# İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim
- **Tarih:** 8 Mayıs 2003
- **Gündem:** İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73

> Hasan Aydın (CHP), 8 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 665 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir kere, benden önceki konuşmacıya bir cevap vermek istiyorum. Tartışırken, halk sizin cevabınızı verdi falan gibi şeyler söylemeyelim. Ben, burada, Türkiye'nin ekranlarında bir şey söylemek istiyorum. Halkın iradesi, elbette, saygıdeğerdir; ama, bu gezegen üzerinde, halk, bazen Adolf Hitler'i, bazen benzeri siyasal düşence biçimlerini -rica ediyorum, sık sık kullanıyorsunuz- iktidara getirmiş, pişman olmuştur.

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Adolf Hitler'di o.

HASAN AYDIN (Devamla) - Sizi tenzih ederek...

HASAN KARA (Kilis) - Bu benzetme yanlış...

MEHMET ÇİÇEK (Yozgat) - Lütfen...

HASAN AYDIN (Devamla) - Efendim, ben, ne laf söylediğimi biliyorum. Sizi tenzih ederek, benzeştirerek değil...

Bu halk, 1999 seçimlerinde, 2003 seçimlerinde bir daha asla buraya getirmeyeceği, sandığa gömdüğü insanları da iktidar yaptı. Yani, halkımız -büyük saygı ve sevgilerimi sunuyorum- iradesini kullanıyor; ama, o kullanmış olduğu iradeyi herkes hak ediyor anlamına da gelmemektedir; bunu da ifade etmekte fayda gördüm.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, eğer önünüzde kitapçık varsa, lütfen, biraz vicdanlarınıza hitap ederek, şu 41 inci maddeyi bir izleyin. Önce, bu 41 inci maddeyi kim yazdıysa -mutlaka dinliyordur- bu arkadaşımızın edebiyat bilgisi, yazım bilgisi, büyük bir ihtimalle, çok kötü. Bu maddenin...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) - Türkçe ve edebiyatı hep siz mi biliyorsunuz?!

HASAN AYDIN (Devamla) - Efendim, bakınız, ben okuyacağım, siz de evet diyeceksiniz.

"Her bir fazla saat çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli..." Bir paragrafında bu var.

Bir başka paragrafında "haftalık çalışma süreleri sözleşmeli olması haliyle yüzde 25'i..." Yukarıda "fazla çalışma, kanunda yazılı olduğu koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saat..." hemen paragrafın bitiminde "normal haftalık iş süresini aşmamak koşuluyla -koşul belli, 45 saat- bazı haftalarda toplam 45 saati aşan..." Böyle bir şey var mı arkadaşlar ya?! Yani, bir cümle -paragraf bile değil, bir cümle- kendi kendini o cümlenin içinde yalanlar ve teyit eder mi?! Bu yasa şimdi önümüze geliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer milletvekillerinin, bu kadar hızlı, bu kadar acele, sanki bir savaş ortamındaymışız gibi, bu gece sabahlara kadar... Yapmış olduğumuz hesaplara göre, bunların bitmesi, hiç ara vermeden, pazartesi öğlene kadar,; bir savaş halinde bile bir parlamentonun böyle çalışması gerçekten mümkün değil; çünkü, insanların fizik olarak böyle bir dayanma güçleri yok. Hangi mantık, hangi anlayış?!.

AHMET YENİ (Samsun) - Biz dayanırız.

HASAN AYDIN (Devamla) - Bu Karadenizli arkadaşım dayanıyormuş, onlarda özel bir durum var herhalde!..

Böyle bir mantık olmaz!

Şimdi, bu yasayı, lütfen, bir irdeleyiniz ve bu yasayı, bence, oylamayınız; çünkü, bu yasa, yarın, gazetelerde, bu yasaya el kaldıran arkadaşlarımız başta olmak üzere, bu yasayı yazan insanlarla dalga geçilebilecek nitelikte. Bırakınız içeriğini; yazımı bozuk, cümlenin kendisi bozuk, bir cümleyle, diğer cümle arasında bir bağ yok, bir ilinti yok, hiçbiri diğerini teyit etmiyor, hiçbiri diğerinin benzeri değil ve hemen arkasından da "işçilerin bunları istemesi koşuluyla" falan diye bir cümle ekleniyor.

Değerli arkadaşlarım "ülkenin genel yararları yahut işin niteliği..." Ülkenin genel yararları, bir fabrika müdürünün, bir fabrika yetkilisinin, bir personel müdürünün karar verebileceği, kendi fabrikasından, kendi reyonundan yola çıkarak karar verebileceği bir şey olamaz elbette. Yani, bir işçinin fazla çalışması için, bir patrona ya da bir müdüre ya da bir yetkiliye, ülkenin genel yararlarını yorumlama yetkisini vermek gibi bir saçmalık... Yani, maddenin kendisi de böyle başlıyor "ülkenin genel yararları..." Yani, düşünün bir kere, bir işçi, o gün 11 saat mi çalışacak, 8 saat mi çalışacak, hatta buradakine göre, bazen 158 saat mi çalışacak; çünkü, fazla çalışma saati 45 saat diyor, arkasından, şu şu nedenlerle bunu aşan süreler fazla çalışmadan sayılmaz diyor ve bunu da getirip, ülkenin yararlarına... Ülkenin yararları gerektirirse!..

Pekala, bir başka fabrikada da, fabrika sahibinin yeğeni ya da oğlu, fabrikanın sorumlusu olduğu için, belki okuma yazma bile bilemediği için, belki hayatında hiç iş yapmadığı halde babasının kendisine bırakmış olduğu görevi yerine getirmek için, hem ülkenin genel yararlarını ve çıkarlarını değerlendirecek hem de ülkenin menfaatları ile bir işçinin nasıl bir mesai yapmış olduğunu değerlendirecek!.. Burada, biz, 550 milletvekili, tarihteki çok önemli bir kanunu çıkarıyormuşuz gibi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bu kanunların çıkmaması, özellikle içerisinde gizli olan bazı hükümlerin çıkmaması noktasındaki direnişini, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarımızın da, her ne hikmetse...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-05-08-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
