# Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim
- **Tarih:** 20 Şubat 2008
- **Gündem:** VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2008-02-20-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele-3

> Hayati Yazıcı (AK Parti), 20 Şubat 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VAKİFLAR KANUNUN 9.11.2006 TARİHLİ VE 5555 SAYILI KANUNDA BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.98)); konuşma 587 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Bir arkadaşım “Yunanistan’da çıkan vakıflar yasasını değerlendirdiniz mi? Ne kadar haklar veriyor?” diyor.

Değerli arkadaşlar, müteaddit sorular vesilesiyle ifade ettik ki, Yunanistan’da 7 şubat tarihinde çıkartılan, meclislerinde kabul edilen yasa sadece Müslüman azınlıkla ilgili -kanunun başlığı öyle, onun için o başlıkta kullanılan sözcüğü kullanıyorum- spesifik bir yasa. Bizim yasamız Vakıflar Yasası, hem Vakıflar Genel Müdürlüğünün teşkilat yapısını ve hem bütün vakıf çeşitlerinin hak ve yetkilerini düzenleyen bir yasa. İlk bölümde her çeşit vakfın hak ve yetkilerini, kuruluşlarını, yönetimlerini, denetleme şekillerini düzenleyen bir kanun. Bu nedenle aralarında elbette ki fark var.

“Vatandaşlarımızın haklarını sınırlıyor mu Yunanistan’da?”

Elbette sınırlıyor. Elbette bizden geriye bir kanun. Bununla ilgili de siyasi düzeyde hükûmetler arasında, yetkili görevliler arasında gerekli temaslar, müzakereler sürdürülüyor. Türkiye bunların da takipçisi.

Yine, devamla “45’inci maddede sözcü geçen mütekabiliyet gözetilmedi mi?” deniliyor.

Değerli arkadaşlar, Lozan Anlaşması’nda kesinlikle mütekabiliyet öngören bir düzenleme ve sözcük yoktur. Bunun da altını çizerek söylüyorum. 45’inci maddede sözü edilen düzenleme, devletler hukukunda ifadesini bulan, paralel uygulamayı öngören bir düzenlemedir. “Türkiye’deki cemaat vakıflarına ilişkin şu, şu, şu, şunlar öngörülmüştür, benzer durumlar Yunanistan’daki cemaatler için de, azınlıklar için de Yunanistan tarafından yerine getirilecektir, getirilir.” şeklinde bir paralel düzenleme öngörülmüş. Bu bakımdan mütekabiliyet durumu burada söz konusu değil.

Kaldı ki mütekabiliyet, yabancı ülke vatandaşları arasında olur. Bizim hukukumuzda “cemaat vakfı” olarak nitelenen vatandaşlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Bu açıdan da söz konusu olmaz.

Diğer bir gerekçe: Hak ve özgürlükler konusunda da mütekabiliyet kuralı uluslararası hukukta söz konusu değildir. Hak ve özgürlüğün söz konusu olduğu alanda mütekabiliyet aranmaz. Yani, bir ülkede idam cezası varsa siz de idam edin… Böyle bir şey olmaz. (MHP sıralarından “Ne alakası var!” sesleri) Anlayan için alakası büyük.

Efendim, “Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Fener Rum Patrikhanesi arasındaki dava hangi aşamadadır?” Rum Patrikhanesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine açtığı davanın en son duruşması 27/11/2007’de yapılmıştır, takip ediliyor, henüz bir karar çıkmış değildir.

Diğer bir arkadaşım, sorusunda hem soru yöneltiyor ve hem de şunu söylüyor: “Bu ihanet yasasını çıkartacak mısınız?” Ardından “Şunu, şunu yapacak mısınız?”

Değerli arkadaşlar, bakın burası milletin Meclisidir. Burada bulunan, şu müzakereye katılan her arkadaşım milletin temsilcisidir, ismi “milletin vekili”dir. Yani, sözcüklerimizi kullanırken, birbirimize hitap ederken amacımızı ifade etmek üzere bulabileceğimiz çok daha güzel sözcükler vardır. Eleştiriyi bunun dışındaki çok güzel sözcüklerle yapmanız mümkün. Yani, bunu yapmaktan yoksun muyuz ki, bir yasayı eleştirirken “ihanet yasası” olarak niteliyoruz? Doğrusu, bunu anlamakta zorluk çekiyorum ve bu arkadaşıma da üzüntülerimi beyan ediyorum bir cumhuriyet hükûmetinin Bakanı olarak.

Sayın Özdemir diyor ki: “Cemaat vakıflarının ekonomik açıdan güç elde etmelerini öngörüyorsunuz.” Vallahi bu Kanun, hakları veriyor. Bakın, adalet mülkün temelidir. Adaleti görmezseniz, birey haklarını, tüzel kişi haklarını gözetmezseniz, hele hele düşünce, ifade özgürlüğünü, mülkiyet haklarını ıskalarsanız, mülkün temelini yıkarsınız. Hakkı varsa hakkını vereceksiniz. O hakkın içerisinde mülk edinmesi varsa onu elde edecek.

Efendim, “Bunların dinî amaçla faaliyet göstermeleri Anayasa’ya aykırıdır, nasıl müsaade ediyorsunuz?” sorusu da devam ediyor. Değerli arkadaşlar, ikide bir hatırlatmak istemiyorum ama şunu ifade edeyim: 3 Ağustos 2002 tarihinde çıkarılmış bulunan 4771 sayılı Yasa’da aynen şöyle deniyor: “Vakıflar dinî, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi ve ekonomik…

İSA GÖK (Mersin) – Kültürel…

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – …ve kültürel ihtiyaçlarını…

İSA GÖK (Mersin) – “Ekonomik” yok, “kültürel…”

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – “Ekonomik” yok, “kültürel”, düzeltiyorum: “…kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz alabilirler.” denmiş. Bakın, “dinî”, o yasa metninde 3 Ağustos 2002 tarihinde yer almıştır. Kaldı ki, bu Lozan, uluslararası bir sözleşme, Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince de uluslararası sözleşmenin, yasal normlar içerisinde hangi statüde olduğunu bir parlamenter olarak herhâlde biliyor durumdasınız.

---

**Kaynak gösterme:** Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul). “Vakiflar kanunun 9.11.2006 tarihli ve 5555 sayılı kanunda bazı maddelerinde değişiklik yapılması hakkında (s.s.98)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2008-02-20-vakiflar-kanunun-9-11-2006-tarihli-ve-5555-sayili-kanunda-bazi-maddele-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
