# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Ören (CHP, Manisa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Hasan Ören (CHP), 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.488 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA HASAN ÖREN (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1066 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde, 7 nci madde üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının, gerçekten, incelediğimizde, vatandaşın beklediği gibi, vatandaşın umduğu gibi bir tasarı olmadığını hepimiz biliyoruz.

3 üncü madde üzerinde görüşlerimi belirtir iken söylemiştim; bu tasarı, çok iyi niyetle hazırlanmış, Plan Bütçede saatlerce, günlerce tartışılmış, vatandaşın lehine birtakım düzenlemeler yapılmış idi; ama, ne yazık ki, 2 nci madde üzerinde Plan ve Bütçe Komisyonunun görüşünün dışında, hükümetin getirdiği bir önergeyle bu tasarı tamamen çökertilmiş vaziyete geldi. Belki, dikkatlerinizden kaçtı; ama, bölgelerinize gittiğinizde, Bağ-Kur prim borcu olanların, Bağ-Kur ve SSK'ya gittiklerinde karşılaştıkları durumu görüp de size ilettiklerinde, herhalde, bir hayli yüzünüz kızaracaktır. Çünkü, bu tasarının 2 nci maddesi değiştirilir iken, tamamen, sistem çökertilmiş vaziyete getirildi. Neydi Plan Bütçede savunulan ve halkın lehine geliştirilmek istenen; Bağ-Kur borcu olanların, borçlu olduğu bu süreler içerisinde sağlık sektöründen hizmet almadıklarından dolayı, sağlık sektörüne ödedikleri primler düşülerek bulunacak anaparaya bugünkü reel faiz üzerinden hesap yapılacak, bu hesap bir yıl, iki yıl ve beş yıl olmak kaydıyla, yüzde 5, yüzde 6, yüzde 7 faizlendirilerek tüm para bulunacak, 60 aya, 2 yıla veya 1 yıla yayılacaktı; ama, hükümetin getirdiği önergeyle, sizlerin kaldırdığı parmaklarla yasa bu durumdan çıktı, şimdi, bütün borçların toplamı, 1998 sonu, 1999 başına kadar, bütün faizleriyle beraber borçların toplamı, bunlara reel faizin, bileşik faizin yüklenmesi ve sonucunda 12 ay, 24 ay veya 60 aya bölünmesiyle vatandaşın borcunun tahsili. Eşittir; bugün ne borcu var ise, bugün, faizlendirilmiş ne borcu var ise bugün faizlendirilmiş, bugün ne borcu var ise 1 lira yukarısında olacak, 1 lira aşağında olmayacak; yani, beş yıllık borcu olan bir Bağ-Kurlu, yani, 13 milyar borcu olan bir Bağ-Kurlu, şimdi, televizyonun karşısında geçmiş "Yarabbim, ne olur şu yasa bir gün evvel çıksa da, ben de borcumu en az yarı yarıya veya üçte 2'si eksilmiş şekilde gitsem ödesem" diye düşünüyor. Ama, bunun böyle olmadığını gördüğünde, işte, siz yüz yüze geleceksiniz o zaman. 13 milyar borcu olan arkadaşımız, Bağ-Kura gittiğinde, 13 300 000 000 para ödeyecek.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Kaç ayda?

HASAN ÖREN (Devamla) - 60 ayda.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Bitti!

HASAN ÖREN (Devamla) - O zaman şunu söyleyin…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Siz söyleyin.

HASAN ÖREN (Devamla) - O zaman şunu söylemeniz gerekliydi: "Biz, bugünkü mevcut borcunuzu 60 aya faiz almadan yayıyoruz" deseydiniz. Halka onu vermediniz. Halka dediniz ki: "Bağ-Kur borcu olanlarla ilgili bir yapılandırma getiriyoruz, bunu da şunun için getiriyoruz: Bugüne kadar olan olmuştur, gecelik faizler yüksek, yüksek faizlerden dolayı esnaf ve sanatkâr zor durumda kalmıştır. Zor durumda kalan esnaf ve sanatkârla ilgili, işleri bozulmuştur; biz, o dönemin sıkıntılarını bildiğimiz için şimdi size kolaylık getiriyoruz". Böyle de olması gerekliydi, bu yasanın böyle çıkması gerekliydi. Ama, yasa nereye geçti... Ben geçen gün de söyledim, yine, Sayın Bakanımın çalışkanlığından, bu konudaki bilgi ve tecrübesinin halkın lehine kullanılacağından yana hiçbir kuşkum yok; ama, egemen güçler, halkın lehine çıkmasını engelliyor. Şimdi, bu yasayla, Bağ-Kurlunun, hiçbir şekilde derdine deva olmuş değiliz. Sadece, Sayın Grup Başkanvekilinin dediği gibi, tavşana kaç, tazıya tut; 60 ay vade yapıyoruz.

SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Gecikme zamları ne oluyor?!

HASAN ÖREN (Devamla) - Peki, 60 ay vade yaptık. Vade yaptığımızda, kimdir Bağ-Kur primi ödeyen; Bağ-Kur primi ödeyen, tarımsal kesimde bir bölüm. Terzi Bağ-Kur primi ödüyor, tıraş olduğumuz berber Bağ-Kur primi ödüyor, kaynakçı Bağ-Kur primi ödüyor, marangozu Bağ-Kur primi ödüyor. Peki, şimdi, siz diyorsunuz ki: Ey terzi Yüksel, 250 000 000, şimdi, düzenli olarak Bağ-Kurunu ödeyeceksiniz. En az, asgarî beş yıl borcunu ödememiş Bağ-Kurluya da 222 000 000 da oradan ödeyeceksiniz diyorsunuz; yani, Alaşehir'de terzilik yapan Yüksel, 472 000 000, ayda, Bağ-Kura prim ödeyecek... Aklınız alıyor mu?! OIması mümkün mü?! Yani, siz, bir berberin, bir marangozun, bu kadar darbe yemiş, bu yıllar içerisinde yaşanan bu krizlerden hiç sorumlu olmayan o Alaşehir'deki berberin, o Alaşehir'deki terzinin suçu, günahı ne?! 472 000 000'u ödeyemeyeceğini bildiği halde, bildiğiniz halde, bunu ödemekle ilgili bir zorunluluk getiriyorsanız, bunun olması mümkün değil arkadaşlar. Haa, şu olabilir…

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Silelim…

HASAN ÖREN (Devamla) - Silmeyelim… Silmeyelim…

Bakın, hani dersiniz ya: Ey muhalefet, konuşmak kolaydır; çözüm getir, öneriyi getir. Öneri getirelim. Amaç nedir; amaç şudur: Sağlık kurullarında, sosyal güvenlik şemsiyesi altında toplanan insanların, en azından, bu yasa çıktıktan sonra, doğru düzenli primlerinin ödetilmesinin gerekliliğine inanmamız lazım; yani, bugünden itibaren çıkaracağımız yasa öyle bir şeyi getirmeli ki, herkes, bundan sonra, en az yüzde 90'ı, Bağ-Kurlunun bundan sonra 250 000 000'luk priminin ödenmesini sağlamamız gerekli. Bunu yapabilmemiz için, işte, bu borç, aslında bir avantaj. Düşünürseniz, bu borçlu olan kesim, emeklilik süresinde ödesin bunu; on yılda, onbeş yılda, yirmi yılda ödesin. 20 000 000, 20 000 000 ödesin; ama, bir kayıt koyalım; eğer, bu 250 000 000'u ödemezsen, bu yapılandırma bozulmuştur. Mesele, bugün, bu 250 000 000'u ödetmek. Yoksa, bu 12 nci basamak Bağ-Kurdan 250 000 000'u ödetirken, bir de yanına 250 000 000, geçmişe dönük, borçlarını öde, ayda 500 000 000 öde der iseniz, 2006 erken seçiminde veyahut 2007'de yapılacak seçimde, yine, bu Meclisin önüne gelecek, yine bu Meclisin vaktini alacak. Hani, hep övünüyorsunuz ya, övünüyoruz ya, deriz ki: Bu Parlamento tek partili olduğundan dolayı hızlı kanun çıkarır, hızlı yasa çıkarır.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Sayenizde...

HASAN ÖREN (Devamla) - Ama, hızlı yasa çıkarırken ne olur; çıkardığımız yasaların Cumhurbaşkanından üçte 1'i geriye dönmesin.

TEVFİK AKBAK (Çankırı) - Sayenizde...

HASAN ÖREN (Devamla) - Anayasa Mahkemesinden üçte 1'i geri dönmesin. Bugün çıkardığımız yasa, ertesi gün yine önümüze çıkmasın. Geçmişe baktığımızda, eğer bugün yaptığınız bu acemice veya bu yönlendirilmiş yasa tasarılarıyla, bugün yaptıklarınızla mümkün değil bu zamanın israf olmaması. İşte israf oluyor zaman.

Sigortada da aynı şey var arkadaşlar. Bakınız, sigortayla ilgili brüt asgarî ücret 531 YTL, işçinin eline geçen net 380 YTL, işverene maliyeti 645 YTL; yani, istihdamın vergi yükü 265 YTL, yüzde 41. Hani, hep yakınırız ya, Çin malları geldi, Hindistan'dan geldi, ekonomimizde üretim azaldı, rekabet gücümüz eksiliyor... Eh, eksilecek tabiî; yani, siz, istihdamın üzerine bu kadar, devlet olarak, vergi yükünü salar iseniz, bu kadar vergiyi devlet olarak almaya kalkar iseniz, Türkiye'deki sanayicinin dışarıyla rekabet etmesi mümkün değildir.

Peki, bunun tablosu var mı önümüzde; ee, var tabiî. Yani, övünerek söylediğimiz… 73 milyar dolarlık ihracat yaptığımız söyleniyor. Çoğunuz incelemişsinizdir, 73 milyar dolarlık ihracatın yarısına yakını ara malı. Yani, ne demektir; 115 milyar dolarlık yaptığımız ithalatın, Türkiye'den, transit, üzerine etiket yapıştırılarak dışarıya sattığımız… Neyle kalkınacaktı Türkiye; Türkiye, üreterek kalkınacaktı; ama, bu kadar, istihdamın üzerinde vergi olur ise, bu kadar vergiyi yükler isek, nasıl sağlayacağız bunu?! Bu vergi yükü işçinin eline de geçmiyor. İşçinin eline geçen 380 000 000. Bir işçinin aldığının üçte 2'sini devlet alıyor. Şimdi, ne oluyor, işveren ne yapıyor; işveren, tabiî ki, kolayını bulma yolu ve yöntemini deniyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de çalışma saati 8 saat; ama, şimdi, 12 saate çıktı. Gerekçesi; gerekçesi, bu kadar vergi yükünün olmasından kaynaklanıyor. Eğer, SSK primleri bu kadar yüksek olur ise, üç vardiya çalıştıracak bir fabrika, 12'şer saatten, iki vardiya çalıştırmaya başladı. Niye; sigorta primlerinden kurtulmak için. Eğer, böyle gider ise, inanın, sanayici üretmekten vazgeçecek, sadece ithalatla devam edecek.

Bakınız, bir çarpıcı örnek daha vereyim size. Çalışma Bakanlığımız, kümesin içindeki tavukları yolmaya ve kümesin içindeki tavuklardan bu açığı kapatmaya gayret gösteriyor; ama, ne yazık ki, devlet, bize örnek olmuyor. Bakınız, devlet, Millî Eğitim Bakanlığı, çalıştırdığı vekil öğretmenlerin sigorta primleriyle ilgili bir uygulama yapıyor. Eğer, siz, vekil öğretmen olarak haftanın dört günü, haftanın beş günü 3'er saat, 4'er saat, 5'er saat derse giriyor iseniz, Millî Eğitim Bakanlığı, Çalışma Bakanlığına dört gün üzerinden sigorta primi ödüyor; yani, o bize örnek olacak, sanayiciye örnek olacak Millî Eğitim Bakanlığının, Çalışma Bakanlığına ödediği onbeş günlük sigorta primi.

Bir örnek var elimde, vekil öğretmenlik yapan; ekim ayında 11 gün çalışmış, kasım ayında 15 gün çalışmış, aralık ayında 16 gün çalışmış, ocak ayında 15 gün çalışmış. Çalıştığı süreler içerisinde sigortalı gösteriyor; yani, pazartesi çalışacaksın, salı çalışıyorsun, çarşamba çalışıyorsun, perşembe çalışıyorsun, cuma günü de çalışmış olsa 30 gün gösterecek. Cuma günü çalışmadığından dolayı vekil öğretmen, 16 gün, 15 gün sigortalı gösteriliyor. Şimdi, biz de mi öyle yapalım Sayın Bakanım?! Biz de, pazartesi, salı, çarşamba 12'şer saat çalıştıralım işçileri, cuma, cumartesiyi boşa çıkaralım, sanayici olarak size gelelim 16 gün sigorta primi ödeyelim. Biz böyle yapmayacağız; ama, ne olursunuz bu aksaklıklara, devletin, gerçekten, sanayiciye örnek olacağı bu konulara hassasiyetle dikkat etmek durumundayız.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı altı aya kalmaz önümüze tekrar gelir. Bu tasarı, gerçekten, ne sigortalıya ne Bağ-Kurluya bir kolaylık sağlamıyor.

ÜNAL KACIR (İstanbul) - Yapma ya!..

HASAN ÖREN (Devamla) - Bunu, gittiğinizde göreceksiniz. Bakınız, burada tabloları geçen gün okudum, bir daha okumak istemiyorum. Bugün borcu olan insanın altmış ay içerisinde ödeyeceği borç, bugünkünün üzerinde, aşağısında değil. Vatandaş bunu beklemiyor, sanayici de bunu beklemiyor. Eğer sanayici sigorta primlerini ödemediyse bilin ki, o sanayici üzüntü içindedir. O geçmiş dönemin sıkıntıları içerisinde, gecelik faizlerin yüksek olduğu, Türkiye'nin krize girdiği dönemlerde kaybettiği işgücünü toparlamaya çalışıyor. Ona şimdi derseniz ki: Bu sigorta primlerinin hepsini şöyle şöyle, şu kadar zamanda ödeyeceksiniz; o da ödeyemez. İşini toparlaması ve işini istenilen düzeye getirmesi için ona da daha iyi kolaylıklar sağlayalım. Ona da şunu yapalım: Çalıştırdığı işçilerin hepsinin primini hiç aksatmadan bu saatten sonra ödesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Ören (CHP, Manisa). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-oren-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
