# Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim
- **Tarih:** 23 Ekim 2008
- **Gündem:** SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da

> Hasip Kaplan, 23 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNU İLE GÜMRÜK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI HAKKINDA (S.S.275)); konuşma 1.538 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim, Demokratik Toplum Partisi adına grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım. Aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak da, bizim, Komisyonda görüşlerimiz, Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı konusunda, ülke hayrına olan, ülke yararına olan konularda biz her zaman olumlu tavır takındık, destek verdik. Yine de bu gelişmelerle ilgili görüşlerimizi açıklarken ihtirazi bazı kayıtlarımızın, düşüncelerimizin olduğunu da ifade etmek istiyoruz.

Evet, ihracata yönelik yatırım ve üretimi teşvik etmek, doğrudan yabancı yatırımları ve teknoloji girişini hızlandırmak, işletmeleri ihracata yönlendirmek ve uluslararası ticareti geliştirmek olarak amaçlanan bu tasarıda üç temel noktayı görüyoruz:

Bir: Yirmi yıllık, uygulamada, serbest piyasalarla ilgili süre kısa, bunu uzatalım, kırk dokuz yıla çıkaralım.

Diğer nokta, 500 ABD doları olan malların ihracat işlemine tabi tutulmasındaki sınırlamayı 5 bin dolara çıkaralım. İkinci nokta bu.

Üçüncü nokta, sanıyorum diğer konuşmacılar da vurguladı, Avrupa süreciyle bağlantılı, 1995’te gümrük sözleşmesini Türkiye imzaladıktan sonra gelen zorunlu birtakım çabalar. Bu çerçevede Avrupa Birliğiyle bağlantılı bir yanı da var tasarının.

Ancak ben burada bir şey söylemek istiyorum: Avrupa Birliğine biz girecek miyiz? Bu soruyu sormamız lazım kendimize, yüce Meclise. Diyoruz ki yasaya göre: “Avrupa Birliği üyeliğine kadar.” Böyle bir ihtirazi kayıtla yasa çıkarılabilir mi? Ya Avrupa Birliği dağılırsa on gün sonra, on yıl sonra? Bırakın onu, son üç senedir Avrupa Birliği müzakere sürecinde ne ilerleme kaydettik? Bakın, 5 Kasım yakın. Avrupa Birliği ilerleme raporunu açıklayacak. Çok açık, bunun adı ilerlememe raporu olacak.

Şimdi, bir yasayı böyle bir şarta bağlamak, “Avrupa Birliği üyeliğine kadar.” gibi bir şarta bağlamak hem kanun tekniğine aykırı hem siyasal sürece hem konjonktüre. Birçok yönden böyle bir ihtirazi şart kaydı doğru değil, onu ifade etmek istiyorum.

Burada biraz bizi yönlendiren, cesaretlendiren, işte, KOBİ’lere -ARGE Yasası çıktı biliyorsunuz KOBİ’lerle ilgili- destekleyici birtakım imkânların sunulduğu bir tasarı boyutu var.

Şimdi, bu serbest bölgeler konusuna baktığımız zaman, 60’ıncı Hükûmet, AK PARTİ hep bir milat koyar “2002’den önce, 2002’den sonra.” Bu serbest bölgeler 2002’den önce kuruldu biliyorsunuz, en son 1994’te genişletildi bölgeler Türkiye çapında. Evet, bunu kuran hükûmetlere katkılarından dolayı, geçmişte buna katkı sunan Meclisteki tüm üyelere teşekkür ediyoruz. Çünkü Türkiye lehine olan bu tür ekonomik çalışmaları desteklemek gerekiyor.

Şimdi elimdeki bazı veriler üzerinden yürümek istiyorum, aslında biraz daha fotoğrafı netleştirmek istiyorum. Son durum nedir? Türkiye’nin hedefi, öngörüsü var mı? Son ekonomik krizle bağlantılı iki üç noktayı açmak istiyorum.

Şimdi, bakıyoruz ki dolar fırladı, 1.700 oldu, borsa düştü. Bakın, bu, küresel kriz. Şimdi serbest piyasalara bakıyoruz, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleriyle olan ihracatımız yüzde 75’lerde, yani biz ihracatımızı en çok bu bölgelerde onlarla yapıyoruz. Şimdi, bu, Türkiye açısından bir risk faktörü getiriyor. Çünkü, ABD’de başlayan ekonomik küresel kriz, giderek Avrupa Birliği ülkelerini vurdu.

Buradan şu noktaya gelmek istiyorum: Türkiye’deki ihracat hacmine baktığımızda yüzde 26,6; yani 24,5 milyar dolar civarında. Bölgelere baktığımızda Ege, Bursa ve Mersin toplam ticaretin büyük payını alıyorlar. Burada, bakıyoruz, serbest bölgelerde bürokratik işlemler sıkıntısı var öne çıkan ve mevcut serbest bölgeleri seçme yetkisi Bakanlar Kurulunda, ona geleceğim rakamlarla, burada da siyasi tercihler rol oynuyor, yani Türkiye’nin, ülkenin ekonomisi değil. Bunu neden ifade ettim? Çok basit. Gözlerimizi kapamayalım, Dubai’ye bakalım. Jebel Ali Serbest Bölgesinde 120 ülkeden 5.500 tane firma var. Türkiye’den firma sayısı buralarda 50-60. Yöneticisi Türkiye’de yakın zamanda bir toplantıya katıldı, Selma Saif Bin Hareb. Diyor ki: “Karadeniz ve Ege’de bazı girişimlerde bulunalım serbest bölgeler konusunda.” İlginç, bu toplantıya bilimsel ve akademik alanda katılan yabancılar diyor ki: “Neden İstanbul 20 milyar doları nasıl çeker projesi yok?” Bakın, dikkat edin, İstanbul, megakent, dünya kenti. Neden İstanbul’a özgü bir serbest bölge olayı yok?

Şimdi, Türkiye’de bir ihtiyaç serbest bölgeler. En az on tane daha serbest bölgenin kurulması gerekiyor. Söylenen bu.

Şimdi, hayal görmüyorum, gördüğümü söylüyorum, şu an Dubai’ye karşı Erbil Havaalanı yapılıyor, uluslararası nitelikte. Komşu Irak Federal Cumhuriyeti’nin en güvenli bölgesi olarak -ki yakında basına da yansıdı Sayın Gül’ün açılış davetiyesi- Erbil Havaalanı, dikkatinizi çekiyorum, Dubai’ye alternatif bir ticaret, serbest bölge merkezi. Bakın, dikkat edin. Çünkü Avrupa’nın ve Amerika’nın, bütün gelişmiş ülkelerin Erbil’de konsolosluk açması tesadüfi değil. Bunun altını çiziyorum. Türkiye bu fırsatı nasıl değerlendiriyor, ayrı bir konu.

Şimdi -yeni fırsatları- hep krizlerden fırsat üreten bir ülke olabilseydik keşke, keşke öyle bir gücümüz, bir yeteneğimiz olsaydı dünyanın yirmi yedinci büyük ekonomisi olarak belki bu fırsatı daha iyi ilişkiler geliştirerek… Ki en son MGK ve dış ilişkilerde bu konuda bir eğilim görülüyor. Burada bizim Müsteşarlığın verilerine, Irak’la yapılan ihracata göre potansiyel olarak 15-20 milyar dolar arası Türkiye’yle ilgili bir rakam ortaya çıkıyor ve biz bunu değerlendiremiyoruz. Tabii ki bu bağlantılı olarak Doğu, Güneydoğu için de hazırlanmış bir özel kalkınma planı olmadığı için, GAP halkası, Hükûmetin bölgeye yatırım olarak açıkladığı GAP halkası, içeriği dolmadığı için böyle bir veri değerlendirilemiyor. Eğer bu veri değerlendirilebilirse on ihtiyaç bölgesinden sınır illerimiz Kars’tan Van’a, Hakkâri’ye, Şırnak, Mardin, Antakya’ya kadar hem özel kalkınma hem serbest bölge konusunda yararlanacağımız bir alan.

Bunların bakanlık düzeyinde örgütlenmesiyle bu bürokratik işlemlerin azaltılması mümkün. Yeni kurulan Şırnak ve Hakkâri üniversitelerinin, geri kalmış bölgelerdeki üniversitelerin ekonomi fakültelerinin, özellikle tarım ve hayvancılık konusunda özel fakültelerin kurulması, yine enerji açısından artı su ve enerji güvenlik politikaları dışında ülke ekonomisi açısından değerlendirildiğinde sınır ticaretinin gelişmelerine katkı sunulması, serbest ticaret bölgelerinin genişletilmesindeki cazibe merkezlerinin tespit edilmesi gerekiyor.

GAP’ı yüzde 14 sulamadan yüzde 70’e çıkarmadan, bunun ürünlerinin serbest bölgede değerlendirilmesine yönelik yatırım sağlanmadan, mayınlı araziler halka açılmadan, Türkiye enerji devrimini gerçekleştirmeden -bakın bunun altını çiziyorum- kendi kaynaklarından üretimi sağlayacak enerji devrimini sağlamadan, özellikle sınır kapısı olarak Habur ve Nusaybin kapılarını Orta Doğu pazarına yönelik olarak değerlendirmeden, bölgede Dubai, Erbil ve onun karşısında Türkiye ayağını oluşturma projelerini sağlamadan bu fırsatları değerlendiremeyiz.

Türkiye’de, bakıyoruz, ticaret hacminin yüzde 14’ü nereden? Serbest bölgelerden. 20 farklı sektör, 483 dış ticaret firması, yatırımcı sayısı 3.982 civarında. Dünyada nasıl? Yaklaşık 1.300 serbest bölge var dünyada. Bunların ticaret hacmi 1 trilyon dolar. Başı kim çekiyor? Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, ABD çekiyor. Bunlar da küresel krizin kıskacında, küresel kriz ahtapotunun kıskacında olduğuna göre, demek ki fırsatları başka yerlerde aramak gerekiyor, yani aslında üzerinde yoğunlaşmamız gereken nokta bu.

Serbest bölge türlerine baktığımız zaman,

1) Ticaret bölgesi,

2) Liman,

3) İhracata yönelik serbest üretim, çevre, depo, gümrük antrepoları, serbest bankacılık bölgesi.

Demek ki tek bir alanda değil serbest bölgeler, çok farklı yanları var.

Türkiye, biliyoruz, 1927’de Serbest Mıntıka Kanunu’yla böyle tanışmıştı. 1994 yılı bir atılım yılı oldu. Arkasından dünya serbest bölgelerine baktığımız zaman İkinci Dünya Savaşı öncesi kurulan Singapur ve Hong Kong serbest limanları, daha sonra Panama, İrlanda, Tayvan ve Güney Kore serbest bölgeleriyle buralarda bir canlanmanın olduğunu görüyoruz. Bugün bunların devamı Dubai’de.

1967 yılında serbest bölgeler, Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İlişkiler Komisyonunca, gelişmekte olan ülkelerin ihracatında, ihracatının artırılmasında önemli bir araç olarak görüldü ve desteklendi.

Şimdi yakın çevremize götürmek istiyorum sizleri: İran, Suriye, Lübnan, Ürdün, Mısır, Libya, Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Romanya’da bu tür bölgeler var.

Kıbrıs ekonomisinin ise can damarı -çok açık ifade edeyim- bu projelerin güçlendirilmesinden geçiyor ve Kıbrıs’ta ekonomistlerde, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin turizm ve hizmet sektörüne odaklandığı, uluslararası tanımama, ambargo, siyasi istikrarsızlık nedeniyle arayışların serbest bölgede yoğunlaştığı, AB süreci finansal sorunlarıyla bunun çözülebileceği yönünde eğilimler gelişiyor.

Şimdi, İstanbul’da, sırayla baktığımızda, bir deri serbest bölgesi var, hacim 6,9 milyar, Ege serbest bölgesi 4 milyar hacim olarak. Yüzde 6,3 gerilemeyle İstanbul Trakya bölgesi 2,3 milyar dolara gerilemiş, Bursa yüzde 16,3 gerilemeyle 1,6 milyar dolara gerilemiş durumda. Ancak hüzünlü olan ve gerçekten üzen tablo Mardin serbest bölgede önümüze çıkıyor: Bir önceki yıl 1 milyon 750 bin dolar ticaret hacmi var, 2007’de 2006 yılına göre -dikkatini çekmek istiyorum arkadaşların- yüzde 93,6, bakın, gerileme oranı Mardin Serbest Ticaret Bölgesinde. Şimdi, yüzde 93,6 geriliyor ve 112 bin dolara iniyorsa -dikkat edin- istediğiniz kadar GAP projeleri, matruşka bebekler gibi matruşka paketler türetin, rakamlar can acıtıyor, ortada.

Şimdi, Avrupa Birliği ülkeleriyle 7,5 milyar dolar bizim ihracatımız var, OECD ülkeleriyle, bakın, 1,7; diğer ülkelerle 39,7 milyon dolar, yani Doğu bloku ülkeleri. Hatta biraz daha açmak gerekirse Bağımsız Devletler Topluluğu’yla 1 milyar 438 milyon dolar, yani Rusya ve onlarla gelişmeler var. Kuzey Afrika, Orta Doğu’yla gelişme var, 1 milyar 144 milyon dolar. Diğer bütün ülkelerin toplamı 2 milyar 243 bin. Yani 2007 itibarıyla bu veriler elimizde. Serbest bölgelerimizde 42 bin işçi çalışıyor, bunların toplamı bürokratlarıyla 50.667, maalesef dış ticaret hacmi 170-180 milyar dolar, 2023 hedefimiz ise -şaşırmayın rakama- 1 trilyon dolar. Böyle bir planlama, bir hayal olabilir mi arkadaşlar? 1 trilyon dolar deniliyor. Şimdi, buradan AKP Doğu ve Güneydoğu’da yatırım ve ekonomi paketleri açarken bunlara çok dikkat etmesi gerekir.

Bir de turizm kentlerinin turizm serbest bölge olayı var, yabancı yatırımlar açısından. Şimdi, yabancı yatırımcılar açısından doğuda ihmal, batıda da kayırma öne çıkarsa bu amacını gerçekleştiremez. Şimdi, serbest bölgeleri serbest sömürü bölgesi olmaktan nasıl kurtarabiliriz, kayıt dışı istihdamla nasıl uğraşabiliriz, bunlar problemlerimiz. Kadın istihdamı bakın çok önemli, tekstil sektörü nedeniyle ve en çok sorun Mersin’de yaşandı, Antalya’da yaşandı biliyorsunuz. Ben firmaların ismini vermeyeceğim, ama uzun grevler yaşandı.

Şimdi, ben son olarak bir şey söyleyerek sözlerimi tamamlamak istiyorum. Biraz doğru düşüneceğiz, sağduyulu düşüneceğiz. Şimdi, ben bazen Habur, Nusaybin Sınır Kapısı, Mardin örneğini verdim yüzde 93,6 ve 100 bin dolara düşmüş’ ki Mardin Orta Doğu’yla en canlı bağlantısı olan bir ilimiz. Bu noktada bu yatırımlar yapılmıyor dediğim zaman bölgenin durumu, hassasiyetlere dikkat çekiliyor. Evet, her yerde, her ülkede hassasiyetler var. Peki, siz, Afganistan-Pakistan sınırında, ülkemizin bir serbest bölge girişimi için, ABD ile birlikte, Taliban’ın en güçlü olduğu Afganistan-Pakistan sınırında serbest bölge kurma hazırlığında olduğunu biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Serbest bölgeler kanunu ile gümrük kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı hakkında (s.s.275)”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 23 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-10-23-serbest-bolgeler-kanunu-ile-gumruk-kanununda-degisiklik-yapilmasina-da (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
