# 2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasan Özyer (Muğla)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim
- **Tarih:** 24 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 4 TUR GÖRÜŞMELERİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ozyer-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-4-tur-gorusmeleri

> Hasan Özyer, 24 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİNDE 4 TUR GÖRÜŞMELERİ); konuşma 1.201 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN ÖZYER (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turizm Bakanlığı bütçesi hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini sunmak üzere, kürsüye gelmiş bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Turizm, Türkiye'nin dünya pazarındaki en rekabetçi ürünüdür; neredeyse, tüm sektörlere doğrudan ya da dolaylı girdi sağlamaktadır. Turizm, geleceğe yönelik olarak istihdam imkânının en fazla olduğu, toplumsal refahı en kısa sürede yükseltecek, toplumsal hoşgörü ve sosyal barışı canlı tutan, Dünya Turizm Örgütünün projeksiyonlarına göre önümüzdeki kırk yıl içerisinde en hızlı ve düzenli büyüyecek olan sektördür.

Uluslararası turizm pazarına çok geç girmiş olmamıza rağmen, son onbeş yıllık gelişmeye baktığımız zaman, Türk turizminin dünya turizm pastası içerisindeki payında, rakiplerine kısayla çok daha hızlı ve daha büyük artış gözlemlenmektedir.

Hükümet programında, Türkiye'nin, tarihî ve kültürel birikimini, doğal güzelliklerini ve turizm potansiyelini, bu potansiyelinin tamamını turizmin hizmetine sunmak için bilinçli çalışacağı, turizm gelirlerinin artırılması ve turistik bölgelerin çeşitlendirilmesi, dünyadaki ekonomik, sosyal, kültürel gelişmelerin yakından izlenmesine ve turizm potansiyelimizin etkin bir biçimde tanıtımına bağlı olduğu, bir turizm ülkesi olarak "Türkiye" markasının oluşturulmasına dönük tanıtma projelerine önem verileceği, bu projelerin özellikle dışticaret ve yabancı sermaye politikalarımızla koordinasyonunun gözetileceği de vurgulanmıştır.

Evet, Türkiye, zengin turizm potansiyeline sahip bir ülkedir. Şehrinden köyüne, evinden oteline, denizinden dağına, yaylasından ovasına, nehrinden şelalelerine, kültürel mirasından bilgi birikimine kadar dünyaya pazarlayacağı birçok zenginliğe sahip ender ülkelerden biridir. Bu sayede, kültür ve inanç turizmi, yeşil turizmi, kırsal turizmi, botanik turizmi, kaplıca turizmi, akarsu turizmi, sağlık turizmi, av turizmi, mağara, İpek Yolu, kış ve dağ turizmi, kongre ve iş turizmi, yat turizmi, spor turizmi gibi çeşitli alternatifleri alıcısına sunma imkânına sahiptir.

Değerli milletvekilleri, turizm sektörünün sorunları vardır. Bunları birazdan ben de ifade edeceğim; ancak, bu sektörün sorunlarının çözümünün diğer alanlardan daha kolay olduğunu da belirtmek isterim.

Turizm sektöründe kamu ağırlığının hafifletilmesi, sektörel sorumlulukla beraber kaynakların etkin kullanımı, sosyal, ekonomik ve uluslararası dalgalanmalar karşısında daha güçlü bir özel sektör yapısının oluşması, haksız rekabetin ve mağduriyetin önlenmesi, turizmciliğin bir meslek olarak disipliner bir yapıya kavuşturulması, hizmetin daha etkin ve yaygın yürütülmesi, ancak turizm sektörünün tamamını temsil edecek anayasal anlamda kamu kuruluşu niteliğinde meslek kuruluşlarının kurulması ve yine bu yasaların çıkmasıyla mümkündür.

Nitekim, Acil Eylem Planında da, Partimiz "Turizm Bakanlığı, sektörel örgütler ve yerel yönetimlerin yetki, sorumluluk ve ilişkileri yeni bir yasal çerçeveye kavuşturulacak; bu düzenlemelerle sektör örgütlerinin ve yerel yönetimlerin yetki ve imkânlarını artıran mevzuat altyapısı geliştirilecek" şeklinde bu konuyu önemsediğini belli etmiştir. Bu görüşlerin önemi ve değeri açıktır ve hükümetin, bu çalışmaları ivedilikle yapacağından şüphemiz yoktur.

Değerli milletvekilleri, turizm sektörünün planlama, yönlendirme ve denetleme görevinin etkin bir şekilde sağlanması, yerinden yönetim anlayışının bir gereği olarak ve Turizm Bakanlığınca yerine getirilen birçok görevin sektörel birliklere devredilmesi bugün için artık zarurettir.

Küreselleşen dünyada en büyük güçler arasına girmek isteyen, Avrupa Birliğine aday olmuş bir Türkiye, bu hedeflerine ulaşabilmek için, ihracatını, sanayiini, turizmde pazar payını artırmak, yabancı sermayenin yurda girişini hızlandırarak dünyayla entegre olmak zorundadır.

Yine, bu konudan olmak üzere, Acil Eylem Planımızda "AK Parti İktidarında, özel hukukî statüye sahip turizm kentleri projeleri hayata geçirilecektir" dedik. Bundan dolayı da, sektörün önde gelen temsilcileri, uygulamayı görmek için sabırsızlıkla beklemektedir. Hükümetin, bu konuda kararlılıkla, hızlı adımlar atacağına inanıyorum.

Sayın milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, bürokrasi, bu ülkenin gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Bu yüzden yeni yatırımlar yapılamamakta ve ülkemizin en önemli önceliği olan iş ve aş probleminin katlanarak büyümesine engel olunamamaktadır. Ulaştırma Bakanlığınca ihale edilen, Turizm Bakanlığınca ön izin verilen yatırımların çoğunun, bugüne kadar hayata geçirilmesi mümkün olamamıştır. Bunlardan yat limanları, Çevre Bakanlığının olumsuz görüşleri, Bayındırlık Bakanlığının imar planlarını onamaması, Kültür Bakanlığının SİT alanı ilan etmesi nedenleriyle, henüz inşaatına bile başlanamamıştır. Örneğin, Muğla'nın hemen her ilçesi için yat limanı ihtiyacı büyük sorun yaratmaktadır, var olan marinalar yeterli değildir. Potansiyelimiz, talep, her şey olmasına rağmen, ne yazık ki, yeterince arz yoktur.

Ülkemizde turizm yöreleri, altyapı sorunlarıyla boğuşmaktadır. İlginçtir, oralardan elde ettiğimiz kazanç da, gelir hanemizdeki en fazla yeri tutmaktadır. Buradan hareketle, mevcut potansiyelimizin üst düzeyde kullanılabilmesi için, turizm sezonu daha başlamadan, yerel yönetimler ile kamu kuruluşlarının bu sorunları çözmesi sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, dünya ticaretinde giderek önemli bir yer işgal eden turizm sektörünün gelişmesinin temelinde, yeni ülkeleri ve kültürleri tanıma, yüksek yoğunluklu kentsel alanlardan kaçma, doğayla bütünleşme ve iş hayatının yarattığı gerilimlerden kurtulma özlemlerinin güçlenmesi yatmaktadır.

Ülkemizin, turizm sektörü için 2003 rakamları itibariyle 15 milyar dolar, 2020 yılı içinse asgarî 50 milyar dolar hedeflediğini düşünürsek, hükümetin şimdi sayacağım önerileri mutlaka dikkate alması gerekmektedir:

Her ülkenin, her kültürün kendine özgü tüketici tercihlerini dikkate alarak etkin dış tanıtım ve bu tanıtımın çağdaş iletişim teknolojileriyle yapılması,

Ülkemizin uzun vadeli hedeflerini içeren bir turizm master planının vakit kaybedilmeden oluşturulması,

Turizm gelirleriyle öne çıkan halihazırda en fazla talep gören merkezlerin altyapı sorunlarının çözülmesi,

Özel statüye sahip turizm kentlerinin bir an önce oluşturulması,

Yeni yatırımların önündeki bütün dar görüşlü bürokratik engellerin süratle kaldırılması,

Turizmi tehdit eden en büyük tehlike, sahil kentlerinde, turizm merkezlerinde ve bölgelerindeki ikinci konut talebinin önüne geçilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması,

Yeni pazarlara açılabilmesi, eski pazarların korunması için faaliyetlere girişilmesi,

Turist sayısının ve turist başına yapılan harcamanın artırılması, yüksek gelir gruplarının ülkemize çekilmesi,

Her yaştan, meslekten turist çekmek için yıl boyu talep yaratabilecek aktivitelere ağırlık verilmesi,

Yaz, kış, yat, inanç gibi turizmdeki var olan potansiyelimize uygun talep yaratılması,

Turizm açısından menfi propagandaların önlenerek müspet imajlarımızın güçlendirilmesi,

Hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve

Müşterilerin bireysel tercih ve bilgileri teknoloji yardımıyla değerlendirilip, reklam kampanyalarına yeni bir boyut eklenmesi,

Gerekmektedir.

Ayrıca, turizm sektöründeki KDV oranlarının düşürülerek rakip ülkelerle rekabet şansımızın yükselmesi mutlaka sağlanmalıdır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bunların gerçekleşebilmesi zor değil. Devlet, tanıtma görevini elbette en etkin biçimde sürdürmelidir; ancak, hem tanıtım ve hem de pazarlamada özel teşebbüsün, yerel ve sivil toplum örgütlerinin, profesyonel meslek kuruluşlarının aktif faaliyet göstermesi zorunludur. Her yöre, her bölge kendi tanıtımını kendisi yapabilmelidir.

Tanıtım yaparken, yerli-yabancı turistlerin beklentilerini dikkate almalıyız. Çevre bilincine önem veren, kalite-fiyat dengesini kuran, belirli standart ve kalitede temiz yatak, iyi gıda arayan bir turist profiliyle karşı karşıyayız. Bunun yanında, gelen turistlerin yalnızca bunları istediğini de söylemek zor. İspanya, Avrupa'da en fazla turizm gelirine sahip ülkelerin başında gelmektedir. Peki, burada, yalnızca bu saydıklarımız mı var; hayır, onlar, özellikle sahip oldukları kültürel mirası gelenlerle paylaşıyorlar. Bu anlamda Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleştirilecek olması son derece sevindiricidir; çünkü, Türkiye, konum itibariyle, milattan öncesinden 20 nci Yüzyıla kadar tarihte boy göstermiş çeşitli ırktan, dinden ve kültürden milletlerin mirası üzerinde oturmaktadır. Bu mirasın değerlendirilmesi, iki bakanlığın bir arada olmasıyla daha isabetli ve etkin biçimde yapılabilecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemizin, hak ettiği çağdaşlık ve gelişmişlik hedefine ulaşabilmesi için, elimizdeki bu fırsatın, bu turizm sektörünün değerini çok iyi bilmeliyiz. Turizm, ülkemizin gelir kalemleri içinde ihracatın ardından ikinci sırada yer almaktadır; bu gerçeği görmezlikten gelmeden, bütün turizm yatırımlarının, bu ülkede bir kamu hizmeti olduğu gerçeğinin ülke olarak bilincine varmak zorundayız.

Ne yazık ki, ekonomik krizle boğuşurken bir de savaş belasını kapımızda bulduk. İçeride ve dışarıda ülkemizin ihtiyaç duyduğu sıcak para girişini engelleyecek menfi kampanyaların rakiplerimizce körükleneceği de bir gerçektir. Bu gerçekten hareket ederek, geçmiş yıllarda uygulanan reklam kampanyaları çeşitlendirilmeli ve güçlendirilmelidir. Reklamla ilgili çalışmalar, sektörün önde gelen temsilcileriyle birlikte gerekli kaynak tahsisi sağlanarak hemen başlatılmalıdır. Turizmin mevcut durumdan en az zarar görmesi için, ülkemizin var olan birikimini en iyi şekilde kullanıp, planlı ve programlı çalışıp, rezervasyonların iptal edilmemesi için havayolu şirketlerine, acentelere, tur operatörlerine ulaşmalı, onları, ülkemize gelmeleri için teşvik etmeli ve gerekli tüm güvenceleri, kolaylıkları vakit kaybetmeden sağlamalıyız.

Tabiî ki, bütçenin mevcut şartlar içerisinde yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasan Özyer (Muğla). “2003 mali yılı bütçesinde 4 tur görüşmeleri”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-ozyer-22-2003-03-24-2003-mali-yili-butcesinde-4-tur-gorusmeleri (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
