# Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Güyüldar (CHP, Tunceli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 3 Haziran 2003
- **Gündem:** NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c016/b088/tbmm220160880206.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-guyuldar-22-2003-06-03-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle

> Hasan Güyüldar (CHP), 3 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 782 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN GÜYÜLDAR (Tunceli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Nâzım'la ilgili konuşmama başlamadan evvel, 1 Haziranda Tunceli'de meydana gelen bir olayda halkımızın tahriklere kapılmayıp, sağduyulu davranmasından dolayı, Tunceli Halkına, en içten duygularımla şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum.

Suçluların kısa zamanda cezalarını bulacağını toplum olarak bekliyor ve inanıyoruz. Olayların yatışmasında özverili davranan, duyarlı davranan sivil ve askerî yetkilileri, demokratik kitle örgütlerini tebrik ediyor; huzurlarınızda hepsine teşekkür ediyorum.

Huzur ortamının sürdüğü Tunceli'de, devletimizin, başta belediyeler olmak üzere Tunceli'ye katkılarını bekliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi heyetiyle beraber, yarın, Tunceli'de hemşerilerimiz- le beraber olacağız. Tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 15 Ocak 1902'de doğan Nâzım Hikmet, 100 üncü doğum yıldönümü nedeniyle UNESCO tarafından 2002 yılı "Nâzım Hikmet yılı" olarak kabul edilmiş olup, ülkemizde ve dünyanın bellibaşlı ülkelerinde anılmıştır.

3 Haziran 1963'te ölen Nâzım Hikmet'in ölümünün 40 inci yılı olması nedeniyle, ben de bu konuşmayı 5 dakikada da olsa Yüce Heyetinize sunarken, hepinize saygılar sunuyorum. T.B.M.M. B : 88 3 . 6 . 2003 O :1

Osmanlıda mareşallik, uluslararası antlaşmalarda temsilcilik, tarihçi, dilbilimci gibi, anne ve baba tarafı soylu bir aileden gelen Nâzım, Mustafa Kemal'in asker arkadaşı Ali Fuat Cebesoy'un akrabasıdır.

Nâzım Hikmet, Türk Halkının yaşamını, toplumsal olayları, ulusal bağımsızlığı, memleket sevgisini şiirine dökmüş; şiirlerinde kullandığı Türkçe son derece arı, son derece yeni, Türkçe'yi zenginleştiren, ayrıca, toplumun ve sanatçıların beğenisini kazanan bir dil hazinesi olmuştur.

Toplumcu ve politik ağırlıklı olan şiirlerinden dolayı hakkında soruşturmalar açılmış ve ömrünün büyük kısmını cezaevlerinde geçirmiştir. Türk Ulusal Kurtuluş Savaşını, cezaevinde destanlaştırmıştır.

"Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!" diyerek Mehmetçiği abideleştiren İstiklal Marşımızın ulusal şairi Mehmet Akif Ersoy'dan başka, Nâzım Hikmet de, Kuvayi Milliye Destanında, emperyalizme karşı Anadolu insanının şahlanışını edebî bir eser olarak sergilemiştir. Fakir Anadolu köylü çocuğu Mehmetçiğin cephedeki kahramanlığını, cephedeki Mehmetçiğe kağnılarla taşıdığı cephaneyle Anadolu kadınının efsaneliğini, Antep, Urfa, Maraş düşmek üzereyken Antep tarlalarında Karayılanın işgalcilere karşı şahlanışını vurgulamıştır.

Ulusal Kurtuluş Savaşı tüm cephelerde sürerken, Kocatepe'de;

"Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu

ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki

şayak kalpaklı adam

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

güzel, rahat günlere inanıyordu"

Ve devamla;

"Sarışın bir kurda benziyordu

ve mavi gözleri çakmak çakmaktı

yürüdü uçurumun başına kadar

eğildi durdu

bıraksalar

ince uzun bacakları üstünde yaylanarak

ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe'den Afyon Ovasına atlayacaktı..."

dizeleriyle, 30 Ağustos Meydan Savaşının muzaffer Başkomutanı Mustafa Kemal'i anlatan, Nâzım Hikmet olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Güyüldar.

HASAN GÜYÜLDAR (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 1950'ye kadar ömrünün büyük kısmını cezaevlerinde geçiren Şair, çıkarılan bir afla salıverilmiştir; ancak, tekrar tutuklanacağı endişesiyle, 1951 yılında yurtdışına kaçmak zorunda kalmıştır. Zamanın hükümeti tarafından -altını çiziyorum- malum fikirlerinden dolayı, Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. Türkçe'yi bu kadar güzel işleyen, memleketini, Türk insanını bu kadar seven "şiirimin kökü yurdumun topraklarıdır" diyen, şiirinde ulusallığı, bağımsızlığı bayraklaştıran bu ulusal şairin vebali, fikirlerinden dolayı vatandaşlıktan çıkaranların boynundadır ve hayatlarının en büyük günahını, hatasını işlediklerine inanıyorum. T.B.M.M. B : 88 3 . 6 . 2003 O :1

Nâzım, dünyanın her tarafında el üstünde tutulmasına rağmen, yaşamı boyunca özgürlük ve memleket hasretiyle yanıp tutuşmuştur. Ülkesine o kadar hasret kalmıştır ki, Varna Şehrine gelip, Varna'nın yüksek tepelerinden, İstanbul Şehrinin dağlarına, tepelerine, ufuklarına hasret çekerek seyrederken;

"Karşı yaka memleket,

Sesleniyorum Varna'dan,

İşitiyor musun Memet! Memet!

Karadeniz akıyor durmadan,

Deli hasret, deli hasret,

Oğlum, sana sesleniyorum,

İşitiyor musun Memet! Memet!"

diye seslenerek, çocuğuna, ailesine, memleketine olan hasretini dile getirmiştir ve yine,

"Memleketim, memleketim, memleketim,

ne kasketim kaldı senin ora işi

ne yollarını taşımış ayakkabım,

son mintanın da paralandı sırtımda çoktan,

Sen şimdi yalnız saçımın akında,

enfarktında yüreğimin

alnımın çizgilerindesin memleketim,

memleketim,

memleketim..."

Ve yine;

"Kimi insanlar otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir

Ben ayrılıkların

Kimi insan ezbere sayar yıldızların adını

Ben hasretlerin" diye ülkesi için böylesine hasret duyan, yanıp tutuşan bir insan, bir ozan zor bulunur yeryüzünde.

Yurt dışındayken yaşamının büyük bir kısmını Sovyetlerde geçiren Nâzım, Sovyetlerde baskıcı rejime karşı sesini yükseltip yetkilileri eleştiren ve oyunları yasaklanmasına rağmen susmayan bir aydındı.

Nâzım, ülkemizde ve dünyanın tüm ülkelerinde, mazlumların, sömürülenlerin, ezilenlerin sesi olmuştur ve;

"Ben yanmasam

Sen yanmasan

Biz yanmasak

nasıl

çıkar

karanlıklar

aydınlığa..." diye haykırmıştır.

Dünyaca 20 nci Yüzyılın en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilen Nâzım'ın "yok edin insanın insana kulluğunu" dizelerindeki yakarışının tüm dünyada gerçekleşmesi temennisiyle ve T.B.M.M. B : 88 3 . 6 . 2003 O:1 Hiroşima'da çocukların yanık sesinden tüm dünyaya yankılanan, Şairin "bulutlar adam öldürmesin" şarkısını, Irak için, yarın bir başka mazlum ülke için savaş karan vereceklerin dinlemesini istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu Nâzım konuşmasını yaparken, hâlâ yasağı devam eden ve "bir çınar ağacı altında, Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni" diyen bu evrensel vatan evladına yapılan bu hatanın, bu haksızlığın düzeltilmesi ve vasiyetinin Yüce Heyetinizce değerlendirilmesi dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum.

Elimde gördüğünüz bu çınar dalını Yüce Meclise armağan ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Güyüldar (CHP, Tunceli). “Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-guyuldar-22-2003-06-03-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c016/b088/tbmm220160880206.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
