# Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Ali Çelik (AK Parti, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim
- **Tarih:** 11 Mayıs 2004
- **Gündem:** MADENLERLE İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNİN(10/37,38,44,82,92,95,96,116)BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜŞMESİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ali-celik-22-2004-05-11-madenlerle-ilgili-meclis-arastirmasi-onergelerinin-10-37-38-44-82-92-9

> Hasan Ali Çelik (AK Parti), 11 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MADENLERLE İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİNİN(10/37,38,44,82,92,95,96,116)BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜŞMESİ); konuşma 1.304 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yeraltı kaynaklarımızın değerlendirilmesiyle ilgili verilmiş olan 8 ayrı araştırma önergesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yerkabuğunda ve su kaynaklarında tabiî olarak bulunan, ekonomik ve ticarî değeri olan, ham yahut işlenerek tüketilen veya sanayiin hammaddesi olan bütün maddeler madendir. Çevremizde gördüğümüz ve günlük yaşamımızda kullandığımız şeyleri, yerkabuğundaki doğal kaynaklara, yani, madenlere borçluyuz.

İnsanoğlunun yaşamında 400 000 yıl önce sadece taş ve odun vardı, 250 000 yıl önce ateşle tanıştı. 20 000 yıl önce çakmak taşından balta, 3 000 yıl önce de demiri keşfedip demirden aletler yapmasını öğrendi; altını keşfedip süs eşyaları yapmayı öğrendi. İnsanoğlunun hayatında, yine, 150 yıl önce petrolle işleyen bir otomobil yoktu. Yine, bundan 100 yıl önce hayatımızda buzdolabı bile yoktu.

İşte, ihtiyaçlar arttıkça gelişen, geliştirilen teknoloji, yerkabuğundaki madenleri daha süratli keşfetmeyi ve bunlardan daha etkin yararlanmayı zorunlu kıldı. Yaşamımızı kolaylaştıracak her şeyi üretebilmek için, insanlığa sunulan imkânları, madenleri yeryüzüne çıkarmak gerekmektedir. Kullandığımız her şey bir madendir ve her alet, araç, gereç önemli bir maden tüketimiyle ortaya çıkar. Gelişmiş ülkelerde, kişi başına günlük yaşam standardını koruyabilmek için, her yıl tonlarca maden tüketilmektedir. Kullandığımız telefonun 42 değişik mineralden üretiliyor olması sektörün önemini ortaya koymaktadır.

Ülkemiz, maden çeşitliliği ve rezervleri bakımından önemli bir yere sahiptir. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77 çeşidinin ülkemizde de bulunması, ülkemizin, yine, maden zenginliği bakımından ne denli önemli bir yerde bulunduğunu göstermektedir. Yine, bunun 50 çeşidinin de zengin rezerv olarak bulunması, bizim için bir imkândır. Özellikle ilk sırada yer alan bor mineralleri dünya rezervinin yüzde 72'lerini oluşturmaktadır. Mermer, gerek rezerv gerek renk ve çeşitlilik bakımından ülkemize isim yaptıran ihraç ürünlerimizdendir. Toplam maden ihracatımızdan elde edilen değerin yüzde 50'sinden çok fazlası mermer ve bor satışıyla elde edilmiştir. Bununla birlikte, ithalatımızın da en önemli ilk üç madeni, kömür, demir ve fosfattır.

Türkiye'de 50 civarında farklı maden ve mineralden, yılda yaklaşık 2 200 000 000 dolar değerinde 150 000 000 ton maden üretimi yapılmış olmasına rağmen, bu miktarın dünyadaki maden üretiminin yaklaşık yüzde 2'si olduğu, değer olarak da ancak yüzde 0,5'leri değerinde kaldığı ortaya konulursa, asıl sorun daha açık ortaya konulmuş olur. Belirlenmiş maden kaynaklarımızdan yeterince yararlanamadığımız gibi, birçok maden yatağını da, niteliklerine uygun teknolojiler geliştiremediğimiz, gerekli sermayeyi veya pazarı bulamadığımız için işletemediğimiz bir gerçektir.

Madencilik sektöründe -bor, altın, mermer, sanayi ve endüstriyel hammaddeler yahut metal madenleri, kıymetli-yarı kıymetli taşlar, gaz ve sıvılar olmak üzere- yaşanmakta olan sorunlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve hükümetin çabalarıyla azaltılacak veya ortadan kaldırılacaktır.

22 nci Dönem Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu ve hükümetimiz, gerekli yasal çalışmaları hızlandırarak, 3213 sayılı Maden Kanununun bazı maddelerini değiştirmek, sorunları azaltmak, çözmek üzere önemli adımlar atmıştır. Bunların sonucunda mutlaka çok iyi sonuçlar alınacak, gerek madencimiz gerekse ülkemiz önemli kazanımlar elde edecektir.

Gelişmiş ülkelerde, madenciliğin, kalkınmada çok önemli bir yeri vardır; kalkınma, özellikle, madenciliğin temel imkânlarıyla oluşmaktadır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında madencilik sektörünün gayri safî millî hâsıla içindeki payının yüzde 20'lerden çok yukarılarda olmasına mukabil, son yıllarda, bu oran, yüzde 1'ler civarındadır. Bu parlak olmayan tabloyu değiştirmek bizlerin elindedir. Ülkemizin bu önemli potansiyeli, artık, bu aziz milletin hizmetine sunulacaktır. Halkımızın fakirliğini, fukaralığını, ülkemizin özkaynaklarını da kullanarak ortadan kaldıracağız; milletimizin maden kaynaklarını, milletimizin hizmetine sunacağız.

Madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir bir nitelik kazanması son derece önemlidir. İnsan yaşamında kullanılan birçok şeyin bir maden türü olmasının yanında, güvenli ve sağlıklı yaşam için çevre kalitesi asla gözardı edilemez. Ekonomik fayda elde ederken, sosyal gelişme ve çevre iyileştirmeleri de bir bütün olarak ele alınmalı, daha iyi yaşam şartları bütünlük içerisinde sağlanmalıdır.

Madencilik faaliyetlerinde yer seçme şansı yoktur; madenlerin, bulundukları yerde üretilmesi zorunludur. Bu faaliyetler sonucunda değişen topografyanın da rehabilitasyonu ve yeniden kazanımı gereklidir.

Madencilik faaliyetlerinde, birçok yasa birbiriyle etkileşim halindedir. Orman, SİT alanları, millî parklar, meralar, tarım arazileri, zeytinlikler, su koruma havzaları ve özel koruma alanları gibi alanlar ülkemizin önemli bir bölümünü kapsamaktadır. Sağlık, güvenlik, hukuk, gıda gibi hayatın her alanını ilgilendiren bu faaliyetler, çevre-madencilik sürtüşmesi yaratmadan ve birini diğerine feda etmeden, çevreyi koruyarak madencilik faaliyetlerinin yapılmasına imkân sağlamalıdır.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; dünya bor rezervlerinin yüzde 72'sine sahip olan ülkemiz bu mineralden yeteri kadar yararlanamamıştır. 1850 yılından 1957 yılına kadar yabancı girişimcilerin elinde bulunan borun, yapılmış olan düzenlemeler sayesinde, ülkemiz için özel önemi olan mineral olduğu anlayışı öne çıkarılmıştır. 2840 sayılı Yasayla, bor ve bazı madenlerin kamu kuruluşu tarafından tek elden işletilmesi sağlanmıştır; ancak, hepsinden önemlisi, sadece bor değil, bütün minerallerde hammaden ihracatı ülkemize ihracatta etkin bir ekonomik değer sağlayamazken, maden kaynaklarımızdan istifade edilemeden tüketilmesi sonucunu da doğurmaktadır. Ton başına 100 dolara ham bor satmak yerine, işlenip, zenginleştirilip uç ürün, rafine ürün üretmek suretiyle ton başına satış fiyatını 500, 1 000, 1 500 dolar yapmak şarttır. Bu amaçtan yola çıkarak, ülkemiz madenciliğinde önemli bir yer tutan bor madeni varlığının katmadeğerinin yurt içinde kalmasına yönelik olarak bor sanayiinin kurulması amacıyla ar-ge faaliyetlerini öne çıkaran bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırmak, katkı sağlamak ve koordine etmek amacıyla, kamu tüzelkişiliğini haiz, idarî ve malî özerkliğe sahip, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkındaki, Hükümetimizin Tasarısını, hep birlikte, 22 nci Dönem Parlamentosu olarak kanunlaştırdık. Bununla, bor, hem millî bir politika anlayışıyla ele alınmış hem de katmadeğeri yüksek rafine ürünler üretip satmamız gerçekleştirilmiştir. İşte çalışma budur ve bunu iktidarıyla muhalefetiyle bu Meclis başarmıştır.

Jeotermal enerji konusunda önemli bir yasal boşluk, gerek Enerji Bakanlığı gerekse Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu tarafından ele alınmıştır. Bir hazırlık çalışması tamamlanmış ve yakın bir gelecekte son şekli verilmek suretiyle, bu konuda bugüne kadar sağlanamayan eksiklikler giderilmiş olacaktır.

Demir-çelik ve taşkömürü, ayrılmaz ikilidir. Ülkemizde Zonguldak'ta üretilen taşkömürü, halen çok eski bir düzenlemeyle üretilmektedir. İşte 3213 sayılı Maden Kanununun bazı maddelerini değiştirmek suretiyle yapılacak olan değişiklikler bu konudaki ihtiyaçları da giderecektir. Tüm madenlerde mümkün olduğunca bu yolu seçmek, bilim ve teknoloji ağırlıklı faaliyet, ülke kaynaklarının verimli kullanılmasının gereğidir.

Türkiyemiz hepimizindir. Elbirliği içerisinde ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını sağlamak, doğal kaynaklarımızı en iyi, en verimli ve çevreyle uyumlu işletmek görevimizdir.

Birçok madende olduğu gibi, kıymetli madenlerden altın konusunda da uzun yıllar sorunlar yaşandı. Dünyadaki altın üretiminin yüzde 53'ünü sanayileşmiş 4 ülke yapmaktadır. Dünyada 900'e yakın da altın madeni işletmesi faaliyette iken, ülkemizde, ancak, zar zor bir işletme aktif haldedir. Biliniyor ki, dünyadaki yıllık altın talebi 3 000 tonun üzerindedir. Çevreci hassasiyetler ve mevzuat sebebiyle etkin işletme yapılamamaktadır. Mevcut projelere göre, 500 ton civarında altın rezervi, 5 milyar dolar civarında parasal değerle birlikte 21 milyar dolarlık bir ekonomik katkı oluşturacak imkândır. Muhtemeldir ki, ülkemizdeki altın potansiyeli -uzman görüşleriyle- 6 500 ton civarında ve parasal değer olarak da 65 milyar dolar kadardır, temin edilebildiği takdirde.

Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; elbette hiçbir şey kolay değildir. Madencilikte, borda, altında sorunumuz vardır ve fakat, bunları hükümetimizin tasarılarıyla ve Meclisimizin çalışmalarıyla, yasalarla çözümleyeceğiz.

Yüz yılı aşkın süredir yürürlükte olan Taş Ocakları Nizamnamesi, Zonguldak taşkömürü çıkarımında Havza-i Fahmiyye gibi farklı disiplinler, Maden Yasasıyla zaman zaman aykırılıklar oluşturmaktadır. İşte, bütün bunlar bir yasa bütünlüğüyle düzenlenecektir.

3213 sayılı Maden Kanununda, Sanayi Komisyonu ve Plan ve Bütçe Komisyonunda sektör temsilcileri, ilgili ve yetkililerle beraber yapılan yeni düzenleme ve değişiklikler, araştırma önergesi vermiş bulunan sayın milletvekillerimizin taleplerini de karşılama düzeyindedir.

Yeraltı kaynaklarımızın stratejik ve ekonomik değerleri, madencilik politikası, jeotermal enerji kaynakları, altın ve bor, sektör sorunları önemle ve dikkatle hazırlanan tasarıda ele alınmıştır ve siz sayın vekillerimizin takdirlerine arz edilecektir. Zengin ülkenin fakir insanı olarak yaşamamıza sebep olan her engel ortadan kaldırılacaktır. Eğer, bu millet, kendi öz değerlerinden en iyi, en verimli bir şekilde yararlanamıyorsa, bu, hepimizin eksikliğidir. Bu millet çektiği sıkıntılara son vermek, ülkemizi ve milletimizi muasır ülkeler seviyesine yükseltmek görevini bizlere vermiştir. Parlamentomuz, milletini en iyi şekilde temsil ederek, milletin ihtiyaç duyduğu yasaları onlar için zengin bir uzlaşma kültürü içinde düzenleme anlayışı içindedir.

Bu konuda 8 araştırma önergesi vermiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi ve AK Partiden sayın milletvekili arkadaşlarıma hassasiyetleri için teşekkürlerimi sunarken, 3213 sayılı Yasada yapılan düzenleme, jeotermal enerji taslağı 2003 yılında Meclisimizin çıkarmayı başardığı Ulusal Bor Enstitüsü Yasalarıyla taleplerin gerçekleştirilebileceğini, bu sebeple, araştırma önergelerinin işleme konmasına gerek olmadığını Grubum adına ifade ediyor ve Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Ali Çelik (AK Parti, Sakarya). “Madenlerle ilgili meclis araştırması önergelerinin(10/37,38,44,82,92,95,96,116)birleştirilerek görüşmesi”. TBMM Genel Kurulu, 87. Birleşim tutanağı, 11 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ali-celik-22-2004-05-11-madenlerle-ilgili-meclis-arastirmasi-onergelerinin-10-37-38-44-82-92-9 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
