# 10 aralık insan hakları günü hk

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim
- **Tarih:** 4 Aralık 2008
- **Gündem:** 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ HK
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-12-04-10-aralik-insan-haklari-gunu-hk

> Hasip Kaplan, 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ HK); konuşma 951 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğrusu Türk Ticaret Kanunu’nu görüşürken, gündemimiz seçimken birdenbire farklı bir yasaya geçtik. Artık biz buna alıştık. Şimdi seçim tartışmalarına bir nokta koyamadan ara verdik. Anlaşılıyor ki bu şekilde bu bırakılacak.

Ancak bir şey söylemek istiyorum. Bir önceki bölümde biz Türk Ticaret Yasası’nı tartışıyorduk. Türk Ticaret Yasası’nda bin beş yüz küsur maddenin içinde, şu kadar kalın kitapçıkta -elli iki bölüm- bir tek şey yoktu: Seçim ticareti. Bakın, dikkat edin, koskoca temel kanun Ticaret Kanunu’nu görüştüğümüzde -şu anki Bakanlığı da çok yakından ilgilendiren bir temel kanun- seçim ticareti yoktu. Çünkü oy ne alınır ne de satılır. Hem alınmaz hem satılmaz hem oy öylesine kutsal bir iradesi ki halkın, kim ki o iradeyle oynarsa kendisine zarar verir. Ben buna inanırım.

Biz gün boyu bir şeyler anlatmaya çalıştık ama anlaşılamadı. Sayın Bakan da açıklama yaptı, anlaşılamadı. Biz şunu söyledik: Bakanın ilk açıklaması doğru. Anayasa’nın 79’uncu maddesi diyor ki, seçim Yüksek Seçim Kurulunun denetiminde olur, başlangıcından sonuna kadar. Yani seçmen kütükleri Yüksek Seçim Kurulunun denetiminde olur. Beş günlük askı süresi içinde üç günde yapılacak itirazların da ilçe seçim kurullarına, il seçim kurullarına yapılması gerekirdi. Sorun burada. Biz bir şeyi yine anlatamadık. Sayın Bakan diyor ki: “Yani devletin bilgisayar kayıtlarına, Vatandaşlık ve Nüfus Müdürlüğünün kimlik numarası üzerinden yapılan kayıtlarına güveniyor musunuz?”

Arkadaşlar, bir seçimin kaderi, insafı iktidar partilerine bırakılabilir mi? O zaman demokrasiden bahsedebilir miyiz? O zaman demokrasi olur mu? Biz de şunu diyoruz: Madem öyle, adrese dayılı sayımda -TÜİK’in, Başbakanlığa bağlı bir kurum- bir anda nüfusumuz 73 milyondan 70 milyona inmedi mi? 3 milyon nüfusumuz azalmadı mı? Bu açıklamayı bizzat Hükûmet yapmadı mı? Yaptı. Millî hasılamız, gelirimiz de artmadı mı buna bağlı olarak? Arttı. Bir rakam, çok değil 3 milyon, indirirsiniz olur. Ama daha vahim olanını söyleyeyim, adrese dayalı sayım bittiğinde 2006 yılının sonunda resmî nüfus 70 milyon açıklandığında İçişleri Bakanımız bizzat “3,5 milyon seçmen iptal edildi.” demedi mi? Nereden geldi, nereye gitti bunlar? Bunu vatandaş sorguluyor, biz de bunu soruyoruz. Bizim sormak istediğimiz, anlatmak istediğimiz ve bir türlü anlaşılmayan bir şey var, Yüksek Seçim Kurulunun çıkıp şunun cevabını vermesi lazım: Seçim ya onun denetimindedir ya değildir. Öyle Yüksek Seçim Kurulu… 97’de en son sayım yapılmış, kütük sayımı, ondan sonra hep üzerine ekleme çıkarma olmuş.

Bilgisayar, o konuda başarılı olduğumuzu iddia ettiğimiz e-devlet uygulaması konusunda Türkiye mademki çok ileridir, Hükûmete buradan çağrıda bulunuyoruz grubu olan üç tane muhalefet partisi olarak: Neden TÜİK’in rakamlarının disketlerini, neden nüfus ve vatandaşlık dairesinin Türkiye çapındaki bütün verilerinin disketlerini parti genel merkezlerine vermiyorsunuz? Verin, tek tek bakalım. O numaralardan iki yerde kayıt varsa şak diye biz de çıkarırız. Elektrik mühendisleri odasından bir mühendis bunu halleder. Bir mühendis, iyi bir bilgisayarcı bir tuşla bu 6 milyon seçmenin nereden gelip nereye gittiğinin adresini de, haritasını da çıkarır.

Arkadaşlar, bunu, bu tartışmayı noktalayamayız, çok açık söylüyorum. Tartışmayı noktalayamayız. Biz, adrese dayalı sayımda memurlarımıza, devlet görevlilerine güvenmek istiyoruz, Hükûmete de güvenmek istiyoruz, onun emrindeki Vatandaşlık ve Nüfus İşleri Genel Müdürlüğüne de onun emrindeki TÜİK’e de güvenmek istiyoruz ama altı senedir, yedi senedir hep önümüze koyduğunuz rakamlar bir iniyor bir çıkıyor, bir iniyor bir çıkıyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hepsi sınıfta kaldı!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yapmayın, hepsi yanlış, hepsi sahte rakamlar. Bu rakamlara niye inanalım, hangi hakla? Bu vatandaşın annesinin sütü gibi ak, helal oyları üzerinde hesap olmaz. En başta sizlerin bu kaygıyı gidermeniz lazım.

Üç tane parti diyoruz ki: Bir yanlış yapıldı, Anayasa 79 ihlal ettirildi bu Mecliste Mart 2008’de, Anayasa’nın… 33 ve 40’ıncı maddeleri, bakın, bu iki madde, adrese dayalı seçmen kütüğüne geçilmeyi emretti ve yargıdan çıkardı bunu ve Anayasa’ya aykırı bir hüküm bu, butlan bir hüküm, “keenlemyekün”dür bunun eski adı, “yürürlüğü dahi mümkün değil” bunun adı.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, yüksek yargı olarak, bu yasa değişikliğine uymak zorunda değildir, bu Anayasa’ya uymak zorundadır. “Ben seçmen kütüğünü denetleyemem, denetlemem.” deme lüksüne sahip değildir. “Git nüfus memuruna müracaat et.” deme lüksüne sahip değildir. Git jandarmaya de, git polise de…

Arkadaşlar, demin arkadaşlar başka yerlerde örnek verdiler, ben gündem dışı konuşmada. Diyarbakır Sur Belediyesinin hudutları içindeki polis okulundaki 800 polis öğrencinin -iki yıllık- başlarında amirleri emir verilerek gidip kayıt yapıldığını burada açıkladım. Meğerse başka yerlerde de olmuş.

Bakın, Buca Kapalı Tutukevinde 1.500 tane tutukluyu adrese dayalı yazmışız. Arkadaşlar, adres midir cezaevleri? Yargılanıyor, yarın tahliye olup evine gidecek. Onun evi, adresidir.

Bakın, bu kadar açık ve bir yanlışta, hepimizin bu yanlıştan dönmesi için şöyle bir şans var, bu şans şudur: Çok açık, 298 sayılı Kanun’un, bakın 33 ve 36’ncı maddelerine eklenen fıkraları yürürlükten kaldıracağız. Seçmen kütüklerinin itiraz prosedürünü tekrar Yüksek Seçim Kuruluna vereceğiz; olay bu kadar basit, yani askıya asılacak. Bu bir basit yasadır. Danışma Kurulu olarak bir araya gelinir, bu yanlış düzeltilir. Bu düzeltmeden sonra da nasılsa 1 Ocakta seçim takvimi başlıyor. Vakit de var, vakit sorunumuz da yok. Yüksek Seçim Kurulu yeniden bir askı listesi süresi koyar -iki hafta- ve sizler de rahat edersiniz, bizler de rahat ederiz. Yarın seçim sonuçları nedeniyle burada tartışma yaşamayız.

Bir yanlış yaptık, burada Anayasa’ya aykırı bir yasa çıktı. Anayasa Komisyonundan geçen bir yasaydı. Ben şahsen bu tartışmaların içinde değildim ama burada muhalefet oyumuzu kullanmıştık.

Şimdi, böylesi bir tartışma içinde bizim seçim güvenliğini… Seçim tartışmalarına nokta koymamız lazım. Üç parti yarın Yüksek Seçim Kuruluna başvuruyoruz. Ama olmasın, bütün partiler birlikte bu konuda karar verelim, vatandaşın karşısına birlikte çıkalım. Meclis bu şaibe ve tartışmayı birlikte aşmak zorundadır. Bu yanlışı da birlikte aşmak zorundadır.

Ben tabii ki bu konuda mecburen konuşma hakkım… Adalet Bakanımız şu an yok. Bu cevabı…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Buradayım efendim, dinliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada mı...

Bunun düzeltilmesi budur. Çok basit, Yüksek Seçim Kurulunun denetimine alacağız, sorun çözülecek, bir yasa şeyidir. Bunu bugün Tarhan Erdem köşe yazısında çok güzel yazmış, çok açıklayıcı bir şekilde yazmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “10 aralık insan hakları günü hk”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2008-12-04-10-aralik-insan-haklari-gunu-hk (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
