# Chp grup önerisinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Fehmi Kinay (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim
- **Tarih:** 7 Aralık 2005
- **Gündem:** CHP GRUP ÖNERİSİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-kinay-22-2005-12-07-chp-grup-onerisinde

> Hasan Fehmi Kinay (AK Parti), 7 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CHP GRUP ÖNERİSİNDE); konuşma 1.062 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Mevlüt Aslanoğlu ve arkadaşları tarafından hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde doğrudan görüşülmek üzere kredi kartlarının mağdurlarıyla ilgili teklifin, Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Mevlüt Aslanoğlu, müktesebatına uygun olarak, Türkiye'de yaşanan çok ciddî, özellikle kredi kartı müşterilerini, yaklaşık 29 000 000 vatandaşımızı ilgilendiren ya da kart sahibini ilgilendiren önemli bir konuyu, sorunu gündeme getirmiştir.

Haluk Koç'un da biraz evvel ifade etmiş olduğu gibi, bu konuda en az Sayın Aslanoğlu kadar heyecan duyduğumuzu, bu heyecana, bu soruna ilişkin, AK Parti Grubunun ve AK Parti İktidarının, benzeri bir heyecanla, benzeri bir ısrarla eğildiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bu doğrultuda, hükümetimiz, 24.11.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine hazırlamış olduğu yasa tasarısını iletmiştir.

Biraz evvel, Değerli Grup Başkanvekilimiz Eyüp Fatsa Bey, yasayla ilgili, özellikle kredi kartı mağdurlarını ilgilendiren konulara ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Aslında, kredi kartı, bir ödeme aracı olarak Türkiye'de ve dünyada tüketicilerin yararlandığı bir teknolojik araçtır, ödeme araçlarından biridir.

Şimdi, Türkiye'de ve dünyada çek de uygulanmaktadır bir ödeme aracı olarak, bildiğiniz gibi, senet de uygulanmaktadır. Dolayısıyla, herhangi bir enstrümanı, ödeme enstrümanını hedef alarak "senet mağdurları", "çek mağdurları" diyemeyeceğimiz gibi "kredi kartı mağdurları" ifadesini de belki de bankacılık sektörü ve bu ödeme aracını geliştiren, bu teknolojik değişimi, dönüşümü insanlık tarihine kazandıranlar açısından belki de bu noktada bir düzeltme yapma ihtiyacı söz konusudur. Zira, kredi kartlarıyla ilgili kullanımda yaklaşık yüzde 98'inin kredi kartını kendi doğasına uygun olarak kullanmakta olduğunu, yüzde 2'sinin de -bugün Bankalar Birliği tarafından basına intikal eden bir haberi aktararak ifade ediyorum; bu bilgi Bankalar Birliğine aittir- yaklaşık yüzde 2'sinin de mağdur kesim, işte, bu sizin vermiş olduğunuz yasa teklifinde ve hükümet tarafından hazırlanan çok daha geniş kapsamlı, Bankalar Birliğimizin de, BDDK'nın da katkı sağlayarak, hükümetin diğer ilgili bakanlarının da katkı sağlayarak hazırlanış olduğu tasarı metninde de büyük ölçüde bu sorunun giderilmesine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu süre elverdiği ölçüde, bunlara da, tabiî ki, değineceğim; ancak, aslında, belki de, kredi kartı mağdurları ifadesinden öte, Türkiye'de ödeme güçlüğü sorunu üzerinde daha kapsamlı bir değerlendirme yapma ihtiyacı vardır. Zira her ay yaklaşık 1,2 katrilyonluk bir ödeme güçlüğü yaşanıyor. Kredi kartı, bu ödeme güçlüğü içerisinde olan vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlardan sadece biri. Karşılıksız çıkan çekler var, protestolu senetler var, tüketici kredileri var.

Sevindirici olan şudur değerli arkadaşlar: Özellikle 2001 yılı krizi sonrasında Türkiye'de faiz oranlarının düşmesiyle birlikte tüketim eğilimi büyük ölçüde artmıştır. Piyasalarda refah düzeyini ilgilendiren, beyaz eşya başta olmak üzere, otomobil ihtiyacı vatandaşlarımızın başta olmak üzere, refah düzeyini ilgilendiren ve nihayet konut tüketimi, konut talebi başta olmak üzere, refahını doğrudan ilgilendiren önemli bir talep ortaya çıkmıştır ve bu talep de, düşen faiz oranlarıyla finanse edilmektedir. Bundan, iktidarıyla muhalefetiyle tüm Türkiye'nin mutlaka memnuniyet ifade etmesi gerekir. Sayın Koç, biraz evvel, böyle bir sorunu getirdikleri için kendilerini takdir etmemiz gerektiğini ifade ettiler; ancak, buraya çıkan Değerli Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarım, faiz oranlarındaki bu düşmenin, talebin karşılanması ve finanse edilmesinde çok önemli bir imkân yarattığını ve bu imkândan özellikle üreticilerimizin istifade ettiklerine ilişkin bir vurgu, maalesef, yapmadılar.

Değerli arkadaşlar, henüz 22 nci Dönem yeni başlamıştı, çok iyi hatırlıyorsunuz, AK Parti Hükümeti, iktidarı ve muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi, kredi kartı ve diğer… Birçok mağduru vardı Türkiye'nin, sadece kredi kartı değil… O günkü faiz koşulları hem kamu alacakları açısından çok yüksek nispetlerde mağduriyete sebebiyet verecek ölçülerde artmıştı hem de kredi kartı gibi, tüketici kredileri gibi ve hatta işletme kredileri gibi çok büyük ölçüde insanları mağduriyete uğratmıştı. Hatırlayacaksınız, gelir gelmez ilk yapmış olduğumuz işlerden birisi -elbirliğiyle tabiî ki- Türkiye Büyük Millet Meclisinde kredi kartı mağdurlarının hem faiz oranlarını düşürdük hem de taksitlendirme kolaylığı sağlayarak, bu sorunu önemli ölçüde giderdik.

Şimdi, benzeri bir sorun varlığını devam ettiriyor. Kredi kartıyla ilgili düzenlemeleri zaten çok daha geniş çaplı, sadece faiziyle ilgili değil, sadece oraya odaklanarak değil çok daha genel anlamda bir kurumsal işleyiş de öngörüsüyle bir tasarı ya da kanun şeklinde ortaya koymak gerekiyor. Siz de gayet iyi biliyorsunuz, Basel Kriterleriyle birlikte zaten bu yönde, müşteri ilişkilerini, müşteri odaklı finansman ilişkilerini düzenleyici tedbirleri sektör olarak almak da gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, ödeme güçlüğüyle ilgili bir değerlendirme yapmak gerekirse, bunun nedenleri üzerinde biraz daha durmak gerekir. Yapmış olduğumuz bir araştırmada, bir çalışmada, ödeme güçlüğünü doğuran en önemli etkenin gelir yetersizliği olduğunu tespit ettik. Türkiye, ne yazık ki, 2002 yılına 2 000 dolar seviyesinde millî gelirle girmiş bir ülke. İnşallah 2005 yılında 5 000 dolar seviyesini yakalamış olacağız. 2006 yılı itibariyle bunu gerçekleştirmiş olacağız.

Bu, temel bir sorunu, daha doğrusu, sorunun temel kaynağını bize işaret etmektedir. Türkiye, millî gelir açısından borçlanma ihtiyacını ve borcun faizini ödeme konusunda gelir yetersizliği sorunu nedeniyle bir sarmal yaşamaktadır. Ancak, Türkiye, bu sarmaldan, millî gelir seviyesini 10 000 dolar ve bunun üzerindeki bir değere taşıyarak aşabilir. Bununla ilgili olarak, bir sosyal istikrar, bir ekonomik istikrar sağlanmıştır.

1996 yılından 2005 yılına kadar geçen sürede, reel sektörü, ücret açısından, reel ücretler açısından, iş dünyasının elde etmesi gereken reel kâr açısından, mevduat sahiplerinin, tasarruf sahiplerinin getirisi olarak faiz açısından ve bununla birlikte enflasyonla değerlendirdiğimizde, çok ilginç bir tablo ortaya çıkmıştır. 1996 yılından 2003 yılına kadar, enflasyon, reel kesimlerde elde edilen reel ücretler başta olmak üzere, reel kâr başta olmak üzere ve tasarruf sahiplerinin mevduat getirisi, yani, faiz başta olmak üzere, tüm reel kesimlerin elde etmeye çalıştığı kârdan, maalesef, üste çıkmıştır. Enflasyon, hepsini ezen bir unsur olarak ortaya çıkmıştır; taa ki 2003 yılına kadar bu tablo değişmemiştir. Enflasyon büyüktür reel ücret, enflasyon büyüktür reel kâr, enflasyon büyüktür mevduat faizi. Bu doğrultuda, ancak 2003 yılından itibaren sosyal bir istikrar zeminine Türkiye kavuşmuştur ve bu doğrultuda da bu denge, enflasyonun en altta kalacak şekilde, reel kâr, reel ücret, faiz ve enflasyon ilişkisi bir sosyal istikrar zinciri olarak ortaya çıkmıştır. Bu tabloyu korumak ve ortaya çıkabilecek birtakım sorunların da kaynağına inerek, yine iktidarıyla muhalefetiyle çözümler üretmek durumundayız.

Ben, bu temel değerlendirmeyi yaptıktan sonra... Biraz evvel, değerli Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilimiz Yaşar Tüzün Bey "faize ilişkin, yasa tasarısında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır" dediler.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) - Evet, yok.

HASAN FEHMİ KİNAY (Devamla) - Sayın Aslanoğlu da, bu değerlendirmeyi teyit edecek bir ifadede bulunuyorlar; ancak, tasarının 26 ncı maddesi, doğrudan faizin hesaplanmasına ilişkindir.

Değerli arkadaşlar, şimdi, faiz oranının hangi nispette olacağına ilişkin değerlendirmeler, Parlamento dışında bu sektörün temsilcileri, bu konuyla ilgili, Bankalar Kanunuyla ilgili sorumluluğu olan BDDK ve tabiî ki, siyasîler olarak, milletvekilleri hep beraber oturup, derinlemesine düşünmemiz gereken bir sorundur.

Değerli arkadaşlar, elbette ki, şu anda, bankalar arasında yüzde 7,5'lardan yüzde 2,5'lara kadar değişen bir oranda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Fehmi Kinay (AK Parti, Kütahya). “Chp grup önerisinde”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 7 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-kinay-22-2005-12-07-chp-grup-onerisinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
