# Siber Güvenlik Kanunu Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Öztürk (CHP, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim
- **Tarih:** 5 Mart 2025
- **Gündem:** Siber Güvenlik Kanunu Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133202
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ozturk-2025-03-05-siber-guvenlik-kanunu-teklifi-munasebetiyle

> Hasan Öztürk (CHP), 5 Mart 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Siber Güvenlik Kanunu Teklifi münasebetiyle); konuşma 527 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASAN ÖZTÜRK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin geleceği açısından son derece kritik Siber Güvenlik Kanunu Teklifi'ni görüşüyoruz ancak tek adam yönetimi yine düğmelerini baştan yanlış ilikliyor.

Siber Güvenlik Başkanlığı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 8 Ocakta kurulmuş, kurum kurulduktan sonra biz burada kuruma göre kanun konuşuyoruz; basitçe; önce, bina kaçak yapılmış, şimdi Meclisten çalışma ruhsatı istiyorsunuz. Siber güvenlik gibi dijital vatanın millî güvenliği bir kararnameyle "Ol." denildiğinde olamaz; kuruma 135 kişi değil, 1.000 kişi de koysanız olmaz. Bilgi çağının yüksek teknoloji, yetkinlik, süreklilik ve tutarlılık isteyen bu işleri "Ol." denildiğinde olmuyor ama siz hâlâ anlamıyorsunuz. Siber güvenlik yol yapmaya benzemez. Dolayısıyla, millî bir başlık taşıması gereken, siber dünyada ülkemizin kurumlarının ve insanlarının korunması için iktidar, muhalefet, kamu, bağımsız üniversiteler ve özel sektör temsilcileriyle birlikte süreci ortaklaştırmalıydınız. Siyasi bürokratların hazırladığı bir kurum yapısıyla bunun varacağı sonuç mevcut durumdan daha iyi olmayacaktır. Bugün siyasallaşan devlet kurumlarının, bu kurumlardaki siyasallaşmış yöneticilerin davranış algoritmaları ortadadır; saray ne istiyorsa algoritma sadece onun isteklerine göre işlerin yürümesi için çalışmakta çünkü varlığını ona borçlu hissetmekte, devlet aklı ortadan kaybolmaktadır. Örneğin, bugün iktidar yanlısı basın, basın mensubu, sosyal medya fenomeni, muhalefet liderine hakaret eden, muhalefetin seçilmiş belediye başkanlarına ya da vekillerine hakaret eden ya da iktidar partisinden seçilmiş olan herhangi bir kişinin görevini kötüye kullanma veya diplomasını denetleme sorumluluğunu kendini -tırnak içinde- adalete adamış bugünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ulvi görev tanımının içinde görüyor mudur acaba? Tabii ki hayır. Olabilir mi? Tabii ki olamaz. Peki, sadece muhalefetten seçilmiş insanların ya da muhalif basının veya muhalif kişilerin sorun olması veya sorunlu olması olasılık bilimi açısından da rassal olarak kabul edilebilir olağan bir şey midir? Tabii ki olamaz; aksine, yürütmenin başındakilerin hâliyle yürütme göreviyle daha fazla hata yapabilme ihtimali aslında ortadadır ancak algoritmaya göre verilen talimat bellidir. Bugün en canlı örneğini niye veriyoruz? Bu kurumlar da bu şekilde siyasi, Cumhurbaşkanına bağlı kurulursa kurumların siyasallaşacağını, millî olamayacağını bir kez daha hep birlikte anlayalım. (CHP sıralarından alkışlar) Devleti siyasallaştıran bu partizan zihniyetten hep birlikte kurtulmalıyız. Siber olaylar doğru tanımlanmalı, iktidar bugün susturmaya çalıştığı muhalif sesleri bir siber saldırı tanımı içine alabilecek genel tanımları ortadan kaldırmalı, susturmak için bir baskı aracı hâline gelmesine olanak sağlayacak bu kanun, bu kurum bu amaçlara asla hizmet etmemelidir.

Sonuçta ifade özgürlüğü Anayasa'mız ve kanunlarımızla güvence altına alındığı gibi Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi'nin 19'uncu maddesinde de güvence altına alınmış temel bir insan hakkıdır. Ancak dünya genelinde geri bırakılmış birçok ülke hükûmetleri otoriter yönetim anlayışları gereği ifade özgürlüğünü ve demokrasiyi hiçe sayma eğilimini sergiliyorlar.

Siber güvenlik politikalarının amacı, dijital ortamın güvenliğini artırarak ifade özgürlüğü de dâhil olmak üzere temel hakların korunmasına katkıda bulunmak olmalıdır. İfade özgürlüğünü sınırlandırma riski taşıyabilecek düzenlemelerden de belirsizliklerden de kaçınmak esas olmalıdır; bizde ise teklifin maddeleri yine ifade özgürlüğünü, kişisel verilerin güvenliğini ortadan kaldıran, kendi mahremiyetindeki bilgilere keyfî erişime ve istemeye izin veren hukuk dışı dayanaklara olanak sağlayacak genellemelerle dolu. Özellikle 6'ncı madde siber güvenlik bahanesiyle geniş bir gözetim ve veri toplama yetkisi yaratıyor ve temel hakları bu manada hiçe sayıyor.

Başka bir kritik soru şu: Bu Başkanlık kime karşı sorumlu? Bağımsız bir denetim mekanizması var mıdır? Türkiye Büyük Millet Meclisine hesap veren bir yapı mıdır? Cumhurbaşkanlığına doğrudan bağlı olduğu için burada yargı denetimi de fiilen ortadan kalkmıyor mudur?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Öztürk (CHP, Bursa). “Siber Güvenlik Kanunu Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 63. Birleşim tutanağı, 5 Mart 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ozturk-2025-03-05-siber-guvenlik-kanunu-teklifi-munasebetiyle (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=133202

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
