# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Harun Öztürk (İzmir)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim
- **Tarih:** 10 Şubat 2010
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2010-02-10-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Harun Öztürk, 10 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 881 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 19 milletvekilinin faili meçhul cinayetlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde aleyhte söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önerge, 1990 yılından bu yana geçen dönemle ilgilidir ve 13 Mart 2008 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulmuştur. O gün bugündür komisyon kurulmasını beklemektedir.

Önergede şu ifade dikkat çekmektedir değerli milletvekilleri, tırnak içinde: “Belli güç odakları tarafından işlenen cinayetler sonucu sayısı on binleri bulan çok sayıda gazeteci, aydın, yazar, iş adamı ve daha birçok yurttaşımız katledilmiştir.” denilmesi yani bu ifadenin kullanılması, önerge sahiplerinin söz konusu cinayetlerin hangi odaklar tarafından işlendiğinin bilindiği izlenimini de vermektedir.

Değerli milletvekilleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Meclis araştırma komisyonu kurulmasına Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir milletvekilinin karşı çıkamayacağını zannediyorum. Ancak, bu gerekçeye sığınarak ve asıl terör örgütü bir yana bırakılarak sistemli bir şekilde devletin güvenlik güçlerinin terör örgütü gibi gösterilmeye çalışılmasını kabul etmemiz mümkün değildir.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – O zaman bu cinayetleri meşru görüyorsunuz.

HARUN ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, Hükûmetin, Tekel işçilerinin direnişiyle ilgili yaptığı açıklamalarla nasıl bilgi kirliliğine yol açtığı konusu üzerinde de durmak istiyorum.

Tekel işçileri durup dururken bu eylemi başlatmamışlardır, özelleştirme nedeniyle gelecek kaygısı içine düşürülmüşlerdir. Özelleştirmeden önce İş Kanunu’na tabi olarak çalışan işçiler bugün teklif edilen ücretin yaklaşık 3 katı ücret alıyorlardı; iş güvenceleri, ileriye yönelik ihbar ve kıdem tazminatı hakları ile ücretli yıllık ve hastalık izin hakları vardı; fazla çalışma yapmaları hâlinde ücret talep edebiliyorlardı, özlük haklarına yönelik saldırılara sendikalarıyla birlikte karşı koyabiliyorlardı. Şimdi AKP diyor ki: “Bizden önceki hükûmetler bu işçileri sokağa atıyordu, biz onlara merhametli davranıp 4/C statüsünü veriyoruz.”

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin bu iddiası doğru değildir. AKP’den önce özelleştirilen kuruluşları satın alanlara işçileriyle birlikte devir almaları ve işçileri altı ay süreyle işten çıkarmamaları koşulu getirilmekteydi. (AK PARTİ sıralarından “altı ay sonra” sesi)

Dinlerseniz onu da duyacaksınız.

Bugün, sıradan bir işveren iş akdini feshettiğinde nasıl İş Kanunu’nun işçiyi koruyan hükümleriyle karşı karşıya kalıyorsa özelleştirilen kuruluşu devralan işveren de işçinin iş akdini feshetmek istediğinde aynı İş Kanunu’nun işçiyi koruyan hükümleriyle karşı karşıya kalıyordu. Üstelik, bu yola, devirden itibaren altı ay geçmedikçe de başvuramıyordu.

AKP, iktidara geldikten sonra özelleştirme şartnamelerini değiştirmiş ve işletmelerin işçileriyle birlikte devir koşulunu kaldırmıştır yani özelleştirmeyle birlikte işçiler sokağa atılma tehdidiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Şimdi, ölüm yani sokak gösterilerek işçiler 4/C’ye razı edilmeye zorlanmaktadır. Peki nedir bu 4/C? Kamuda var olan dört istihdam türünden en az güvenceli olanıdır.

Değerli milletvekilleri, 657 sayılı Kanun yasalaşırken istihdam türü olarak genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetleri için memur statüsü, uzmanlık gerektiren geçici bazı işler için sözleşmeli statü, İş Kanunu kapsamında yürütülmesi gereken bazı işler için işçi statüsü ve kamunun geçici ve mevsimlik işleri için de geçici personel yani 4/C statüsü öngörülmüştü. Geçici personel, memur sayılmadığı için 657 sayılı Kanun’a, işçi sayılmadığı için İş Kanunu’na tabi değildir. Sözleşmeli personel olmadığı için de onlara tanınan nispeten daha iyi çalışma koşullarından yararlanamamaktadır. 4/C’liler, ücretleri, izinleri, çalışma koşulları Bakanlar Kurulu tarafından belirtilen ve iş güvenceleri olmayan bir gruptur. Başlangıçta Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı anketlerde ayın belli günlerinde görevlendirilen anketörler için uygulanan 4/C sistemi, AKP ile birlikte, Anayasa gereği genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli kamu hizmetlerinden olan öğretmenler ve sağlık personeli için de uygulanmaya başlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, 4/C ile ilgili çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında gerektiğinde fazla çalışma yaptırılacağı belirtilen personele fazla çalışma ücreti ödenmeyeceği öngörülmektedir. İş akitlerinin işveren tarafından tek taraflı feshedileceği belirtilmektedir. İş akitleri feshedilen geçici personele ihbar, kıdem ve benzeri tazminatların ödenmeyeceği öngörülmektedir. Diğer kamu çalışanlarına göre ücretli, yıllık ve hastalık izin hakları sınırlandırılmıştır. Ücretleri düşük, gelecek güvenceleri yoktur. Sözleşme ücreti dışında, her ne ad altında olursa olsun başka ücret alamayacakları öngörülmektedir. Emeklilik sisteminde prim ödeme gün sayısını doldurmakta sıkıntı çekeceklerdir. Emekliliği hak edenler isteseler bile çalışmaya devam edemeyeceklerdir. Nimette unutulan 4/C’liler, cezaya gelince memurlar gibi cezalandırılabilecektir.

Değerli milletvekilleri, Tekel işçilerinin eylemi sonucunda Hükûmet 4/C’lilerin özlük haklarında istemeye istemeye bazı iyileştirmeler yapmak zorunda kalmıştır. Nedir bu iyileştirmeler diye baktığımızda, hastalık ve yıllık izin haklarında bazı düzeltmeler yapıldığını ve iş sonu tazminatı öngörüldüğünü görüyoruz. Bu düzeltmenin özelleştirme dışında 4/C’ye göre çalıştırılanlara yansıtılmaması -çünkü başka Bakanlar Kurulu kararları var, dolayısıyla onlara yansıtılmamıştır- adında “Adalet” sözcüğü geçen bir partiye yakışmamıştır.

Son düzenlemeyle İktidar, özelleştirmeden önce on iki ay çalışan işçilere 4/C kapsamında on ay olarak teklif ettiği çalışma süresini, lütfedip on bir aya çıkarmıştır. Ödenecek ücretleri de eski ücretlerinin üçte 1’i düzeyinden yarısı düzeyine çekmiştir. Hükûmet son düzenlemeyle 4/C’lilere iş akitleri sona erdiğinde iş sonu tazminatı ödemeyi kabul ettiğini söylemektedir. Geçmişte 4/C’liler geçici ve mevsimlik işlerde çalıştırıldıkları için, yargı, bu personele, sürekli çalışan memur, işçi ve sözleşmeli personel gibi ikramiye, kıdem tazminatı ya da iş sonu tazminatı ödenmemesini hukuka aykırı bulmuyordu ancak AKP İktidarıyla birlikte asli ve sürekli işlerde de daha az güvenceli ve daha az masraflı 4/C’liler istihdam edilmeye başlandığı için, yeniden yargıya başvurulması hâlinde yargının iş sonu tazminatı ödenmesine hükmedeceğini tahmin etmek zor değildir. Bu nedenle, Hükûmetin son kararnamede iş sonu tazminatı ödeneceğine ilişkin yaptığı düzenlemeler işçiler için verilmiş bir lütuf değildir.

Değerli milletvekilleri, özelleştirme nedeniyle işlerini kaybedenler mevcut işçi statülerinin devamını istemektedirler. Hükûmet işçilerin statüsünü indirmek yerine işçileri de özelleştirme nedeniyle işlerini kaybeden memurların tabi olduğu statüye tabi tutulmasını sağlayarak bu alanda yarattığı eşitsizlik ve adaletsizliği ortadan kaldırmalı diyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Harun Öztürk (İzmir). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 10 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/harun-ozturk-23-2010-02-10-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
