# İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Ören (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 16 Mart 2003
- **Gündem:** İŞ KANUNU, SENDİKALAR KANUNU İLE BASIN MES.ÇALIŞANLARLA ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TAN.HAK.KAN.DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (SS.82)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-22-2003-03-16-is-kanunu-sendikalar-kanunu-ile-basin-mes-calisanlarla-calistiranlar

> Hasan Ören (CHP), 16 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUNU, SENDİKALAR KANUNU İLE BASIN MES.ÇALIŞANLARLA ÇALIŞTIRANLAR ARASINDAKİ MÜNASEBETLERİN TAN.HAK.KAN.DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN (SS.82)); konuşma 951 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madde üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, en son, 22 nci Dönem Meclisinin çıkan albümünü inceledim. Albümde 7 sendikacı arkadaş var, 108 de ticaret yapan ve sanayici arkadaşımız var; ama, sendikacı arkadaşlarımız, Türkiye'de, gerçekten çok büyük baskı altında olan, geçinmekte zorluk çeken, emeğinin ve alınterinin, gerçekten, karşılığını alamayan bir topluluğun temsilcileri olduklarından dolayı, o kesimin, gerçekten, savunuculuklarını iyi yaptılar. Ancak, 108 sanayici arkadaştan hiçbirisi çıkıp, sanayicilerin sıkıntıları, hangi konumda oldukları, sanayici ile işçi neden kavga ettirilir konusunda bir şey söylemedi.

Ben sanayiciyim. Türkiye'de bir atasözü vardır "aşağıya tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık" diye. Aşağıdakiler haklı; emekleriyle geçiniyorlar, sabahleyin çocuklarıyla yüz yüze gelmeyi bile düşünmüyorlar; çünkü, sabah erken kalksa, çocuğuyla yüz yüze gelecek, okula giderken 500 000 lira, 1 000 000 lira isteyecek; o yok işçinin cebinde. O, gerçekten haklı. Sanayiciye gelince, bu, sanayici ve işçi kesiminin sorunu değil ki; bunun üzerinde bir kurum daha var; hükümetler; yani, sanayiciyi baskı altına alan, sanayicinin ve işçinin ürettiğinin yarısını alıp işçiye ve sanayiciye yarısını bırakan hükümetler var; 56 ncı hükümet olabilir, 57 nci hükümet olabilir, 58 inci hükümet olabilir, 58 inci hükümetin devamı olan 59 uncu hükümet olabilir...

Değerli arkadaşlarım, eğer, sigorta primleri; eğer, girdiler, hiç kimseye sormadan, sadece içborç faizlerinin karşılanması için, Türkiye'nin geleceğini ileri noktalara taşımak isteyen, lokomotif görevini yapan sanayici arkadaşlara, işçilere yüklenirse ve bu yüklemeden sonra bu iki kesimin kavga etmesini seyretme görevini hükümetler ellerine alırlarsa, bilin ki, bu sorun çıkmazdadır.

Bu yasa üç ay erteleniyor; üç ay sonra daha ciddî sorunlarla karşılaşacağız, daha ciddî sorunlar önümüze gelecek.

Bakınız, bir işçinin toplam kesintileri -vergileri ve primleri- 153 667 901 liradır; yani, bir işçiyi sigortalı çalıştırırsanız, devlet, 153 000 000 lira alıyor.

Tabiî, bunlar, bugünkü rakamlar ve bu rakamlar, hükümetin açıkladığı gelir artırıcı tasarruf tedbirleriyle yüzde 30 daha artacak. Bu ne demektir; bu, eğer, 59 uncu hükümet, gelecekte, ciddî bir şekilde, verdiği sözleri yerine getirmezse, vergilerde istenilen düşüşü sağlamazsa, sigorta primlerinde istenilen düşüşü sağlamazsa, tüm sanayinin enerji girdilerinde düşüşü sağlamazsa, bilin ki, sorun çözümlenmeyecek.

Şimdi, kamu sektörünün sigortaya olan borcu 1 katrilyon, özel sektörün borcu 2,5 katrilyon. Biz, her zaman şunu söylüyoruz; hükümet kanadından da bu sesler çok hızlı geliyor: "Efendim, geçmiş hükümetlerin bıraktığı..." Evet, doğrudur; ama, sistemde değişiklik yapmazsanız, sistemde değişiklik yapmazsak, bu primleri aşağı çekmezsek, beş yıl sonra, yedi yıl sonra, on yıl sonra bizim yerimize oturacak arkadaşlar da, bugün, burada oturanları suçlayacaklar; çünkü, o gün, SSK'nın borcu, belki 25 katrilyon olacak, belki 30 katrilyon olacak.

İşçi, işveren ve üçüncü ayağı hükümet... Hükümet bu konuda, bu İş Kanunu Tasarısında ne yapmıştır, hangi kolaylıkları sağlamıştır ki, işçi ile işverenin barışını sağlamak istemektedir? Baktığınızda, 132 katrilyon olan içborç, 150 katrilyon liraya dayanmıştır. Evet, belki, sizin bu konuda suçunuz yoktur, belki kucağınızda bulmuş olabilirsiniz; ama, sistem aynı işleyecek ise, iddia sahibi olarak geldiğiniz bu koltuklarda, hâlâ daha içborç ödemesini işçilere, sanayiciye saracak iseniz, üç ay sonra neyi tartışacağız; üç ay sonra daha ciddî tartışmalara gireceğiz; çünkü, bu yıl 70 katrilyon içborç ödeyeceğiz.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, Türkiye'de 1 ile 9 arasında işçi çalıştıran 321 000 işyeri var, toplam işçi sayısı 1 000 000. 10 ile 25 arasında işçi çalıştıran 46 000 işyeri var -özel sektörden bahsediyorum- toplam 700 000 insan çalışıyor. 26 ile 50 arasında işçi çalıştıran 46 905 işyeri var, toplam 622 394 insan çalışıyor; yani, toplam 2 316 000 insan KOBİ'lerde, küçük işletmelerde çalışıyor ve bu 2,5 katrilyonluk sigorta prim borçları da, en fazla bu kesimde ve bu kesim kadar fazla bir kesim de, kayıt altında olmayan kesim. İddiamız neydi, her iki siyasî partinin de iddiası vardı; vergiyi tabana yaymak, kayıtdışı ekonomiyi kayıt içine almak. Peki, Sayın Bakanım, bu kadar yüksek primlerle, bu kadar yüksek girdilerle, biz bu 2 300 000 insanı gelecek günlerde 1 000 000'lara mı indireceğiz yoksa 5 000 000 mu yapacağız? Bana göre, 1 000 000'a inecek; çünkü, tedbir almıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu ülke hepimizin. Gittiğimizde, AKP'li, CHP'li hiç kimse, ayırt etmeden, bizi, sevgiyle, saygıyla kucaklıyor. Burada iddialaşmanın, burada kısır döngü içerisinde çarpışmanın sokaktaki vatandaşa hiçbir faydası yok; ama, bugün izlenen politika, söylediğinizle tam ters politika. Belki zorunlu olarak yapıyorsunuz; ama, bunu da açıklayın. Kişileri siyasî malzeme olarak kaybetmek, değerli insanları siyasî malzemeye yem etmek bu Meclisin görevi olmasın. Bundan önce bu konularda kısır çekişmelerde bulunanlar, kısır konular üzerinde tartışma yapanlar tasfiye olup gitti.

Geldiğimiz noktalara bakalım : Dün sade vatandaştık. 550 insandan biri olmak o kadar kolay bir iş değil. Bunun gerçekten ciddî sorumlulukları var. Milyonlarca insan, 550'den biri olabilmek için binlerce savaş veriyor. Buraya kolay gelmedik hiçbirimiz; hak ederek geldik, hepimiz hak ederek geldik; ama, unutmayalım ki, mikrofonu elimize alıp kahvelerde, köylerde konuştuğumuzla, burada yaptığımızın birbirine uyum sağlaması gerekli. Bu uyumun da hedefleri bellidir; enflasyonu hangi noktada aldıysak, içborcu hangi noktada aldıysak, ihracatı hangi noktada aldıysak, bunların, üç ay sonra -100 gün doldu- AKP 100 günlük raporunu verir veya vermez. Halk izliyor bunları. Bir yıl sonra nereye geleceğimizi de göreceğiz; ama, ne olursunuz, bu işçi ve işveren kavgasında cazgır rolünü oynamayalım. Hükümet, bu tasarı üzerinde yapabileceklerini açıklasın. Hükümet, vergilerle ilgili, sigorta primleriyle ilgili, enerjiyle ilgili, tüm sanayi girdileriyle ilgili, üzerine düşen görevi yapsın. İnanın, aşağıda çalışan insanın çalışmayla ilgili hiçbir sıkıntısı yok. İşyerine girdiğinde, belki de Türk işçisi, yüzde 100 verim veren, dünyada tek işçidir.

Biraz evvel Sevgili Meral Beyin söylediği, hangi mantık içerisinde değerlendirilebilir? Ben, işveren olarak 153 000 000 lirayı işçiden kesiyorum ve işveren payı olarak sigortaya yatırıyorum; ama, 120 gün geçmeden sağlık hizmetlerinden yararlanamayacak.

Peki, Sayın Bakan, bunun bir açıklamasını -size veya bize- yapabilir mi? Sağlıkla ilgili, karşılığını ilk gün alıyorsun; ilk gün aldığın halde, 120 gün sonra bakarım diyorsun. Peki, o işçi ile işveren nasıl anlaşacak? O işçi ile işveren nasıl birbirine güven duyacak?

Sağlık hizmetlerinden yararlanamayan işçi yanıma geliyor "efendim, hanımım hasta..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Ören (CHP, Manisa). “İş kanunu, sendikalar kanunu ile basın mes.çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetlerin tan.hak.kan.değişiklik yapılmasına ilişkin (ss.82)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 16 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-22-2003-03-16-is-kanunu-sendikalar-kanunu-ile-basin-mes-calisanlarla-calistiranlar (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
