# Tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereeken önlemler (s.s:181)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Angı (AK Parti, Konya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim
- **Tarih:** 14 Ekim 2003
- **Gündem:** TUZ GÖLÜNDEKİ KİRLENMENİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREEKEN ÖNLEMLER (S.S:181)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-angi-22-2003-10-14-tuz-golundeki-kirlenmenin-arastirilarak-alinmasi-gereeken-onlemler-s

> Hasan Angı (AK Parti), 14 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TUZ GÖLÜNDEKİ KİRLENMENİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREEKEN ÖNLEMLER (S.S:181)); konuşma 1.566 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN ANGI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tuz Gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırması komisyonu raporuyla ilgili olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, uzunca bir süredir Tuz Gölüyle ilgili olarak kamu kurumlarının ve ilgili kuruluşların çalışmalar yürüttüğünü ve bunun zaman zaman kamuoyunun gündemine geldiğini biliyoruz. Yaklaşık yirmi yıllık süreç içinde Tuz Gölüyle ilgili yapılan çalışmalar, 22 nci Dönem Birinci Yasama Yılında araştırma önergesi olarak Meclis gündemimize gelmiş, Komisyonumuz kurulmuş ve çalışmalarını da tamamlamıştır. Raporumuz hazırlanarak Meclis Başkanlığına sunulmuş ve sizlere de dağıtımı yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Tuz Gölü, hepimizin bildiği gibi, İç Anadolu Bölgesinde, doğudan Kızılırmak masifi, güneyden Obruk, batıdan Cihanbeyli ve kuzeyden Haymana platolarıyla çevrili çukur alanın kuzeydoğusundaki en alçak bölümünde yer almaktadır; Türkiye'nin, Van Gölünden sonra ikinci büyük gölüdür; idarî olarak, Konya, Ankara ve Aksaray il sınırları içindedir. Kapalı bir havzada yer alan Göl, jeolojik olarak da tektonik kökenlidir.

Ülkemiz ve dünya için çok önemli tuz kaynaklarından biri konumunda olan Tuz Gölü, bugüne kadar gerekli önlemlerin yeterince alınmaması nedeniyle, çevresel kirlenme tehdidiyle karşı karşıyadır. Çevre il, ilçe ve belde yerleşim birimlerinden kaynaklanan atıksuların arıtılmadan Göle ulaşması ve derelerden gelen alüvyonlar, bugün kirlenmeyi hızlandırmaktadır.

Tuz Gölü, kışın kapladığı geniş su alanıyla su kuşları için de önemli bir kışlama bölgesi olup, ülkemizde biyoçeşitliliğin muhafazası açısından büyük önem taşıyan ve uluslararası kriterlere göre de (A) sınıfına giren sulak bir alandır.

(x) 181 S. Sayılı Komisyon Raporu tutanağa eklidir.

Ülkemizin ikinci büyük gölü olan bu Gölümüz, önümüzdeki dönemde gerek biyoçeşitliliğin muhafazası, Avrupa Birliği bölgesinde Avrupa düzeyinde değerli tuzcul step habitatlarını barındırması, muhtemelen Natura 2000 ağına dahil edilecek olması ve gerekse olması ve gerekse ülke ölçeğinde endüstriyel üretim merkezi olması bakımından, giderek önemi artmaktadır.

Tuz Gölü, farklı habitat istekleri olan değişik türde ve çok zengin bir yaban hayatının barınmasına, beslenmesine ve üremesine olanak sağlayan eşine az rastlanır değerde sulak alanlar kompleksi oluşturmakta, bu durum Gölün önemini daha da artırmaktadır.

Çevresel kirlenmenin önlenmesiyle ilgili olarak, katı atık depolama alanları ve atıksu arıtma tesisleriyle ilgili olarak fizibilite çalışmaları, Özel Çevre Koruma Kurulunca bitirilmiştir. Projelerin, bir an önce uygulama projelerine dönüştürülüp, tatbikata geçmesi gereklidir.

Değerli arkadaşlar, tuz, fizyolojik yapıları gereği tüm insanların ve hayvanların vazgeçilmez bir ihtiyaç maddesi olduğu gibi, kimya sanayii başta olmak üzere, pek çok sanayi kolu ile ziraatçılıkta ve kışın kar mücadelesinde kullanılan önemli hammaddelerden biridir.

Ülkemizin tuz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Tuz Gölü, mevcut tuzlalardaki üretim kapasitelerinin artırılmasıyla tüm Türkiye'nin ihtiyacını karşılayabileceği gibi, dünyanın ihtiyacını da karşılayacak bir potansiyele sahiptir.

Tuz Gölü, gelişen tarım ve sanayie paralel olarak, bir taraftan kirlilik, diğer taraftan çıplak ve bozkır bir havzada bulunması nedeniyle, erozyonun olumsuz etkisi altındadır. Arazinin doğal yapısı itibariyle hissedilir boyutlarda erozyonun etkisi altında bulunan Tuz Gölü, gerek yağmur-kar suları ve rüzgâr vasıtasıyla gerekse göle ulaşan Peçenek, İnsuyu, Eşmekaya gibi akarsularla karadan taşınan materyalle sürekli doldurulmakta ve doldurulacaktır.

Tuz Gölü ve çevresindeki bozkırlar, barındırdıkları nadir bitki ve hayvan toplulukları nedeniyle, 2000 yılının sonlarına doğru, özel çevre koruma alanı statüsüyle koruma altına alındı. Bu alan, 627 500 hektar büyüklüğünde büyük bir koruma alanıdır.

Tuz Gölü, bölgesine, ekonomik açıdan çok önemli bir katkı sağlamaktadır. Tuz sanayii, Tuz Gölüne sınırı olan yerleşim birimlerinin de başlıca ekonomik faaliyetidir. Şereflikoçhisar da bu ilçelerimizin başında gelmektedir. Tuz madenciliğinin ve işlemesinin yanında, tuz makineleri üretimi de, bu ilçemizin önemli geçim dallarından biridir. Bu yüzden de, 1998 ve 1999 yıllarında, Şereflikoçhisar'ın kuzeyinde ve şu anda özel çevre koruma bölgesinde kalan bir sanayi alanı oluşturulmaya başlanmış -bazı tesislerin inşaatı başlamış, hatta, bir kısmı yarılanmış durumdadır- ancak, buranın kıyı koruma kenar çizgisi ve özel çevre koruma alanı içinde olmasından dolayı inşaatlar durdurulmuştur; bununla ilgili sürünceme devam etmektedir. Bu projeyle ilgili kesin bir karara varılıp, sonuca ulaşılması gerekir. Bu, bölgedeki tuz işletmecileri açısından yerinde incelemelerimizde ortaya çıkan bir öncelikti.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, ham tuzun neredeyse yüzde 75'i Tuz Gölünden üretilmektedir. Gölümüzde, 3 adet de Tekele ait tuzla bulunmakta; Kaldırım, Kayacık ve Yavşan Tuzlaları. Bu üretimin yüzde 70'i Kaldırım ve Kayacık'ta, yaklaşık yüzde 29'u da Yavşan Tuzlasında gerçekleşmekte. Geçmişte Tekele ait olan tuz işleme tesisleri ise, bugün için, özel sektörce işletilmekte; Tekele ait işyerleri de kiraya verilmektedir.

Tuz Gölü sorunu, sadece bölgesel bir sorun olmayıp, ulusal bir sorun olarak bakılması gereken önemli bir başlıktır.

Tuz Gölü fizibilite raporu da, ekosistemin korunması amacındadır. Tuz Gölü havzasında bulunan doğal ekosistemlerin ekolojik önemi ve duyarlılığı üzerine yoğunlaşılmıştır ve bu amaçla da, master plan hazırlanmıştır. Bu projede, en yüksek tarım özelliğine sahip alanlar belirlenmiş, ürün tipleri, ekim tipi değişiklikleri genel hatlarıyla tanımlanmıştır.

Özel Çevre Koruma Kurumunca, bölgede acil önlemlerin alınması için altyapı çalışmaları bir yandan devam ederken, ekolojik araştırma projelerine de başlanmıştır.

Tuz Gölü havzası içerisinde koruma öncelikli alan olarak seçilen özel çevre koruma alanında tehditlerin ortadan kaldırılması veya minimuma indirilmesi ve havzadaki doğal kaynakların korunabilirliğinin sağlanması, önlemlerin alınması, ancak havzaya ait temel bilgilerin detaylı elde edilmesiyle mümkün olacağından, Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi Toprak ve Arazi Kalite Sınıflaması ile Alternatif Tarımsal Uygulamaların Belirlenmesi Projesi çalışmaları 25 Temmuz 2002 tarihinde başlatılmıştır.

Tuz Gölü, bulunduğu alan itibariyle de kültürel ve tarihî bir mirasa sahiptir. Yerleşim birimleri çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Pek çok önemli tarihî kalıntılara sahiptir. Burada, Sultanhanı'nı örnek olarak gösterebiliriz. Tuz Gölünün güneyinden de tarihî İpek Yolu geçmektedir.

Tuz Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesinde toplam 65 adet kültürel SİT alanı bulunmaktadır. Yinelemekte fayda görüyoruz ki, bu havza, önemli miktarda kuşa ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle flamingo kuşlarının burada 10 000'den fazla yuvalandığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla, Tuz Gölünü, sadece sanayiin ve diğer alanların ihtiyaç duyduğu bir hammadde alanı olarak değil, aynı zamanda, doğal güzelliğin yaşandığı, bitki ve kuş türleri açısından iç ve dış turizme açılabilecek bir alan olarak da görmek gerekir.

Özellikle, yaz aylarında Göldeki tuz tabakalarının oluşturduğu bölgedeki ışık yansımaları, çevresel güzelliği birkaç kat daha artırmakta ve bu manzara, izleyicilerine, bölge ziyaretçilerine sunulmaktadır. Bölgenin gelişip güzelleşmesi adına, turizme doğru yönlenecek bu yapının, bu doğal güzelliğin gözardı edilmeden, gelecek nesillere taşınması da bir mecburiyettir.

Bu bölgede, Düden, Tersakan, Bolluk, Tuz Gölü ve Eşmekaya sazlıkları, birinci derecede doğal SİT alanıdır ve Eşmekaya, yaban hayatı koruma alanıdır.

Bu bölgemiz, bünyesinde barındırdığı doğal zenginliğin yanında, kültürel zenginliğiyle de ülkemiz turizmi açısından önemli bir potansiyeli ortaya koymaktadır. Bu anlamda, bu bölgemizin kültürel değerlerinin konumları araştırılıp, mevcut bilgiler değerlendirilerek özel bir veri tabanı oluşturulmalıdır. Bu havzadaki her alanın kendine has özellikleri araştırılarak, bu özellikleri dikkate alınarak, koruma alanları ayrı ayrı tanımlanmalıdır. Bu araziler kamulaştırılarak, gözle görülen bir şekilde işaretler vasıtasıyla tanımlanmalı ve ekoturizme olanak sağlayacak şekilde fizibilitesi hazırlanmalıdır. Sonrasında ise, yapılacak faaliyetlerde öncelik sırasına göre sağlanacak kaynaklarla, kültürel restorasyon çalışmaları yapılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tuz Gölünün karşı karşıya kaldığı bu tehdit, geçmişte yapılan araştırmalarla ve bugün de komisyonumuzun yaptığı çalışmalar neticesinde, gözardı edilemeyecek bir gerçektir. Bu ekolojik tehdidin ortadan kaldırılması için, gerekli önlemler, alınacak tedbirler de kalıcı olmalıdır. Bu bölgemizin korunması ve yaşatılması da, mevcut projelerimizin bir an önce uygulamaya geçirilmesiyle mümkündür.

Daha önce bahsettiğim üzere, Tuz Gölü problemi, bölgesel bir sorun olmaktan ziyade, ulusal bir konu olarak gündemimizdedir. Bu sorunun giderilmesi de, peyderpey uygulanacak projelerle değil, havzanın tümünde projenin aynı anda uygulanmasıyla mümkündür. Bu tür koruma faaliyetlerinin de İller Bankası vasıtasıyla yapılmasından ziyade, Özel Çevre Koruma Kurumu eliyle yapılmasını faydalı buluyoruz; çünkü, bunun örneklerini Fethiye, Foça gibi yerlerde hep birlikte gördük; sonuç başarılı. Aksi takdirde, yöredeki belde ve ilçe belediyelerinin imkânlarıyla, arıtma sistemlerinin, katı atık depolama alanlarının oluşturulması mümkün gözükmüyor. O halde, Özel Çevre Koruma Kurumu marifetiyle bu sürecin yaşatılması gerekiyor. Aksi takdirde, yurt dışından tedarik edilen kredilere Hazine garantisi alınamadığı için, projeler hayata geçmiyor.

Komisyonumuz, konunun önemine binaen, kapsamlı ve somut çalışmalar yapmıştır. Çevre ve insan sağlığı için önem arz eden Tuz Gölünün kurtarılması gerekliliği konusunda Yüce Meclisimiz ayrıca özen göstermiş ve komisyonumuzun kurularak, bu kirlenmeye neden olan kurum ve kuruluşların ayrıca uyarılmasını ve konuya hassasiyetle yaklaşılmasını sağlamıştır.

Hepiniz takdir edersiniz ki, kirlilikle mücadele, ancak, kararlılıkla sürdürülebilirse başarıya ulaşabilir. Bu kapsamda, hükümetimizin bu konuya yaklaşımı da Meclisimizin yaklaşımıyla aynı olacak, gerekli ilgi esirgenmeyecek ve tıpkı ülkemizin diğer problemlerine sahip çıkıldığı gibi, bu soruna da sahip çıkılarak ivedilikle çözüm getirilecektir.

Çevre kirliliğine karşı verilen mücadele, elbette kurumlarımızın alacağı tedbirlerle sınırlı değildir. Unutmamak gerekir ki, eğitim evde başlar ve okulda devam eder. Gelecek nesilleri, bu konuda, bizlere göre daha duyarlı yetiştirmeliyiz. Burada hepimize büyük sorumluluk düşmektedir.

Sanayicilerimizin de, yerel yöneticilerimizin de, sivil toplum örgütlerimizin de, yöre insanlarımızın da, bu konuda daha fazla duyarlı ve eğitimli olmaları gerekmektedir. Bu konuda daha dikkatli olmak ve temkinli hareket etmek zorundayız.

Bu çalışmaların, gerek ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen uzman arkadaşlarımızın gerekse Komisyonumuzun yerinde yaptığı araştırmalarla iki anabaşlık altında toplanan çözüm önerilerinin kısa, orta ve uzun vadeli olarak bir an önce hayata geçirilmesi, geçmişteki zaman kaybının telafi edilmesi adına da bir mecburiyettir.

Devlet Su İşlerinin, bölgedeki tahliye kanallarının temizlik çalışmalarını bir an önce bitirerek, Göle ulaşan suların daha kontrollü ve temiz olarak gelmesini sağlamasıyla; diğer taraftan, belde, ilçe ve Konya'dan gelen atıkların arıtılmış olarak Göle ulaştırılmasıyla, kısa dönemli çalışmalar ortaya konulmuş olacak. İleriye dönük tarımsal alanlardaki ıslah çalışmalarının ve hidrolojik seviyelerin de korunmasıyla detay çalışmaların bölge bütünlüğü içinde yerine getirilmesi, Tuz Gölünü gelecek nesillere çok daha problemsiz olarak bırakmamızı sağlayacaktır.

Bu çalışmaların tekrar gündeme getirilmesine, yavaş giden çalışmaların hızlandırılmasına vesile olduğu için, aynı zamanda o bölgeden bir milletvekili olarak, önerge sahibi olan arkadaşlarımıza, Yüce Meclisimize, Komisyon üyelerimize, uzman arkadaşlara; kamu kurumlarından, belediyelerden, sivil toplum örgütlerinden ve akademisyenlerden bu çalışmaya katkıda bulunanlara ayrı ayrı şükranlarımızı arz ediyoruz.

Unutmayalım ki "doğa, bize atalarımızdan kalan miras değil, çocuklarımızdan aldığımız emanettir." Bu söze dikkat çekip, bu emanete hep birlikte hakkıyla sahip çıkmayı diliyor, heyetinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Angı (AK Parti, Konya). “Tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereeken önlemler (s.s:181)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-angi-22-2003-10-14-tuz-golundeki-kirlenmenin-arastirilarak-alinmasi-gereeken-onlemler-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
