# Türk ceza kanunu, cezaların infazı hakkında kanun ve karayolları trafik kan.değ.yapılmasına ilişkin kanunu

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 8 Ocak 2003
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU, CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN VE KARAYOLLARI TRAFİK KAN.DEĞ.YAPILMASINA İLİŞKİN KANUNU
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2003-01-08-turk-ceza-kanunu-cezalarin-infazi-hakkinda-kanun-ve-karayollari-trafi

> Hasan Fehmi Güneş (CHP), 8 Ocak 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU, CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN VE KARAYOLLARI TRAFİK KAN.DEĞ.YAPILMASINA İLİŞKİN KANUNU); konuşma 305 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının getirmekte olduğu yeni bir kavramla ilgili görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Bu yeni kavram "bilinçli taksir" kavramıdır. Ceza hukukumuzda ve hukukumuzda "bilinç" ve "taksir" kelimelerini yan yana getirmek zordur, uygun değildir. Taksir, yani, kusur, kusurlu suç, bilinçli olmayan, kastî olmayan, kabahat türünden olan eylemlerdir; ama, bilinçli halde yapılmış bir eylemse, bilinçli bir ceza yasası yahut ceza kuralı ihlaliyse, o, artık, taksir değildir; ya bilinçlidir, amaçlıdır, kastîdir ya bilinçsizdir, kusurdur, taksirdir. İkisi birden, şimdiye kadar uyguladığımız, bütün hukukçularımız arasında yaygın olan kavramlara, anlayışlara terstir. Yeni bir kavramdır, hiç uygulanmamıştır. Öyle anlaşılıyor ki, tasarı, kusurun ağırını, kusurun yoğunlaşmışını böyle ifade etmek istemekte ve ona daha ağır bir ceza öngörmektedir, daha ağır bir yaptırım öngörmektedir. Bu, işin bir tarafı, önleyici tarafı; ama, kavram üzerinde, ben, yeniden -Sayın Bakanla da, Sayın Komisyon Başkanıyla da ayaküzeri konuşma imkânı buldum- düşünülmesi gerektiğini Yüksek Genel Kurulun da bilgisine, takdirine sunuyorum.

Uygun değildir; kavram olarak, bu kelimelere yükleyebileceğimiz anlamlar olarak yan yana gelmez, kusur ve bilinç. Öyle anlaşılıyor ki, Batı'da, Batı hukukunda benzer bir yeni kavram türetilmiş cezada ve uygulanmış. Bizim Ceza Yasamızda değişiklik yapmayı öngören, henüz Meclise getirilmemiş olan öneride de bu kavram kullanılmış; ama, bu öneride kullanılmış olması, bizim bu kavramı kullanmamıza yeter gerekçe değildir; içimize sinmez bu ikisi. Mümkündür ki, muhtemeldir ki, bir tercüme farklılığıdır, tercüme yetersizliğidir, tercüme hatasıdır. Çok güzel söylenmiş gerekçede -Komisyonun gerekçesinde de var, tasarının gerekçesinde de var- "yoğunlaştırılmış, yoğunlaşmış taksir" denilmektedir; çok daha anlamlıdır, bizim Türkçemize ve hukuk dilimize, hukukta kullandığımız terminolojiye daha uygundur. "Yoğunlaşmış kusur" olabilir "ağır kusur" olabilir "tehlikeli kusur" olabilir. Az evvelki konuşmacı arkadaşımızın, sözcü arkadaşımızın kullandığı bir sözcük var "nitelikli kusur" demektedir. Cezada da kullanılan bir sözcüktür; bu, denilebilir.

Bunu bilgilerinize sunmak istedim. Sayın Bakandan, Sayın Komisyon Başkanından da, bu konuyu bir kere daha değerlendirmelerini diliyor, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu, cezaların infazı hakkında kanun ve karayolları trafik kan.değ.yapılmasına ilişkin kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2003-01-08-turk-ceza-kanunu-cezalarin-infazi-hakkinda-kanun-ve-karayollari-trafi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
