# Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim
- **Tarih:** 14 Şubat 2008
- **Gündem:** VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-14-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele

> Hasip Kaplan, 14 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 555 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim önergemiz “vakıf senetlerinde yer almak kaydıyla” ibaresinin çıkarılmasına yönelik. Bu da uluslararası faaliyeti tanımlayan bir madde. Burada, cemaat vakıfları, azınlık vakıfları değil, Türkiye’de tüzel kişiliği olan bütün vakıfları kapsamaktadır.

Ülkemizde bu yönüyle baktığımız zaman, imparatorluk dönemi vakıflarının hem tüzel kişiliğinin olmadığını, fermanlarla kurulan vakıfların, yine aynı şekilde hem vakfiyelerinin olmadığını hem vakıf senetlerinin olmadığını biliyoruz. Daha sonra, 1328’de yeni bir düzenleme yapılmış, orada da vakfiye ve vakıf senedi yok. Yani, bizim, Balkanlarda, Orta Doğu’da, Kafkaslarda kurulan hayratların yüzlercesinin, binlercesinin vakıf senedinde bu uluslararası faaliyet yok. Böyle olunca, bu düzenlemenin değiştirilmesi, bir genel olarak, öncelikle bizim Osmanlı döneminden bu yana kurulan vakıflar ve vakfiyelerinde, senetlerinde yer almayan vakıfları da kapsayan bir şekilde genişletilirse bir eşitlik sağlanmış olur. Aksi takdirde şöyle bir yanılgıya düşeriz, onu vurgulamakta yarar görüyorum: Türkiye’de, biliyorsunuz, Medeni Kanun, temel kanunla, dernekler ve vakıfların uluslararası faaliyet yasağı kaldırıldı. Tabii ki, o da belli bir uygulama şartına bağlıdır, İçişleri Bakanlığına bildirimi var Dışişlerinin. Ancak, bu yasa değişikliği olmadan da yabancı vakıflar Türkiye’de faaliyet gösteriyorlar, bu bir gerçek. Türkiye’deki vakıflar da Avrupa’da faaliyet gösteriyorlar. Örneğin Henrik Böll Vakfı, Konrad Vakfı, evet, Soros’un enstitüleri, bizim İktisadi Kalkınma Vakfımız, Demokrasi Vakfı, bunu çok sayabiliriz, bunlar da uluslararası faaliyet yürütüyorlar. Ancak, bunlarla beraber son vakıflar, özellikle üniversite vakıfları birçok ülkede okul açıyor, ilişkiler geliştiriyorlar. Şimdi, durum böyle olunca, bu tür bir hüküm konulması, “Vakıf senetlerinde yer almak kaydıyla” diye bir sınırlama getirilmesi, doğrusu, imparatorluktan ulus devlet sürecine girerken -ki imparatorluklar döneminde uluslararası bir faaliyet söz konusu olamayacağı için- vakıf senedi olanların da vakıflarında bu yer almıyordu. Böyle olunca, bunları değiştirmekte büyük bir yarar var. Özellikle de şunu ifade etmekte yarar var: Yani bu madde hükmü, sadece azınlık vakıflarını, cemaat vakıflarını ilgilendiren bir hüküm değil. Bu konuda öğretim üyelerinin, uzmanların yazdıklarına baktığımız zaman, getirilen düzenlemelerle, gayrimüslim Türk vatandaşlarının yabancı sayılmadan, ayrıma uğramadan bir daha kendi yurttaşlarımız olarak haklarını kullanmasını da kapsamakla beraber genelde bizim kendi vakıflarımızı ilgilendirmektedir.

Bu vakıflarımızın Bosna-Hersek’ten Kosova’ya, Kosova’dan Arnavutluk’a, Arnavutluk’tan Suriye’ye, Suriye’den Mısır’a -özellikle Mısır diyorum- oradan Suudi Arabistan’a kadar olan birçok ilişkilerinde bu yasal sınırlamanın kaldırılmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu açıdan baktığımız zaman da, zaten yapılan düzenlemelerin -artık Türkiye Cumhuriyeti- Anayasa’nın 2, 10, 35, 90’ıncı maddesinin beşinci fıkrası; Vakıflar Kanunu’nun 44; 4771 sayılı Yasa’nın 4; Lozan’ın 37, 39/2, 40, 42/3; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14; 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasına uygun bir düzenleme hâline geleceğini düşünüyoruz. Biz, bu konuda artık Türkiye’nin içine kapanan bir ülke olmaktan kurtulduğunu, uluslararası ilişkileri güçlü, Birleşmiş Milletlerin kuruluşunda ve Avrupa Konseyinin kuruluş sürecinde yer almış bir ülke olarak… Ayrıca birçok uluslararası kuruluşun üyesi olduğunu biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

Türkiye’nin açılmasından, uluslararası faaliyetlerinden çekinmemek, korkmamak gerekiyor. Gelecek, gidecek bağışların, paraların trafiğinin mutlak denetlenmesi zaten mevzuatta vardır, bu, keyfî ve gizli değildir. Onu belirtmekte yarar görüyorum.

Ben kendim de Avrupa Hukukçular Birliğine 1994 senesinde üye olduğumda bu kuruluş tüzel kişiydi, derneklerin oluşturduğu bir kuruluştu ve ne yazık ki, Türkiye tüzel kişilerin, derneklerin ve vakıfların uluslararası ilişkilerini yasakladığı için ben kişi üye olarak uzun bir süre, Medeni Kanun değişikliği yapılana kadar, on yıla yakın bir süre burada görev yaptım, bunun sıkıntısını çok iyi de biliyorum.

Bu değişikliğin, cemaat vakıflarını değil, aslında, Osmanlıdan, imparatorluk döneminden kalan binlerce vakfımızı olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. Bu nedenle önergeye destek istiyorum.

Teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 65. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-14-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
