# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2003
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TAS (S.SAYISI : 36 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-01-22-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tas-s-sayisi-36

> Hasan Aydın (CHP), 22 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAK.KAN.TAS (S.SAYISI : 36 )); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın üyeler, değerli arkadaşlarım; bugün "uyum paketi" diye adlandırılan, çeşitli konuların değerlendirildiği, insan haklarına dayalı uyum yasalarıyla ilgili tasarının Meclise getirilmiş olmasını, esas itibariyle olumlu buluyorum. Avrupa'yla bir uyum içerisinde olmamız, onun da ötesinde, insan haklarını savunan bir ülke, insan haklarının savunulduğu, yasal güvencelerinin oluşturulduğu bir Parlamento olmamız, ülkemiz insanının bizden beklediği.

Değerli arkadaşlarım, belki, Türkiye'de yaşanan sorunun esası, Türkiye'de yasalar çıkar; ama, yasaların yaşamsallaşması, hayata geçirilmesi, insanı için uygulanır hale getirilmesi problemleri ülkemizde yaşanmaya devam etmesidir.

Burada, tasarının gerekçesinde, uluslararası insan haklarından, çoğulculuktan, demokrasiden söz edilmektedir. Bugün, burada, bu konuyla da çok yakından ilgili olduğunu düşündüğüm, eğer böylesine gelişmeler karşısında tavır koyamaz isek, düşünce söyleyemez isek, bu çıkarmış olduğumuz yasaların formalite yasalar olmayı aşamayacağı gerçeğine inanıyorum. Bugün, ülkemizde, dünyada en çok konuşulan ve konumuzla çok yakından ilgisi olan Amerika Birleşik Devletleri ve Irak savaşına bakışımızın, Amerika Birleşik Devletlerinin Irak'a ilişkin davranışlarının, insan haklarıyla ve bu yasalarla çok yakından ilgili olduğunu ifade etmeliyim.

Değerli arkadaşlarım, evrensel insan hakları dediğimizde, insanların sadece kendilerinin ya da ülke insanlarının haklarından söz etmesi değil; aynı zamanda, bu gezegen üzerinde yaşayan insanların tümünün haklarını gözetmesi ve bir yasa çıkacaksa, o yasanın bu anlamda da işe yaramasını da gözetiyor olması gerekir.

Bir taraftan, hemen yanı başımızda, binlerce yıllık tarihi olan, binlerce yıllık komşuluk tarihimiz olan, ailelerimizin, sınırların ötesinde akrabalarının olduğu, geleneklerimizin ve göreneklerimizin son derece benzer olduğu, dünyanın neredeyse en yoksul ve ezilen ülkelerinin içerisinde bulunan, insan haklarının son derece ihlal edildiği Irak; ezilen, yoksul Irak; halkı aç, susuz Irak; onun tepesinde bir diktatör; öte taraftan, dünyanın ilgilenmek zorunda kaldığı, dünyanın başında ve dünyanın diktatörü konumunda olan ABD'nin başında Bush ve bunun tam ortasında Türkiye Cumhuriyeti, Anadolu, Anadolunun insanları, Anadolunun milleti, milletin vekilleri, bu Parlamento...

Bu insan hakkı, bu Parlamento dışında her yerde konuşuluyor. Bu Parlamentonun dışında, bu insan hakkı, gazeteci tarafından konuşuluyor, sokaktaki insan tarafından konuşuluyor; ama, bu ülkenin kaderini belirleyen, bu ülkenin geleceğini belirlemekle yükümlü ve yetkilendirilmiş olan bu Parlamentoda, bugüne kadar, bu ciddî meseleyi -çıkarmış olduğumuz yasalar ne olursa olsun- bu önemli meseleyi, bu insan hakkı meselesini bir kere konuşma şansını yakalayamadık.

Ben, bir milletvekili olarak -ilk defa oluyor- seçim bölgeme gittiğimde, vatandaşın ve seçmenin bana sorduğu "Türkiye'de neler oluyor, Amerika Birleşik Devletleri ne yapıyor, Saddam ne yapıyor, böyle bir savaş çıkarsa bu, ülkemizi nasıl etkileyecek" gibi sorular karşısında, gazete köşelerinden okuduğum, televizyon ekranlarından duyduğum haberlerden yola çıkarak bilgi vermemeliyim. (CHP sıralarından alkışlar)

Samimiyetle ifade etmek isterim ki, burada konuşmamın içeriği ve niyeti eleştiriye yönelik değildir; bir ülke vatandaşı olarak, bir ülkenin vekili olarak duyduğum sıkıntı ve zaman zaman uykularımı kaçırabilecek olan bir sorumluluk duygumdur.

Türkiye ne yapacak; Türkiye, insan haklarını savunurken, Türkiye, Avrupa Birliğine uyum yasalarını çıkarırken, Avrupa Birliğine girmeye çalışırken... Evet, yoksuluz, borcumuz var, sıkıntılarımız var. Dünyanın güçlü ülkeleri, bizi istemediğimiz noktalara zorlamaktadırlar, bizi zorlamaktadırlar "eğer, bizim bu istediklerimizi yapmazsanız, başınıza şöyle şöyle şeyler gelir." Tehdit, açık tehditler... Büyük gazetelerin birinci sayfalarında açık tehditleri görüyor olabiliriz; ama, bir şeyi unutmayalım: Bu Parlamentoda oturan insanlar ve bunları seçen insanlar, dünlerde, tarihimizdeki en zor günlerde "yok oldu" diye düşünüldüğü günlerde, Fatih Sultan Mehmet'in, Karacaoğlan'ın, Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun torunları, borcumuz var diye, harcımız var diye, istemediği, ülkesinin insanının istemediği, komşusunun istemediği, insana fayda sağlamayacağına inandığımız, kan demek, zulüm demek, ölüm demek olan bir olayın karşısında tavır koymayı bilmek, yeri geldiğinde dünyanın en güçlü, yeri geldiğinde dünyanın en haksız olayında, zalimin yanında değil, karşısında, mazlumun yanında yer almasını bilebilecek bir ülke olduğumuzu bütün dünyaya gösterme göreviyle karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlarım, insan hakkı, temel bir hak, dokunulduğunda günah işlediğiniz bir nokta. Bir suçu yok. Bugün, savaş ilan etmekte olan dünyanın süper gücü, Irak'ta bir silah bulmuş değil, bir kimyasal bulmuş değil, bir suç unsuru bulmuş değil; varsaymaktadır "var" demektedir; var olduğunu, dünyanın bütün ülkelerinin bir araya geldiği Birleşmiş Milletler bulabilmiş değil.

Bu güç, bir diktatörün yıkılmasından söz etmektedir, Irak'a demokrasiyi getirmekten söz etmektedir. Ben, Anadolu coğrafyasında doğan bir vatandaş olarak, önce, bu düşünceye sorarım: İsrail'de, Filistin'de, 10 yaşında, 12 yaşında çocuklar televizyon kameraları önünde kurşunlanırken, sizin, insan hakları konusundaki bakışınız neydi?! (Alkışlar)

Dünyanın en büyük diktatörlerinden destek alarak, dünyanın en büyük zalimlerinden destek alarak bir başka diktatörü yıkma hevesi ve bir başka diktatörü yıkma noktasındaki samimiyetinize bizi inandırmak mı istiyorsunuz?!

Sevgili arkadaşlarım, kastettiğim şudur: Biz, bu Parlamentoda bu işi konuşmadık ya da konuşmadık demeyelim; Türkiye'de, en önce bilgi alması gereken, bu konuda fikir beyan etmesi gereken, düşünce beyan etmesi gereken arkadaşlarımın tümü, bu konudan uzağız.

Belki şöyle düşünülmüş olabilir; buna yüreğimle inanıyorum: Bu Parlamentoda, kim isterse istesin, kim dayatırsa dayatsın, Türkiye'nin, mazlum Irak Halkına karşı savaşın yanında olacağı şeklindeki bir karar çıkmaz. (Alkışlar) Hiçbir güç, bu kararı bize dayatamaz.

Bu nedenle, diyorum ki sevgili arkadaşlarım, biraz sorumluluk duyalım. Yöneticilerimizin, bir sorumluluk anlayışı içerisinde "Parlamentoya gelirse, ne olur ne olmaz; acaba, stratejimize uygun, uluslararası ilişkilerimize uygun bir karar çıkar mı" endişesi taşımaları söz konusu olabilir. Biz, kendi içimizde, zaman zaman, iki kardeşin yaptığı gibi kavgalar yapabiliriz, zaman zaman birbirimize farklı düşebiliriz, zaman zaman oylarımızın azlığı çokluğu meselelerini tartışabiliriz; ama, bir tek şeyi tartışamayız: İnsanımızın, bir zalimin yanında yer alması mecburiyetini tartışamayız; insanımızın, bir mazluma saldırılmasına, bir mazluma saldırıyı gözden kaçırmasına izin veremeyiz. Ben, bu noktada, Parlamentoda bulunan arkadaşlarımın tümünün yüreğine, vicdanına, kalbine inanıyorum. Biz, bu noktada bir davranış koymalıyız.

İlk defa, böylesine önemli bir insan hakkını, böylesine önemli bir ülke sorununu, böylesine önemli bir ülke geleceğini tartışmak ve gündeme getirmek zorunda olduğum için üzgünüm. Bir milletvekilinin, sonuçta, böylesine önemli bir meseleyi gündeme getirmiş olması, bir milletvekilinin yarattığı ağırlık kadardır; ama, isterdim ki, bu Parlamentonun bu kürsüsünde ilk konuşmayı yapan İstanbul'dan gelmiş bir milletvekili değil, bugün ülkemizi temsil eden Başbakanımız olsaydı. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün, Başbakanımız, bize, burada bilgi verseydi, fikirlerimizi alsaydı, düşüncelerimizi alsaydı. Bunu da bir eleştiri olarak söylemiyorum; bunu samimi bir dilek, bunu samimi bir talep olarak söylüyorum.

İnanıyorum ki, milletvekillerimizin tümü "ne oluyor arkadaş" sorusuna, en kısa sürede, en kısa zamanda bir cevap ihtiyacı içerisindedirler. Bu taleple buraya geldim; bir milletvekili de olsam, böyle bir uyarı görevini yapmanın bu ülkeye yarar sağlayacağı düşüncesiyle geldim. Beni dinlediniz.

Tümünüzü saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bağımsız bir ülkenin, bağımsız bir milletin vekilleri olarak hepimizin gelecek noktasında bir ortak davranış taşıyacağımıza inanıyorum.

Teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hak.kan.tas (s.sayısı : 36 )”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-01-22-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak-kan-tas-s-sayisi-36 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
