# Tütün mamullerinin zararlarının önlenmesine dair kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s. sayısı: 55)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim
- **Tarih:** 27 Aralık 2007
- **Gündem:** TÜTÜN MAMULLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S. SAYISI: 55)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2007-12-27-tutun-mamullerinin-zararlarinin-onlenmesine-dair-kanunda-degisiklik-ya

> Hasip Kaplan, 27 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜTÜN MAMULLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİNE DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S. SAYISI: 55)); konuşma 862 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşülmekte olan Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun değişikliği konusunda Demokratik Toplum Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım.

Doğrusu, bu yasa tasarısının kısmen yetersizlikleri ve ceza uygulamasındaki belirsizlikleri dışındaki kaygılarımızla beraber, böylesi bir yasanın çıkarılmasının ihtiyaç olduğunu düşünüyor, biz de Demokratik Toplum Partisi olarak bu yasanın lehinde oy kullanacağımızı ifade etmek istiyoruz.

Dünya Sağlık Örgütünün ve Tütün Mamullerinin Kontrolüyle İlgili Çerçeve Sözleşmesi’nin gerekleriyle ilgili açıklamalar bir yana, son olarak, özellikle ABD’de, Kuzey Avrupa ülkelerinde ve yakın zamanda Akdeniz ülkelerinde, özellikle İtalya’da, tütün mamullerinin kontrolü, önlenmesi, koruyucu sağlık hizmetleri konusunda ciddi önlemlerin alındığını hepimiz biliyoruz.

Geçen 2005 Aralık ayında Stockholm’a gittiğim gün İsveç’te bütün alanlarda; iş yerleri, okul, hastane ve buna bağlı olarak evin içinde dahi sigaranın içilmesinin yasaklandığı bir günde ben Stockholm’a gitmiştim. Gerçekten bunun kontrolünün ve yasağının şüphesiz koruyucu sağlık hizmetlerinde sağlıklı birey, sağlıklı toplum açısından önemi vurgulanırken, ülkemizin de biraz gerçeklerine dikkat çekmekte yarar vardır. Şayet yasaklar etkili olmuş olsaydı; ki, daha önce 4207 sayılı Yasa çıkarılmıştı ve bütün resmî dairelerin duvarlarında sigara içmenin yasak olduğu ve sigara içilmeyen alanlarda sigara içenlere ceza kesileceği yasa hükmü vardı; ancak, takdir edersiniz ki, bu Yasa hükmü Türkiye’de bugüne kadar sağlıklı olarak uygulanmadığı gibi, eğer, Adalet Bakanlığı bir istatistik çıkarırsa, 100 rakamını geçmeyecek kadar ceza ve tedbirin uygulandığı görülür. Ancak, bu tür zararlı alışkanlıklarla mücadelede, sağlık ve tıbbi olarak bir önceki konuşmacının belirttiği kaygılar bir yana, özellikle bu tür zararlı alışkanlıkların geliştirilmesinde sigara firmalarının, tütün mamullerini üretenlerin, sponsorluk, reklam ve özellikle yarışmalar, konserler gibi benzeri teşvik edici aktivitelerine karşı önlemler alındığı zaman bu teşvik isteğinin kırılacağı deneyimlerle ortaya çıkmıştı. Bir gerçek daha var ki, sadece Orta Doğu’da, Avrupa’yla Asya arasında yer alan ülkemizde, doğuya doğru gidildiği sürece bu tür sigara alışkanlığı gibi zararlı alışkanlıkların da yaygınlık kazandığı dikkate alındığında, bu yasa tasarısında kısmen içme alanlarının düzenlenmesi suretiyle ülkemiz gerçekleri dikkate alınmışsa da, bir gerçeklik var ki, özellikle televizyon ve radyo, yazılı ve görsel yayınlarda getirilen yükümlülüğün -ki, ayda altmış dakika olarak konulandan öte getirilen yükümlülüğün- gerçekten etkili olabilmesinin tek koşulu yine 7’nci maddede getirilen RTÜK’ün ulusal ve bölgesel yerel yayın yapan bütün televizyonlarda ve radyolarda bu sürenin artırılması dışında bu programların da bilimsel olarak hazırlanması, yani bu programları hazırlayan kurum ve kuruluşların uzmanların denetiminden geçen programların yayınlanmasında büyük yarar bulunmaktadır. Özellikle, sakız, şeker, çerez, oyuncak, kıyafet, takı, aksesuar gibi konuların dışında, bunlar, bu tür reklamların dışında safariler düzenlenmesi ve bazı tütün mamulü üreten firmaların, örneğin -isimlendirmek belki doğru değil ama- bazı firmaların logolarının –tütün mamulü olarak yer almadan- özellikle bazı aktivitelerde, spor müsabakalarında kullanıldığı gerçeğinin altını çiziyor bilim insanları. Eğer, böyle bir tehlike, logoyla bu tür bir teşvik durumu varsa, yasanın caydırıcılığında uygulayıcıların bu konuda çok dikkatli olması gerektiği şüphesizdir. Ancak uygulamada şöyle sıkıntılar da var: Bilindiği gibi, ülkemizde, eğer tütün yasağıyla ilgili konuşulacak olursa, Avrupa ülkelerinden önce IV. Murat zamanında ilk tütün yasağı çıktığında, henüz ne Amerika vardı ne de Avrupa’daki Habsburg imparatorluğu ne de Rusya imparatorluğu, Slav imparatorluğunda bu alışkanlıklarla ilgili henüz müeyyideler konuşulmamıştı.

Ancak bu uygulamada, bu, bir yönetmelik konusu ile de çözümlenebilir. Kolluk, belediye ve mülki amirler bu yasağı ve cezaları uyguladıkları zaman, bir hukuk devletinde, özellikle keyfîliği önleyici bir şekilde bir düzenleme yapma zorunluluğu ortaya çıkıyor, çünkü ülkemizde yaygın olan bu alışkanlık konusunda sadece Sağlık Bakanlığının değil, Adalet Bakanlığının yanı sıra Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun çok düzenli bir çalışmayla eğitim çalışmalarına ağırlık verilmesi gerekiyor.

Yapılan istatistikler gösteriyor ki, alışkanlık çağının ortaöğrenimde başladığı gözüküyor. Ne yazık ki, ortaöğrenimde sigarayla birlikte, son zamanlarda, bu zararlı alışkanlık tütünle beraber uyuşturucu hap ve diğer alışkanlıklar kadar o yelpazede bir artma oranının ortaya çıktığı görülüyor. Bu da ortaöğretimde, aynı zamanda bu zararlı alışkanlıklar yanında şiddeti de özendirici, biraz da filmlere özendirici zararlı sonuçlara yöneltmektedir.

Yasak anlayışı yerine eğitim anlayışını, tüketimde reklam yasağı yerine denetim alışkanlığını… Çünkü, bilinen bir gerçek var ki, tütün üreten firmaların kullandıkları çok farklı faktörlü kimyasal maddelerle zehir atığına kadar çok yönlü alaşımları kullandıkları bilinmektedir.

Bir gerçeğe daha dikkat çekmek gerekiyor. Bu zararlı alışkanlık konusunda mücadele ederken, tütün mamullerine karşı vergi politikamızın ne kadar sağlıklı olduğu konusu da ayrıca üzerinde durulması gereken bir konu. Çünkü, tütün, bir devlet gelirler politikasının içinde önemli bir dilim tutuyor ve tütün mamullerine konulan vergilerle birlikte, bu gelir kaynağı dilimiyle beraber, âdeta devletin maliye politikasında da bu kaynağın da kurutulmaması gibi bir anlayış hâkim. Eğer bir yerden gelir elde ediyorsanız onun üretim ve yaygınlaştırılması için de bir taraftan ruhsat veriyorsunuz. Bu oranı, bu denklemi kurmak da icra organlarının, hükûmetlerin görevidir. Sadece yasa tasarısı getirmek, yasa yapmakla bu önlemler etkili sonuç doğurmuyor.

Sağlıklı bir toplumda sağlık konusu tabii ki sadece cezalandırıcı, önleyici önlemlerle yeterli olmuyor. O hâlde, bunun karşısında farklı özendirici aktivitelerin teşvik edilmesi konusunda da bir çabanın gösterilmesi gerekiyor. Bu konuda, bu yasa hükmünde böyle bir çaba yok. Ancak, bu, yine Hükûmetin ilgili bakanlıklarının zaman zaman birtakım çalışmalar yapmalarını önleyici bir durum yaratmıyor.

Özellikle Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurulu oluşturulduktan sonra ülkemizde, bunun sadece aritmetik yanıyla, gelir-gider hesabı yanıyla ilgilenen bir kurul, denetim ve düzenleme olmaması gerektiği de diğer bir gerçektir. Buna da dikkat çekmek istiyoruz.

Bu yönüyle, getirilen yasanın toplumun sağlığına, bireyin sağlığına katkı sunacağı inancımızla, grubumuz lehe oy kullanacaktır.

Saygılarımızla. (DTP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Tütün mamullerinin zararlarının önlenmesine dair kanunda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi (s. sayısı: 55)”. TBMM Genel Kurulu, 43. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2007-12-27-tutun-mamullerinin-zararlarinin-onlenmesine-dair-kanunda-degisiklik-ya (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
