ve etkileyicidir. Türk tarihinde sosyal güvenlik modeli anlamında ilk örgütlenme, "Ahilik" adı altında 13 üncü Yüzyılda ortaya çıkmış ve 18 inci Yüzyıla kadar etkinliğini sürdürmüştür. Ahilik, bir sosyal güvenlik modeli olmasının yanında toplumsal örgütlenmeler yoluyla, çevre ve toplum düzenine hâkimiyetin ve Türkmen kavimlerinin Anadolu'yu yeni bir anayurt haline getirmelerinin de vesilesi olmuştur. Esnaf, sanatkâr ve tüccar Türkler arasında başlayan ve giderek politik, askerî, sosyal ve ekonomik alanlarda etkinlik ve gücünü artıran bu toplumsal örgütlenme, bir yandan kardeşlik duygularıyla sosyal dayanışma ve bir arada yaşamanın kurumsal anlamda örneğini sergilerken, öte yandan da düzeninden savunmasına kadar, Türkmen kavminin etkin ve yönlendirici gücü olarak, Osmanlı Devletinin kuruluşundan gelişimine, çok alanda rol almıştır.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, gerek 1961 gerekse 1982 Anayasasında, uluslararası normlara uygun olarak, sosyal güvenliği "temel insan haklarından biri ve devlet görevi" olarak tarif etmiş ve garanti altına almıştır.

Ülkemiz, kurumsal sosyal güvenlik sistemini, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde "primli rejimler" olarak da adlandırılan sosyal sigorta kurumlarını esas alarak oluşturmuştur. Nitekim, 1945 yılında SSK, 1949 yılında Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ve 1971 yılında da Bağ-Kurun oluşturulmasıyla, Türk sosyal güvenlik sisteminin bugünkü çatısı oluşturulmuş ve sistemin kurumsal gelişmesi büyük ölçüde tamamlanmıştır.

Takip eden yıllarda çıkarılan 2925 ve 2926 sayılı kanunlarla sosyal güvenlik kapsamına alınan nüfus kesimi önemli ölçüde genişletilmiş ve nihayet, 1999 yılında, 4447 sayılı Kanunla yürürlüğe giren işsizlik sigortasıyla yeni ve önemli bir adım daha atılmıştır.

Kurumsal yapı, kapsam ve mevzuat bakımdan önemli gelişmeler sağlayan Türk sosyal güvenlik sistemi, 1990'lı yılların başından itibaren problemlerle karşılaşmaya başlamış ve sistemin temel fonksiyonlarını yerine getirmesini güçleştiren ciddî bir finansman krizi içine düşmüştür.

Yaşlılık, malullük, ölüm ve sağlık sigortası hizmetleri sağlayan Bağ-Kura esnaf, sanatkâr, tüccar, sanayici ve serbest meslek sahipleri ile köy ve mahalle muhtarlarının kayıt ve tescil yaptırmaları zorunlu tutulmuş; ev kadınlarının herhangi bir işte çalışmayan kişilerin ve Türkiye'de ikamet eden Türk asıllı ancak yabancı uyrukluların tabi olması ise, gönüllülük esasına bağlanmıştır.

Kurumun uyguladığı diğer bir kanun olan 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunuyla herhangi bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında olmayan ve bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkekler ve 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların Bağ-Kura kayıt ve tescil yaptırmaları zorunlu tutulmuştur.

1.10.1972 tarihinde kuruluşunu tamamlayarak sigortalılarına malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarında hizmet vermek üzere çalışmalara başlayan Bağ-Kur, 1.1.1986 tarihinde uygulamaya konulan 3235 sayılı Kanunla üç yıllık süreç içerisinde kademeli olarak sağlık sigortası uygulamasına da başlamıştır.

1479 sayılı Kanuna tabi yaklaşık 2 400 000 sigortalı bulunmaktadır. Bu kanun kapsamında 1 200 000 kişi aylık almakta; bunların 15 000'ini maluliyet, 723 000'ini yaşlılık aylığı, 500 000'ini dul ve yetim aylığı alanlar oluşturmaktadır.

2926 sayılı Kanuna tabi yaklaşık 915 000 sigortalı bulunmaktadır. Bu kanun kapsamında 173 000 kişi aylık almakta; bunların 1 700 kişisini maluliyet, 108 000'ini yaşlılık aylığı, 63 000'ini ise dul ve yetim aylığı alanlar oluşturmaktadır. Böylece, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara tabi yaklaşık 3 300 000 sigortalı, 1 400 000 kişi aylık alan olmak üzere toplam 4 700 000 kişi kuruluşla direkt ilgili olup, bağımlılarla beraber Bağ-Kur, 20 000 000 kişiye hizmet etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, sigortalılara tanınan çeşitli borçlanma imkânları, emeklilik yaşı ve prim ödeme sürelerinde indirim yapılması ve işi terk zorunluluğunun kaldırılması gibi nedenlerle kurumun emekli sayısı giderek artmış ve Bağ-Kur, 1989 yılından itibaren açık vermeye başlamıştır. 1989 yılında 77 milyar lira olarak gerçekleşen finansman açığı, yıllar itibariyle giderek büyümüş, 1999 yılında 895 trilyon lira, 2000 yılında 1 katrilyon 200 trilyon lira, 2001 yılında ise 1,8 katrilyon lira, 2002 yılında 2,8 katrilyon lira olmuş; 2003 yılında ise 4,1 katrilyon lira olması beklenmektedir.

Bu bağlamda, hükümetimiz, günün değişen koşullarına ayak uydurabilmek, sosyal güvenlik kuruluşlarındaki norm ve standart birliğini sağlamada mesafe almak, kurumun idarî ve malî yapısını kuvvetlendirmek, gelir-gider dengesini düzeltici önlemler alabilmesini ve idarî düzenlemeler yapabilmesini teminen, Kurumun yasal dayanağını kuvvetlendirmek amacıyla, Bağ-Kurun esasını oluşturan 1479 sayılı Kanunun bazı maddelerinde, bu tasarıyla, çeşitli düzenlemelere gitmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu bağlamda, kurum, gelirlerinin verimli bir şekilde değerlendirilmesine yönelik olarak, yeni bir daire başkanlığı ihdas etmiştir. Yönetimde etkinlik ile verimliliğin artırılabilmesi amacıyla, yeni ihdas edilen başkanlık ve teknik uzman personel nitelikleri belirlenmiş, kurumun sağlık ve sigorta hizmetlerinde gerekli tespit ve kontrollerin yapılabilmesi için, teftiş mekanizmasına ilaveten, Bağ-Kur denetmenleri çalıştırılmasına imkân veren düzenlemeler yapılmıştır.

Kurum gelirleri yeniden tanımlanmış ve gayrimenkullerin kira bedellerinin rayiç ve emsal bedellere göre belirlenmesi esası getirilmiştir. 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddeleri, kanunun amacına uygun olarak yeniden düzenlenmiş ve bu çerçevede, vergi kayıtları, yükümlü veya muaf olarak, sigortalı sayılmanın vazgeçilmez unsuru olarak öne çıkarılmıştır.

Diğer sosyal güvenlik kuruluşlarıyla norm ve standart birliğini sağlamak ve sigorta kolları arasındaki uygulama farklılığını gidermek amacıyla, borçlu malûllük aylığı bağlanması uygulamasına son verilmiş; aylığa esas hizmetin maliyetinde eşitlik ve rasyonelliğin sağlanması için toptan ödeme ihya bedellerinin rayiç prim tutarları üzerinden tahsili öngörülmüş; ölüm aylığında aranan hizmet süresinde de, norm ve standart birliğini sağlamak amacıyla, üç yıllık süre beş yıla çıkartılmıştır.

Suiistimallerin önlenerek uygulamanın disiplin altına alınması amacıyla, isteğe bağlı sigortalılığın başlangıç ve sona erişi yeni esaslara bağlanmış ve ayrıca, uluslararası sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerimiz çerçevesinde yabancı uyruklulara da isteğe bağlı sigortalılık hakkı verilmiştir.

Sigortalı sayısının artırılarak prim ödeme tabanının genişletilmesi ve bozulan aktif-pasif sigortalı dengesinin yeniden kurulmasına yönelik düzenlemeler çerçevesinde, idarî cezaları öngören 80 inci madde yeniden yürürlüğe konularak, sigortalı olması gerekenlerin sisteme dahil edilmesi amaçlanmıştır.

Askerlik borçlanmasında ödeme süresi kısaltılarak, gecikmeden kaynaklanan kurumun kaybının önlenmesi amaçlanmıştır. Sağlık sigortasının kapsamı, gelirleri, gelirlerinin işletilmesi hususları yeniden düzenlenmiştir. Sağlık sigortası primlerinin uzun vadeli sigorta kolu primlerinden ayrılması ve bu sigorta kollarında toplanan primlerin birbirine aktarılmasını önleyecek düzenlemeler yapılması suretiyle, sağlık yardımlarında gerçeğe uygun gelir-gider hesaplarının yapılması ve sağlık sigortasında uzun vadeli bir politika oluşturulması amaçlanmıştır.

Kurumun uyguladığı diğer bir kanun olan 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu, 17.10.1983 tarihinde kabul edilmiş ve 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 10 yıllık süre içinde kademeli olarak tüm illerde uygulanması öngörülen kanun, ilk kez, 29.5.1980 tarihinde Konya ve Kırşehir İllerinde uygulamaya başlanılmış ve son 20 ilin de 1.7.1993 tarihinde kapsama alınmasıyla, yurt genelinde uygulanması tamamlanmıştır. Halen, bu kanuna tabi olarak, yaklaşık 880 000 aktif sigortalı ile 93 000 aylık alan sigortalı ve hak sahibi bulunmaktadır.

Sosyal güvenliğin yaygınlaştırılması, prim tahsilatının artırılması, sigorta hizmetlerinin ilke olarak nimet-külfet dengesi içinde ve kendi finansman kaynaklarıyla karşılanması ve sosyal sigorta kuruluşları arasında norm ve standart birliğinin sağlanması gibi başlıca hedefler ve ilkeler önplana alınarak, 2926 sayılı Kanunda geniş kapsamlı değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, yapılan değişiklikler çerçevesinde, sigortalıların ödeyecekleri primler ile aylıkların hesaplanmasında, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek katsayı esasına dayalı 24 basamaklı bir gösterge sistemi getirilerek, ilk defa, sigortalılığa girişte ve basamak yükseltmesinde, giriş keseneği ve basamak yükseltme farkı alınması uygulamasına geçilmesi benimsenmiştir.

Basamak sayısı, 1479 sayılı Kanuna paralel olarak 12'den 24'e çıkarılmış ve sigortalıların birinci basamaktaki yığılmalarını önlemek amacıyla, 12 nci basamağa kadar otomatik basamak yükseltme imkânı getirilmiş ve böylece, sosyal güvenlik haklarının daha cazip hale gelmesi temin edilmiştir.

Basamak sayısının 12'den 24'e çıkarılması nedeniyle, emekliliklerini 12 basamaklı sisteme göre ayarlayan sigortalıların zarar görmelerini önlemek amacıyla, isteyen sigortalılara, bulundukları basamakları 12 basamak yükseltme imkânı getirilmiştir.

Ayrıca, maluliyet aylığı taleplerinde de, 1479 sayılı Kanuna paralellik sağlanarak, borçlu aylık bağlanması önlenmiş, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu bağlanan maluliyet ve ölüm aylıklarında bir tam yıl prim ödeme şartı kaldırılmıştır.

Yaşlılık aylığının kesilmesinde öngörülen şartlar değiştirilerek diğer sosyal güvenlik kanunlarına paralellik sağlanmış ve aylığın kesilmesi isteğe bağlı bırakılarak, toptan ödeme ihyasına ilişkin hükümler değiştirilmiş ve hizmetlerin, talep tarihindeki prim tutarları üzerinden tahsili benimsenmiştir. 1479 ve 2926 sayılı Kanunlarda yapılan bu değişikliklerin kanunlaşması halinde, Türkiye'deki sosyal sigorta programları arasında norm ve standart birliğinin sağlanmasında önemli bir adım atılmış olacak ve dolayısıyla, bu kanuna tabi sigortalılara verilecek sosyal sigorta yardımlarında büyük ölçüde iyileştirme sağlanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 21 inci Yüzyılın ilk çeyreği, gelişmiş ülkelerde, sosyal güvenlik sistemlerinde yeniden yapılanma çabalarının sürdüğü yıllar olacak ve 21 inci Yüzyıl, bu yönüyle "sosyal güvenlik" çağı olarak da adlandırılacaktır. Hükümetimizin sosyal güvenlikle ilgili olarak uzun vadeli ve kararlı politikaları çerçevesinde, Acil Eylem Planımızda yer aldığı gibi, 2003 yılı sonuna kadar sosyal güvenlik sistemiyle ilgili olarak, sağlık hizmetlerinin sosyal güvenlik sisteminden ayrılarak ve herkese sağlık hizmeti sunacak olan genel sağlık sigortası sistemine geçilmesi; SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığında norm ve standart birliğinin sağlanması; uzun vadeli ve kısa vadeli sigorta kollarının birbirinden ayrılması, bütün sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında toplanması ve prim karşılığı olmayan ödemelerin kaldırılmasıyla ilgili çalışmalar devam edecektir.

Hükümetimiz, ülke çapında istihdama büyük katkı sağlayan sosyoekonomik dengelerin kurulmasına yardımcı olan, haysiyeti ve onuruyla çalışarak 20 000 000 kişiye ekmek götüren, dürüstlük ve özveri timsali olan esnaf ve sanatkâr kardeşlerimize hizmet götürmeye devam edecektir diye ekliyor; Yüce Heyetinizi, tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hanefi Mahçiçek (AK Parti, Kahramanmaraş). “Esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 24 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hanefi-mahcicek-22-2003-07-24-esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-ku (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
