# Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim
- **Tarih:** 23 Ocak 2008
- **Gündem:** SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN SİLAHLAR HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 54)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-23-ses-ve-gaz-fisegi-atabilen-silahlar-hakkinda-kanun-tasarisi-s-s-54

> Hasip Kaplan, 23 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SES VE GAZ FİŞEĞİ ATABİLEN SİLAHLAR HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.: 54)); konuşma 1.706 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Aslında, Genel Kurulumuz biraz önce farkında olmadan veya farkında olarak bu konuda bir yasa çıkardı, beş dakika önce. Yani, 54 sıra sayılı yasadan beş dakika önce uyum yasalarını topluca oyladık ve kabul edildi. Orada “kurusıkı” tabir edilen ses ve gaz fişeği ya da benzeri atabilen tabancaların teknik özelliklerinde değişiklik yaparak öldürmeye elverişli silah haline getirenlerin cezalandırılması yönünde, on beş dakika arayla burada bir yasa kabul edildi. Şimdi tekrar benzeri hükümleri içeren -özellikle 4’üncü maddede- yine aynı konuda bir yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Şimdi, burada, arka arkaya gelmesi bir tesadüf tabii. Ancak, biz, özellikle bazı verilerden yola çıkarak, bu yasa tasarısını grup olarak destekleyip lehe oy kullanacağımızı ifade ederken bazı eksikliklerini de sayın Genel Kurulun dikkatine sunmak istiyorum. Umuyorum hep beraber o konuda bir düzenleme yapabiliriz.

Şimdi, piyasada -mevcut tasarı metninde de var- 370 bin civarında kurusıkı ve gaz fişeği atabilen silahın bulunduğu, Türkiye’de satıldığı ifade ediliyor. 2002 yılından 2004 yılına kadar da 11.249 suç işlendi ve bu suçların detayına bakıldığı zaman 4.283 adedinin bu benzeri silahlarla işlendiği ortaya çıkarsa, şöyle bir oranlama yaptığımız zaman, işlenen suçların yarı yarıya kadarının hemen hemen -yüzde 48 oranında- kurusıkı silahlarla bu nevi gasp, soygun, hırsızlık, kapkaç, tehdit, zorla senet imzalama, hatta araç kaçırma, uçak kaçırma, benzeri birçok suçta kullanıldığını görüyoruz.

Şüphesiz bu tür silahların korku ve panik yaratan, halk üzerinde, insan üzerinde hakiki silah etkisi yapan ve gerçekten piyasada Mahmutpaşa’da veya Karaköy’de veya Ankara’daki Necatibey Caddesi’nde, birçok yerde bu ve benzeri silahların satıldığı yerlere bakıldığı zaman hakiki silahlardan ayırt edilmesi de mümkün değil. Hakiki silahlarla aşırı derece benzerliği, aynı şekilde şarjör takılması, ses çıkarması ve bunun kolaylıkla namlusunun değiştirilerek öldürücü bir silaha dönüştürülmesi ve buna öngörülen bir cezanın olmaması karşısında, son zamanlarda belli ki bu suçlarda en yaygın kullanılma nedeni de hiçbir yasa olmaması, bu boşluktan yararlanılması.

Aslında, şöyle baktığımız zaman, bu yasanın görüşülmesi esnasında kimlerden, hangi komisyonlardan geçmiş? Aslında ilgi komisyonları itibarıyla önce tali komisyon, Adalet ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına havale edilmiş. Sonradan, alt komisyonlarda, İçişleri, Millî Savunma, Adalet, Maliye, Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları, ilgileri nedeniyle dâhil olmuşlar. Yani, bu görüşmeler, bu tasarı görüşmeleri yapılırken sonuçta bunca bakanlık, bunca komisyon, bunca uzmanlık alanı gelip bunun üzerinde durmuş.

Tabii, daha dün Beyoğlu’nda, bir ilköğretim okulunda, bir erkek öğrencinin sınıf arkadaşı kız öğrenciyi kurusıkıdan bozma bir silahla yaralaması, vurması nedeniyle bu iki gündür basınımızda da kurusıkı silahlarla ilgili birçok haber yazılmakta. İlginç şeyler, tespitler var tabii. Tezgâhlarda, bunları satın almak isteyen bir kişi -yaşı hatta ne olursa olsun- yirmi beş lirasını çıkardığı zaman bir tabanca sahibi olabilmektedir. Yani tabancasına göre, Smith Wesson’sa veya Sig Sauer (Zigzaver)’se veya otomatik makineliyse fiyatı artıyor. Namlusu kısa veya uzunsa, ona göre 500 liraya kadar çıkıyor. Polislerin kullandığı silah benzeri bir silah almak isteyenler ise gittiği zaman 235 YTL’ye polislerin kullandığı 14’lüden bir tane edinebiliyor. Şimdi, durum böyle olunca ve çok rahatlıkla yüzlerce kurusıkı mermi de paket paket alınabilince, çok rahat bir suç aleti durumuna geliyor. Eğer, Adli Tıp Kurumunun verilerine baktığımız zaman, son üç yılda, kurusıkı silahların namlusunun değiştirilmesiyle sadece 35 cinayetin işlendiği ortaya konursa, bu silahların yine vahim bir şekilde suç aracı olarak kullanılması, bu yasanın çıkmasının bile gecikmeli olduğunu, geç olduğunu ortaya koymaktadır.

Demin, Sayın Aslanoğlu söze karışıyordu… Kurusıkı satılan bölgeler ile ilgili bir araştırma yapılmış, bir veri var. Ne kadar doğru bilmiyoruz ama bu verilere göre Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 23, İç Anadolu Bölgesi’nde yüzde 19, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzde 18, Ege Bölgesi’nde yüzde 15. Ondan sonraki bölümleri Marmara ve Trakya takip ediyor.

Sormuşlar: “Kurusıkı silahları niye taşıyorsunuz?” Bu veri de aslında düşündürücü. Deniliyor ki: “Birileri bende silah olduğunu varsın bilsin diye ben taşıyorum.” Bu rakam yüzde 48’lerde. İkinci oran, silahları sevdiği için “taşıyorum” diyen bir oran, yüzde 16’larda. “Karizma olsun” diyen bir grup var, yüzde 15’lerde ve “Düğünlerde, spor sonrası da maçları kazanınca ateş etmek istiyorum.” diyenlerin oranı da hatırı sayılır. Ama ilginç olan, en düşündürücü olan kendini korumak için bu silahları alanların oranının en düşük olması, yüzde 10’larda.

Şimdi, böylesi bir durumda bu kadar vahim sonuçları olan bu kurusıkı silahla ilgili verileri ortaya koyduktan sonra biraz da gerçek hayatla yüzleşmek gerekiyor. Hatırlarsınız, çok yakın zamanda partimizin genel merkezi üzerine beline bir kurusıkı silah takıp namlusunu değiştiren zat geldi, bağırıp birkaç el sıktıktan sonra yakalandı, karakola getirildi ve serbest bırakıldı. Aynı olaya benzer bir olay iki gün sonra -çok yakın bir tarih sonrası- İstanbul’da Eminönü ilçe binamızın önünde meydana geldi. Yine kurusıkı silahını çeken bir kahraman, pencereye, binaya ateş etti. Pencerede, camlarda kurşun delikleri var. Şimdi, bunu, üyeler, orada sıkarken silahı gördüler, kovaladılar, selameti karakola sığınmakta buldu bu zat da. Karakoldan adliyeye getirdiler, serbest bırakıldı. Şimdi, bu, yakın zamanda tanık olduğumuz birkaç olay, sadece bizi ilgilendiren boyutu.

Suçta kullanım, şüphesiz, şiddeti teşvik. Şiddet toplumunda sadece bu kurusıkı silahlar veya gaz fişeği atabilen silahların belli bir düzene bağlanmasından öte, kriminal bir toplum olmaya başladık. Yani nasıl bir kriminal toplum olmaya başladık? Televizyon dizilerinden etkilenen ona göre bir silah satın alıyor. Kurtlar Vadisi’ni seyredenler farklı bir silah alıyor veya son zamanlarda “Pars” diye bir dizi çıkmış, orada -her nedense, ülkemizde yaşayan farklı etnik kimlik ve dilleri konuşan insanları aşağılayan birçok böylesi dizide RTÜK son derece cömert- onlarda, son derece bir silahları teşvik var. Bu silahları teşvik sonucudur, vatandaş, 25 lirayı cebine koyup doğru soluğu silah satan bir dükkânda alıyor, parası biraz daha fazlaysa otomatiğini alıyor, biraz daha parası varsa daha gelişmişini alıyor. Yani 200 tane mermiyi Fenerbahçe - Beşiktaş veya Galatasaray maçından sonra zafer sarhoşluğuyla sıkabiliyor veya yoldan geçen birine doğrultup “Çıkar paraları, cüzdanını.” diyebiliyor veya farklı bir suçta kullanabiliyor.

Şimdi, tabii, bu silahların bir de gerçeklerini kullanan, vatan uğruna son derece kahramanlık eden epey operasyonlar da gündeme geliyor. İlginçtir, bu kurusıkı silahlarla, vatanı koruma adı altında, devletin güvenlik ihalesinde bir numara kendini hissedip çek senet mafyası veya diğer benzeri, cinayet işleri, adam kaçırma, zorla senet imzalama işlerine karışan birçok çete ve bu çetelerin ne yazık ki büyük bir kısmının devlet güvenlik örgütleri içinde de zamanında görev almış, önemli mevkilerde olan insanlar olduğunu görüyoruz.

Tabii ki bir hukuk devletinde adaletin tecellisi için öncelikle bu tür çetelerin ve kullandığı silahların ve markalarının çok önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. İnanın, iyi bir araştırma yapılırsa bu kurusıkı silahlarla ilgili, hangi çetenin hangi silahı kullandığını ve hangi silahın markasının benzerinin daha çok satıldığını tespit edebilirsiniz. Glock marka mı, hangi çete kullanmış? Hrant Dink’in cinayetinde kullanılan silah mı, ondan kaç adet satılmış? Malatya’daki cinayette yakalanan silah mı, araştırın, onun benzeri kurusıkı gaz fişeklerinden kaç tane satılmış? Trabzon’da rahibe sıkılan silah mı? Glock’tu o da. Zaten, Glock’lar da artık resmen Türkiye’de satılmaya başlanacak. Çok ilginç tesadüflerle, bunlar birbirine bağlı değil.

İnanın, Ramazan Bayramı’nda, Kurban Bayramı’nda bayram günü sokaklarda gezerken beni dehşete düşüren bir şeyle karşılaşmıştım. Oyuncak plastik silahlar herkesin elinde, çocuklar çetecilik oynuyorlardı, bayram harçlıklarıyla onu almışlardı. Şimdi, kriminal açıdan çok ciddi bir araştırmanın yapılmasında büyük yarar var. Bu kullanılan 4.283 adet silah ne tür silahtır? Bunu özellikle İçişleri Bakanlığının, Emniyetin, Jandarmanın, güvenlik kuvvetlerinin çok iyi araştırması gerekiyor. Hangi tip silahlar hangi soygunda, hangi gaspta, hangi hırsızlıkta, hangi suç tipinde, senet-mafya ihalesinde kullanılmış? Bu çok çok önemlidir. Bu silahların özellikleri itibarıyla çok önemli ipuçlarına varılabilinir.

Şimdi, biz bu çerçevede bu olaya baktığımız zaman bu yasanın aslında bu tür suçlarda yaygın olarak kullanılan ve hiçbir cezai müeyyidesi olmayan… Sadece bir yanıyla İl İdaresi Kanunu’yla valilikler veya mülki amirliklerin yasaklama gibi emirleri olabiliyor: İşte, düğünlerde silah atmayın -kurusıkı da olsa- veya maçlarda, sporda… Onun müeyyidesi de bir ay hapis cezası biliyorsunuz, emirlere uymama. Onun da cezası yine paraya çevirdiğimiz zaman çok cüzi bir şey.

Peki bu yasada bu İl İdaresi Kanunu’ndaki müeyyide gibi bir müeyyideyle yasaklama getirdiğimizin farkında mıyız acaba, diye bütün arkadaşların dikkatini çekmek istiyorum. Şöyle çekmek istiyorum: Örneğin yasanın 4’üncü maddesini -ceza hükümlerini- bütün arkadaşlar özellikle okusun. Zaten, bu silahların imali, izne bağlanması, taşınması yönünde hükümler var, ama diyor ki: Böyle bir silahı taşıyan yakalanırsa ne olur? 500 Türk lirası para cezası verir. Şimdi, bakın… Arkasından yine diyor ki: Bunu imal eden birisi olursa ne kadar ceza vereceksiniz? 5 bin yeni Türk lirasından 20 bin yeni Türk lirasına… Peki, piyasa değeri ne kadar bu silahların en son biliyor muyuz acaba? En son bu silahlarla ilgili piyasanın cirosunun 15 milyon dolar olduğunu hepimiz biliyoruz.

Şimdi, 15 milyon dolar cirosu olan bu kurusıkı atan silah piyasasında üzerinde ruhsatsız bir tane kurusıkı silah yakalandı diye 500 lira ceza verdiğiniz zaman ve silahına el koyduğunuz zaman bunun caydırıcılığı nerede kalacak?

Şimdi, bakın, namlusu değiştirilmemiş, öldürmeye elverişli silah değil bu söylediğimiz. Zaten onunla ilgili yasayı on beş dakika önce hep beraber çıkardık. Ama zaten bu silahların hepsi hakiki silahlara benzediği için bugün bu tasarı gündeme gelmiyor mu? Geliyorsa… Adam, insan cebine bir tane böyle 14’lü Browning tabancayı takıp bir caddede gasp yapacak… Hedef… Üç yerde gasp yaparsa, biner liradan çıkarsa 3 bin lira 3 kişiden, ayrı... Yakalandı diyelim, polis yakaladı getirdi. Ne olacak? 500 lira ceza verecek. Ne kadar kârı var? 2.500. Ha, gaspa girer, bu silah da aslında şiddet unsurunu oluşturur. Bunu bekleyeceğiz yargımız içtihat oluştursun. Ne gerek var? Caydırıcı bir şekilde, en azından altı aydan bir yıla kadar, bu tür silahları taşıyanlara bir ceza müeyyidesi artırmakta yarar var. Aslında, bütün grupların bu konuda, caydırıcılık konusunda hemfikirliği sağlamasında yarar var diye düşünüyoruz.

Yine bir nokta daha var: İmalatçı. Bir defa, imalatçı orada yüz tane, beş tane silah imal etmeyecek, binlerce silah imal edecek. Bunlardan yakalandı diyelim iki tanesi, imal eden firmaya: “Al sana 5 bin lira para cezası.” Kendisi zaten bunun 100 katı, 500 katı para kazanacak. Siz o cezayı verseniz ne olur, vermeseniz ne olur? 100 liraya satacak, 5 bin lirasını düşün ceza olarak, 95 bini kendisine kalacak. Yani, bu da caydırıcı değil.

Yine, bir nokta daha var: Yönetmeliğe bırakılıyor büyük ölçüde bu konu. Bence silahların bir yıl sonraya tesliminin bırakılması, bir yıl daha suç işleyin, buyurun devam edin anlamına gelir. Bu da doğru değil. Kanımca bu tür silahı barındıranların, yanında taşıyanların bir yıl değil, altı ay süre tanınarak bu silahları tesliminin sağlanması gerekir. Altı ay yeterli bir süredir bu konuda. Kanımca bu konuda da biraz düşünmemizde yarar var.

Yine, gerekli izin ve yönetmeliklere tabi kılınma olayı da altı ay olarak yasa tasarısında belirlenmiş. Kanımca bunu da kısaltmakta yarar var. Üç ay gibi bir süreye indirilirse, üç ay ile altı ay…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Ses ve gaz fişeği atabilen silahlar hakkında kanun tasarısı (s.s.: 54)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 23 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-01-23-ses-ve-gaz-fisegi-atabilen-silahlar-hakkinda-kanun-tasarisi-s-s-54 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
