# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Hasan Aydın (CHP), 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 606 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; diğer konuşmacı arkadaşlarımız, olayın teknik boyutlarını enine boyuna irdelediler. Benim buradaki temel yaklaşımım şu olacak: Bir yasa çıkarılırken, devlet ile vatandaş ilişkisinin gözetlenmesi, devletin yapısıyla, devletin bakışıyla çok yakından ilgili. Şimdi, öyle bir şey ki, bu yasa şimdi çıkıyor. Bu yasa, bir bakıma da bir af yasası âdeta.

Bu yasa niye bugün çıkıyor? Bazı arkadaşlarımızın ifade ettiği gibi üç yıl önce çıkmadı da, bugün niye çıkıyor; çünkü, sorun, geldi bir noktada tıkandı. Biz yasa çıkararak toplumu düzenlemek yerine, toplumdaki tıkanıklıklar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir yasa çıkarmayı mecbur kılıyor; artık, tahsil edemiyorsunuz, alamıyorsunuz, devlet, bu noktada zor durumda.

Peki, böyle mi olması lazım? Şüphesiz ki, böyle olmaması lazım. Devlet ile vatandaş ilişkisini gözetmeyen, devleti, vatandaşın tepesinde tahsil eden, zorlayan, iten, mecbur kılan bir mekanizma olarak gördüğümüzde, bu tür yasalar yapmak zorunda kalırsınız. Yıllardan bu yana, devletin, vatandaştan bir alacağı olduğu zaman, eğer bürokratik engeller yoksa, eğer teknik sıkıntılar yoksa, icrasıyla, hacziyle, haczedebilmektedir; ama, vatandaşın bir lafı vardır: "Devlete elini verirsen, kolunu kurtaramazsın." Çünkü, devletin, vatandaşa borcu diye bir mantığı, bir oturmuş kültürü, bir kabul ediliş gerekçesi söz konusu değildir. KDV borcunuz vardır. KDV borcunuzu devlet size faiziyle birlikte yükler, çatır çatır da tahsil eder; ama, sizin, vergi dairesinde KDV fazlanız vardır, sizin, vergi dairesi, KDV'nizi ödemediği gibi, geleceğe yönelik mahsup eder.

Değerli arkadaşlarım, yasayı yaparken işin bu yanını hiç gözetmiyoruz; yani, günlük sorunlar, günlük ihtiyaçlar, o günü kurtarmaya yönelik bir duruş, o gün o parayı nasıl tahsil edebilirim, ona ne kadar faiz yükleyebilirim, eğer bu faizi fazla yüklersem yine mi tahsil edemem, biraz daha indirirsem çok zarar mı ederim gibi günü kurtarmaya yönelik bir yaklaşımın, bugünkü iktidarda da -geçmişte olduğu gibi- maalesef, hâkim olduğunu görüyoruz. Yani, Türkiye'de, yasa, yaşamdan yola çıkarak, hayattan yola çıkarak ihtiyacı çözmeye yönelik, sorunları çözmeye yönelik…

Bu af yasası. Bütün arkadaşlar çıkıp "inşallah son olur" diyorlar. Ben de, değerli arkadaşlar, her zamanki gibi, ilk olur diyorum. Bundan sonra birçok yasa çıkacak; çünkü, bu yasa, bu sorunu çözmeye yönelik, köklü, esaslı, problemleri çözmüş ve devletin vatandaşa güven verişini sağlayan, vatandaşın devlete güvenmesini sağlayan bir rol oynamıyor. Yani, bu yasalar çıktıktan sonra, prim borcu olanlar olmayanlar, bundan sonra, bundan öncekinden farklı olarak devlete güvenecekler, daha düzgün davranacaklar gibi bir teşviki gündeme getirmiyor.

Sorunu çözecek… Yani, hangi sorunu çözecek; bugünkü sorunu çözecek. Adına da yeniden yapılanma bilmem ne diyoruz. Yeniden yapılanan bir şey de yok.

Burada bir şey daha gözetilmiyor, arkadaşlarım ifade ettiler; devlet vatandaş karşısında eşit de durmuyor. Devlet vatandaşın hizmetkârıdır, devlet mekanizması vatandaşa hizmet etmek üzere vardır ve devlet vatandaşı karşısında eşit durur, devlet bütün vatandaşlarını kendisine eşit mesafede görür ve eşit davranır. Vergiyi ödeyene ceza, vergiyi ödeyemeyene af! Olabilir; ama, nasıl olsa böyle yasalar çıkacak diye vergiyi ödemeyen üçkâğıtçı ile vergiyi ödeyemeyen fukarayı da aynı kefeye koyar bu yasalar. Yani, adam uzman, profesyonel, ben, bu vergiyi ödememeliyim, nasıl olsa çıkaracaklar, etrafımda görüyorum, kimse de ödeyemiyor; benim bu paraları bankalara, faizlere, borsaya yatırmam söz konusu iken, niye vereyim devlete! Devletin malı deniz, yemeyen domuz! Herkes yediğine göre, ben de yerim!

ASIM AYKAN (Trabzon) - Ahlak meselesi dostum.

HASAN AYDIN (Devamla) - Buna çözüm yok işte bu yasalarda, buna çözüm de düşünülmemiş. Burada bir çözüm sorunu var, bir problem var; insanlarımızın her birini kişi olarak tek tek ahlakî boyutuyla değerlendirme şansınız yoktur. Toplumdaki insanların ahlaklı davranmalarını toplumdaki sistemler belirler. Eğer, toplumdaki sisteminiz, kurumlaşmanız sağlam ise, toplum, orada, teker teker, pirinç ayıklar gibi dürüst olan ile olmayanı, üçkâğıtçı ile vergisini vereni ayıracaktır; bu noktada bir sıkıntıya düşmeyecektir, her zamanki gibi.

Değerli arkadaşlarım, epey bir zamandır konuşmuyorum; İktidar Partisi milletvekili arkadaşlarımdan ve yasa yapıcılardan, yasayı buraya getiren sevgili bakanlarımızdan, hükümetten bir ricam var…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
