# Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2010
- **Gündem:** TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas

> Hasip Kaplan, 22 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 880 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, öncelikle bir yanlışı düzeltmek istiyorum, yanlış anlaşılmaya neden olan durumu. Biz, Parlamento ve demokratik sistemi benimsemiş milletvekilleri olarak buradaki bütün mücadelemizi -Parlamento içinde- İç Tüzük haklarımızı kullanarak yaparız. Bu nedenle tarafınızdan yapılan açıklama ve medyaya, basına, kamuoyuna yansıyan durum “Beni öldürtecek misiniz? Vurdurtacak mısınız?” sözlerinin maksadı çok aştığını ve kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini belirtmek istiyorum. Bu konuda açıklama bekliyorum. Böyle bir kastımın olmadığını ve asla olmayacağını da ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, şunu öncelikle ifade etmek istiyorum: Söz konusu madde, siyasi parti kapatma rejimleri sonrası milletvekilliklerinin düşürülmesiyle ilgili bir fıkranın kaldırılmasıyla ilgili.

Tabii, Türkiye çoğulcu demokrasiye geçtikten sonra neleri yaşadık çok kısa bir değinmekte yarar var. 1946 seçimleri, ilk çoğulcu sisteme geçiyoruz, CHP 390, Demokrat Parti 65 milletvekili; sonrası 1950 seçimleri, Demokrat Parti 408, CHP 69; 1954 seçimleri, Demokrat Parti 503, CHP 31 milletvekili alıyor ve işte burada, 27 Mayıs 1960 darbesi oluyor. O zaman siyasi partilerin denetimi Anayasa Mahkemesine tabi değildi, sulh ceza hâkimi veya Çemişgezek savcısı istediği parti liderini alıp içeri atabiliyordu. İşte, buna bir de darbe eklendiği zaman siyasi trajik tarihimize -saygıyla anmak istiyorum, bütün idam edilen siyasileri, düşüncelerinden dolayı- bu ülkenin Başbakanı Sayın Adnan Menderes’in asılması sonucunu doğurdu. Bu trajik olaydan belki bir geri adım atıldı, bugün hava limanlarına, meydanlara isimleri veriliyor. Ancak devamı olan 60 süreci ve 82 Anayasasıyla getirilen rejimle de, 84’üncü madde uyarınca bir parti kapatıldığı zaman bütün milletvekilliklerinin -üyesinin- düşürülmesi hükmü vardı. İşte o dönem, 1994 yılını hatırlamakta yarar vardır. Ben, bir avukat olarak Meclisin koridorlarındaydım o zamanlar ve DEP milletvekillerinin yargılanma sürecinin bir avukat tanığı olarak Meclis koridorlarında dolaşıyordum.

Evet, DEP ile ilgili, Demokrasi Partisiyle ilgili dokunulmazlıklar 19 taneydi, burada görüşüldü İç Tüzük hükümlerine göre ve Anayasa’ya göre, İç Tüzük hükümlerine göre dokunulmazlığı kalkan milletvekilinin yedi gün içinde, 85’inci maddeye göre Anayasa Mahkemesine itiraz hakkı olmasına rağmen, Meclisin etrafı sarıldı özel timlerle, polisle, jandarmayla ve Meclisin daha birinci günü, 2 Mart 1994 günü, işte, şu tarihî çirkin ve siyasi hayata korkunç müdahale teşkil eden… Sevgili Orhan Doğan, milletvekili meslektaşım şu an hayatını kaybetti, on yıl Ulucanlar Cezaevinde yattıktan sonra, evet, Meclisin dokunulmazlık kararını kaldırdıktan sonra, daha hakkındaki karar kesinleşmeden, Orhan Doğan ve Hatip Dicle, Dikmen kapısında bu şekilde gözaltına alınmıştı. Siyasi tarihimiz çok uzun değil, kısa bir geçmişi var. Bundan çok önemli dersler çıkarmamız gerekiyor. Ve bu olay üzerine Anayasa Mahkemesindeki davalara girdik, dokunulmazlık davalarına, parti kapatma davasına gittik, Strasbourg’da beş tane davaya girdim ve elli yıllık Avrupa tarihinin yargılamasında ilk, hür seçimleri ihlalden mahkûm olan ülke Türkiye oldu. Yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 no.lu Protokolü’nün 3’üncü maddesi hür seçimleri düzenliyor ve DEP milletvekillerinin üyeliklerinin düşürülmesi sonucu Türkiye mahkûm oldu. Başka mahkûmiyet kararları da var.

Şimdi, bu tarihi şöyle bir göz önüne alırsanız çok büyük tepkiler, Avrupa’da, sivil toplum örgütlerinde, kamu vicdanında çok sert tartışmalar yaşandı. Bunun üzerine Anayasa’da 1995 yılında bir değişikliğe gidildi ve denildi ki: “Eğer milletvekili kendi eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olmuşsa onların üyeliği düşer.” Akabinde Refahyol İktidarının düşürülmesi -biliyorsunuz 28 Şubat sürecine denk geliyor- ve Refah Partisinin kapatılmasıyla, DEP milletvekillerinin Ulucanlar’da on yıl ceza yatması sonucu o hükmün değişmesi sayesinde Refah Partisi 3-4 milletvekilinin üyeliğinin düşmesiyle kurtuldu. Bugün kadroları büyük çoğunlukla AK PARTİ’dedir ve AK PARTİ bugün iktidardır sekiz yıl...

Peki, şunu sormak istiyorum samimi olarak: Bu çoğulcu demokrasilerde halkın özgür iradesiyle seçilen milletvekilleri bir partiye üye oldu diye, yani parti kapatıldı, üyeliğinin düşmesi bir kolektif ceza anlayışı değil mi? Çağ dışı değil mi? Orta Çağ derebeylik hukuku değil mi? Türkiye bir aşiret devleti değil arkadaşlar. Dünyanın 17’nci büyük ekonomisi ve çok güçlü bir yapısı olan bir ülke, bunu ciddiyetle görmek lazım.

Parti kapatmalarda reel ve yakın tehlike son derece önemli ancak bu düzenlemelere baktığım zaman bunu düzenleyen Sayın İyimaya… Sayın Kuzu burada yoklar. Soracağım, niye bunu eksik bıraktınız? Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrası duruyor. Diyor ki: “14’üncü maddesindeki suçlar istisna” diyor. Bunu kaldıracaksınız. Farz edin… Yakın tarih, 11 Aralık, partimiz DTP kapatıldı, Sayın Ahmet Türk ve Sayın Aysel Tuğluk’un milletvekilliği düşürüldü, yakın tarih. Bu darbeler sonucu zaten bütün partiler kapatılmıştı, bütün üyelikler düşmüştü.

Şimdi sormak istiyorum: Zorla ifade alma olayı var. 500’ün üstünde fezleke var ve 14’üncü maddeyle ilgili neden bu istisnai durumu kaldırmadınız? Sormak istiyorum ve samimi cevabını bulmak istiyorum. AK PARTİ’nin demokrasi sınavındaki testi çok önemlidir. Komisyon Başkan Vekili burada. Şunu soruyorum: Niye Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ikinci fıkrasını değiştirmediniz? Niye hâlâ Barış ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Sebahat Tuncel hakkında mahkemelerin zorla ifadeye çağrılma kararları var? Evet, ifadeden, mahkemeden korkmuyoruz, kaçmıyoruz. Bu kürsünün masuniyetine, dokunulmazlığına, bu ülkeye olan kutsal bağımız kadar bağla inanıyoruz. Bu kürsü -bu konuşma, burada- sorumsuzluğuna evet ama gelin, diğerlerini kaldıralım. Birlikte, dokunulmazlıkların tamamını kaldıralım.

Burada samimiyet testinde bir şey daha uyaracağım ve yine, Adalet Komisyonu dâhil, Anayasa Komisyonuna buradan soruyorum; sizin eğer Anayasa’ya, eğer demokrasiye, demokratik seçimlere saygınız varsa soruyorum: Anayasa’nın 14’üncü maddesi 2001 değişikliği, 3 Ekim 2001… Sayın Bahçeli, o zaman sizlerin koalisyon dönemi değil mi? Sizler kaldırdınız bu maddeyi. Evet, Sayın Bahçeli döneminde, DSP döneminde, Gökkuşağı Koalisyonu olarak bilinen Sayın Ecevit döneminde -rahmetle anıyorum- kaldırıldı ve sonuncu bir fıkra var. Ey hukukçu milletvekilleri, bunu okuyacağım, lütfen dinleyin: “Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.” Sekiz sene geçti, sekiz sene sekiz ay…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-04-22-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
