# Sermaye piyasası kanunu (s.s.: 337)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hasip Kaplan (Şırnak)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 5 Aralık 2012
- **Gündem:** SERMAYE PİYASASI KANUNU (S.S.: 337)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-24-2012-12-05-sermaye-piyasasi-kanunu-s-s-337

> Hasip Kaplan, 5 Aralık 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERMAYE PİYASASI KANUNU (S.S.: 337)); konuşma 919 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, kadınlara seçme, seçilme hakkının tanındığı gün. Öyle konuşmalar da yapıldı. Ancak anlaşılan, bir kadınların seçme hakkı var bu ülkede, seçilme hakkı yok. Nasıl mı? Kaç bin belediye başkanı var? Biliyorsunuz, 17 tanesi kadın; 3 tanesi AKP, CHP, MHP’den. 14 belediye başkanı kadın –biri il olmak üzere- BDP’li kadın belediye başkanıdır yani üç parti, BDP’nin -seçilme hakkı konusunda- çeyreği bile etmiyor. Onun için, söze gerek yok, bir yıl sonra seçimler var, hadi gösterin kendinizi siz de bizi geçiniz. Bu kadar açık, net konuşuyoruz.

Tabii, CHP’nin önergesi çok önemli, üzerinde konuşuyorum. Barış ve Demokrasi Partisi bütçenin yaklaştığı, bütçe görüşmelerinin başlayacağı bugünlerde, savaşın, savaşın harcamalarının, savaşın yitirdiklerinin, hepsinin bu Mecliste araştırılmasını istedi. Bütün konularıyla kime ucu dokunursa dokunsun araştırılmasını istedi. Bir kere bu konuda net bir tavrımız olduğunu açıkça ifade etmek istiyorum.

Bir şey daha söylemek istiyorum. Sadece Sikorsky olayı mı yaşanan kazalar? Bütçemize bakın, bütçede savaş harcamaları, silah alımları, Sikorsky alımları, F-35 uçaklarının alımları, Patriot’larla beraber alınacak füzelerin alımları, bunların hiçbirisi Meclisin iradesi ve bilgisi dâhilinde değil. Gizli bir yönetmelikte Sayıştay, Meclis adına denetimi ortadan kaldırmış yani Meclis, Sayıştay kanalıyla dahi denetim yapamıyor.

Bakıyoruz haberlere; Türkiye, Amerikan şirketi Sikorsky’den 389 milyon dolar karşılığında 12 adet sipariş vermiş, haberlere bakıyoruz. Sonra, altında -devam edince- haberin deniliyor ki: “12 milyon dolar olmasına rağmen tanesi, 25-30 milyon dolardan Türkiye’ye mal olacak.” Kardeşim, onun farkı nereye gidiyor? Rüşvet mi, iskonto mu? Kimin cebine gidiyor, siyasetçinin mi, askerin mi, generalin mi? Yani şimdi bunu kim denetleyecek? Demin yemin içen partizan denetçiler ombudsman olarak denetleyecek. Yani tam bir Salako filmini izler gibi Türkiye siyaset ve demokrasiyi bu Mecliste izliyor.

Şimdi bakın, 3 Süper Kobra siparişi konusunda ABD’den -yine “AH-1 Süper Kobra” diyorlar- Türkiye bunlarla ilgili siparişler vermiş. Başbakan da kızmış, demiş ki: “Ya, 4 milyar dolarlık dev helikopter ihalesinde sona yaklaştık.” 109 helikopter alım ihalesi pazarlık konusu oluyor. Hangi şirket alacak, Amerikalılar mı, İtalyanlar mı yoksa Fransızlar mı? Tabii ki Sikorsky ve onun karşında Agusta’nın hiçbir şansı yok ve Başbakanın Başkanlığında toplanan savunma sanayisi toplantısında bir karar verilecek. Karar kimden yana verilecek belli.

Şimdi, bakın, sekiz ayda 4 Sikorsky kazası, yitirilen can rakamları, yaralıların sayıları var, -bu önergede de var, demin arkadaşımız açıkladı- uçuş saatleri, hava durumu, bilmem ne, bunlar teknik konular. Yani Genelkurmay “Bunları araştıracağız.” diyor ama şunu söylemek istiyorum: Muhalefet bizim dışımızda da bu konuda tıpkı Afyon’daki patlama gibi, tıpkı bu kaza gibi, böyle ciddi konularda ciddi bir araştırma yapılmasını istiyor ama çıt yok, yapılmıyor.

Şimdi -“savaş bütçesi” diyoruz biz- bu 2013 bütçesi sunulacak. Burada ilgi çekici bir durum var: Millî Savunma Bakanlığının, emniyetin, jandarmanın, kamu güvenliğinin, sahil güvenliğin bütçelerinde yüzde 18’lerden 26’lara kadar artışlar var. Bu artışların içinde bu silah alımları yok. Peki, bütçenin hangi kaleminde? O da yok.

Şimdi, bakın, burada F-35 uçaklarıyla ilgili, Türkiye'nin de ortak olduğu söylenen bir proje var. Burada 14 milyar dolar Türkiye’ye fatura çıkarılmış. 10 milyardı, birdenbire dediler: “4 milyar daha ödeyeceksiniz.” 14 milyar. İşte, bu uçakların yazılımları da Amerika’nın elinde olacak, Türkiye'nin elinde olmayacak. Bu para da bütçeden çıkıyor, denetleyemiyoruz. Yani AK PARTİ döneminde 100 adet F-35 savaş uçağı alınacak, ABD yazılım ve kaynak kodları olacak. Hatta bu uçakların bir kısmı sadece dikey kalkış özelliğine sahip, Amerikalılarınki ise hem dikey kalkış hem iniş özelliğine sahip.

Şimdi, bütün bunları okuduktan sonra, otuz yıldır bu ülkede süren bu savaşın, bu ülkede yaşanan bu acıların ve yine AK PARTİ’nin bizzat resmî ağızları tarafından 500 milyar dolar ekonomik kaybın kaynakları ortaya çıkıyor.

Şimdi, Başbakan, durmadan, iki gündür konuşuyor; çıkıyor, grup toplantısında konuşuyor, il başkanlarıyla konuşuyor. İkide bir, işi gücü kalmamış, BDP’yi susturmak için fezlekelere, dokunulmazlığa sözü getiriyor. Arada da Kürt halkına çağrıda bulunuyor, diyor ki: “Biz size hizmet getiriyoruz ama bu BDP’liler önümüze geçmiş, engel oluyorlar. Ey Kürt halkı, siz bunlara karşı çıkınız, benim yanımda yer alın.” E nasıl karşı çıkacak? Sandıkta çıkar; reyini sana verir, çıkar. Ama sen ne yapıyorsun, Kürt halkına ne yapıyorsun Sayın Başbakan? 10 bin tane siyasetçisini, 8 tane milletvekilini, 35 tane belediye başkanını tutukluyorsun düşüncelerinden, Kürtçe konuştukları için cezaevine atıyorsun. Şimdi, sen diyorsun ki Kürt halkına: “Bana destek ver.” Kürt halkı, siz onların çocuklarını terörist olarak cezaevine, zindana attığınız için size oy vermez, size destek vermez. Sizden Roboski’nin katillerini ister, sizden “Nedir bu zırhlı araçlar, bu uçaklar, bu operasyonlar, bu bombalamalar? Sendikacıları, dernek mensuplarını, insan hakları savunucularını, hepsini içeri alıyorsunuz. Niye bunu yapıyorsunuz? İnsan muhalefete, insan kardeşine, insan din kardeşine bunu yapar mı?” diye hesap sorar.

Şimdi, burada, ben de Kürt halkına ve Türk halkına bir çağrıda bulunuyorum. Ey Kürt halkı, Başbakan “Kürt sorunu bitti.” dedi ya, siz onun lafına bakmayın. Onun dedikleri artık bir gün vardır, bir gün yoktur; bir gün tehdit, bir gün şantaj. Sonra, çıkar, der ki: “Biz, Selahaddin Eyyubi, Ahmedi Hani, İdrisi Bitlisî -bunları sayar- ortak gönül erimizdir.” der. Hayır, Sayın Başbakan, Ahmedi Hani’yi, Selahaddin Eyyubi’yi ağzına alma. Selahaddin Eyyubi, Müslüman âleminin bir Kürt komutanı olarak dünyaya nam saldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı’nda emperyalistler Kürt halkından bunun intikamını aldılar. 5 parçaya böldüler, Irak’ta 1 parça, İran’da 1 parça, Suriye’de 1 parça, Türkiye’de 1 parça, öyle intikam aldılar. Şimdi, Selahaddin Eyyubi’nin gerçek torunları, çocukları o haklarını arıyorlar.

Bakın, on yıldır diyorsunuz ki: “Asimilasyona karşıyız.” Hayır, şimdi Türk halkından da talebimiz var. Bu savaşı -bu acıları- kışkırtan, tehdit eden, gerginleştiren Başbakan da olsa karşısında durunuz. Bu savaşı durdurmak için bu Meclisteyiz, bu Mecliste birbirimizi atmak için değil. Siyasetçiler sandıkta hesaplaşır. Buyurun, gücünüz varsa sandığa gideriz, sandıkta hesaplaşırız. Bunun gerisi lafügüzaf. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) - “Biz bu yollardan çok geçtik.” deriz, hatırlatırız.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hasip Kaplan (Şırnak). “Sermaye piyasası kanunu (s.s.: 337)”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 5 Aralık 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-24-2012-12-05-sermaye-piyasasi-kanunu-s-s-337 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
