# Türkiye cumhuriyeti sağlık bakanlığı ve dünya sağlık örgütü avrupa bölge ofisi arasında iki yıllık işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.88)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Çalış (MHP, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim
- **Tarih:** 30 Ekim 2008
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAĞLIK BAKANLIĞI VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA BÖLGE OFİSİ ARASINDA İKİ YILLIK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.88)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2008-10-30-turkiye-cumhuriyeti-saglik-bakanligi-ve-dunya-saglik-orgutu-avrupa-bol

> Hasan Çalış (MHP), 30 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ SAĞLIK BAKANLIĞI VE DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ AVRUPA BÖLGE OFİSİ ARASINDA İKİ YILLIK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASI HAKKINDA (S.S.88)); konuşma 1.733 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi Arasında İki Yıllık İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Sözlerime başlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, insan sağlığı, toplum sağlığı, sağlık hizmetlerinin kaliteli sunumu, sağlık hizmetlerine, sağlık hizmeti alan insanların ucuz, kaliteli ve kolay ulaşabilmesi geçmişte önemli bir husustu, bugün önemli bir husustur, yarın daha önemli bir husus olarak önümüzde durmaya devam edecektir.

Şöyle ki: Bugün gerçekten bilim alanında en hızlı ilerleyen ilimlerden birisi tıp teknolojisindeki buluşlar, gelişmeler, tıp tekniklerindeki gelişmeler ve nükleer tıptaki gelişmelerdir değerli arkadaşlar. Bu kadar hızlı gelişen, insanlara en hızlı şekilde verilmesi gereken bir hizmet olarak sağlık alanında uluslararası iş birliği kadar önemli bir husus yoktur değerli arkadaşlar. Tabii ki bu konuda da dünyanın en önemli örgütü, malum, Dünya Sağlık Örgütüdür. Tabii ki Dünya Sağlık Örgütünü biz Türkiye olarak üçüncü dünya ülkeleri gibi sadece elimizden tutsun, bize yardım etsin, biz ondan hep bir şeyler alalım anlayışının yerine, biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bilgi birikimimizle, tarihteki hak ettiğimiz misyonumuzdan kaynaklanan yerimizle, bu örgütün içerisinde yapacağımız işlerle, insanlık âlemine yapabileceğimiz işlerle, sunabileceğimiz hizmetlerle Türkiye’nin dünya milletler ailesinde çok daha ciddi bir yer almasına katkı sağlayabiliriz değerli arkadaşlarım. Ama bunu yapabilmek için öncelikle meselelerimize samimi bakmamız lazım, ciddi bakmamız lazım. Uluslararası ilişkilerde kendimize hak ettiğimiz itibarın gösterilmesi için gerekli olan davranışları göstermemiz gerekiyor değerli arkadaşlar.

Bakınız, insan sağlığı, toplum sağlığı o kadar önemlidir ki, insanlara sağlık hizmetlerinin kaliteli sunumundan, gıdaların kaliteli ve sağlıklı olarak insanlara ulaştırılmasına, hava kirliliğinden çevre kirliliğine, sanayi atıklarından her türlü atığın insan sağlığına zararsız bir şekilde atılmasına, defedilmesine kadar pek çok konu insan sağlığıyla yakından ilişkilidir.

Değerli arkadaşlar, bütün bunları göz önüne aldığımız zaman, gerçekten uluslararası anlamda ciddi üne sahip çok önemli hekimleri, çok önemli bilim adamlarını çıkarmış olan bu millet, önce kendi halkına kaliteli sağlık hizmetlerini sunabiliyor mu? Bu hizmeti alan insanlarımız aldığı hizmetten dolayı sizlere, bizlere, hizmeti sunanlara minnettar mı değerli arkadaşlarım? Pekâlâ, bu hizmeti sunan sağlık çalışanları mutlu mu, memnun mu? Alın terinin karşılığını aldığını düşünüyor mu değerli arkadaşlarım?

Değerli arkadaşlar, bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman, gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasetçileri olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bürokratları olarak çok iyi bir sınav veremediğimiz görülüyor.

Şimdi, görüşmekte olduğumuz tasarı önemli bir tasarı değerli arkadaşlar. Biraz önce hatip arkadaşımız da bahsetti, ben de irdeleyeceğim o konuyu. Sayın Sağlık Bakanımız Recep Akdağ 20 Ocak 2004 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Ofisi Direktörü Sayın Doktor Marc Danzon’la bir anlaşma imzalıyor. Nedir bu anlaşmada hükme bağlanan hususlar? Sağlık Bakanlığının gözetim kapasitesinin artırılması. Yani, Sağlık Bakanlığının, insanımıza sağlık hizmeti sunarken, sağlıkla ilgili problemleri zamanında tespit edip, en doğru müdahaleleri yapıp, insanımızın hakkıyla hizmet almasına katkı sağlamak.

Bir diğer başlık nedir: Sağlık finansmanı, ilaçların ve diğer sağlık teknolojilerinin kolay ulaşılması, kolay elde edilmesiyle ilgili esaslar, ana-çocuk sağlığı, temel sağlık hizmetleri, bir diğer deyimle koruyucu hekimlik. Yani insanları çok daha ucuz, çok daha kaliteli ve hastalanmadan önce hastalıklardan korumaya yönelik tedbirler.

Bir diğer konu nedir? Acil durumlarda iş birliği.

Kıymetli arkadaşlar, bir Marmara depremini göz önüne getirin. Pakistan’da, Uzak Doğu’da yaşanan depremleri göz önüne getirin. Böyle bir durumda sağlık alanında iş birliği ne kadar önemlidir değerli arkadaşlar. İnsanların ilaçtan, sağlıklı gıdadan, sağlıklı içecekten hatta atıklarını sağlıklı bir şekilde, insan sağlığına zararsız bir şekilde atabilmesi bile çok önemli bir konu hâline geliyor.

Yine, kolera salgını gibi -çok fazla bilinen bir hastalık olduğu için söylüyorum- böyle bir salgın hastalık geldiğini düşünün değerli arkadaşlar. Böyle bir durumda iş birliğinin önemini kim tartışabilir?

Yine, öngörülemez acil durumlar ve üreme sağlığı… Değerli arkadaşlar, sağlıklı, geleceğinden emin nesiller yetiştirebilmek için, sağlıklı bir toplum yetiştirebilmek için bu anlaşmaya hiç birimizin diyeceği bir şey var mı? Yok.

Biraz önce Sayın Komisyon Başkanımız sağ olsunlar sıkıntılarını dile getirdiler. Değerli Başkanım, siz Hükûmetsiniz, siz Parlamento çoğunluğuna sahipsiniz, sizin arkanızda 364, zaman zaman 370 küsur milletvekili oldu. 340 milletvekiliniz var ve siz icra makamısınız efendim; siz şikâyet makamı değilsiniz. Yani siz, bu kadar uluslararası anlaşmanın Türkiye’yi milletler ailesinde zora sokan, sıkıntıya sokan anlaşmaların hâlledilmesiyle ilgili hangi önceliği gösterdiniz, getirdiniz de geriye mi çevrildi? Hayır. O zaman önceliklerinizi gözden geçireceksiniz veya İç Tüzük’te veya yasalarda yapmamız gereken bir değişiklik varsa onunla geleceksiniz değerli arkadaşlar. Yani şikâyet kolay, hepimiz şikâyet ederiz. Yani biz Türk milleti olarak gerçekten şikâyeti severiz ama sorumluluklarımızı da bilmek durumundayız.

Şimdi, anlaşma 2004 yılında yapılıyor, iki yıl süresi var, 30 Ekim 2008, biz anlaşmayı bugün onaylayacağız. Yani yarın buna benzer başka anlaşmalarla ilgili masalara oturduğumuz zaman ne duruma düşüyoruz değerli arkadaşlar? Üstelik, yani, bu anlaşmaların detayının ne olduğu da irdelenmiyor; işte, üç maddelik bir teklif şeklinde geliyor, usulen buradan geçiyor. Yani, burada gerçekten tartışılacaksa daha başka bir değişiklik yapmak lazım ama tartışılmayacak da böyle geçecekse, Sayın Hükûmet, Sayın Grup Başkanımız, lütfen önceliklerinizi gözden geçirin.

Şimdi, tabii, burada üzerinde durmak istediğim bir diğer konu, sağlık hizmetlerinin sunumunda, sağlık hizmetlerinin üretiminde, sağlıkla ilgili teknolojilerin kullanılmasında, elde edilmesinde ve onunla ilgili bir pazar oluşturulmasında ve oluşturulacak bu pazarda Türkiye'nin söz sahibi olmasında gerçekten samimiysek bu davranışlarla bir yere gitme şansımız yok. Yani biz Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasetçileri, bürokratları olarak, bugün tıp alanında dünyanın en iyi, en iddialı hekimlerini yetiştirirken hizmeti sunumda sınıfta kalıyorsak o zaman problem burada değerli arkadaşlar. Bu problemi çözmek mecburiyetimiz var.

Şimdi, bakınız, benim öğrencilik yıllarımdaydı, biz hep Sosyalizasyon Yasası’nın hikmetlerini duya duya öğrenciliğimizi bitirdik, duya duya eğitimimizi tamamladık ve onu da uyguladık. Bunun uygulamalarında gördüğümüz şuydu: İnsanlar hizmete daha kolay ulaşıyordu. Aile bilgilerinin sağlık bilgileri tutuluyordu kâğıt üzerinde. Uygulamada da bu kısmen vardı. Ama ilgili bürokratlarımız ve siyasilerimiz, zaman içerisinde bunu sulandırmaya başladık. Sağından delmeye başladık, solundan delmeye başladık, yani ilim adamlarının yapacağı işi siyasetçiler yaparsa, siyasetçilerin yapacağı işi başkaları yaparsa, netice böyle bir yere geliyor değerli arkadaşlar. Netice itibarıyla Sosyalizasyon Yasası’nın oturma aşamasından sonra aile hekimliği modası çıktı.

Değerli arkadaşlar, dünyada sosyalizasyon hizmetlerinin, yani bugün terk etmekte olduğumuz hizmet anlayışının başarıyla uygulandığı çok değerli örnekler vardır. Yani onlar niye başarıyla uyguluyor da biz uygulayamıyoruz?

Sağ olsunlar Sağlık Bakanlığımızın değerli yetkilileri senelerdir pilot bölgelerde çalışırlar, aile hekimliğiyle ilgili uygulamalar yaparlar, şimdi de bazı illerimizde uygulamaya geçtik.

Uygulamaya geçince gördüğümüz tablo nedir? Gördüğümüz tablo, bürokratlar, siyasetçiler bu konuya da iyi çalışmamış değerli arkadaşlar. Bunun akıbeti de bugün terk etmekte olduğumuz sistemden farklı olmaz.

O zaman bizim yapmamız gereken nedir? Aksayan yön ne? Bizdeki eksik ne? Bunu terk edelim, başka bir sistem getirelim. Biz bu kafayı değiştirmeden, bu ülkeyi yönetenler bu anlayışı değiştirmeden netice değişmez arkadaşlar.

Şimdi, altı yıldır, benim siyasetçi olmanın ötesinde hekim olmam nedeniyle, sağlıkla ilgili önerileri, sağlıkla ilgili tasarıları tabii ki daha ilgili olarak takip ediyoruz. Çok ümitle baktık, arkasında çok ciddi bir Parlamento desteği olan bir Hükûmet herhâlde problemlerin önemli bir kısmını çözer dedik. Altı yılın sonuna baktığımız zaman, maalesef geldiğimiz nokta nedir? İşte bir karınca boyu yol almışız! Almamız gereken bu mudur? Değil arkadaşlar. Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun. Bugün devlet hastanelerine gittiği zaman insanlarımız altı yıl öncesinden daha kaliteli hizmet alabiliyor mu? Ben hekimim. Alamıyor arkadaşlar. Bunun aksini iddia eden varsa, gidelim Numune Hastanesinin kapısına duralım, Karaman Devlet Hastanesinin kapısına duralım, Afyon Devlet Hastanesinin kapısına duralım, iyiye giden bir şey yok değerli arkadaşlar.

Hekim sayısında azalma var mı illerde? Var, arkadaşlar. Yani, hekim sayısı artarken kamu hastanelerinde çalışan hekim niye azalıyor? Gene hesapsız, ayaküstü verilen kararlarla azalıyor değerli arkadaşlar.

Beş yıl önceye dönelim. Beş yıl önce ne dedik? “Siz devam edin, biz arkanızdayız; her türlü yatırımı yapın.” Hekimler yatırım yaptı, şirketler yatırım yaptı. Bunların önemli bir kısmı da leasing yoluyla borçlanarak yatırım yaptı, döviz üzerinden yatırım yaptı değerli arkadaşlar. Son bir ayın içerisinde bu kuruluşların borçlarının ne kadar arttığını bir gözünüzün önüne getirin. Bugün ne diyoruz? Sayın Hükûmetimizin yetkilileri, ne diyoruz bu arkadaşlarımıza? “Arkadaşlar, kusura bakmayın, yüzme bilenler çıksın.” Yüzme biliyorsanız, çıkarsınız. Lütfen, değerli arkadaşlar…

Özel sağlık kurumlarının temsilcileri, özel hastanelerimizin yöneticileri, tıp merkezlerimizin, teşhis merkezlerimizin, polikliniklerimizin sorumluları “‘Kardeşim arkanızdayız, yürüyün’ dediler, yürüdük; ama, bugün bir yönetmelik çıkardılar, nefesimiz kesiliyor, biz bitiyoruz, bize sahip olun.” diyorlar arkadaşlar.

Bugün eczanelerimizde yeni bir uygulama başladı. Birkaç gün önce… Efendim, şu hastaneye gittiysen bu kadar para vereceksin, bu hastaneye gittiysen bu kadar para vereceksin, şuradan geldiysen de bu kadar para vereceksin.

Değerli arkadaşlar, bu uygulamada, inanın, öyle komik örnekler var. Reçetenin karşılığı 2,5 milyon lira, arkadaşa diyoruz ki “10 milyon lira verirsen ilacını alırsın.” 2,5 milyon lira da ilacın ücreti. Tabii ki, geldiği hastanenin menşeine göre, bu 10 milyon, 6 milyon, 4 milyon, değişiyor ama, kardeşim, bu ilacı ben cebimden alırsam, zaten 3,5 milyona alacağım.

İşte, değerli arkadaşlar, bu neden oluyor? Bu, ayaküstü devlet yönetme anlayışından oluyor. Bu “Ben yaptım oldu” anlayışından oluyor. Bu, hesapsız kitapsız yola çıkmaktan oluyor değerli arkadaşlar. Yani, bakınız, altı yıldan bu yıla kadar sosyal güvenlik açıkları nereden nereye geldi?

Değerli arkadaşlar, sizin önünüze önerileri getiren bürokratlar bu kara deliklerin, bu sosyal güvenlik açıklarının nereye geldiğini öngörebilmelilerdi. Geçen yılki bütçemizde faizlerden sonra en büyük gider kalemi neydi? Sosyal güvenlik açıklarıydı, 37 milyar YTL idi. Bugünkü bütçede de basından öğrendiğime göre 46 milyar. Ama geçen yıl bu ülkenin geleceğine, çoluğunun çocuğunun ekmeğine, istikbaline katkı yapacak yaptığımız yatırım ne kadardı? Yatırım ne kadardı arkadaşlar? 12 milyar YTL… 12 milyar YTL… Hadi bu sene de 15 olsun, 16 olsun, rakamı görmedik. Ama sosyal güvenlik açığı ne kadar? Bu sosyal güvenlik açığı altı yılda ne kadar olmuş?

Sayın Hükûmetimizin yetkililerinden beklediğim şu: Sizleri gerçekten bürokratınız yanılttıysa, bu bürokratlardan hesap sorun. Siz bunlarla çalışmaya devam ederseniz daha çok yanlış yaparsınız. Bu yanlışların faturası maalesef tek size çıkmıyor, hepimize çıkıyor, milletimize çıkıyor.

Tabii ki, bu kadar sıkıntının arasında biz, böyle bir uluslararası anlaşmanın içerisinde kendimize yeni manipülasyon alanları çıkarabilir miyiz? Çıkaramayız. Ürettiğimiz yeni teknolojiler için, yeni teknolojik alanlar için yeni imkânlar oluşturabilir miyiz? Oluşturamayız. Biz, dünya hekimler arenasında kendisine yer bulmuş çok kıymetli Türk hekimlerinin yapacağı işlerde önünü açabilir miyiz? Bu şekilde açamayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çalış, devam edin.

HASAN ÇALIŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bir tek örnek vereyim: Kemik iliği nakliyle ilgili, kök hücre nakliyle ilgili çalışmalar yapıldı bu ülkede. Maalesef Türk bürokrasisi Türk hekimine yetişemedi, benim meslektaşımın önünü açamadı. Çıkardığımız yönetmelikle dedik ki: “Kardeşim, senin yaptığın bu iş yasalara aykırı.”

Beyler, dünkü haberleri izlediyseniz, elin oğlu kalbin yapayını yapıyor. Yarın bize bunu büyük paralarla satacaklar. Yani, sadece bir kök hücrede veya tıbbın belirli alanlarında yapacağımız işlerle Türkiye'yi sağlık alanında bir cazibe merkezi hâline getirmek varken maalesef kapıların önünde “Ben hizmeti alamadım.” diye yüzü asık vatandaşlarımı görmekten ben üzülüyorum. İnşallah bu üzüntülerimiz yakın bir zamanda son bulur.

Tasarının hayırlı olmasını diliyorum ve saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Çalış (MHP, Karaman). “Türkiye cumhuriyeti sağlık bakanlığı ve dünya sağlık örgütü avrupa bölge ofisi arasında iki yıllık işbirliği anlaşmasının onaylanması hakkında (s.s.88)”. TBMM Genel Kurulu, 11. Birleşim tutanağı, 30 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2008-10-30-turkiye-cumhuriyeti-saglik-bakanligi-ve-dunya-saglik-orgutu-avrupa-bol (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
