# Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim
- **Tarih:** 2 Haziran 2010
- **Gündem:** KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-06-02-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d-2

> Hasip Kaplan, 2 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)); konuşma 850 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Kooperatifler Kanunu’yla ilgili 496 sıra sayılı tasarı üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten önemli günler yaşıyoruz. Bu önemli günleri yaşadığımız bir süreçte, kooperatifleri, tarım kooperatiflerini, Türkiye'nin geleceğini bu kısa sürelere sığdırmak ve konuşmak da çok mümkün olmuyor.

Orta Doğu’nun iki önemli sorunu var: Birisi Filistin sorunudur, altmış yıldır çatışmalı bir süreç izliyor. Bir diğeri de Kürt sorunudur. Bu da Türkiye’de otuz, Irak’ta, İran’da altmış yıldır bir çatışmalı süreç izliyor. Irak’ta, yine, yeni yapılanmasıyla son üç beş sene bir durulma göstermekle beraber, Orta Doğu’nun en önemli bu iki sorunu Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiriyor, bu iki sorunun etrafında gelişen olaylar aynı zamanda Türkiye'nin de yüreğini yakıyor.

Ben İsrail saldırısı sonrası bir şey beklerdim. İktidar partisi genel başkanının, hemen ana muhalefet partisi genel başkanıyla diğer iki muhalefet partisi genel başkanını aramasını ve anında bilgilendirme yaptıktan sonra, beraber kamuoyuna bir açıklama yapmalarını beklerdim ama bu olmadı. Her parti, grubunda, herkes grubunda kükredi, bir şeyler söyledi.

Bugün, Mecliste uzun yıllardır birlikte bir karara imza atamamanın sıkıntısını yaşadık ama son dakikada bunu aşabildik ve İsrail saldırısını kınayan bir kararı Mecliste grubu bulunan partimizin, başından beri önerisi olarak koyduğu noktalarda -AK PARTİ’nin her ne kaygısıysa- krize dönüşüp İnternet sayfalarına düştükten sonra Mecliste bunu ancak kamuoyuna deklare edebildik.

Şimdi, böylesine önemli konularda, böylesine önemli saldırılarda, böylesine büyük acıları yaşadığımız günlerde birleşmek, diyalog kurmak, konuşabilmek siyasetin erdemidir, siyasetin olmazsa olmaz koşuludur. Bakın, Amerika’da, Avrupa’da, gelişen demokrasilerde herkes kendi fikrini söyler ama ülkenin çıkarları söz konusu olduğu zaman hep bir araya gelirler. Şimdi, merak ediyorum… Meclis kararını verdi ve Hükûmet, devleti yürütme olarak temsil ediyor. Güvenlik Konseyinde geçici üyeyiz. Bu geçici üyeliğimiz hayatta ve tarihte bir kez işe yarar, oradaki karara bakacağız. Sonra, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ni imzaladık, Hükûmetin Birleşmiş Milletler nezdinde İnsan Hakları Komisyonuna yaptığı başvuruyu da takip edeceğiz, İnsan Hakları Komisyonunda devlet başvurusunun ne sonuç aldığını göreceğiz. Sonra, uluslararası sularda bir devlet terörü, devlet korsanlığı, saldırısı… Tıpkı Somali açıklarındaki korsanların karşısında nasıl ki NATO ve Türkiye'nin müttefikleri birleşiyorsa İsrail savaş gemilerinin ve helikopterlerinin saldırdığı Türk bandıralı Mavi Marmara gemisine yapılan saldırılarda insanlarımız katledilirken, yaralanırken, gözaltına alınırken, sivil, savunmasız insanlara saldırı yapılırken bu konuda Lahey Adalet Divanında Türkiye ne yapacak, bunu takip edeceğiz ve Hükûmeti tekrar takip etmeye devam edeceğiz. Her ne kadar İsrail, Amerika ve onun gölgesinde yürüyen Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi Sözleşmesi’ni imzalamamışsa da, onaylamamışsa da, nasıl ki Uluslararası Ceza Mahkemesi insanlığa karşı işlenen suçlarda El Beşir hakkında tutuklama kararı veriyorsa, Sudan nasıl ki Uluslararası Ceza Mahkemesinin tarafı değilse, Uluslararası Ceza Mahkemesine yapılacak başvuruyu bekleyeceğiz, bu insanlığa karşı suçta ne yapıldığını görmeye çalışacağız. Evet, söz uçar, gider. Tarihin hükmü olan, bu uluslararası mahkemelerden, yargıdan çıkacak karar eğer Türkiye gibi güçlü bir ülkenin ortak iradesiyle tarihe hükmünü bırakacaksa o zaman Türkiye görevini yerine getirmiş olur. Böyle bakacağız olaya.

Değerli milletvekilleri, ölmek ve öldürmek elbette ki sorunların çözüm adresi değildir. Hele hele Türkiye’de Kürt sorununun otuz yıllık seyri içinde her toprağa düşen can, her bizden giden insan, her ananın yüreğine düşen kor eğer buradaki her milletvekilini yürekten dağlamıyorsa, acıya gark etmiyorsa, buna çözüm için Meclis de arayış içine girmiyorsa vicdani muhasebesiyle elbette ki karşı karşıyadır. Bu, A, B, C partisi için söz konusu değil, hepimiz için geçerli, hepimiz için söz konusudur ve rica ediyorum, yalvarıyorum, olaylar oluyor, iki taraflı oluyor, insan hakları ihlalleri, öldürmeler oluyor, kınamakla, taziye dilekleriyle artık sorun çözülmüyor arkadaşlar, sorun böyle çözülmez. Biz, bir yıldır, yakınlaşan tehlikenin çanlarının çaldığını hep söyledik, söylüyoruz, söylemeye de devam ediyoruz. Ne olur, bu konuda, iktidar partisi, ana muhalefet partisi, bütün partiler -bir diyalog, bir süreç, bir barışçıl demokratik çözümden başka alternatif yoktur- gelin, böyle bir deklarasyonu verelim kamuoyuna, diyelim ki “Askerî çözüm, çözüm değildir.” diyelim ki “Silahlı çözüm, çözüm değildir.” diyelim ki “Şiddetle çözüm, çözüm değildir.” ve diyelim ki “Bir tek yol vardır, barışçıl, demokratik, siyasi bir yol. O da bu Meclistir, bizim İstiklal Savaşı’nda beraber kurduğumuz, çatısı altında bütün farklılıklarımızla yer aldığımız bu Meclistir.” Böyle bir irade, bir güç ortaya koyduğumuz zaman, inanın etkili olacaktır. İnanın, her parti kendi çözüm projelerini artık resmiyete dökerek, kendi yetkili organlarından geçirerek bunu koyduğu zaman adım atacağız. Her geçen gün bizim için bir kayıptır. Türkiye'nin gündemi bu olmalıdır. Gerçek gündemi, bugün toprağa düşen canlardır. Gerçek gündemi, bunu ne edip edip çözmektir, bunu Mecliste konuşmaktır.

Sayın Barzani gelecek bu akşam, Başbakanla görüşecek. Sayın Barzani, üçlü görüşme ışığında mı geliyor bilmiyoruz, neyi konuşacak bilmiyoruz ama bir şey biliyoruz ki eğer gizli kapaklı, kapılar ardında, bütün halkın ve Kürt halkının iradesi dışında çözümler aranıyorsa, Washington’da aranıyorsa, başka ülkelerde aranıyorsa, inanın bir çözüm getirmez. Kendi yurttaşlarımızla, kendimizle, seçilmişlerimizle, milletvekillerimizle, partilerimizle, sivil toplumumuzla, insanlarımızla bu yarayı sarmak zorundayız çünkü.

Bu konuda, Kooperatifler Yasası’nı konuşacaktım ama demin Sayın Bakana sordum, Güçlükonak’ta bir köyün adını verdim. Bulmuşlar köyü, 300 haneli, korucu bir köydü, 93’te boşaltıldı. 93’te boşaltılan bu köyden 28 kişiye, İmar İskân Bakanlığı, iskân konutları yaptırıyor. Peki, o 300 kişinin diğerleri kim? Onlar da aynı, onlar da korucuydu, onlar da o köyde yaşıyordu ama 28 kişi, o yerleşik, o tarihî, o güzelim köyde birdenbire göçebe oluvermişler ve bu göçebelere Bakanlık konutlar yapıyorsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-06-02-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
