# Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Fehmi Kinay (AK Parti, Kütahya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 1 Haziran 2006
- **Gündem:** GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI ÜRETİCİ VE SANATKARLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK, EL SANATLARININ GELİŞTİRİLMESİ, KORUNMASI VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ HAKKINDA (S.S 1006)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-kinay-22-2006-06-01-geleneksel-turk-el-sanatlari-uretici-ve-sanatkarlarinin-sorunlarinin-a

> Hasan Fehmi Kinay (AK Parti), 1 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GELENEKSEL TÜRK EL SANATLARI ÜRETİCİ VE SANATKARLARININ SORUNLARININ ARAŞTIRILARAK, EL SANATLARININ GELİŞTİRİLMESİ, KORUNMASI VE GELECEK KUŞAKLARA AKTARILMASI İÇİN GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ HAKKINDA (S.S 1006)); konuşma 1.815 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi, Ak Parti Grubu adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Benden önce değerlendirme yapan Komisyon üyesi arkadaşlarım, imza sahipleri adına Sayın Alim Tunç'a, Değerli CHP Milletvekilimiz Nadir Beye yapmış oldukları kapsamlı değerlendirme için, AK Parti adına ve şahsım adına şükranlarımı arz ediyorum.

Bu yapılan değerlendirmeler göstermiştir ki, geleneksel Türk el sanatlarıyla ilgili kurulması yönünde, şahsım ve 39 milletvekili arkadaşım adına vermiş olduğumuz önerge, ülkemizin geleneksel el sanatlarıyla ilgili, iştigal eden değerli yurttaşlarımızın önemli bir ihtiyacını gidermek durumundadır.

Biraz evvel, Değerli Bakanımız Ali Coşkun Bey de, özellikle halıyla ilgili kurulacak olan enstitü konusunda bir müjdeyi paylaşmıştır Genel Kurulumuzla. Bu da göstermektedir ki, ilgili bakanlarımız, Komisyon tarafından hazırlanan kapsamlı rapor üzerine, şimdiden bir yol haritası oluşturma gayreti içindedir. Bu da, yapmış olduğumuz bu çalışmanın, inşallah, ülkemize, fiilen, pratik anlamda önemli kazanımlar sağlayacağını göstermektedir.

Söz geleneksel el sanatlarından açıldığında, ülkemizin yetiştirdiği büyük şair; ama, ondan önce fikir ve aksiyon adamı Değerli Üstat Necip Fasıl Kısakürek'in plastik el sanatlarıyla ilgili yapmış olduğu değerlendirmede, en büyük sanatın edebiyat olduğu yönündeki muhteşem değerlendirmesini, siz, Genel Kurul üyelerimizle paylaşıyorum. Ne yazık ki, edebiyat konusunda yeterli bir yeteneğim olmadığı için, geleneksel el sanatları gibi çok önemli bir sanatsal derinliği haiz konuyu gereği biçiminde savunamayabilirim; bu nedenle, gerek sanatçılarımızdan gerekse siz değerli milletvekillerimizden şimdiden özür diliyorum.

Değerli arkadaşlar, önergenin verilme süreciyle ilgili, bu konuyla ilgili bir durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bundan yaklaşık onbeş yıl kadar önce, o zaman Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri olarak görev yaptığım esnada -Kütahya'da, biliyorsunuz, yoğun olarak, geleneksel Türk el sanatlarımızın içerisinde Türkiye'nin tanıtımına büyük katkı sağlayan çini üretimi yapılmaktadır- çiniciliğin dünü, bugünü ve yarınıyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapmıştık. Bu araştırma, sektörün içinde bulunduğu sorunlarla ilgili, yakından tanıma imkânı vermişti, daha sonra da,özellikle çini sektöründe çalışma imkânı, fırsatı -iş olarak- bulmuştuk.

Yaşanan sorunları yerinde yaşayarak görmenin etkisiyle, sayıları yüzbinlere varan plastik el sanatçılarının sorunlarını, öncelikle gönüllü bir milletvekili grubu tarafından Mecliste desteklenmesi suretiyle bir çalışma başlatmayı planlamıştık; ama, bir vesileyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Bülent Arınç'ı ziyaretimde konuyu kendisiyle paylaştığımda, Sayın Meclis Başkanımızın şöyle bir önerisi oldu: "Bunu, gönüllü bir destek grubu yerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde ilk kez yapılacak bir araştırma komisyonuna dönüştürelim Hasan Bey" dedi ve böylece, 39 milletvekili arkadaşımızın da imzasını almak suretiyle, başta Sayın Bülent Arınç'ın, Değerli Başkanımızın imzası olmak üzere, böyle bir çalışma başlatılmış oldu.

Değerli arkadaşlar, Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104 üncü maddeleri uyarınca, geleneksel Türk el sanatlarının geliştirilmesi, korunması, gelecek kuşaklara aktarılması ve bu sanat dallarında çalışarak geçimini temin eden üreticilerin içinde bulunduğu sorunların araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi, sanatkârların içinde bulundukları sıkıntıların ortadan kaldırılması için, malumunuz olduğu üzere, bir komisyon teşekkül etmiştir. Komisyonun Başkanlığına, Isparta Milletvekilimiz Sayın Recep Özel Bey getirilmiştir ve Komisyonumuzda çok sayıda değerli üye görev almıştır.

Öncelikle, samimî gayretlerine bizzat şahit olduğum bu değerli komisyon üyesi arkadaşlarımı kutluyorum. Ayrıca, Komisyona, yoğun mesaileri olmasına rağmen, büyük bir özveriyle, kurumları adına katılarak, sadece bir resmî görevi yerine getirmenin üstünde, kültürümüze, milletimize karşı tarihî bir sorumluluk taşımanın bilinciyle Komisyon çalışmalarına katkıda bulunan değerli kamu görevlilerine, akademisyenlerimize, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki idarî görevlerde bulunan arkadaşlarımıza, AK Parti Grubu adına teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, komisyon raporu, geleneksel el sanatlarımız için tarihî bir dönüm noktası teşkil edecektir. Bu, bir milattır; bundan öncesi ve sonrası olacaktır. O halde, bu Komisyonun kurulmasından önceki duruma bir göz atmalıyız. Esasen, şu anda da geleneksel el sanatlarıyla ilgili faaliyetlerini sürdüren değerli yurttaşlarımızın yaşadığı sorunlar devam etmektedir; ancak, son tahlilde göreceğiz ki, bu sorunların giderilmesi yönünde verilen çabalar somut önerilere dönüşmüştür. Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Değerli Milletvekilimiz Nadir Bey de Komisyon tarafından ortaya konulan önerilere kapsamlı bir şekilde değinmiştir. Ben de, biraz sonra bunları, belki de, biraz farklı açıdan değerlendirme fırsatı bulacağım.

El sanatlarıyla ilgili ne yapılmalıdır; bu, artık, ortaya çıkmıştır. Bundan sonra, ilgili kurumlar gereğini yapmalı ve biz milletvekilleri ise yapılması gerekenleri özenle takip etmeliyiz. Bunda parti farkı gözetilmemelidir. Zira, sayıları yüzbinlere veren sanatkârlarımızın gözü Meclisin üzerindedir. Onlar, iktidarıyla muhalefetiyle kendi sorunlarına sahip çıkıldığını düşünmekte ve bundan da büyük mutluluk duymaktadır. Ülkelerine olan güveni artmış; Meclis, gözlerinde, yüreklerinde bir kez daha büyümüştür.

Sayın milletvekilleri, siz değerli oylarınızla ve Komisyonumuz da yapmış olduğu samimî gayretlerle öylesine büyük bir iş başarmıştır ki, el sanatları ustalarımızın işlerine duyduğu saygı artmıştır. Ustalarımızın gözlerinde umut ışığı yanmıştır, ufuk çizgisi genişlemiştir. Henüz yapılan bir şey yok diye düşünmeyiniz. Bu Yüce Meclisin çatısı altına gelen her gündem gibi, el sanatları üreticilerinin sorunları da çözüme kavuşacaktır; çünkü, burada, milletimizin iradesi tecelli etmektedir. Artık, ustalarımız yalnız değildir, onlara Yüce Meclisimiz sahip çıkmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Komisyon raporu dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, raporun amacı yalnızca sanatkârların sorunlarını incelemekten ibaret olmamıştır; aynı zamanda, kültürel mirasımızın yapı taşlarından biri olan el sanatlarını gelecek nesillere aktaracak kişi ve kurumların etkinliğini artıracak önlemleri belirlemek olmuştur. Bundan da önemlisi, bizleri millet olma onuruna götüren kültür değerlerinin tarihsel süreç içerisinde etkilendiği ve etkilediği medeniyet izlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri aracılığıyla ulusal perspektifimize kazandırmıştır.

Değerli milletvekilleri, milletçe sahip olduğumuz kültürel değerlerin korunması, ancak yaşatılmasıyla mümkündür. Bu kültürel mirası yaşatan kişilerin eşsiz sevgi ve saygı, sabır duygularıyla ve hepsinden önemlisi yetenekleriyle bu işi başardığını unutmayalım. Diğer taraftan, geçimlerini el sanatlarına bağlamış bu sabırlı ve yetenek sahibi kişiler, mütevazı hayatlarını sürdürebilmek için, belki de herkesten daha çok çalışmak zorunda olmuşlardır. Zira, bir taraftan ustalıklarını el emeği, göz nuru ile taşa, toprağa ve ellerine geçirdikleri her türlü malzemeye derinlemesine yansıtırken, diğer taraftan herhangi bir işletmenin yürütülmesi gereken tüm mükellefiyetlerini de eksiksiz yerine getirmek mecburiyetindedir. Bu işletmelerimizi, geleneksel Türk el sanatlarıyla iştigal eden işletmelerimizi diğer işkollarından ayıran temel unsur da budur.

Geleneksel el sanatkârlarının üretim yapacağı hammaddeyi temin etmek, çalışma hayatıyla ilgili kurallara uymak, işkoluna göre bakanlıkların kendisinden istediği ilkelere uymak, muhasebesine bakmak, müşterilerine karşı sorumluluklarını yerine getirmek; hülasa, herhangi bir işyerinde yürüyen tüm işleri yerine getirmek konusunda herhangi bir ayrıcalığı yoktur. Sıra, ürünlerin tanıtımına geldiğinde, müşteri bulabilmek için mütevazı gelirinden ayırabildiği kadarını, satış yapmayı umduğu firmalara tanıtmak amacıyla sergi ve fuarlara iştirak etmek üzere harcamaktadır. Bu, şanslı olan sanatkârlarımızdır; zira, bunu başarabilen sanatkârlarımızın sayıları oldukça azdır. Çoğunluğu ise, geliri yetmediği halde çalışma fırsatı bulabileceği bir başka iş olmadığı için, kendisini sanatına mahkûm etmiştir. Her gün ustaca yaptığı işi satın alabilecek birileri çıkar umuduyla yaşamaktadır. Ne zaman umudunu kaybetse, ustasının "sabırlı ol, sabır imandandır" nasihatını hatırlar. O, bu sanatı icra ederken, günlük iaşesinden çok Yaradan'ını anmaktadır. Eliyle verdiği her şeklin zihnindeki izdüşümü, gönlündeki sevgiyle, inançla şekillenmektedir.

Onu diğer işletme sahiplerinden ayıran bir başka sorumluluğu daha vardır; çırak yetiştirmek. Yaptığı işi ustalıkla tamamlamasının dışında, mesleği yaşatmak adına çırak yetiştirmek durumundadır; Ahilik geleneğini sürdürmenin bilinci içerisinde ve büyük bir duyarlılıkla.

Gerek sanatın ustalıklarını kültürel değer sorumluluğuyla işlediği eşyaya aktarmak gerekse gelecek nesillere bu mirası aktarmak üzere insan yetiştirmek, bizleri, Türkiye Büyük Millet Meclisini, bu alana sahip çıkmak adına sorumlu kılmıştır.

Değerli milletvekilleri, günümüzde geleneksel el sanatlarımızın yaşadıkları sorunları hafifletmek adına, eskiye oranla daha çok destek unsuru bulunduğunu belirtmeliyim. Bu destek, devletimizin yürüttüğü çalışmaların yanı sıra, özel sektör ve sanatsever kişilerin yakın ilgisiyle oluşmaktadır. Her ilde vali ve belediye başkanlarımız, dar bir bütçeyle de olsa, geleneksel Türk el sanatlarının korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla sergiler düzenlemekte, tanıtım faaliyetlerine katkı sağlamaktadır. Bundan da önemlisi, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, konuya bütün yönleriyle sahip çıkmasıdır. İl kültür müdürlükleri ve halk eğitim merkezleri aracılığıyla, el sanatları kursları düzenlenmekte, ürünlerin sergilendiği ortamlar sağlanmaktadır. Bu yönde Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Atilla Koç'un gösterdiği yakın ilgi, her türlü takdirin üstündedir; kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Bu çabalara, bazı kuruluşların kâr amacı gözetmeksizin sağladıkları maddî ve manevî destekler eklenmektedir. Ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı dönersermaye işletmeleri ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı El Sanatları Dairesi zaman zaman bu sanatkârlardan alım yapmakta, bunları yerli ve yabancı sanatsever müşterilere sunmaktadır.

Bütün bu destekler, sayıları hakkında ancak yüzbinlerce diyerek tahmin yürütebileceğimiz sanatkârlarımızın sorunlarına tümüyle çare olmadığı için, Yüce Meclis, Kültürel Yatırımları ve Girişimleri Teşvik Kanunu çıkarmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu kanunun sağlayacağı fırsatları takdim etmeden önce, zihinde oluşabilecek bazı soruları gündeme getirmek istiyorum. Kültürel mirasın korunması, gelecek kuşaklara aktarılması konusunda Türkiye başarılı mıdır; bu sorunun cevabı tereddütsüz evettir. Bu başarının ardında devlet tarafından sağlanan destekler yer almakta mıdır; bu sorunun cevabı ise, ne yazık ki hayırdır. Tartışmamıza anlam kazandıracak en önemli noktaya böylece gelmiş bulunuyoruz. Geleneksel Türk el sanatlarının bugünlere gelişi, aldığı mesafe, var oluş biçiminde, icraî sanatın amacında gizlidir. Bu sanat dalları hayatın içinde barınarak bugünlere gelmiştir; yani, Batı'daki gibi hayatın geleneklerinden, ihtiyaçlardan kendini soyutlamamış, bilakis, ihtiyaçları giderirken bunun içinde kendini bularak, koruyarak bugünlere ulaşmıştır. Yani, sanat, kullanım eşyasına dönüşerek yaşamış, tüketicisine sadece bir ihtiyacı gidermek üzere değil, onu estetik yapan bütün sanatsal yönleriyle ulaşmıştır.

Geleneksel Türk el sanatları diye bir kültürel değerden bahsedebiliyorsak, bunun yaşamasını kendi içinde oluşturduğu var oluş felsefesinden ayrı düşünmemiz mümkün değildir. Bir eşyayı kullanım amacıyla almak ayrı bir şey, onun fiziksel ve dekoratif özelliklerini oluşturan sanat değerini almak ayrı bir şeydir. Batı'da sanat soyutlaşırken, onu üretenler dar bir çevreye sıkışmış; bizde ise, sanat hayatın içinde somutlaşırken üreticilerin sayısı hızla artmıştır; bu nedenle de Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu, kendini, tarihî bir doku üzerinde araştırmada değil, yaşayan bir değerin zenginliği üzerinde bulmuştur. Komisyon, Anadolu'yu karış karış büyük bir özveriyle dolaşmış ve her gittiği yerde sanatkârlarımızın gönül dolusu heyecanıyla karşılaşmıştır. Buna, Kütahya ziyareti esnasında tanık olan arkadaşlarınızdan biriyim. Kütahya'ya geldiklerinde Komisyon üyelerimiz, Belediye Kültür Sarayında çinici sanatkârlarımızın salonu hıncahınç doldurduğunu hep beraber gözlemledik ve sorunlarını da gerçekten çok büyük bir ustalıkla ortaya koyabilmişlerdi.

Çinici arkadaşlarımız, o günden bu yana, Türkiye Büyük Millet Meclisini, parti gruplarını üç kez iadei ziyarette bulunmuşlardır. Büyük bir coşku yaşanmıştır, bir sevgi seli yaşanmıştır. Tüm ülkemizden, Türkiye Büyük Millet Meclisine, geleneksel Türk el sanatlarıyla ilgili faaliyet gösteren yurttaşlarımız coşku dolu yürekleriyle ziyarette bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; daha önce burada da ifade edilen, 5225 sayılı, kültüre yatırımı teşvik eden bir önemli yasayı değerlendirme imkânı bulmuştuk. Bu yasa, kültür alanında yapılan yatırımlara, başta istihdam olmak üzere, bedelsiz arsa tahsisi olmak üzere, bu tür yatırımları yapan girişimcilere önemli avantajlar sağlamaktadır. Halen yürürlükte olan bir yasadır. Bu doğrultuda tüm girişimcilerimizi kültüre, sanata yatırım yapmaya Yüce Meclisin çatısı altında davette bulunuyorum.

Biraz evvel, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili arkadaşımız ve imza sahipleri adına konuşma yapan Alim Tunç Bey, komisyon tarafından ortaya konan raporu, rapor başlığını değerlendirmişlerdi. Oldukça kapsamlı bir şekilde değerlendirdiler. Benden sonra söz alacak Komisyon Başkanımız ve diğer milletvekili arkadaşlarımızın da, mutlaka bu konuya büyük açıklık getirmek durumunda olduğunu düşünüyorum.

Kısaca, bundan sonra -bu raporun bir milat olduğunu biraz önce ifade etmiştim- geleneksel Türk el sanatlarında neler değişecek, bunlara değinerek sözlerimi tamamlayacağım.

Tanım konusunda, gerçekten, geleneksel Türk el sanatlarının büyük bir karmaşa yaşadığını, bu konuya ilgili duyan veya bu konuyla ilgili olan çevreler gayet yakından bilmektedir.

Efendim, tanım konusu niye bu kadar önemlidir; kendisini ifade konusunda, işte "geleneksel Türk el sanatı" ifadesiyle bu sektör kendini tanımlamış, bu yeterli değil midir diye, belki de düşünenler olabilir. Tanım konusu olmadığı için, değerli arkadaşlar, belki de, devlet kademelerinde, çok istenmesine rağmen, destek konusunda bir model, bir formül geliştirilememiştir. Bu cihetle, tanım konusu, sektörün kendini tarif etmesi büyük önem taşımaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Fehmi Kinay (AK Parti, Kütahya). “Geleneksel türk el sanatları üretici ve sanatkarlarının sorunlarının araştırılarak, el sanatlarının geliştirilmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için gereken önlemlerin belirlenmesi hakkında (s.s 1006)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-fehmi-kinay-22-2006-06-01-geleneksel-turk-el-sanatlari-uretici-ve-sanatkarlarinin-sorunlarinin-a (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
