# Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2009
- **Gündem:** KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor

> Hasip Kaplan, 22 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)); konuşma 1.082 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Yasa Tasarısı nedeniyle grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, söz konusu yasa tasarısının gerekçesi kriz ortamında ekonomiyi güçlendirmek, biraz da finansal piyasaya bir canlılık getirmek amaçlı ama bir gerçek var ki bu Merkez Bankasının tuttuğu fişler, kayıtlar var, bunların silinmesine yönelik. Ama sonuçta borçlarını ödese de vatandaşlarımız kayıtların silinmesi de büyük formaliteler gerektiriyor. Merkez Bankasının kayıtları silinse bile arşivlerde saklanıyor. En nihayet Kredi Kayıt Bürosundaki kayıtlar silinmemekte.

Böyle baktığımız zaman, bu fişleme 12 Eylül fişlemesine benziyor biraz, yani ekonomik fişleme bu. Bu ekonomik fişlemeyle, bu tasarıyı desteklesek, kabul etsek bile yine bir yerlerde kayıtlar var, yani birileri bir yerlere bakacak. 12 Eylülde de fişlemeyle ilgili yasayı kaldırdık -o da siyasi fişleme tabii, 12 Eylülde sağcısı-solcusu herkes fişlenmişti, 2 milyon yurttaşımız- ama özel bir göreve girmek istediği zaman hemen eski kayıtları çıkarılıyor. Hatta, biraz daha… Seçimler yakın… “Sabıka kaydı yoktur.” diye belge alıyor vatandaş veya memnu hakların iadesini alıyor ama yine bakıyorsunuz, arşivde fişleme var.

Şimdi, gerçekten bu fişlemeyi, bu tasarıyı kabul ettiğimiz zaman, amacına uygun olarak bu fişlemenin getirdiği sınırlamaları kaldıracak mı, o konuda tereddüdümüz var. Ama, bir kriz yaşanıyor ve ekonomik krizde gerçekten de çok ciddi bir milyonlarca çek, senet protesto edilmiş, kredi kartları borçları icraya düşmüş, iflasa düşmüş; böyle bir ortamda, bu yasa, altı ay içinde ödeme şartıyla ve yeniden yapılandırma şartıyla bir sicil affı niteliği taşıyor. Şimdi, bu konuda parti olarak elbette ki biz de kerhen “evet” diyeceğiz. Yani, vatandaşın, esnafın, borçluların lehine olan bir yasal düzenleme karşısında… Doğrusu da budur, yani doğru tavır. Ancak, bir gerçeği görmek lazım. Yani, şimdi, kredi kartlarıyla ilgili özellikle -elimde- kanun teklifi vermişim. Yani, bu, sicil affıyla çözülecek bir olay değil. Faizler yüksek, yüzde 100’leri aşıyor, faizlerin yüksek olmasının yanında bugünkü basında, Visa kartlarıyla ilgili bir sorumlunun demeçleri var. Nüfusumuz 70 milyon, 70 milyon Visa kartı var. Maşallah, borçsa başa baş, 70 milyar, 69 milyar bir hareketlilik. Ama, 2008’de ilginç olan, nakit çekiminde hareketlilik var kredi kartlarında. Bu, korkunç bir şey. Niye bu korkunç? Eğer, bir ülkenin ekonomisinin iyi olup olmadığına bakmak isterseniz, ticari hayatta, alışverişte, günlük yaşamda, hayatın her alanında karşımızda duran çeklere, senetlere ve kredi kartlarına bakarak o ülkenin ekonomisinin iyiye gidip gitmediğini belirleyebiliriz.

Şimdi, burada yasa tasarısında da var örneğin; 2002 yılında ödenmeyen ferdî kredi ve kredi borçluları sayısı 7.782. 2002’de, 2001 krizinden Türkiye gelmiş, o dönemde bile bu rakam var. 2005 yılında 20 kat artmış. Hangi dönemde? AK PARTİ hükûmetleri döneminde, 150.186; 2006’da daha da artmış, 203.085; 2007 yılının sekizinci ayında ise, yılın tamamlanmasına dört ay kaldığı hâlde 191.026; 2006 rakamlarına ulaşmıştı, şimdi 2008’in rakamlarını koyduğumuz zaman gerçekten korkunç rakamlar çıkıyor.

Karşılıksız çek sayısı bakımından da 2001 yılında 1 milyon 179 bin. Kriz vardı o zaman, en büyük krizini ülke yaşadı. Geliyoruz şimdiye, yüzde 85 artışla 2007 yılında korkunç bir rakam karşımızda yine, 1 milyon 144 bin olarak.

Şimdi kredi kartları rakamlarının diliyle konuşalım. 1 Şubat 2008 itibarıyla -bu yeni rakamlar daha vahim- kredi kartı borç bakiyesi 27 milyar 279 milyon. Ödenmeyen kredi kartı borcu 2 milyara yaklaşıyor. 2007 sonu itibarıyla kredi kartı borcu nedeniyle kara listeye toplam 585.060 kişi girmiş. Sanıyorum 2008 itibarıyla 1 milyon. Yani Türkiye’de yetişen, yaşayan 70 kişiden birisi fişli, kredi kartından fişli; kimi siyasi fişli, kimi ekonomik fişli ama fişli. Fişli bir ülke olmaya başladık.

Şimdi, enflasyon yüzde 10’ları aştı. Zaten Merkez Bankasının… Hazine borçlanma faizleri yüzde 19’ları buldu. Tüketici kredilerinde oran düşük, yüzde 1’lerde ama çalışmıyor piyasa şu son krizden dolayı. Bankaların kredi kartı faizleri ise bu oranlara kıyaslandığında yüksek olup kredi kartlarına bankalar yıllık birleşik faiz olarak yüzde 78 uyguluyor. Bu, acımasızca bir yaklaşımdır. Her ailede, her memurun, her işçinin, her köylünün cebinde artık bir kredi kartı vardır. Bu faiz oranlarıyla ekonomiye hareketlilik getirmek mümkün değil. Olsa olsa, bu faiz oranlarında dengeyi sağlamadığımız zaman ülkeyi sosyal patlamaların eşiğine getiririz.

1 Şubat itibarıyla tüketici kredilerinde yine artış var 1 milyar 130 milyon civarında.

Şimdi, 2002 yılı verileri, kriz sonrası olmasına rağmen, bugünün verilerinden daha iyi çıkıyorsa oturup düşünmek gerekiyor.

Kredi kartlarında en yüksek harcama oranı ne, diye baktığımız zaman -bu önemli- yüzde 33,8’le market ve gıda harcamalarında. Şimdi, kredi kartını karın doyurmak için kullanıyor vatandaş, gıda ve marketlerde kullanıyor. Dikkat etmek gerekiyor buna.

Vatandaşlar faiz yüksekliği nedeniyle, ödeyemedikleri borçları nedeniyle bu sefer temerrüde düşüyor, temerrüde düşünce sonra ödeyemiyor, ödeyemeyince icra geliyor; faiz ve iflaslar, arkasından ailelerde ciddi oranda boşanmalar, geçimsizlikler, topluma yansımalar…

Evet, biz, gerçekten, kredi kartlarıyla, çekle, senetle ilgili bir düzenleme yapacaksak bunları bir bütün olarak almamız gerekiyor. Çek mağdurlarına bakıyorsunuz, kim mağdur, kim haklı… Gerçekten, Türk Ticaret Kanunu, Çek Kanunu’ndaki değişiklik hâlâ görüşülemediği için ve… 2001 ekonomik krizi sonrası düzenleme 2003 yılında yapıldı. Ondan sonra, herkes bildiriyor, çekler ödenmiyor, karşılıksız çıkıyor. Rakam olarak 1 milyon karşılıksız çek, yani 70 milyon nüfusu olan ülkede 1 milyon karşılıksız çek kullanılıyor. Bu düzenlemeler onun için birbiriyle bağlantılıdır. Eğer faiz oranını azaltmazsanız, Ticaret Kanunu’nu zamanında çıkarmazsanız bugün çıkardığınız sicil affını tekrardan düzenlemek zorunda kalırsınız, yeniden çıkarmak zorunda kalırsınız.

Kimi de diyor ki: “Kredi kartı mağdurları iktisadi istikrarın temelidir.” Acaba diyoruz, yani şimdi bankalar finans sorunu yaşıyor, hareketlilik yaşaması için can suyu kredileri var özellikle, son dört-beş önemli ekonomik yasa çıkardık, ARGE Yasası’nı çıkardık, yap-işlet-devret…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Son çıkarılan yasalarda KOBİ’lere imkânlar tanınıyor, ARGE Yasası ile işletmelere tanınıyor, yine yap-işlet-devret modeli gelecek. İnanın bütün bunlara uyum sağlanması için bu tür düzenlemeler çok etkili olmayacak ve çözüm getirmeyecek ancak bir rahatlama getirmesi açısından yine destek sunacağız elbette.

Ama krizin aşılması için Türkiye'nin üç önemli sorununu çözmesi lazım:

Biri çatışmasızlık ortamıdır. Silaha, operasyona, tezkereye giden harcamaları kesmemiz lazım Barış ortamını sağlamak zorundayız. Bu bir.

İki: Enerji politikamızda ithal enerjiden kesinlikle kaynak enerjiye yönelmek zorundayız. Bunun çok acil olarak tedbirini almak zorundayız.

Üç: Yine en önemlisi, zamana yayılmış GAP projesindeki 1 milyon 850 bin hektardan 250 bin hektarı sulanmıştır, 1 milyon 600 bin hektar sulamayı en kısa zaman dilimine aldığımız zaman -bunun özel bir planlamayla yapılması lazım- en azından 3-4 milyon işsize iş kapısı demektir. 1 milyon 600 bin hektarın sulanması demek, Gaziantep’ten Habur Sınır Kapısı’na kadar o alanın sulanması demek ve Orta Doğu’ya, Uzak Doğu’ya ki kriz sonrası açılmamız gereken ülkelerdir bu Hindistan, Çin, Afrika, Orta Doğu… Bu üç alanda ciddi önlemler alırsak krizi aşabiliriz, yoksa bu bir darboğazdır.

Belki bu çek, senet, kredi kartı mağdurları altı ay içinde de bir yerden borçlanacak, sicilini sildirecek. Belki bir rahatlama sağlayacak ama sorun çözülmüyor, kriz çözülmüyor. Krizi bu üç noktada düşünmek gerekiyor.

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
