# Tapu ve kadastro genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s. s.: 502)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim
- **Tarih:** 25 Kasım 2010
- **Gündem:** TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S. S.: 502)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-11-25-tapu-ve-kadastro-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun

> Hasip Kaplan, 25 Kasım 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN (S. S.: 502)); konuşma 874 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii ki gelişen teknoloji, bilişim ve dünya ilişkileri içinde tapu kadastro teşkilatımızın artık ihtiyaca cevap vermediği, birçok soruna neden olduğu biliniyordu. Biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bu tasarı eksik de olsa, bugün ihtiyaçlara tam olarak cevap vermese bile yeniden yapılandırılmasının yararlı olacağını düşünüyoruz ancak bu konuda birkaç gerçeğe dikkat çekmek istiyorum.

Tapu kadastro teşkilatları, görevleri gereği, mülkiyet hakkının, özellikle gayrimenkul hukukunda tescili konusunda yaptığı işlemlerle Türkiye genelinde hâlâ istenilen düzeyde her yere girebilmiş değil. Böyle olunca, Türkiye'de vatandaşın elinde Osmanlıdan kalan tapular var, zilyetlik belgeleri var, il özel idarelerine verdikleri vergiler var, bazen de zilyetlik var ama hiçbir belge yok, tabii bunun sonucu olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşıyorlar, bu sıkıntılar sonucu ihtilaflar artıyor, kan davalarına dönüşüyor, mahkemelere gidiyor. Mahkemelerde de bazen otuz yıl, kırk yıl hatta elli yıl süren gayrimenkul davaları var ve bu davalar nedeniyle, artık, vatandaş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No.lu Protokol’ün 1 ‘inci maddesi uyarınca, mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle dava yoluna gidiyor ve Türkiye bu konuda da birçok davada mahkûm oldu. Sadece bu değil, aynı şekilde, Kamulaştırma Yasası ki daha sonra düzeltildi, Anayasa’da da bu konuda bir hüküm değişikliği oldu ama kamulaştırmada da kamulaştırma işleminin olabilmesi için tapunun olması gerekiyor, kadastro görmüş olması gerekiyor, bir tescilin olması gerekiyor. Bunlar da olmadığı için, bugün, HES’ler, barajlar, Ilısu Barajı, benzeri barajların yapımı nedeniyle tapusu olmayan yüz binlerce vatandaşımız mağdur durumda. Bunlara, evleri, tarlaları, bahçeleri nedeniyle, hiçbir ödeme bu nedenle yapılamamaktadır.

Aynı şeyi terörle mücadeledeki tazmin komisyonlarında… Takriben 349 bin başvuru olmuş. Bu 349 bin başvurudan 150 bin adedinin reddedilme nedeni başvurucunun tapusunun olmayışı yani evi yanmış, yakılmış, köyü yakılmış, tarlasının tapusu yok. Vatandaşın köyüne eğer kadastro girmemişse vatandaşın bunda günahı da yok elbette ama maalesef bu da bunun sonucudur.

Yine, üç-dört bin civarında köyün yakıldığı, boşaltıldığı, 93-97 yılları arası Türkiye’sinde bu boş olan köylerde, Kadastronun, özellikle öncelikli bir tespit tapulama çalışmasını yapması gerekiyor. Boşaltılan köylerde birçok arazi ihtilafı bu nedenle doğuyor.

Yine, Mahmur Kampı’nda yaşayan 15 bin vatandaşımız var. Türkiye’de hiç kimse, 1992’de, 1993’te can güvenliği olmadığı için, köyleri yakıldığı için kendi ülkesini terk edip Irak’a yerleşmiş 15 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının mülteci kamplarında yaşadığını görmüyor, görmezlikten geliyor. Aslında, 15 bin vatandaşına sahip çıkamayan bir yönetim anlayışının zafiyetini sorgularsak çok vahim bir durum çıkar ortaya. Peki, bunların köyleri ne durumda, evleri ne durumda, bağları, bahçeleri ne durumda; bunların mülkiyet hukuku ne durumda diye sorduğunuz zaman, o bölgelerde kadastro işlemlerinin de olmadığını görüyoruz. Sadece bu değil, orman haritaları çıkarıldı 1949-1956 gibi. Bütün mahkemelerde, bu orman haritaları nedeniyle orman köylülerinin mağdur olduğunu görüyoruz. Acaba, mahkemeler, Türkiye’de, 21’inci yüzyılda, hâlâ 1949’ların, 1956’ların orman haritalarına dayanarak orman köylülerini mağdur etmeye devam edecek mi? Bu sıkıntının giderilmesi için yine Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne büyük görevler düşüyor.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne buradan birkaç uyarıda daha bulunmak istiyorum. Büyük köy ihtilaflarında, kan davalarında, toprağın bölüşülmesinde yanlış tespitlerin çok yer aldığını görüyoruz. Örneğin, 20 bin dönüm bir parselde tespit yapılmış, tespit de köydeki üç tane ileri gelen üzerine yapılmış. İleri gelen ölüyor, geriye yüz elli tane mirasçı bırakıyor, yüz elli mirasçı da bir araya gelip davasını sürdürene kadar yıllar geçiyor ve bunun için de ister istemez çatışmalar doğuyor. Öncelikle, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün çok uzun süredir süren davaların hepsini tespit edip mercek altına alması gerekiyor; sonra, bu ihtilaflı olan, kadastro giren yerlerdeki tespitleri tekrar bir gözden geçirmesi gerekiyor. İştirak hâlindeki mülkiyetlerin, karmaşık mülkiyet hukukunun çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum.

Tabii adliyelerde yazıyor: “Adalet mülkün temelidir.” Aristo da der ki: “Adalet önce devletten gelir.” Evet, devletten geliyor.

Burada bir iki önemli değişiklik var, bunu önemsediğimi ifade etmek istiyorum. Özellikle çok hareketli bir nüfus, göç eden bir nüfus, büyük şehirlere giden bir nüfus söz konusu ve herkes tapuyla ilgili işlemlerini kendi tapu sicil müdürlüğünde yapmak gibi bir yükümlülükle karşı karşıyaydı. Belki bu tasarıyla artık -ki bu hedeflenmiş durumda- tapu işlemlerinin başka yerlerde, değişik mahallerde yapılabilme imkânının getirilmesi son derece önemli.

Taşra teşkilatlarının azaltılması, ihtiyaca göre yapılandırılması elbette doğru ama bir uyarıda daha bulunmak istiyorum: Elbette ki her ilçede bir tapu müdürü olacak. Zaten, 81 il, 1011 adet tapu sicil müdürlüğü sayısı 957 adede indiriliyor ama dikkat çekmek istiyorum, 3 bin, 4 bin, 5 bin nüfusu olan ilçelerde tapu müdürünü bulamıyor vatandaş, tapu müdürünü bulamadığı için sıkıntılar yaşıyor ve bu konuda, bir satış işleminde, bir tescil işleminde çok ciddi mağduriyetler yaşıyor. Bunun mutlaka sadece yapılandırmayla değil, anlayış olarak güçlendirilip giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle devletler arasında karşılıklılık ilkesi dâhilinde mülk alışverişinin, satışının yapılmasını, devletin yurt dışındaki vatandaşını ve şirketlerini korumasını elbette ki önemsiyoruz, doğru da buluyoruz. Gerçi bu konuda Dışişleri Bakanlığıyla, Adalet Bakanlığıyla uyumlu bir şekilde yapılacak bir çalışmayla bunun yapılması gerekiyor. Biliyorsunuz, Türkiye’de de mülk satışları yapıldı yabancılara, bu konuda hileli yollar kullanıldı “Yüzde 5’ten fazla satış yapılamaz.” denilen yerlerde farklı şekillerde satışlar yapıldı. Stratejik durumlar oluyor, güvenlik durumları oluyor, turizm durumları, kültür durumları oluyor, elbette ki bu konularda ülkeler arasında karşılıklılık anlayışı çerçevesinde bu hukukun işletilmesinde büyük bir yarar vardır.

Bütün bunların yanında, bu yeni yapılanma sürecinin, şu gerçeği daima göz önünde tutarak hareket etmesi gerekiyor: Tapu sicillerindeki bütün düzeltmeler mahkeme kararıyla oluyor. Dönüp dolaşılacak yer yine tapunun, gayrimenkulün olduğu mahkemelerdir, bu kolaylıklar da vatandaşı bu külfetlerden kurtarmıyor. Bu gerçekleri dikkate alarak çok özenli bir tescil işleminin dikkate alınması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Tapu ve kadastro genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kanun (s. s.: 502)”. TBMM Genel Kurulu, 21. Birleşim tutanağı, 25 Kasım 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-11-25-tapu-ve-kadastro-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
