# Çalışma saatleri ve konuları hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim
- **Tarih:** 7 Ekim 2008
- **Gündem:** ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-10-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk

> Hasip Kaplan, 7 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 879 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni yasama döneminin bu ilk gününde Demokratik Toplum Partisi Şırnak Milletvekili olarak önerge aleyhinde söz aldım. Çünkü burada yüce Meclisi sorunların çözüm yeri olarak görüyoruz, çözüm yeri olarak görüyorsak o zaman yüce Meclisin ülkenin gerçek gündemiyle ilgilenmesi ve işleyişini de Mecliste grubu bulunan tüm partilerin yasama sürecine eşit olarak katılacakları, hazırlanacakları bir çalışma temposuyla götürmeleri isteğimizi ifade etmek istiyoruz.

Ancak geride bıraktığımız bir yılda biz, maalesef, çoğunluğu elinde bulunduran iktidar partisinin -AK PARTİ’nin- Mecliste grubu bulunan diğer partileri hiçe saydığını, düşüncelerini dikkate almadığını, yasama çalışmalarını oldubittiye getirdiğini ve yeterli bir hazırlık ve çalışma imkânı tanımadan temel yasaları bile kırk sekiz saat içinde çıkardığına tanık olduk. Bu konuda çokça tartışma yaşandı ve bu tür önergelerle Meclis Danışma Kurulu toplanamamışsa AKP’nin kendi önergesini getirip kendi gündemini belirlediğini gördük.

Şimdi, yine bugün böyle bir önerge var ve AK PARTİ kendi gündemini belirliyor. Peki, AK PARTİ kendi gündemini, kendi bildiğini okumaya devam ederse yüce Mecliste farklı partilerin, farklı görüşlerin, farklı anlayışların kendini ifade etmesi nasıl sağlanacak? Yani bunu sorma hakkını kendimizde buluyoruz.

Meclis -çok açık ifade edeyim- ağlama duvarı değildir. Meclis, sorunların çözüm yeridir. Türkiye’de Türkiye’nin sorunlarının çözüleceği tek yer Meclistir. Ancak, yüce Meclisimizin, bu görüntüyü, bu güveni, bu inancı halka vermediğini ifade etmek istiyorum. Neden diyeceksiniz. Türkiye’nin bugün birinci gündemi nedir? Yaşadığımız acı olaylar değil mi? Silahlı çatışma ortamı değil mi? Yirmi beş yıldır süren çatışmalar değil midir? Türkiye’nin birinci gündemi bu değil midir? Acil olan gündem bu değil midir? Her gün bir ocağa ateş düşerken -doğu-batı, Karadeniz-Akdeniz fark etmiyor, Kürt-Türk anaları fark etmiyor- her gün acı yaşadığımız bugünlerde, yüce Meclis, yirmi beş yıl süren bir çatışmayı sona erdirmenin sorumluluğunu siyaseten taşımayacak mı? Taşıyacaksa neden yüce Mecliste dargın liderler meclisi görüntüsü veriliyor. AK PARTİ, iktidar partisi, ana muhalefet kavgalı, konuşamıyor, diğer Meclis grupları bir araya gelemiyor, ülkenin temel sorunlarını konuşamıyor. Neden? Bu halk, 70 milyon, Türkiye’de yaşayan yurttaşımız bunu hak ediyor mu? Neden bu acı olaylar yaşanırken, terör sorunu veya Kürt sorunu, bölge sorunu veya başka türlü, istediğiniz ismi verin ama şunu yüce Meclisin kürsüsünden acı bir şekilde uyarmak istiyorum: Yüz Yıl Savaşlarını inceleyin, bir tanesi elli yıl sürmüştür, geriye kalan Yüz Yıl Savaşlarının hepsi yirmi ile yirmi beş yıl arasında sürmüştür. Türkiye’de iç sorunlarındaki çatışma süreci yirmi beş yıldır sürüyorsa, Yüz Yıl Savaşları kadar sürüyorsa gelinen noktadaki acı tabloyu görmeniz lazım. Balıkesir Altınova’da Türk-Kürt çatışması yaşanıyorsa ve Türk-Kürt çatışması yaşandığı zaman hükûmet, yargı, yürütme seyirci kalıyorsa; bir parti lideri, Başbakan da, ana muhalefet lideri de, parti liderleri bu konuda kaygı duymuyorsa ve Altınova’da yaşanan olayların daha önce İzmir’de, Antalya-Alanya’da, başka yerlerde yaşandığını eğer unutuyorlarsa ve Türkiye bu noktaya gelmişse, Türkiye’de bir Türk-Kürt savaşı noktasına gelmişse gerilim, bu gerilim eğer bu cumhuriyeti birlikte kuran 70 milyon insanın birliğini yakından ilgilendiriyorsa; başka iş yapmak, bu yüce Meclisin çatısı altında sıraya koymak gerekirse en acil olan bu sorunu en başa koymak gerekmiyor mu? En önemli sorunu en başa koymak, en başta iktidar partisinin ve ana muhalefet partisinin görevi değil midir? Eğer Cumhurbaşkanı liderler zirvesini toplayamıyor, Başbakan Türkiye’nin en önemli sorununu, siyaseten sorumluluğunu taşıyıp, parti grup liderlerini davet edip, gelin bu sorunu konuşalım, bu sorunun boyutu askerî mi, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel boyutları var mı, sorunun bu boyutları varsa nedir, bu sorunun nedeni nedir, bu sorunu nasıl çözeriz, silahlı çatışmayı nasıl bitiririz, silahları nasıl sustururuz, artık bu acıların yaşanmaması için ne yaparız diye eğer yüce Meclis yüzde 85 temsiliyet oranıyla temsil edilse dahi bunu konuşamıyorsa, görevini yapmıyor demektir. Sadece bu değil, yeni bir anayasayı da konuşamıyoruz. Bu da Türkiye’nin gündemine getirilmiyor. AKP inisiyatifini, cesaretini tamamen sıyırdı, hazırladığı anayasa taslağını rafa koydu.

Ulusal program gündemde, dağıtıyorsunuz… Ulusal program gündemde ama bunun üzerinde gündeme öncelik önergesi vermiyorsunuz.

Peki, uzlaşı komisyonlarını Meclis Başkanı istiyor, çağırıyor, diyor ki: “Gelin, Anayasa, İç Tüzük, bazı önemli kanunlar konusunda uzlaşalım, konuşalım.” Üç parti bildirimde bulunuyor, isim veriyor, ana muhalefet partisi vermiyor isim; uzlaşmadan kaçıyor, diyalogdan kaçıyor, konuşmaktan kaçıyor! İktidar önerge veriyor, kendi gündeminde, kendi küçük dünyası var ama ana muhalefet partisinin yaptığı da bundan farklı bir şey değil.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, grup önerisiyle ne alakası var? Sataşma yaratıyor!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bir yandan işsizlik, bir yandan küresel kriz kapıya dayanırken, Türkiye’nin ekonomik olarak alabora olacağı ve ihracatının, ithalatının yüzde 80’inin de Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleriyle olduğu gerçeğini göz ardı ederek, Türkiye’deki 50 bankanın 26 tanesinin yabancı sermayeden oluştuğunu göz ardı ederek, küresel kriz konusunda kendi içimizde, ortak, dört grubu bulunan parti ve grubu olmayan partilerden ortak bir Meclis komisyonu kuramıyorsak, araştıramıyorsak, bu ayıp, bizim ayıbımızdır! Biz her şeyde sorumluluğu atmakta, birbirimizin üzerine değil, yirmi beş senedir çatışma sürecinin sorumluluğunu da askerin üzerine atarak, askeri tek başına bırakarak, bütün sorunun çözümünü, silah, baskı, şiddet ve inkâr politikalarında arayarak hiçbir yere gidilemediği görüldü.

Yarın tezkereyi yine oylayacağız. Evet, bu, sadece sınır ötesine git veya gitmeme önergesidir. Yaşadığımız süreç, gelinen olaylar, bunun çözüm değil, çözümün çok komplike olduğunu… Öyle ki komplike, yüce Meclisin sadece bütün partilerinin bu konuda bir araya gelip konuşmasıyla değil, sivil toplumu da aydınını da sanatçısını da bu ülkenin vicdanını da bu ülkenin bütün insanlarını, bütün analarını ayağa kaldırmalı ki bu acılar son bulsun, bu çatışma son bulsun. Türkiye’nin gerçek gündemi budur. Yazık olur! Türkiye’nin gerçek gündemini çözemiyorsanız, çözemiyorsanız, Anayasa reformundan tutun ulusal programa, ulusal programdan tutun uzlaşı ve diyaloğa kadar çözemiyorsanız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 2. Birleşim tutanağı, 7 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-10-07-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
