# Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim
- **Tarih:** 15 Temmuz 2008
- **Gündem:** KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-07-15-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz

> Hasip Kaplan, 15 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU FİNASMANI VE BORÇ YÖNETİMİNİN DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (KEY) (S.S.237)); konuşma 1.834 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile ilgili olarak Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu bu görüşmeler esnasında Plan Bütçe Komisyonunda kafamıza takılan bazı sorular vardı. 4749 sayılı Yasa Tasarısı ile zaten ilgili Bakana ve Müsteşara verilen yetkiler daha da artırılıyor bu yasayla. Sonra, yönetmelik konusu olabilecek düzenlemeler var. Bunların hepsi tasarıya alınmış, yani yönetmelik konusu olan, daha önce düzenlenen... Eximbank borç yönetimi konuları oldukça ayrıntılı, detaylar var. Düzenlemeye giderken -yine tasarıda okuyoruz- gerekçelendirmede ikna edici bir gerekçe yok. Tasarıda, niye bunu yapıyoruz, niye gerek duyuyoruz, doğrusu onu da bulamıyoruz.

Verilen yetkilerin, şimdi tabii, hukuka uygunluğu, şeffaflık, denetlenebilirlik yönü çok önemli. Tasarı bu yönleriyle oldukça esnek ve somut olmayan bir tasarı. Şüphesiz yüce Meclisimiz bütçeyi onaylarken, görüşmelerde yetki verirken, yine, vereceği yetkiyle bütçe hesaplarına yansımayan sonuçları da bilmek ister. Bu nasıl bilgilendirilecek? Bakanlık, Müsteşarlık, ilgili Bakanlık bunu ne şekilde Meclise bilgi olarak sunacak? Meclis bunu nasıl denetleyecek? Bütçe kalemlerinde görülmediği için bu yönüyle bu tasarının bir ayağı eksik.

Bütçeye getirilecek mali yük konusunda da belirsizlik var. Çünkü bütçemizin durumu ortada zaten. Ne orta vadeli program ne de mali plan çerçevesinde en az bir üç yıllık öngörü yok. Yani, üç yıl içinde neler yapılmak isteniyor, ne kadar dış borç, ne kadar iç borçlanmaya gidilecek, ne götürecek, ne getirecek, bu konuda da bir öngörü yok.

Yine terkinler var. Bazı borçların, örneğin -16’ncı maddede geçiyor- üniversitelere ait borçların terkini. Bu, bütçe gelirlerinde ne kadar azalma yapıyor, neye yol açıyor, onu da tasarıda göremiyoruz.

Aslında, bu tasarının iki yanı çok enteresandır: Bir yanı KEY ödemeleridir -ona biraz değinmek istiyorum- bir de hibe projeleri konusu var.

Tabii ki, daha önce çıkan yasalarla karşılaştırdığımız zaman Napolyon’un Waterloo yenilgisi aklımıza geliyor. Waterloo yenilgisinde Napolyon’a “Ne istersin?” demişler. Bir tepe yapmışlar, üç yüz basamak merdiven, üstüne de bir aslan koymuşlar. Meşhur lafını etmiş orada, yenilince ne demiş? ”Para… Para… Para…” demiş. Aslında bu tasarı “Para… Para… Para…” tasarısı. Nasıl dış borç edinirim, nasıl iç borç edinirim tasarısıdır.

Şimdi, tabii ki Yap-İşlet-Devret Yasası’nı çıkardıysanız, Yap-İşlet-Devret Yasası çerçevesinde yapılacak yatırımlara para lazım. GAP projesine bütçede öngörülmemesine rağmen 12 milyarlık bir ödenek dört yıl gibi bir süre için öngörülüyorsa, orta vade planda yoksa, planlamada yoksa, bütçede yoksa, o parayı nereden bulacaksınız? O da yine dış borç, iç borç.

Yani, burada gerçekten… Enerji Piyasası Kanunu çıkmış, Elektrik Piyasası Kanunu çıkmış. Orada özel sektöre yönelik yine yatırım lazım. Yatırım yapacak şirket, şirkete para lazım. Şirkete para nasıl olsun? Bakana, müsteşara yetkiyi güçlendirelim; kolay ondan sonrası, krediler uygun görülür, verilir.

Şimdi, ben bu çerçevede bunu aldıktan sonra sadece şunu İktidara söylemek isterim özellikle yasa tasarısında yer alan hibe ve krediler konusunda: Şimdi bu hibe ve krediler konusunda özellikle iki maddede “hibe alma” ibaresinden sonra dış finansman temini, bunun güvencelendirilmesi olayı, Hazinenin güven vermesi, garantörlük durumu… Bunlar dikkate alındığı zaman, uygulamaya da baktığımız zaman birkaç gerçeği hatırlatmakta büyük yarar görüyorum.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi hizmet üretirken bu konuda nelerle karşılaşmış, bir bakalım: Şimdi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ürettiği projelerin önemli bir kısmını bütçesi az olduğu için dış hibe ve kredilerle gerçekleştirmiş. Örneğin kurumun atık su arıtma tesisi işletme hizmetleri, Diyarbakır Nihai Önlemler Projesi kapsamındaki program uygulanması için müşavirlik hizmetleri, vidanjörlerin rehabilitasyonu, içme suyu ve kanalizasyon malzeme ve ekipman temini, Diyarbakır Kanalizasyon Projesi kapsamındaki Aşama 3 ve SCADA bileşenleri, kanalizasyon bilgi sistemi için yazılım temini (GIS) ve Ana Kolektörler ve Pompa İstasyonları Projesi çalışmalarında dış kredi ve hibe kullanmıştır. Yani en önemli yatırımlarını yaparken Diyarbakır ana kent belediyesi bu saydığım alanlarda bunları kullanmıştır.

Şimdi, kullanamadıklarına ve engellenenlere bir göz atarsak, Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yürütülen programlar kapsamında hibe almaya hak kazanmış projeleri şunlar Diyarbakır’ın: GAP Bölgesinde Kültürel Mirası Geliştirme Programı kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Sur Belediyesi ve DESOP ortaklığında yürütülen Gazi Caddesi Rehabilitasyon Projesi ve Yenikapı Sokak Rehabilitasyon Projesi.

Şimdi, tabii Sur Belediyesini de Belediye Encümeni de çok dilli belediyecilik yaptığı için görevden alındığı… İktidar, İçişleri Bakanının istemiyle ve Danıştayın verdiği kararla… Yani, tabii bu ayrı bir haksızlık konusu ama projeler de ortada duruyor.

Yine, Türkiye’de kültürel hakların desteklenmesi, Kültürel Girişimler Destek Hibe Programı kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Dicle-Fırat Kültür Merkezi ortaklığında yürütülen Dengbej ve Dengbej Geleneği Projesi. Bunu da geçtik.

GAP Bölgesel Kalkınma Programı -Kırsal Kalkınma Projesi kapsamında yine- ki Hükûmetimiz artık GAP’ı ciddiye aldığına göre bu projelere biraz ilgi duyması gerekir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Veteriner Hekimler Odası ve Kırkkoyun Muhtarlığı ortaklığında ve GAP Bölge Kalkınma İdaresince uygulanan Kırkkoyun Entegre Kalkınma Projesi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından Silvan Belediyesi ve GÜNTEYDER (Güneydoğu Tarımsal Eğitim Yayın ve Danışmanlık Hizmetleri Derneği) ortaklığında GAP Bölge Kalkınma İdaresi öncülüğünde uygulanan Silvan Karacalar köyündeki Kapari Çiftliğinin Özendirilmesi Projesi.

Göç alan Diyarbakır, Urfa, Erzurum ve Gaziantep kentlerinde Ekonomik ve Sosyal Entegrasyon Sorunlarının Çözümüne Destek Projesi kapsamında yine Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep Büyükşehir Belediyeleri, Urfa Belediyesi ve bu illerin valilikleri ortaklığında yürütülen Kentsel Gelişim Projesi.

Şimdi tamamlanamayan veya onay alınamayan hibe, kredi ve proje süreçlerine baktığımız zaman bu tasarıyla bu yetki de alındıktan sonra belediyelerin dış kredi ve hibe bulma konularında zorlandığı temel noktalar hazine garantisi ve söz konusu projelerin yatırım programında olmaması ya da yatırım programına alınamama gerekçeleridir. Yani bu projelerle ilgili kaynak bulunuyor, her şey yapılıyor ama hazine garantisi alınamıyor. Defalarca, belediyelerin ödeme koşullarına uygun vade ve faizle kredi bulunmasına rağmen bu gerekçeler yüzünden, kredi kuruluşlarıyla prensipte anlaşılmasına rağmen, sonuca bir türlü gidilemiyor. Krediler bir yana, belediye olarak alınan krediler dolayısıyla hak edilen bazı hibeler bile bürokratik engeller yüzünden alınamıyor.

Şimdi, Sayın Başbakana da sunulan bir raporda bu konudaki çarpıcı birkaç kredi hibe projesi konusundaki problemler şöyle aktarılmıştı: Örneğin, Kanalizasyon İşletme Eğitim Projesi için Almanya Kalkınma Bankası 500 bin euro hibe anlaşması yapmış Diyarbakır Belediyesiyle ancak Devlet Planlama Teşkilatının itirazı ve Dışişleri Bakanlığının ilgili bankaya iptal yazısı göndermesi üzerine askıya alınmıştır.

Şimdi, Dicle Vadisi Rehabilitasyonu Etüt Projesi için yine Türk-İspanyol Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü kapsamında 350 bin euro hibe sağlanmasına karar verilmesine rağmen, bu proje Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 2005 tarihli bir yazıyla yatırım programında olmaması nedeniyle -gerekçe gösterilmiş- reddedilmiş.

Şimdi, Diyarbakır kentinin entegre katı atık yönetim sistemi ihtiyacının karşılanmasına yönelik Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde yürütülen Yüksek Yatırımlı Çevre Yatırımlarının Planlanması Projesi kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Daire Başkanlığıyla ortak çalışmalar başlatılmış ve 2006 tarihinde Bakanlıkta yapılan toplantıya istinaden gönderilen Bakanlık Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Dairesi Başkanlığı yazısıyla talep edilen ilgili kararlar iletilmesine rağmen, proje katılım başvurusu yazılı olarak yapılmış, resmî değerlendirme listesine alınmış, buna rağmen bu projede de sorun yaşanmıştır ve ilk beş sıradaki bazı belediyelerden de daha uygun koşullarda olan projenin bütçesi 20 milyon 921 bin avro. Tabii, Diyarbakır’ın acilen ihtiyaç duyduğu iki proje, kredi konusunda prensipte anlaşılmasına rağmen, yine Hazine Müsteşarlığının 2006 Kasım tarihli yazılarında, Türk-Alman Hükûmetleri arasında yapılacak görüşmelerde ele alınmak üzere DİSKİ Genel Müdürlüğünden projelerin taraflara bildirilmesi istenmiş, 2006 Kasım tarihinde, kanalizasyon batı kolektörü -20 milyon euro- ile yağmur suyu şebekesi -20 milyon euro- projelerine ait bilgiler, hükûmetler arası müzakereler, hazırlık çalışmaları kapsamında değerlendirilmek üzere Hazine Müsteşarlığına gönderilmiş, ancak projeler değerlendirmeye alınmamış, belediyemizin kredi talepleri reddedilmiştir.

Şimdi, Suriçi Tramvay Projesi için Halk Bankasıyla 5 milyon euro, on beş yıl vadeli, beş yıl ödemesiz kredi anlaşması yapılmasına rağmen, İller Bankası Genel Müdürlüğü, 16 Mart 2005 tarihinde yazılı teminat veremeyeceğini bildirmiş ve proje şu an itibarıyla rafa kaldırıldı.

Diş İmplant Projesi’nde yine Güney Kore Büyükelçiliğinden yapılan proje çalışması reddedildi.

Kentsel Gelişim Projesi, yine Türkiye-Avrupa Birliği Mali İş Birliği Programı’nda sunulmuş, Avrupa Komisyonu Türkiye temsilciliğince Diyarbakır’a 9 milyon 926 bin euro hibe sağlanmasına karar verilmiş olmasına rağmen 18 Nisan 2005 tarihli Devlet Planlama Teşkilatı yazısında, hibenin on sekiz aylık eğitim giderleri dâhil yaklaşık 6 milyon euroya indirilmesi ve kalan miktarın diğer illere, Gaziantep, Şanlıurfa ve Erzurum’a dağıtılması kararlaştırılmış; Diyarbakır’a ayrılan bütçe 8 milyon 367 bin euroya çıkarılabilmiş, ancak proje yine reddedilmiştir.

Şimdi, Aziziye Kentsel Dönüşüm Projesi, yine Avrupa Konseyi Kalkınma Bankasından 30 milyon euro kredi anlaşması konusunda görüş birliğine varmış, yine Devlet Planlama Teşkilatı tarafından reddedilmiş.

Şimdi, bugünkü yasa tasarımızın “Hibe” bölümünde -tasarıda bu- burada yetkiler ilgili bakana, müsteşara, Hazineden sorumlu Bakana…

Peki, bu yetkiler varken bunca proje, bunca yatırım engellendi Diyarbakır’da. Şimdi bu yasayla bu yetkileri Bakan aldığı zaman veya müsteşar aldığı zaman, Diyarbakır kentinin muhalif belediye olması nedeniyle karşılıksız hibe olan bu parayı nasıl alacağı konusunda bir açıklama getirse Hükûmet çok sevineceğiz. Yani ne yapalım? Siz para vermiyorsunuz, biz buluyoruz “onu da alamazsınız” diyorsunuz. Yani, para da olmayınca hizmet olmuyor. Kaleyi alacaksınız “Alacağız” diyorsunuz. Gerçekten Napolyon’un bu sözünü isimlendirmek doğru olur bu yasa tasarısına; çünkü, o kadar karmaşık bir yasa tasarısı ki.

Şimdi, TMSF’nin borçlarını alacak hazine. Ondan sonraki gelecek gelirler hazineye intikal edecek. Bu tasarıya batık bankalar çaktırmadan sokulmuş. Şimdi, TMSF’nin getirisi ne? Ne kadar para getirdi? Ne kadar beklenti var? Kaç tane davası var? Ne kadar faizi var? Ne kadar gayrimenkulü var? Yani bu konuda Meclise herhangi bir bilgi vermeden bir çırpıda TMSF de burada hallediliyor.

Şimdi, üniversitelerle ilgili terkin olayı var. Terkinde ne kadar yük gelecek belli değil. Şimdi, bakanlarımızın… Zaten bu yasa bütün yetkiyi Bakanlar Kuruluna, bakanlara veriyor. Bakıyoruz “Binde 5 oranında” ibaresini diyor yüzde 1’ine kadar geliştirilmiş. Hem ölçüsüz bir artış, kurum için ikraz maliyetini artıran bir unsura dönüştürülüyor. Borçlanmanın maliyetini artırıcı bir taslak olmaktan öte, bankalar arasındaki rekabet açısından da haksız bir tasarı.

Şimdi, bu tasarının içinde bir de geçici bir maddeyle KEY ödemeleri konulmuş. Bugün grup toplantısında dinledik. Sayın Başbakan dedi ki, 2 milyar 855 milyon YTL’lik konut edindirme yardımı ödemelerinin iki hafta içinde yapılacağını söyledi. Sayın Başbakan, daha tasarıyı bugün görüşüyoruz yani daha tasarı çıkmadan bu paranın miktarını nasıl belirlediniz?

Sonra, bu tasarıda bakıyoruz ki ödemenin kaynağını iç borçlanma hisse senetleri ile kaynak bulmaya ayrılmış. Hani bu KEY ödemeleri vatandaşı “Key”lemek için mi çıkarıldı diye bazen insan düşünüyor! Yani, 1987’den sonra dokuz sene, çalışan memurun, işçinin, ücretlinin parasını “Konut edindireceğim.” diye kestiler. Kestikten sonra da Emlak Bankasının fonuna yatırdılar. Bu parayı vereceklerdi sonra. Dokuz sene sonra Özal döneminde başlayan bu program uygulanamadı. AKP 59’uncu Hükûmet döneminde “Bunu ödeyeceğiz.” dedi. Şimdi vatandaş bekliyor, kendi kafasına göre bir hesap yapıyor, “Üç tane enflasyon, devalüasyon yaşamış ülke, benim o gün kesilen param bu kadar ediyor.” diyor, mülkiyet hakkına göre bir hesaplama yapıyor ama sanki yüzde 2 bin faizli geceler, o devalüasyonlar bu ülkede yaşanmamış, para pul olmamış gibi o kuruş ödemeleri üzerinden vatandaşa bir para ödenecek. Bu ödenirken de vatandaşın burnundan getiriliyor.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Karpuz satsa daha çok kazanırdı!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Çok yakın zamanda bakıyoruz -6 Ocak 2006- Sayın Bakan Şahin “Biz KEY hesaplarının tasfiyesi için ödemeleri yapacağız.” diyor. Şimdi, geçtik, hemen arkadan -23 Haziran 2006- Devlet Bakanı Babacan: “KEY parasını sadece reis alacak.” Verin de reis mi alır, reis olmayan birisi mi alır… Zaten reisler öldü, hepsi yaşlandı, emekliydiler zaten; geriye mirasçıları kaldı.

Yani, bu ödemelerin miktarına bakınca yaklaşık 9 milyon vatandaşımızı ilgilendiren bu KEY ödemelerinde neyi neye göre hesaplayacaksınız? Deniliyor ki: “Vatandaşın beklentisi 1.300-1.500 YTL civarında.” Hayır… Uzmanlar diyor ki: “Dokuz yıl boyunca sistemde kalan birisi en fazla 600 YTL alır.” Bir başkası diyor: “Hayır, kişi başına düşen rakam 240 YTL.” Yani, şimdi, Sayın Başbakan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Kamu finasmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerinde değişiklik yapılması hakkında (key) (s.s.237)”. TBMM Genel Kurulu, 130. Birleşim tutanağı, 15 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-07-15-kamu-finasmani-ve-borc-yonetiminin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-ile-baz (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
