# Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Çalış (MHP, Karaman)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 11 Şubat 2009
- **Gündem:** KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi-2

> Hasan Çalış (MHP), 11 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)); konuşma 778 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmasıyla ilgili tasarının 4’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle, siz değerli arkadaşlarıma ve şu anda bizleri izleyen ve izleyemeyen tüm kadınlarımıza saygı ve selamlarımı arz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının bu aşamaya gelmesi, görüşülmesi ve çıkması yönünde gösterilen irade gerçekten önemli bir aşamadır. Bunun için teklif vererek emek sarf eden değerli milletvekillerime, Değerli Bakanıma ve destek vererek çıkmasını sağlayan tüm vekillerime ben şükranlarımı arz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle bir hususu da vurgulamak istiyorum. Ülkemizin belli kesimlerinde, o bölgelerin de çok küçük kesimlerinin geleneklerinden göreneklerinden kaynaklanan bazı problemler olabiliyor. Bu problemler özellikle magazin basını, medyası ve bazı çevrelerce yurt içinde ve yurt dışında istismar ediliyor ve gerçekten Türk kadınının gerçek fotoğrafı buymuş gibi bütün Türk kadınları, Türk toplumu âdeta mahkûm ediliyor. Ben böyle bir duruma katılmadığımı, yanlış olduğunu belirtmek istiyorum.

Kıymetli arkadaşlar, tarih içerisinde toplumsal hayatta kadının statüsünü kültürümüzün derinliklerinde aramak gerekiyor. “Cennet anaların ayağı altındadır.”, “Ana gibi yâr olmaz.” anlayışından hareketle kültürümüzün derinliklerini yokladığımız zaman kendi devri içerisinde her devirde gerçekten Türk toplumunun diğer toplumlara göre daha iyi durumda olduğunu söylemek mümkündür. Düşünün ki: Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, kadınların esir pazarlarında satıldığı, köleliğin yaygın olduğu dönemlerde Türk milletinin kültüründe böyle olayların olmaması önemli bir durumdur. Böyle bir dönemde İslamiyet’in kadınlara, kızlara, kölelik anlayışına karşı sağladığı yenilikler, getirdiği imkânlar gerçekten kadın hakları ve insan hakları açısından önemli bir devrimdir.

Kıymetli arkadaşlar, Anadolu coğrafyasında bugün, Türkiye’mizin geçmişinden bugüne Selçuklular döneminde, Osmanlılar döneminde aslında kadının sosyal hayattaki durumunu, sosyal hayat içerisindeki varlığını irdelerken toplumun meşgalesiyle, toplumun uğraştığı işlerle beraber yargılamak gerekiyor. Tabii ki bir tarım toplumunda, tarım ağırlıklı, hayvancılıkla, çiftçilikle geçinen bir toplumda, bugün Anadolu’da kadınlarımızın sosyal hayatın içindeki durumu neyse, yüzyıllarca böyledir değerli arkadaşlar.

Gene, bugün Anadolu’muzdaki durum şudur değerli arkadaşlarım: Bütün ailelerimiz, bu ülkenin doğusundan batısına, köyünden kasabasından kentine, herkes, bilgisi, görgüsü, imkânları oranında, kız-erkek ayırmadan, çocuklarını en iyi okullarda okutmak, en iyi şekilde eğitim aldırmak ve emekle, çabayla, çalışmayla, gayretle gelinebilecek veya siyasetle gelinebilecek bütün noktalara evlatlarının gelmesi için destek veriyorlar, gayret gösteriyorlar; bu da ayrıca tespit edilmesi gereken bir durumdur.

Tabii ki burada bir hususu daha söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Bazı bayan arkadaşlarımız -fikirlerine ben saygı duyuyorum- erkek egemen Parlamentodan vurgu yaptılar; doğrudur, sayı olarak erkeklerimiz fazladır ama işte bugün, çıkmasından memnun olduğumuz bu yasa, kadın erkek hepimizin katkısıyla, hepimizin ortak iradesiyle ve hepimizin desteğiyle çıkıyor. Ben onun için, burada bu yüce Meclise tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 19’uncu ve 20’nci yüzyıldan sonra günümüzde, bu yüzyıllardan günümüze doğru, bilimdeki, teknolojideki, sanayideki gelişmeler, toplumsal ve teknolojik hayatımızda önemli değişmelere, yeni iş alanlarına, yeni mesleklerin oluşmasına neden olmuştur; âdeta, yeni fırsatlarla yeni problemler yan yana gelmiştir. Kadın ve erkeğin statüsünde, mesleklerinde, günlük işlerinde önemli değişikliklere neden olmuştur. Kadın ve erkek açısından fırsatların eşit kullanılmaması dünyanın önemli bir problemidir. Zaman, mesleklerde de, statülerde de hızlı değişiklikler yapmaktadır.

Kıymetli arkadaşlar, şu salonda bulunan bizler, hangimiz eşimizin ümitlerinin, beklentilerinin gerçekleşmesine yardımcı olmayız? Hangimiz bilgi birikimini kullanmasından mutlu olmayız? Hangimiz kızlarımızın en iyi okullarda eğitim almasını istemeyiz? Hangimiz kızımızın toplumsal hayat içerisinde önemli mevkilerde olmasını istemeyiz? Hangimizin gönlü kızıyla, oğlunu ayırabilir?

Anayasa’mızda ve yasalarımızda kadın erkek fırsat eşitliğine yönelik düzenlemeler, gerçekten dünyanın pek çok ülkesine göre daha öndedir. Ancak bu fırsatların yeterince kullanılamaması, hayata geçirilememesi problemini kültürümüzün derinliklerinde, eğitim sistemimizin derinliklerinde ve toplumsal yapımızın derinliklerinde aramak lazım. Aslında çözüme de buradan gitmek lazım. Tabii ki bu oluşturulan Komisyon bu çözümlere önemli katkılar sağlayacaktır diye düşünüyorum. Tabii ki problemlerin bir kısmına da objektif bir gözle bakarsak, değerli arkadaşlar, kadın olarak, erkek olarak, -ben bir hekim olarak söylüyorum- fiziki, biyolojik, psikolojik yapılarımız farklıdır, bundan dolayı tercihlerimiz de farklı olabilmektedir, meslek tercihlerimiz de farklı olabilmektedir. Bazı mesleklere bayanların ilgisi fazla olabiliyor, bazı mesleklere erkeklerin ilgisi fazla olabiliyor, bazı mesleklere de bir cinsin hiç ilgisi olamayabiliyor. Sosyal hayat içerisinde bütün meslek alanlarında -bunun içerisine ben siyaseti de koyuyorum- kadınla erkeği eşitlemeye çalışmak, birazcık toplumsal, biyolojik ve psikolojik realiteyi zorlamak olur diye düşünüyorum. Çünkü gerçekten bazı mesleklere bir cinsin yoğun ilgisi varken bazı meslekler ilgisini çekemeyebiliyor. Mesela, öğretmenlik, hemşirelik, doktorluk, avukatlık, bankacılık, öğretim üyeliği, maden işçiliği, sanatkârlık, sanayicilik, ticaret… Meslekleri alt alta yazın ve tercihleri koyun, gerçekten benzer bir tablo çıkacaktır değerli arkadaşlar. Zaman bazı şeyleri halleder, demiştik. Benim tıp fakültesi yıllarımda bizim okulumuzda bayan-erkek oranı neredeyse 5’e 1’di. Bugün benim kızım da tıp fakültesi öğrencisi ve onun fakültesinde kız öğrenci sayısı daha fazla. Genelleme yaptığımız zaman bütün üniversitelerimizde her geçen gün kız öğrencilerimizin sayısı artmaktadır. Bence problemin çözümü de buralarda yatıyor değerli arkadaşlar.

Dikkat çekmek istediğim bir başka husus değerli arkadaşlar, bugün küresel sermaye, magazin basınını, magazin medyasını kullanarak popüler bir kültür oluşturmaya çalışıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Çalış (MHP, Karaman). “Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-calis-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
