# Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2005
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901

> Hasan Aydın (CHP), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KAN.TEKL.(SS : 901 )); konuşma 748 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir ülkenin birliği, beraberliği demek, sadece o ülke coğrafyasının sınırlarının belli olması, sadece o ülke toprakları üzerinde yaşayan insanların bir araya gelmesi anlamına gelmemektedir. Bir ülkenin birliği dediğiniz zaman, o ülkedeki sevginin, inancın, hoşgörünün, geleneklerin, göreneklerin, tadın, üzüntünün, tümünün toplamının bir benzeşme içinde olması ihtiyacı vardır. Eğer bunlar yoksa, o ülkede birlikten ve beraberlikten söz etmek mümkün değildir. Biraz önce, sadece birkaç başlıkla söylemiş olduğum bu kutsal değerler, bütün toplumlarda eğitimle oluşur. Eğer bir toplum, düzenli, ciddî, geleneklerini, güzelliklerini, bilimi, çağdaşlığı öğretme noktasında zayıf kalırsa, o toplumda kültür, o toplumda inanç, o toplumda dayanışma sağlanamaz; dolayısıyla da, o toplumda birlikten, beraberlikten söz etmek mümkün olamaz. Şimdi, böylesine önemli bir noktada, millî eğitimin böylesine önemli bir hususunu, elbette ki, bir millî birlik içinde yapmamız gerekir; eğer, eğitimde bir birliktelik, eğitimde bir ortaklık, eğitimde bir disiplin olamazsa, ülkedeki yaşayan insanların değerlerini ortak oluşturamazsınız.

Şimdi, burada, bu kadar netken bu iş, böyle olduğunu aşağı yukarı hepimiz biliyor iken, çok garip bir biçimde, Adalet ve Kalkınma Partisi, yasa yapıcı noktada iken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çoğunluğunu oluşturur iken, burası, bir yasa yapıcı kurum iken, bu kurum, kendisinin yapmış olduğu yasaları zaafa uğratan, yasadışılığı, âdeta, teşvik eden, yasanın millî eğitimdeki gücünü zayıflatan, yaptırım gücünü zayıflatan, bir çete toplumu, bir çete eğitim kültürü yaratmaya çalışan, "hiç önemli değil kardeşim, yasadışı okul açabilirsiniz, hukukdışı okul açabilirsiniz, biz, sizi yakaladığımız zaman, 3 kuruş paraya çevrilebilecek bir cezayla sizi salarız; bu nedenle de, korkmanız, ürkmeniz, ülkenin millî eğitimindeki birlikteliğine çok bağlı olmanız gerekmez" anlamına gelebilecek, çok ciddî bir hata işlenmektedir, bir yanlış yapılmaktadır.

Nereden icap etti bu?! Yani, hangimiz "yasadışı" diye tarif ettiğimiz, kendimizin yapmış olduğu, ülkenin menfaatları doğrultusundaki yasaları delmeye çalışan, yok etmeye çalışan, ortadan kaldırmaya çalışan birilerini affetme eğiliminde olabiliriz?

Benden önce konuşan sevgili dostum, kavramları da karıştırıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi kurs verirmiş... Kardeşim "kurum" diyor "kurum" burada... Kurum ile kişi arasındaki farkı hiç olmazsa öğren; yani, herkes, herkese, bireysel olarak yardım edebilir, eğitim olarak yardımcı olabilir; söz konusu olan madde bu değil, kurum, yasadışı eğitilen, kurumlar ve kurumlarda çalışanlar, bilerek çalışanlardan söz ediyoruz.

1938 yılına kadar bu yasa yokmuş...

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - O zaman Mustafa Kemal vardı...

HASAN AYDIN (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, 1938 yılından önce, Türkiye'de, Allah inancı için ölen insanları domuz bağlarıyla bağlayıp, beton çukurlarına gömen Hizbullah da yoktu... (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ TOPUZ (İstanbul) - Bravo...

HASAN AYDIN (Devamla) - Bu bir realite... Şimdi, siz, Türkiye'de, Türkiye'nin hemen neredeyse bölündüğü tehlikesini 1980'den sonra yaşamaya başladınız. Türkiye'de, dinin ayaklar altına alındığı, din adına insanların boğazlandığı, cellatların ortaya çıktığı bir süreci, cumhuriyet tarihi yeni yaşadı. Terörün en acımasızı yeni yaşanıyor. Tam Türkiye'nin millî eğitimi noktasında inanılmaz bir tehlike ortaya çıkmışken, bu noktada çok daha hassas olmamız gerekirken, gerek terörizm gerek fanatizm, bu ülkenin birliğinin, beraberliğinin düşmanları çok ciddî bir boyutta ve tehlike konumundayken, bu suçları hafifletmeye yönelik bir öneri geliyor; yani, anlamak gerçekten mümkün değil!

Ama, daha da önemli bir şey var: Arkadaşlar, toplum yaşamında, insan yaşamında, hele hele Parlamentoda, Türkiye'nin örneği, yasa yapıcı olan Parlamentoda dürüstlük, ahlak, etik olmak çok önemli bir değerdir. Sevgili arkadaşım -benden önceki- o kadar rahat konuşabiliyor, diyor ki: "Biz, bütün maddeler üzerinde anlaştık; fakat, bu madde görüşülürken, altkomisyonda geriye çekilecekti. Dolayısıyla, biz bu maddeyi geriye çektik sorun çıkarmamak için." Nasıl olsa kandırırız ya da çoğunluğumuz var, çaktırmadan geçiririz anlamına gelebilecek ve bana kalırsa, Adalet ve Kalkınma Partili arkadaşlarıma da haksızlık anlamına gelebilecek, etik olmayan, şu kürsüde, altmış milyonun gözünün önünde hile yoluna başvurduğunu beyan eden, arkadan dolanıp iki puan alırım diyebilecek küçüklükteki bir beyanı, şu ekranın önünde söyleyebiliyor! Bu, doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın efendim.

HASAN AYDIN (Devamla) - Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

Yani, siz, eğer Cumhuriyet Halk Partisiyle anlaştıysanız, birlikte anlaştıysak, öyle söylüyorsanız, anlaşma mukaddestir, anlaşmaya sadık kalmak gerek. Anlaşma, elinizdeki gücü, karşınızdakinin size güvenini istismar noktasına gelmemeli. Bunun adı, Türk Dilinde, "hile." Koca bir grup, 360 küsur kişilik bir koca grup, çok rahat bir biçimde, yetmiş milyonun gözünün içine baka baka hile yapabilmektedir!

Değerli arkadaşlarım, ne bizi saf ya da kör ne de milleti aptal zannetmeyin! Ben, bu yasanın geri çekilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu yasa, Türkiye'de zaten işlemez. Siz, bu noktadaki inatlarınızın bedellerini çoğu zaman çok rahat bir biçimde aldınız. Türkiye'de, Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye halkı, insanlarımız ve Adalet ve Kalkınma Partisinin içindeki sağduyulu arkadaşlarımız, bunun ne kadar cılız, ne kadar zayıf, ne kadar hileci, ne kadar gereksiz, ne kadar lüzumsuz, ne kadar işlemez olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum; sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanununda değişiklik yapılmasına dair kan.tekl.(ss : 901 )”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2005-05-26-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kan-tekl-ss-901 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
