# Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim
- **Tarih:** 26 Eylül 2004
- **Gündem:** TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2004-09-26-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek

> Hasan Fehmi Güneş (CHP), 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK CEZA KANUNU TASARISI (SS.664) VE (664'E 1İNCİ EK)); konuşma 1.071 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HASAN FEHMİ GÜNEŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugünkü müzakerelerimizde aslında olumsuz bir örnek oluşturuyoruz; yasama görevimiz açısından olumsuz bir örnek, yöntem açısından olumsuz bir örnek oluşturuyoruz. Bu örnek olmamalı aslında; bu, bugün bitmeli. Bazı tasarılarda tekriri müzakere yoluyla maddeleri değiştirdik. Eğer kabul ederseniz, kendimi hukukçu sayıyorum ve hiçbiri hakkında, nasıl, neyin yerine neyi koyduğumuz konusunda, detaylı, yeterli, beni tatmin eden bir bilgim yok. Yani, bunu, böyle, 10 dakika önceden getirip, 10 dakika içerisinde, 5 dakika içerisinde değiştirerek, çok önemli, çok temel yasalarda çok ciddî değişiklikler yaparak yasama görevimizi ciddiyetle yerine getiriyoruz diyemeyiz. Bu, bize haksızlık; bu doğru değil. Bu yasalara aylarımızı veriyoruz, hazırlıyoruz; sonra, işte bir gün, uyum adına ya da yeni yasalarla paralellik kurmak adına bir emrivakiyle karşılaşıyoruz. Bu doğru değil; bunu yapmamamız lazım.

Bilmiyoruz tam olarak. Sayın Bakanın, Sayın Komisyon Başkanının ve komisyon üyelerinin, bürokrat arkadaşlarımızın doğru yapacağını varsayarak götürüyoruz; ama, yasama görevi bizim; bizim yapmamız lazım, bizim bilmemiz lazım, bizim anlamamız lazım, neye el kaldırdığımızı neye el kaldırmadığımızı bilmemiz lazım. Bilmeden el kaldırıyorsak, bu bize yakışmaz, hiç birinize yakışmaz, bana da yakışmaz, yakışmıyor.

Bizi izleyenler, bizi ciddî adamlar olarak görüyorlar; eğer, biz, ciddî adam rolü yapmıyorsak, taklidi yapmıyorsak, onun gereğini yerine getirmeliyiz. Bu doğru değil!

Türk Ceza Yasası Tasarısını görüştük, son iki maddesine kadar geldik, geri çekildi Türk Ceza Yasası Tasarısı İçtüzüğün 88 inci maddesine göre. Bugün, bana sıra gelinceye kadar yapılan konuşmalarda, Türk Ceza Yasası Tasarısının iki maddesinin geri çekilmesi konusunda tatmin edici bir açıklama gelmedi, niye geri çekildiğiyle ilgili tatmin edici bir açıklama gelmedi. Öyle anlaşılıyor ki, işte, on gün önce geri çekildi, on gün sonra getirdik, kabul ediyoruz aynı Türk Ceza Yasası Tasarısını. Son maddede, şimdi benim üzerinde konuştuğum maddede bir değişiklik söz konusu; ki, bugüne kalmayabilirdi, on gün beklemeye gerek yoktu, on günlük bir iş değil o.

Niye geri çektik?! Niye aynen getirdik?! Öyle anlaşılıyor ki, anlamsızdı, gereksizdi, belki acemiceydi. Bir faydası olmadı, zararı oldu; bazı hesaplara göre, ciddî zararı oldu. Bu doğru değil; bu olmamış demek ki, yanlış yapılmış. Neden lafı dolaştırıyoruz. Yanlış yapmışız. Yanlış yapılmış demek, çok dürüst bir tavır olur. Yanlış olmuş; bunu geri çekmemeliydik. O gün, tam bir uzlaşma içinde, mutabakat içinde, maddeler üzerinde çok fazla tartışma yapılmadan, katkı yapılarak geçiyordu. O gün çıkabilirdi, çıkmalıydı; o günkü ile bugünkü arasında bir fark yok. Kaldı ki, o gün çıkınca, ertesi gün de yürürlüğe girmeyecekti zaten, bir yıl sonra yürürlüğe girecekti. Yanlış olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Komisyon Başkanı arkadaşım -o günkü tutanak benim de elimde- diyor ki: "Bunu, şunun için geri çekiyoruz: Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası, İnfaz Yasası, İstinaf Mahkemeleri Yasası ve görüşmekte olduğumuz Ceza Yasası bir bütünlük teşkil ediyor" doğru; "o bütünlük içinde tamamlamalıyız" doğru; "onun için geri çekiyoruz" peki... Geri çekme gerekçesi bu. Sonra...

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - O da bir taktik...

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) - Taktik olmaz. Yani, biz ciddî bir şey yapıyoruz; birbirimize taktik yapamayız, topluma...

Şimdi geldik, Sayın Komisyon Başkanımız diyor ki: "Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası ile İnfaz Yasasını, Hükümet Komisyondan geri çekti." Ben eğer yanlış anlamıyorsam, İçtüzüğün 75 inci maddesine göre, bu tür geri çekmelerde Genel Kurulun bilgilendirilmesi gerekir. Geriye hükümet çeker; geri çekme talebine karşı, Başkanlık onu geri verebilir, komisyon veremez. Başkanlık onu verirken de bize der ki "onu geri istediler, verdim." Ben böyle bir duyuru almadım. Tabiî ki, Komisyon Başkanı doğruyu söylüyor; ama, en azından, bir usul, bir yöntem noksanı var.

Peki, on gün içinde ne oldu da geri çekildi?! Tatildeydik ayrıca; 16'sında bu söylendi, bugün 26'sı... Güzel olmadı; söylemek istediğim o; güzel olmadı, şık olmadı.

Ciddî bir şey yapıyoruz, bir ceza yasası çıkarıyoruz. İlk günlerde de söylemeye çalıştım; bizim, 1926'dan beri uygulanan bir Ceza Yasamız var. Bir hukuk reformu yaptık. Hukuk reformunu, 1926'larda kabul edilen yasaları, biz, Türk aydınlanma devriminin, aydınlanma devrimimizin bir boyutu olarak, bir ürünü olarak algılıyoruz. Öyle geldik seksen yıla yakın bir zaman içinde ve bugün onu değiştiriyoruz. Daha çağdaş, daha ileri, bugüne daha uygun bir ceza yasası yapmak iddiasıyla ortaya çıkıyoruz. Zaten, çağdaşlaşma yönündeki atılımlar, girişimler böyledir; sonsuzdur, bitmez. Bir çağdaşlaşma talebi gündeme geldiğinde, onunla ilgili bir girişim yapıldığında, o tamamlandığında, çağdaşlaşma doğrultusunda, onu yürüten, onu bütünleyen, onu yükselten yeni bir ödev gündeme gelir. Şimdi, bu Ceza Yasasını yapıp bitirdiğimizde bitmeyecek işimiz. Her gün, ileride, uyguladıkça, hem uygulayıcılarımız hem yasama görevi yapan kurullar onu daha yükseğe çıkaracak, geliştirecek bir çalışma içinde olacaklar. Uygarlaşma süreci, basamakları sonsuza dek yükselen bir merdiven gibidir ve her basamaktan sonra yeni basamağa dönük ödevle karşı karşıya kalırız; onu yapmak zorundayız, onu yapacağız. Bu yasamızı, Ceza Yasamızı bu anlayış içinde getirmeliyiz ve bunu yükseltmeliyiz; çünkü, aydınlanma sürecinin hangi noktasında olduğumuzun göstergesi, her toplum için olduğu gibi, bizim için de, hukuk düzenimizin bulunduğu durumdur, bulunduğu noktadır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi Ceza Yasamızı tamamlayacağız. Bu, sondan ikinci maddede, 344 üncü maddede bir değişiklik gündeme geldi. 16'sında görüştüğümüzde "bir yıl sonra yürürlüğe girer" şeklinde bir cümleden ibaretti, şimdi farklı bir madde olarak geldi. Hiç kuşkusuz, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre geri çekilen bir düzenleme böyle gelebilir. Bu, doğru bir yöntem; ama, orada benim itirazlarım var. Biri şu: Çevrenin kasten kirletilmesi ya da taksirle kirletilmesi konusundaki madde iki yıl sonra yürürlüğe girecek, yasadan iki yıl sonra yürürlüğe girecek; 184 üncü madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler bir yıl sonra yürürlüğe girecek. Şimdi, bir yasa yapıyoruz, bazı maddeleri hemen yürürlüğe giriyor, bazı maddeleri bir yıl sonra yürürlüğe giriyor, bazı maddeleri iki yıl sonra yürürlüğe giriyor.

İDRİS NAİM ŞAHİN (İstanbul) - Altı ay sonra.

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) - Altı ay sonra yürürlüğe giriyor. Evet, o 1 Nisan 2005... Ama, farklı maddeleri farklı sürelerde yürürlüğe sokuyoruz, bir; çevreyle ilgili öneriniz Anayasaya uygun değil, iki. Bence, Anayasanın 56 ncı maddesini bir kere daha okuyun. Anayasanın 56 ncı maddesi, bize çok önemli bir çevre duyarlılığı görevi vermektedir. Onu gözardı ediyorsunuz, o doğru değil. Yani, yasayı böylece tartışılır hale getirmemizin anlamı yok. Bütün çevreciler, şimdi, bunun üzerinde yarından itibaren fikir beyan etmeye başlayacaklar, karşı çıkacaklar ve karşı çıkmakta haklılar. İki yıl içinde, çevreye dönük olan, işte -maddeyi okuyayım- teknik usullere aykırı olarak çevreye zarar verecek şekilde, atık ve artıkları toprağa, suya, havaya kasten veren kişiyle ilgili iki yıl içinde bir soruşturma yapamayacaksınız. Onlara iki yıl bu fiilleri yapmayı serbest bırakıyoruz.

FİKRET BADAZLI (Antalya) - Hayır Sayın Bakan, düzeltme fırsatı.

HASAN FEHMİ GÜNEŞ (Devamla) - Yani, bu, o. Bu, o. Bu maddenin yürürlüğü iki yıl sonra diyorsunuz. İşte bugün kabul edersek, iki yıl sonra bu maddeyle... Taksirle olan da iki yıl sonra. Söylemek istediğim şu: Çevre konusunda hepimizin tek tek çok ciddî duyarlılığı olduğuna eminim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Fehmi Güneş (CHP, İstanbul). “Türk ceza kanunu tasarısı (ss.664) ve (664'e 1inci ek)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 26 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-gunes-22-2004-09-26-turk-ceza-kanunu-tasarisi-ss-664-ve-664-e-1inci-ek (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
