# Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 11 Şubat 2009
- **Gündem:** KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi

> Hasip Kaplan, 11 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)); konuşma 855 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DTP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4’üncü madde üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Bu maddenin bir özelliği var arkadaşlar. Bu madde, Komisyonda, görev faaliyet alanıyla ilgili kamu kurum kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve onlarla ilgili meslek kuruluşlarının çalışmalarından yararlanabilir, hükmünü içeriyor.

Bir bakacağız, bu tasarı hazırlanırken bundan ne kadar yararlanıldı, ne kadarına uyuldu? Bu konuda samimi miyiz, değil miyiz? Buna bir açıklık getirmek istiyorum.

Şimdi, baktığımız zaman, bir komisyon görüşmesi yapılmış. Komisyonda tartışmalar yaşanmış. Belli ki Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunun ismi konusunda da bir tartışma yaşanmış. Şimdi bu tartışmaya bakıyorum. Çünkü, bu Komisyon çalışmalarına sivil toplum örgütleri de katılmış. Sayın Bakanım, sizin sözlerinizden okumak istiyorum, Komisyon tutanağından aynen:

“Devlet Bakanı Nimet Çubukçu – Fakat ‘Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu’ kavramı eşit fırsat ve imkânları da kapsadığı ve içine aldığı için biz daha kısa ve daha … ‘Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu’ olabilir diyoruz.“ Dikkat edin, Sayın Bakanın düşüncesi bu. Ancak, üye Ayhan Sefer Üstün, “Fırsat Eşitliği” üzerinde direttiği zaman, yine bir cevap var ve bu cevaba karşı, tekrardan bakıyoruz, Sayın İsa Gök’ün bir açıklaması var “Kadın Erkek Eşitliği daha mantıklıdır, Anayasaldır” diye. Arkasından yine tartışmalar var. Komisyonun adı konusunda kadın üyeler konuşuyor. Üyemiz Sayın Aysel Tuğluk, Diyarbakır Milletvekili de “Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kavramı olsun” diyor.

Tartışmaların sonunda, önerge sahibi Sayın Ayhan Sefer Üstün, Sakarya Milletvekili, diyor ki: “Sayın Başkan, çekelim o zaman bizim önergemizi.” Başkan da diyor ki: “Önergesini geri alıyor, isim bölümünü çekmiş oldu. Böylece bir önerge kalmış oldu. Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu şeklinde oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.” Bu, Komisyon görüşmeleri.

Şimdi, bu Komisyon görüşmelerinden geldik buraya, ne değişti iki üç günde, bu komisyonunun adını değiştirmek için iktidar partisi buraya bir önergeyle gelip, bütün grupların, kadın örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin görüşlerinin mutabık kaldığı bir konuda çıkıp burada önerge veriyor. Üç tane grubu olan partiyi, olmayan milletvekillerini, hepsinin bütün düşüncelerini, bütün katılımcılığını, bütün çoğulcu anlayışlarını yok sayarak “Ben çoğunluğum, bildiğimi okurum” diyor. Siz bildiğinizi okursanız, meydanlar, sokaklar ve kadın örgütleri de size bildiğini okur, bunu bilin. Bilmek istiyorsanız, 11 Şubat saat 13.00… Okuyacaksınız bunu. Birazdan arkadaşlarımız tam metnini okuyacak. Bunun altında kadın örgütlerinin imzaları var, tek tek okuyacaklar. Ne diyor kadın örgütleri? “Biz, tam eşitlik istiyoruz. Talebimiz fırsat değil, fiilî eşitliktir.” Yapmayın arkadaşlar! Fırsatçılık yapmayın! Buraya getirip bu kadar tartışmayı yok sayarak, bu kadar iradeyi yok sayarak, bu kadar ortaklaştığımız, desteklediğimiz bir konuda kendi başınıza önergeler verip bildiğim bildik, dediğim dedik, çaldığım düdük diyemezsiniz. Derseniz, Türkiye’de kadın hareketinin, sivil toplumun, meslek örgütlerinin, baroların taa Osmanlıdan bu yana verdiği mücadeleyi size hatırlatırız.

Bakın, biraz geriye gideceğiz. 1856, Osmanlı, köle ve cariye alınıp satılması yasaklandı. İsterseniz oradan başlayalım. 1871 Mecelle, o zamanki Osmanlı Medeni Kanunu. Hukuki Aile Kararnamesi ile evlilik sözleşmesinin resmî memur önünde yapılması, evlilik yaşının erkeklerde on sekiz, kadınlarda on yedi olması sağlanıyor. Zorla evlendirmelerin de geçersiz sayılması sağlanıyor.

Bakın, Osmanlıda Mecelle döneminde çıkarılan bu yasalardan daha sonra, AKP Hükûmetleri öncesi -2001 yılında- koalisyon hükûmetlerinin çıkardığı Medeni Kanun’da, benzeri bir hükmün dahi, evlilik yaşının dahi küçültülmesi çabalarının, gayretlerinin olduğunu görüyoruz burada.

Şimdi, bunu geçiyorum. Cumhuriyet dönemine geçiyoruz. Cumhuriyet dönemi, 1926 Türk Medeni Kanunu, kadın ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler yeniden düzenleniyor. Velayet hakkı, mallar üzerindeki taraflar yeniden düzenleniyor. Ama önemli bir şey daha o tarihlerde, 1930, Belediye Yasası çıkarıldı. Yasa ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Şimdi bütün partileri, Mecliste grubu bulunan bulunmayan bütün partileri yarın Yüksek Seçim Kurulu aday listelerini açıkladığı zaman kadının eşitliğine ve temsil oranına verdiğiniz katkı, destek, gösterdiğiniz adaylarla ortaya çıkacak. Göreceğiz, kaç tane şehirde, kasabada, kazada kadın belediye başkan adayı gösterdiniz? Gösterdikleriniz, gösterdiklerinizin oranı kaçta kaçtır? Bunu göreceğiz. Bu, bir zihniyet olayıdır, mantalite olayıdır, kafa olayıdır, kavrama olayıdır, kadına bakış olayıdır. Siz bu bakış olayını içinizde hazmetmediğiniz sürece, gelirsiniz buraya 340 milletvekiliyle ama sizin oranınızda çok düşük bir kadın temsili olur.

Biz bir küçük grubuz. Öyle lafta değil, bizim tüzüğümüzde, Mecliste yüzde 33 oranında kadın temsiliyetinin sağlanması vardır. İktidar olduğumuz zaman bunu sağlayacağız. Biz, olmadan bunu hayata geçiriyoruz, işte milletvekili grubumuz ve Türkiye’de 18 kadın belediye başkanından 9’unun DTP’li kadın belediye başkanı olmasıyla da övünüyoruz. Bütün partiler bir DTP etmez.

Onun için, bırakın fırsat eşitliğini… Eşitlik, eşitlik, eşitlik; temsilde eşitlik, üretimde eşitlik, işte eşitlik, hayatta eşitlik, sosyal eşitlik, her alanda…

Ben, 2009 cumhuriyetinin bugünlerinde Dışişleri Bakanlığı gibi en önemli bir kurumumuzda kadın müsteşarlarımız evli olmadığı zaman büyükelçi olamıyorlar. Böyle bir ayıbı nasıl kadın milletvekilleri taşıyor, neden bu konuda bir önerge vermiyor? Bunu sormak istiyorum. Örnek mi istiyorsunuz: Vatikan Büyükelçisi Müsteşarı, bayan, evli olmadığı için büyükelçi olamayacak. Bunun gibi kaç tane bu yasalarda ayrımcılık var.

1934 Anayasa değişikliğiyle kadınlara seçme, seçilme hakkı tanındı. Dönüyoruz, ILO Sözleşmesi 66; dönüyoruz yakın tarihe, İstanbul Üniversitesinde 1989’da ilk kuruluyor; dönüyoruz, Türkiye Barolar Birliği, gerçekten de, muhteşem bir örgütlenmeyle kadın komisyonlarını kuruyor: ÇATOM 1995’te Güneydoğu’da ilk kuruluyor; saymakla bitmez. Siz yedi senedir iktidarsınız kardeşim, siz neyi çözdünüz bu ülkede? Bunu sorma hakkını, hukukunu kendimizde buluyoruz. Bir baş örtüsünü çözemediniz. “Üniversitelerde özgürlük.” dediniz, bir baş örtüsünü çözemediniz. Hâlâ Genelkurmayın protokollerine eşlerinizle giremiyorsunuz. Hâlâ fırsat eşitliğinden bahsediyorsunuz. Ayıptır, günahtır, yazıktır! Bu eşitlik kavramını fırsata dönüştürmeyin. Fırsatçılık zamanı değil. Eşitlikse eşitlik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
