# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.116)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim
- **Tarih:** 26 Şubat 2008
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.116)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-26-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-s-s-116

> Hasip Kaplan, 26 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.116)); konuşma 2.030 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Demokratik Toplum Partisinin görüşlerini yansıtmak üzere söz almış bulunmaktayım.

Doğrusu, yasa yapma mantığına bakınca AKP’nin, iktidar partisinin Meclisimize kendi bildiğince, kendi keyfine göre, kendi çoğunluğuna göre, istediği zaman istediği yasaları getirebildiği bir uygulamaya tanık oluyoruz. Bugün, bu yasaya baktığımız zaman, yüz yetmişin üstünde uyum yasasında biz dört parti grup temsilcileri oturduk, günlerce çalıştık, yanlışlıklar varsa düzenledik, getirdik. Arkasından iki hafta, üç hafta geçmeden tekrar yasa yapmaya çalışıyoruz. Yasama Meclisi yazboz tahtası değil ki.

Sonra, yakın zamanı biraz hatırlayalım, temel ceza kanunlarımızı değiştirmedik mi? Faşist Mussolini İtalyası’ndan alınan Türk Ceza Kanunu’nu değiştirdik diye övünmedik mi biz? Övündük. Arkasından da Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da değişmedi mi? Değişti. Neye göre değiştirildi bunlar? Şimdi, bu değişiklikleri… Daha aradan iki yıl geçmedi. Bunun üzerinde yüzlerce uzman, yüzlerce sivil toplum örgütü, barolar tartışmalar yaptı, konuştu.

Peki, onu bırakalım, Avrupa Birliği sürecinde Hükûmetin 60’ıncı Programı’nda da var, 59’uncu Programı’nda da var: “Ben reformcuyum, ben düşünce, örgütlenme özgürlüğünden yanayım, ben demokrasiden yanayım, ben insan haklarından yanayım, ben hukuktan yanayım.” Belgeleriniz elimizde.

Peki, dün yaptıklarınızı, dün uyum paketi altında, reform paketleri altında yaptıklarınızı, bugün aradan üstelik de olağanüstü günler yaşadığımız bugünlere getirip fırsatçı bir anlayışla yasama Meclisinden, üstelik gecenin ilerleyen bu saatinde karar yeter sayısının olmadığı yasama Meclisinden geçirmek etik midir acaba?

Şimdi, bu kanun teklifine bakıyoruz, bir, en başa konmuş askerî disiplin mahkemeleriyle ilgili bir madde var, arkasından geliyor Terörle Mücadele Kanunu, arkasından geliyor avukatların ücret düzenlemesi, arkasından Tütün Yasası geliyor. Ne alaka? Bunlar ne alaka, beraber… Bu kanunun, bu yasa teklifinin Meclise getirilmesinde tütünle avukatlığın, avukatlıkla Terör Yasası’nın, Terör Yasası’yla askerî disiplin mahkemelerinin ne alakası var? Yani halka karşı, 70 milyon insana karşı vicdani bir sorumluluğumuz yok mu bizim? Şimdi, ben AKP Hükûmetine sormak istiyorum.

Evet, Anayasa’da çok açık bazı hükümler var. Açıyorum: “Suç ve cezalara ilişkin esaslar.” Bu, Anayasa hükmü. Muhtemel yeni Anayasa taslağınızda da yer alan bir hüküm. Bu hükümde “Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.” derken, bir fiilden dolayı cezalandırılmada, o kimseye suçu işlediği zaman kanunda konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez, diyor. Arkasından, kanuna aykırı elde edilmiş bulgularla ilgili delil kabul edilemeyeceği, yine, sözleşmeden doğan yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtiliyor. Buna bir tek istisna getirilmiş: “İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.” Ama Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından kanunla bazı istisnalar getirilebilir, diyor.

Şimdi, bu özel hassasiyet… Bazı görevlerde -askerde, poliste, bazı özel görevlerde- hassasiyet gerektirdiği için disiplin hükümleri farklıdır, belli bir hiyerarşinin gereğidir. Zaten Türkiye’de bildiğiniz gibi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi var. Onun dışında 353 sayılı Askerî Yargılama Usulü Yasası’yla işleyen bir askerî mahkeme var. Kıta birliklerinde bu var. Burada, disiplin suçlarıyla ilgili… Hepimiz askerlik yaptık. 1 milyon kişiden oluşan bir ordu ve burada disiplin suçlarıyla ilgili zaman zaman emre itaatsizlik veya palaskasını kaybetmiş veya potinini kaybetmiş veya fişeklerinden üç tanesini kaybetmiş, disiplinsizlik etmiş veya birçok özel nedenlerle bunalım geçirmiş, küçük bir suç işlemiş birçok insan yargılanıyor, disipline de veriliyor. Katıksız hapis cezasını hatırlarsınız. Yani, askerlik yapanlar bilirler, görmüşlerdir etraflarında, bir kasatura kaybolduğu zaman bir bölüğün tamamının ondan sorumlu tutulduğu… Bu, askere ilişkin, mantıki disiplin yönleri olan uygulamalar, ama sonuçta siz bir hukuk devletisiniz ve bir hukuk devleti olmanın getirdiği bazı doğrular var hukukun üstünlüğünün gerektirdiği. Nedir? O, yargı birliğidir. Yani, yargı birliğinin oluşturulması inşallah yeni Anayasa tartışmalarında gündeme gelir.

Ancak, kalkarsanız, emre itaatsizlik, geçerken selam vermemiş, komutanı görmeyip selam vermediği için veya -ben birkaç olayda tanık oldum- birisi birisine gıcık olduğu için, üstü disiplin cezası vermiş. Bu tür uygulamalar insan hayatı, yaşam… Yaşamda bunlar olur. Oluyorsa, o kıta birliğinin zaten askerî mahkemelerinde bir disiplin subayı var, 2 tane de hukukçu üyeden oluşuyor. Onlara bir takdir marjını tanımak gerekiyor elbette.

Bu takdir marjı çerçevesinde disiplin subayı da askerî yargıçlar da olayın özgünlüğüne göre bir karar verirler, ama bunu getirirseniz, bu genel hükümlerle, daha iki hafta, üç hafta önce buradan geçirdiğimiz yüz yetmiş yasada iki yıla kadar olan cezaların ertelenebileceği hükmüne getirirseniz, karıştırırsınız.

Bakın, gerçekten burada çok farklı şeyler karıştırılıyor. Şimdi, iki yıla kadar olan cezalara ilişkin vicdani delil sisteminde mahkemelere getirilen takdirde deniliyor ki: “Yargıç isterse erteleme kararı verebilir.”

Bakın, bu erteleme kararı, özellikle görevi kötüye kullanma suçlarından, sahtecilikten, birçok suçtan, yüz kızartıcı suçtan uygulanabilen bu hükmü, bu genel hükmü, bu genel hükmün getirdiği -özellikle geçmişteki çete suçlarında suç müeyyidesi iki yılın altındaydı- onlarda getirilen hükümlerin hepsini kapsayıp… Bırakın onları, zaman aşımı süreleri itibarıyla, Yargıtayda, iş yoğunluğundan beş sene, altı sene bekleyen dosyalarda bankayı hortumlayanlardan yüz kızartıcı suçlara, ihaleye fesat karıştıranlardan bilmem kimlere kadar Yargıtayda bekletilen dosyalar yüzünden zaman aşımına uğradığını da biliyoruz. Adaletse adalet, yargıysa yargı, bağımsızlıksa bağımsızlık…

Şimdi, durum bu iken Anayasa’da çok açık olarak seksen üç tane -son iki tane madde buradan geçti 10 ile 42’nci madde- Anayasa değişikliği yapıldı, 12 Eylül, 1982 Anayasası üzerine. Bu yapılan değişikliklerin bir kısmını iktidara hatırlatmak istiyorum. Neden hatırlatma gereğini duyuyorum? Ölçütüdür.

Bakın, birinci, üçüncü ve altıncı uyum paketlerinde düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü getirdik diye Avrupa Birliği kapılarında müzakere sürecinde ikide bir bu uyum paketleri getiriliyor. Deniliyor ki: 159, 169, 312, 426, 427’nci madde ve Terörle Mücadele Kanunu’nun 7 ve 8’inci maddesini değiştirdik. İyi de değiştirdiğin maddeyi bugün… Daha önce, bundan bir sene önce, yeni, Terörle Mücadele Kanunu’nda bir değişiklik yaptınız. Zaten bu uyum paketinde olan hükümler alındı. Şimdi, tekrardan, bu yasa tasarısına yeni bir hüküm konuyor, efendim iki yıla kadar olan suçlar ertelenmesin. Peki, yeni Türk Ceza Kanunu’nda terör suçları ağırlaştırılmadı mı? 314’üncü madde ve devamı maddeler en az beş seneden başlamıyor mu? Bunu bilmiyor muyuz, herkes bilmiyor mu? Biliyor. Yani, geriye kalıyor, 301’inci maddede aydınların yargılandığı, gazetecilerin yargılandığı düşünce suçları. Geriye kalıyor, ifadesini açıkladığı için, yok propaganda yaptı, yok övdü suçlamasıyla muhatap kalan, beş ay hapis cezasıyla müeyyidelendirilen maddeler.

Şimdi zaten siz Avrupa Mahkemesine taraf, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf bir ülke değil misiniz? Hani orada cebir unsuru vardı, düşüncenin, ifadenin açıklanmasında belli bir kıstas getirilmişti, düşünce ve ifade hürriyeti toplumun direğiydi, demokratik toplumların temel direği toplumlarda düşünce ve örgütlenme özgürlüğüydü? E, şimdi orada getirdiğinizi bu yasaya koyarsanız, bu yasanın içine de bir üçüncü madde koyup yasağa takarsanız, bir makale yazan, bir kitap yazan, bir sinemada bir film senaryosunu yazan aydınını, sanatçını, düşünürünü, gazetecini, bilim insanını tehditle karşı karşıya bırakacaksınız. Bir tarafta hırsızlık yapanların ertelenecek suçları; bir taraftan çalan çırpanlar, çete suçlamasına muhatap olanların cezasını erteleyeceksiniz, ihaleye fesat karıştıranların cezalarını erteleyeceksiniz, ama Terörle Mücadele Kanunu’nun bu iki maddesine takılan ve sadece söz, yazı, ifade hürriyeti kapsamında olan konuları da getirip “Ertelenemez.” diyeceksiniz. Şimdi “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?” derler bu atasözümüzle. Denilir ki buna… Şu açıdan denilir: Birinci uyum paketinde 312’nci maddeyi kaldırdınız. Yakın tarih. Terörle Mücadele Kanunu’nun 7’nci maddesi değiştirilmiştir. Bu, yine, AKP Hükûmetinin getirip değiştirdiği bir hüküm; 59’uncu Hükûmet, AKP Hükûmeti döneminde. Şimdi, Basın Yasası’yla ilgili getirilen düzenlemeler var, siz kaldırmadınız mı bunu? Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanunu’nun 3 ve 9’uncu maddesini sizler kaldırmadınız mı? Kürtçe yasaktı, ana dilde yasak, sizler kaldırmadınız mı? RTÜK Yasası’nı sizler değiştirmediniz mi? Şu an televizyonda, TRT’de Kürtçe, Çerkezce, Boşnakça yayın yapılmıyor mu? E, şimdi bunlar yapılıyor da vatandaş Q, Y, Z diye isimleri geçtiği için Terörle Mücadele’den aldı mı dokuz ay hapis, ertelenemeyecek. Böyle bir mantığı hangi demokrasi anlayışınıza sığdırabiliyorsunuz da tutup bu kadar çalışmanın, dört tane grubun üzerinde yaptığı çalışmanın üzerine bunu getirip arkasından da “Ben demokrasiyi işletiyorum, demokrasinin havarisiyim, hukuk devletini savunuyorum, çoğunluğu savunuyorum, yeni anayasayı getiriyorum, bütün özgürlükleri Türkiye’ye getireceğim.” diyebilirsiniz?

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Terör ile demokrasiyi karıştırma! O terör, bu demokrasi.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Diyemezsiniz, bakın, diyemezsiniz. Bu gerçekleri tutanaklara geçiyoruz. Bu gerçekler balçıkla sıvanmaz, bu gerçekleri…

İşte, 60’ıncı Hükûmet döneminde sizlerin, Başbakanın ağzından burada yapılan açıklamalar. Yeni anayasada özgürlükleri vadeden AKP’nin taksit taksit, perakende perakende hak ve özgürlükleri cımbızladığı nasıl da burada anlaşılıyor. Hangi vicdanla bunu hazırladınız? Bakın “Askerî disiplin suçlarıyla ilgili zaman aşımı süresine ilişkin hükümler uygulanmaz.” El insaf. Yani, birisi kepini kaybetti diye, bir ay hapis cezası aldı diye aradan on sene geçse, ben buna zaman aşımı uygulamayacağım da çeteye uygulayacağım, hortumcuya uygulayacağım, hırsıza uygulayacağım... Hepimiz askerlik yaptık. Yani, askerî kışlanın kapısında hukuk yok mudur? Vardır arkadaşlar. Birçok askeri biliyoruz ki, askerî yargıda sırf disiplin suçlarıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden kararlar alıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni askerî yargıdaki yargıçlara soracaksınız, onlar iyi takip ediyor. Ama siz getirirseniz bunu “sıfır tolerans” diyen Hükûmet eğer işkencede zaman aşımı uygulanmaz demiyorsa, kepini kaybeden bir askere bir aylık cezayı reva görüyorsa bu kasvetli günlerde, zor günlerde bunu ben fırsat çıkarcılığı olarak görürüm, yanlış bir mantık olarak görürüm.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Askerlik disiplin işidir.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada hukuk dersi alırsınız, karar sayınız da yetmez ama hukuk dersi alırsınız, ayıp ederseniz, yanlış edersiniz. Bunu biraz ölçün biçin lütfen burada. Çoğulculuk ve katılımcılık açısından bu gereklidir.

Bakın, bir hüküm daha getireyim. Burada, avukat olan arkadaşlar var baro yönetimlerinde görev almış. İşiniz gücünüz yok… Zaten CMK avukatlara hangi koşullarda zorunlu müdafilik getireceğini hükme koymuş, zaten bu konuda özel bir yasa var, zaten bu konuda Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı geçen sene boğaz boğaza geldi, zaten bu konuda bir ton sorun yaşanıyor, zaten CMK avukatlığı, zorunlu avukatlık uygulanmıyor. Zorunlu avukatlığın kesilen paraları, avukatların pul parasından kesilen paraları bile avukatlara verilmedi. Savunma hakkı kısıtlandı, vatandaş savunmasız bırakıldı. Savunmasız bırakılan vatandaşın arkasından getiriyorsunuz 5’inci madde, kel alaka, ne alaka! Buna da hüküm koyuyorsunuz. Yapmayın! Bunu da yapmayın! Bunu yaparsanız, bu terörle merörle alakası yok!

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Neyle alakası var terörle yoksa?

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Ne alakası var! Bu fırsatı yarattınız, böyle bir yasa getirdiniz!

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Kel alaka diyemezsin! Cümleni geri al!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, Tütün Yasası’nın terörle alakası yok, hırsızlığın terörle alakası yok, çeteciliğin terörle alakası yok, dolandırıcılığın terörle alakası yok, ihaleye fesat karıştırmanın terörle alakası yok. Milleti kandıramazsınız, 70 milyon insanı.

Bakın, okuyun burada! Yasa çok açık, okuyun: “Yargılama süresinde, avukata, temsil edilmesi için CMK hükümlerine göre ücreti vekâlet uygulanır.” diyor. Siz perakende, taksit taksit mi bunu uygulayacaksınız? Barolarınız, savunma makamınız, kutsal savunma hakkını savunan örgütleriniz mi yok? Barolarınız mı yoktu? Barolarınıza da mı danışamazdınız? O kadar da değil!

Şimdi, bakın, bir şey daha söyleyeceğim. Çocuklar hakkındaki hükümler. Peki, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni biz niye imzaladık? Bakın, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni biz niye imzaladık? Çocuk haklarının terörle alakası var mı? Çocuk haklarının askerlikle alakası var mı? Tütünün askerlikle alakası var mı? Tütünün terörle alakası var mı? Ne alaka, bunları bir arada getirip, Meclise sunup… Bugün, şu Mecliste sayı saysak, karar yeter sayınız yok. Bakın, iktidar partisi olarak getirmişsiniz.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Karar yeter sayısı iste!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Zaten talep edeceğiz.

Gecenin bu saatinde karar yeter sayınız yok. Karar yeter sayınız yoksa, böyle saçma sapan yasa tasarılarını getirmeyin. Halkı meşgul etmeyin, ülkemizi meşgul etmeyiniz.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Neyle meşgul edeceğiz? Terörle mi meşgul edeceğiz?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani, bu özel günde, özel günlerde hamasi nutuklar atacak hâlde değiliz, ama bir hukukçu olarak şunu çok açıklıkla ifade edeyim ki, Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesini bu Meclise getirme yürekliliği gösteremeyen bir Hükûmet…

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Doğru konuş!

HASİP KAPLAN (Devamla) – …bu Hükûmet, bunu getirme yürekliliğini, düşünce, örgütlenme özgürlüğünü de getirme yürekliliğini göstermezken, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önünü tıkayan yasaları, beş tanesini, askerlikle alakası olmayan, disiplinle alakası olmayan beş tane yasayı, bir askerî disiplin yasasıyla birleştirerek Meclisimizden yasa çıkarmaya çalışıyor ve burada, hepimiz seyrediyoruz. Yazıklar olsun bize diyorum, yazıklar! Bu halk, bu Meclisten çok daha büyük beklentiler içindedir. Bizim hiçbirimizin hiçbir hakla bu şekilde, bu yasa taslaklarıyla, bu yasal düzenlemeler ile bu tür yasalar getirme hakkımız yok. Üç hafta önce çıkardığınız yasayı bugün değiştiriyorsunuz. Bugün yaptığınız yanlışı üç hafta, üç ay sonra değiştirirsiniz. Değiştiremezseniz, birileri gelir yine değiştirir. Bu işler böyledir. Ama, bir gerçek var ki, tedbir ve infaz hukukuyla ilgili yasa taslakları Mecliste dururken, üzerinde çalışılan yasalar dururken, onlarla ilgili bu hükümleri niye alelacele bugün, buraya, gündeme getirdiğinizi anlatamazsınız bize. Ar-ge araştırma yasanız duruyor, sosyal güvenlik reformu yasanız duruyor, dev gibi, Türkiye'nin sorunlarını ilgilendiren yasalar duruyor, Türkiye'nin gerçek sorunları duruyor. Türkiye'nin canı acıyor, canı acıyor bugünlerde. Gerçek sorunlarına bu Meclisin dönme zamanıdır. Gerçekleri konuşma, tartışma zamanıdır.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Terörü konuşalım, terörü!

HASİP KAPLAN (Devamla) - Gerçekleri konuşalım, tartışalım. Askerlerimiz, gençlerimiz… Analarımızın yürekleri ağlamasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.116)”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 26 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-02-26-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-s-s-116 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
