# Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Harun Akın (CHP, Zonguldak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 9 Temmuz 2004
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/harun-akin-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619

> Harun Akın (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.524 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HARUN AKIN (Zonguldak) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 619 sıra sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının büyükşehir belediyelerinin kuruluşuyla ilgili hükümlerini içeren 4 üncü maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyor ve bizleri ekranları başında izleyen halkımıza en derin sevgilerimi sunuyorum.

Kanun tasarısının 4 üncü maddesinde "belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10 000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750 000'den fazla olan il belediyeleri, fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir" denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, madde, tamamıyla yoruma açık, tutarlılığı olmayan, her yönden değerlendirilebilecek afakî metinlerle doludur. Bu kısa gibi gözüken kanun maddesi, yasalaştığı takdirde, yasalaştığı andan itibaren karmaşa yaratacaktır.

İl belediye sınırlarından 10 000 metre uzaklıktaki yerleşim birimleri girer denilirken, düz bir arazi üzerine kurulmuş bir ilde 10 000 metre sınırının yeterli olması mümkün değildir; engebeli ve dağlık bir bölgedeki yerleşim yerindeyse, fazla bile gelebilir. Araları yüksek bir tepeyle kesilmiş yerleşim birimleri arasındaki 10 000 metre, harita ölçüsüyle, mesafe olmayabilir; ama, fizikî koşulları nedeniyle aralarında belediyecilik ilişkisi mümkün değildir. Bir sahil kenti düşünün. Beldeleriyle birlikte 100 kilometreye ulaşan deniz kıyısıyla birlikte oluşmuş ve hepsinin ortak belediyecilik anlayışıyla yönetilmesi yönüyle -çevre ve deniz kirliliği yönünden önemli olduğu hallerde- bu 10 000 metrelik mesafeyi nasıl yeterli bulacağız? Her seferinde, Yüce Meclis, metre artırımıyla ilgili teklifleri yasalaştırmak zorunda mı kalacak? Bu yüzden, bu 10 000 metre mesafesinin hiçbir mantıklı dayanağı yok. Sadece, bir bakkal pazarlığı gibi, 5 mi olsun, 10 mu olsun, 20 mi olsun tartışmasıyla, en iyisi ortasını bulalım da 10 000 metre olsun denilmiş gibi, rakam, kanun tasarısına yazılmış.

Tasarıda -önplana çıkarılan ve tasarının temelini oluşturan- toplam nüfusu 750 000'den fazla olan il belediyeleri ve yerleşim yerleri bu kanundan yararlanabilir denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, size sormak isterim; bu tasarı çok büyük bir çelişki içermiyor mu? Bu Yüce Meclisten dün çıkarılan Belediye Yasasıyla, nüfusu 2 000'in altına düşen yerleşim yerlerinin belediye olma hakları ellerinden alınmıştır. Türkiye'de ekonomik dengesizlik böyle devam ettiği sürece, göç nedeniyle nüfusu 750 000'in altına düşen belediyelerin de büyükşehir belediyesi olma hakkı ellerinden mi alınacaktır? Bunun cevabı verilmelidir diye düşünüyorum. Tekrar geriye dönüş yapılıp, belediyeler eski haline mi dönüştürülecek? Kanunla nüfusu önplana çıkarmak hatalı kararlar almamıza sebep olacaktır diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, devleti yönetenlerin ve onlara yol gösterip, yönlendirenlerin, bazı önemli konularda statükocu ve sabit fikirli olmamaları gerektiği kanısındayım. Büyükşehir belediyesi olmanın koşullarını oluşturan sebeplerin başında, şehir belediyelerinin o kenti yönetirken kendisine bağlı olan ilçe ve belde belediyeleriyle, yetki ve hizmetin kimin yapacağıyla ilgili yasal kargaşaya girişmesi olmuştur. İnsanlar hangi belediyeden hizmet alacaklarını şaşırmışlar ve mağdur duruma düşmüşler, hizmet alamama noktasına gelinmiş ve büyükşehir belediyesi kurulması bu aşamalarda oluşmuştur.

Burada nüfusun artmasından daha önemli olan, şehrin ekonomik kalkınmasıyla birlikte, iç içe yaşamın getirdiği olumsuzluklardır. Yoksa, nüfusumuz ne kadar kalabalık olursa olsun, düzenli bir şehirleşme olduğunda, büyükşehir belediyesi yapısına fazla ihtiyaç yoktur. Düzenli şehirdeki belediyeler görevini hakkıyla yaparsa, işler kendiliğinden yoluna girer.

İşte, bu nokta da önemli bir saptama, yasa tasarısına konulan 750 000 rakamının ne kadar anlamsız, ne kadar tutarsız olduğunu ortaya koyuyor. Burada "bu il artık 750 000 nüfuslu oldu, bundan sonra burada nüfus daha çok artar ve bu artan nüfusla, biz, burayı, küçük belediyelerle yönetemeyiz" anlayışı mı, yoksa "artık, buranın nüfusu 750 000 oldu, burayı büyükşehir yapalım ve büyükşehir olmasıyla yararlanabileceği imkânları öne sürüp, oy alırız" düşüncesi mi var? Neye göre çıkmış bu rakam, bilemiyoruz. Bu rakam, bir çalışma sonucu mu, bilimsel verilere dayanarak mı, devletin veya profesyonel bir araştırma şirketinin yaptığı incelemeler sonucu mu çıktı?

Bir kent vardır, 1 000 000 nüfusla büyükşehir belediyesi yapısına ihtiyacı olmayabilir; bir kent vardır, 200 000 nüfusla bile, ancak büyükşehir belediyesinin yasalarıyla yönetilirse yöre insanına huzur ve hizmet getirebilir.

Değerli arkadaşlar, bizce -Zonguldak Milletvekili olarak, şahsıma göre- işte, yasa tasarısının en kritik noktası burada ve bunu çok sakıncalı buluyoruz.

Ekonomik, stratejik ve coğrafî durumuyla acilen büyükşehir belediyesi olmaya mecbur olan; fakat, nüfusu yeterli olmayan illerin başında Zonguldak ve benzeri iller gelmektedir. Zonguldak Şehri -hepinizin malumu; bunu, Meclis kürsüsünden, her çıktığımızda söyledik ve bundan sonra da, ne kadar çıkarsak tekrar edeceğiz- yıllardan beri, Türkiye Cumhuriyetinin ekonomik gelişmesinde ilk sıralarda yer almış bir şehirdir; hatta Türkiye'nin Almanyası olarak da nitelenmiş bir kentimizdir. Öyle bir il ki, maden, demir-çelik, orman, deniz ürünleri, turizm, inşaat sektörü gibi ekonominin temel taşlarını oluşturan tüm kollarını içinde barındırmış ve sonunda bünyesinden Bartın ve Karabük gibi iki il çıkarmış, günümüzde, bütçemize katkı olarak, 2003 rakamlarına göre tahsil edilen vergilerle ilk 11 vilayet arasına girmiş, gelir-gider dağılımına göre de Kocaeli, İstanbul, Tekirdağ ve İzmir'den sonra 5 inci sırada yer almıştır.

Değerli arkadaşlar, sizlere, göstermek istediğim, ulusal bir gazetede yaklaşık ikibuçuk aydır yazan bir köşeyazarının yazısı. Bu değerli gazeteci arkadaşımız "vergilerimizin yüzde 81'i 4 ildendir" diyor ve bu yazıyı incelediğimizde, Zonguldak İli, 15 ilin içerisinde 11 inci sırada yer alıyor; yani, 14 büyük ilin, tahsil edilen vergideki payı sıralamasında, Zonguldak 11 inci il. Yine, sayın gazeteci arkadaşım devam ederek, gelir-gider farklarını ortaya koymuş "Zonguldak aldığından fazlasını veren, Türkiye'de 5 inci il" demiş. Şimdi, bu 14 ile baktığımızda, bu 14 ilden 9'u büyükşehir belediyesi, 5'i büyükşehir belediyesi değil. Bu, gelir-gider fazlası olan illere de baktığımızda, bu tablodaki aynı iller yine buradadır.

Değerli arkadaşlar, Zonguldak İli, ekonomik olarak bu kadar önemli bir katkı sağlarken, bu durumu hak etmiyor diye düşünüyorum. Tabiî ki, Zonguldak İli gibi, bu tabloda yer alan diğer illerimiz de aynı şekilde.

Dünya ekonomisinde taşkömürünün değerinin bir anda yükselmesi sonucu, tekrar, önemi anlaşılmış; Çin'in, ekonomisinin temelini taşkömürüne dayamasıyla, Avrupa Birliği ülkeleri, tekrar, enerji politikalarını taşkömürü üzerine kurmaya başlamışlardır.

Değerli arkadaşlar, burası da çok önemli olduğu için vurgulamak istiyorum. Biliyorsunuz, Avrupa Birliği, hiçbir konuda, taşkömüründen başka hiçbir şeyde birlik önermiyor, devlet desteğini önermiyor. Avrupa Birliği ülkeleri bile, tekrar, enerji politikalarını taşkömürü üzerine kurmaya başlamışlardır.

Taşkömürünün önemini, Sayın Başbakanımız da, Zonguldak'a geldiğinde ve yine, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden Sayın Enerji Bakanımız, Maden Kanunu görüşülürken Zonguldak'ın önemini dile getirmişler ve Zonguldak'ı önplana çıkarmışlardır.

Ülke için bu kadar önemli olan bir ilimizin coğrafî yerleşim yeri uygun olmamasına rağmen, Zonguldak'ın Merkez İlçesindeki Kozlu beldesinin nüfusu 35 000 değerli arkadaşlar; Kilimli belde nüfusumuz 25 000, Çatalağzı belde nüfusumuz 15 000'e ulaşmıştır. Ülkemizde birçok ilçeden nüfus olarak büyük olmalarına rağmen, belde oldukları için bankaları kapatılmış, kamu hizmetleri aksamıştır.

Değerli arkadaşlar, Zonguldak'ı bileniniz varsa, bu söylediklerimi doğrular. Zonguldak'ın coğrafî durumundan dolayı -Karadenizin tamamı öyledir- gerçekten, bizim oralarda hizmet zor oluyor. Yani, bugün Konya'da Konya Belediyesinin 100 kilometrelik yol için yaptığı masrafla, Zonguldak Belediyesi belki 2-3 kilometre yolu zor yapabilir. Böyle zor bir coğrafyadadır Zonguldak kenti. Bunun yanında, böyle bir durumla karşı karşıya olunca, tabiî ki, Zonguldak'ın merkez ilçesindeki beldelerin nüfus oranlarını da şöyle bir değerlendirirsek, belde nüfusları bugün 35 000'e gelmiş Kozlumuzun, 15 000'e gelmiş Çatalağzımızın, 25 000'e gelmiş Kilimli'nin nüfusları birçoğunuzun ilinde bulunan ilçelerin nüfusundan fazladır; öyle değil mi. Birçok arkadaşımın nüfusu 5 000'lerde, 6 000'lerde olan ilçelerinde ilçe belediyeleri oluşmuş; ama, Zonguldak'ın merkez ilçesinin Kozlu Beldesinde, bütün beldelerinde 25 000-30 000 nüfus oluşmuş; ama, ilçe olamıyorlar, bu tasarıya göre, olma şansları da yok, mümkün değil. Yasalaşırsa bu tasarı, bu maddeye göre bu beldelerimiz Türkiye'nin en büyük beldeleri olacaklar ve bu beldelerimizde, maalesef -üzülerek söylüyorum- belde oldukları için bankalar kapanıyor. 15 000 nüfuslu olan bir beldenin bankasının kapandığını kabul edebilir miyiz? Zonguldak'ta, Merkez İlçemizde, Çatalağzı beldemizde buna rastlanılmıştır, Beycuma beldemizde buna rastlanılmıştır. Belde oldukları için, bankaların üst düzey yönetimlerinin almış olduğu kararlarla bu beldelerimizde bankalar kapatılmıştır ve oradaki vatandaşlarımızın sıkıntılarını herhalde takdir edersiniz.

Değerli arkadaşlar, yani, bunları söylerken, nedir bu Zonguldak'ın çektiği demek, tekrar etmek istiyorum. Yani, bu Zonguldak, dünyanın en zor işini yapmış ve ulusal kaynağını yıllarca ülkesine çıkarmış; ama, maalesef, şu anda, Zonguldak, hem madeniyle, sıkıntılarıyla başbaşa ve hem de belediyecilik durumuyla, maalesef, bu yasa tasarısı da çıktıktan sonra daha olumsuz noktaya doğru gidecek.

Zonguldak, büyükşehir belediyesi statüsü kazanmış olsa değerli arkadaşlar, ilçe olacak bu bahsettiğim sıkıntılı beldeler de, madenle birlikte, ekonomimize çok şey katacaklar. Bu beldelerin, Zonguldak şehir merkeziyle, belediyecilik açısından ortak hareket etmeleri şarttır. Bir şerit halinde Karadeniz kıyısına dizilen şehir ve belde yerleşim yerleri, çöplerini denize döker; kanalizasyonları derelere, dolayısıyla, denize akar.

Tüm belediyeler kaynaklarını bir araya getirip, ortak projelerle altyapı ve üstyapı sorunlarını çözerek ekonomik yapılarını iyileştirmeyi daha hızlandıracağı gibi, şehri doğasıyla, çevresiyle turizm cenneti haline dönüştürmenin tek yolu, Zonguldak'ı büyükşehir belediyeleri içerisine katmaktır. Şehirde kaynaşma ve beldelerarası entegrasyon, ancak bu sayede sağlanır.

Kişi başına düşen millî gelir 3 000 doların üzerinde diye teşvikte öncelikli iller arasına alınmayan Zonguldak ve benzeri vilayetlerin, şimdi de, nüfusları düşük diye büyükşehir belediyesi hakları ellerinden alınmak isteniliyor. Bu şehirlerde, buralarda yaşayan insanlarımıza haksızlık ediliyor diye düşünüyorum.

Yıllar boyu ekonomimizin lokomotifliğini yapmış, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasında önderlik yapmış, önemini zamanımıza kadar korumuş ve şimdilerde önemi daha çok anlaşılmış olan Zonguldak'a bugüne kadar yapılmış olan haksızlığa son verelim. Hep halka şikâyet ettiğimiz, 81 ilden göç alan bu şehri, göç veren şehir haline getirenlerden olmayalım.

Yıllarca, ülkesine kömür çıkararak çok önemli bir görevi yerine getiren Zonguldak İli bu kutsal görevi yerine getirirken, değerli arkadaşlar, 4 400 madenci şehidi vermiştir.

En önemli meselesi kömür çıkarmak olan bu şehir, ciddî bir belediyecilik hizmeti alamamış; altyapı sorunlarını, üstyapı sorunlarını yeterince halledememiştir. Doğru dürüst imar planı ve yerleşimi bile olmamış, maden sebebiyle gecekondulaşma mantar gibi büyümüş, sorunları bünyesinde yaşamış ve bugün dahi yaşamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Harun Akın (CHP, Zonguldak). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-akin-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
