# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 3 Nisan 2008
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-04-03-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k-2

> Hasip Kaplan, 3 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 853 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle bu maddeyle ilgili birçok önerge var. Biz de önemsediğimiz geçici 6’ncı maddeyle ilgili ve özellikle bu konudaki politikalarla ilgili birkaç noktaya değinmek istiyoruz.

Ülkemizin tarihinde gerçekten tütün kadar kültürel, sosyal, ekonomik ve politik derin izler bırakan ve tartışılan çok az sayıda tarım ürünü vardır. Çünkü, Türkiye denince gerçekten bir tarım ülkesi olarak… Türkiye zeytiniyle, Türkiye üzümüyle, Türkiye tahılıyla, Türkiye coğrafi ve iklimsel zenginleriyle birçok tarımsal ürünün yetiştiği bir ülke olmakla beraber, bu alanda devletin son yıllardaki politikaları ne yazık ki 1925 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin Reji şirketini 4 milyon lira bedelle alıp Tekeli, devlet tekelini -o dönemlerde inhisar olarak ünlü- kurmasıyla… Bugüne geldiğimizde, özelleştirmeyle artık bunların tamamen ortadan kalkmış olduğunu ve geçici 6’ncı maddeyle de bir yıllığına sözleşmelerin uzatılmak istendiğini görüyoruz. Oysaki tütün üreticilerinin feryadı çok daha farklı, çünkü iktidar partisi en çok oy aldım dediği bölgede, Batman’da, Bitlis’te, Diyarbakır’da, Adıyaman’da, birçok yerde üreticinin ana geçim kaynaklarından birinin Tekel olduğunu, tütün olduğunu, tütün üreticileri olduğunu bilmektedir. Sayın Tarım Bakanı Batman’da… Sayın milletvekillerinin Batman’da katıldığı toplantıların notları yürek parçalayıcıdır. Bunların önlemleri alınmadan, işsizliğe ve yoksulluğa bir nebze olsun katkı sunan verimsiz topraklardaki tütün üretimi ile ilgili tartışmalar yapılırken, çok uluslu sigara şirketlerinin Türkiye’yi istila ederek ne yazık ki önceleri Bitlis’te kurulan Best Sigara Fabrikasının -daha sonra Tekel bunun yüzde 25’ini almıştı, bunun hisselerine ortak olmuştu, bunların- artık yavaş yavaş tarih olması gerçekten düşündürücüdür. Bunları özelleştirme furyasına baktığımız zaman, Tekelin öncelikle alkolden başlayan özelleştirilmesi sürecine bir göz atmak gerekiyor ve Nurol-Limak-Özaltın-Tütsab konsorsiyumuna 292 milyon dolara satılarak özelleştirilmesiyle başlayan süreçte Mey İçki Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 2004 Şubat ayında faaliyetleri ve arkasından yüzde 80’lik pazar bölümünü ele geçirmesi ve arkasından, 2006 yılında özel yatırım fonlarından Texas Pasific Group’a yüzde 90 payını 810 milyon dolara satmasına dikkat çekmek istiyoruz.

Tekelin alkol bölümünün değerinin çok altında özelleştirildiği bir gerçek. Ama, Tekelin tekelliği yok edilirken, çok uluslu dev şirketlerin de önü açılırken sigara bölümü ise birkaç kez ihaleye çıkarılmasına rağmen yeterince müşteri talebini bulamadığı için satılamamıştı, ama son zamanlarda bu da sağlanarak ilk ihaleye katılan 1.150 milyon dolarla JTI’nin verdiği fiyatın düşüklüğü nedeniyle ilk ihale iptal edilmiş, ikinci ihalede teklif alınmamış ve âdeta düşük fiyata bir taraftan mecbur edilirken özelleştirme, bir taraftan da üretici yoksulluğa mahkûm edilmeye çalışılmıştır. Onun için, üreticiler şöyle bir slogan atmışlardı: “Tütün üreticisi darda, sigara şirketleri kârda, Hükûmet nerede?” Evet, şimdi biz de soruyoruz: Ne olacak bu tütün üreticisinin hâli?

Gerçekten, devletin tarım politikaları konusundaki yanlışlığının, Türkiye’deki tarım üretim planlamasının olmayışının, tarım arazilerinin çok parçalı oluşundan tutun, devletin çiftçilere ilişkin net örgütlenme politikası olmayışının, etkin bir kooperatifçilik anlayışı olmayışının, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Kanunu ve mevzuatta Tarım Bakanlığının yan kuruluşu olarak işlevselleşmesiyle üreticilerin geldiği noktada, maalesef, gelişen ekonomik krizlerden darbe üzerine darbe yiyor. Şimdi sormak istiyorum değerli arkadaşlarım. 24 Ocak kararları tarıma vurulan ilk darbedir. Bakın, 24 Ocak. Evet, Türkiye tarımı ve köylüsü ve tütün üreticisi o zaman zor yıllar yaşadı. Arkasından geldik 24 Ocak 1980’de IMF’yle uyum programı başlatıldıktan sonra 99 yılına. 99 yılı kriz yılına geliyor. 2001, IMF’yle imzalanan stand-by anlaşması gündeme geliyor ve tabii ki 2001 Dünya Bankasıyla imzalanan Tarım Reformu Uygulama Projesi’yle devam ediyor. Bunların hiçbirisi tesadüf değil.

Şimdi, Türkiye yine ekonomik bir küresel krizle karşı karşıya. Acaba diyoruz, çiftçilerimiz ürünlerini pazarlayamadan, satamadan, hatta üretemez duruma düşürülerek yeni bir darbe mi yiyecekler? Böylesi bir durum karşısında gerçekten şu verilere dikkatle baktığımızda şaşırtıcı oluyor: Türkiye’de tütün üretiminde, sözleşmeli tarım araştırmasında bazı sayısal verileri bilim insanları şöyle ortaya koyuyor, diyor ki: “Tekelin özelleştirilmesi hususunda üreticilerin yüzde 87,5’u olumsuz görüş bildirmiştir. Yeni Tütün Kanunu öncesinde pazarlama sisteminden, yani sözleşmesiz çiftçilikten memnun olanların oranı yüzde 94,8.” Yani şimdi yine üreticilerin şöyle bir tespiti var: Türkiye Ziraat Odaları Birliği Kanunu’yla çiftçilerin haklarını arama, koruma, geliştirmeden çok, Tarım Bakanlığının yan kuruluşu gibi işlev gördüğü söylenir bir noktaya gelmiş.

Şimdi bütün bu verilerin üzerinden baktığımız zaman geçici 6’ncı maddeyle ilgili ayrı ayrı önergeler var. Bir yıllığına tütün üreticisinin elindeki yaprakları satsın diye, ömrünüz bir yıl diye, bugün burada yasama Meclisinden bu kanunu çıkarırsak nasıl bakarız bu üreticimizin yüzüne? Gerçekten, Tokat’ta, Amasya’da, Batman’da, Bitlis’te, Adıyaman’da, Ege’nin birçok şehrinde, hatta Karadeniz’de, tütün üreticisi, belki de bir yıl daha ömrümüzü uzatıyorlar, elimizdeki yaprakları da alarak bunu bitirecekler kaygısını yaşıyorsa bunu düzeltmek gerekir diye düşünüyoruz.

Bu konuda çok ciddi tespitler var ama detaya girmeden, kota konusunda söylemek istediğim, bazı yerlerdeki 200 kilo kotanın 400 kilo kotaya çıkarılması yönündeki feryatlarına bile kulak verilmezken ki bu çok yakın zamanda, Batman ilimizde bu konuda çok ciddi tartışmalar yaşandı ama bazı illerimizde de bu kotanın artırıldığını görebiliyoruz. Örneğin, Muş ilinde hâlâ, kota oranına baktığımız zaman, kota oranı 200, fiyat 400 YTL civarında, oysaki tutar 800 YTL olması gereken bir konumda.

Şimdi, böylesi sorunları da yaşarken bir de bu yasayla, sözleşmeli olarak bir yıllığına artırmanın, tütün üreticisine hiçbir şekilde bir gelecek vaat etmediğini ifade etmek istiyoruz ve Tekelin özelleştirilmesi sonrası ilk iki firmanın pazar payları toplamının da yüzde 81, üç firmanın yüzde 90 olacağını düşündüğümüz zaman, iki üç firmaya, maalesef, Türkiye’yi, Türkiye’nin Türkiye’ye özgü tütününü, çünkü dört yüz yıllık tarihinde Orient tütün tarzını ve değişik tütünlerini Türkiye’den almak zorunda kalan yabancı firmalara karşı maalesef değerlendirme imkânından yoksun olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 3 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-04-03-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
