# 2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2010
- **Gündem:** 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2010-12-16-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi

> Hayati Yazıcı (AK Parti), 16 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 1.922 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığıma bağlı Gümrük Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün bütçeleriyle alakalı görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, önce bütçelerimizin, Bakanlığıma bağlı bütçelerin daha reel, daha gerçekçi… Faaliyetlerimize ilişkin eleştiri, öneri yapmak suretiyle katkı veren bütün milletvekillerine konuşmamın başında teşekkür ediyorum ve gene konuşmamın başında, bütçeleri değerlendirmek üzere söz alan milletvekillerimizce bazı eleştiriler, bazı sorular yöneltilmişti, öncelikle o konular üzerinde durmak istiyorum.

Sayın Akat’ın buradaki beyanında, yapılan yardımların bir sadaka mantığı içerisinde yapıldığına ilişkin vurgu yer aldı. Bu birkaç yıldır tekrarlanıyor. Bizim yardımlarımızın bir plan dâhilinde, bir proje dâhilinde ve çok değişik kurumların katılımıyla kanunlar ve ikincil düzenlemeler çerçevesinde yapıldığını herkes biliyor ve bu yardımlar son derece şeffaf bir biçimde yapılıyor ve özellikle 2003 yılından bu yana gerçekten sosyal yardımların, fonun kuruluş amacı doğrultusunda, hiçbir yere aktarılmasına fırsat vermeden, tamamen sosyal güvenceden yoksun insanlarımıza gerek coğrafya olarak gerekse felsefi düşünce, etnik mensubiyet itibarıyla hiçbir ayrım yapmadan, insan olmasından kaynaklanan özellikleri dikkate almak suretiyle, muhtaç vatandaşlarımıza adil bir şekilde erişimini sağlamak üzere çalışmaları sürdürüyoruz. Detaylara inecek değilim.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Objektif kriterler var mı Sayın Bakanım?

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Ama bir örnek vermek isterim. Bakın, biz, yoksullukla ilgili bütün kamu kuruluşlarının yaptığı çalışmaları da içeren… Çünkü sosyal politikaları çok spesifik olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü icra ediyor. Ama bunun yanında bugün bütçeleri görüşülmekte olan SHÇEK, Özürlüler İdaresi, Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı hatta Bayındırlık Bakanlığı ve evet, Afet ve Acil İşler Başkanlığı, TOKİ gibi kamu idareleri de birçok sosyal politika yürütmektedir. Bütün bunları dikkate almak suretiyle oluşturduğumuz haritada, Diyarbakır’da -yaptığımız total yardımları kişi başına dağılım hesabıyla yaptığımızda- kişi başına 798,33 TL yardım yapıldığı bu kayıtlarda mevcut.

AYLA AKAT ATA (Batman) – Sayın Bakanım, yapılan yardımlar gerçekten yardıma muhtaç insanlara parayla satılıyor.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Bu kayıtlarda mevcut.

İkinci olarak Sayın Lâtifoğlu, burada özellikle, Trabzon Milletvekili olması dolayısıyla çay üzerinde durdu, kendi takdirleri. Ama gördüm ki konuşmalarında esas veriler tamamen yanlış. Bilmiyorum Beyefendi burada mı, Sayın Lâtifoğlu? (MHP sıralarından “Burada, burada” sesleri)

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Buradayım.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Bakın şimdi “50 bin ton çay girmekte” diyorsunuz, böyle bir şey mümkün değil. Türkiye'nin çay üretimi belli, kişi başına tüketim miktarı belli, ithaline izin verilen çay miktarı belli. Dolayısıyla, 50 bin ton çayın bu anlamda Türkiye’ye girmesi mümkün değil. Kaçak olarak yakalanan çay miktarı 235 tondur şu gün itibarıyla. Bunu ifade ediyorum.

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Yakalanmayanları ifade etmeye çalıştık efendim.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Konuşmamın başını dinlerseniz anlayacaksınız, bu bir muhakeme işi. Bakın, Türkiye’de ÇAYKUR’un ürettiği çay belli, 105 bin ton, özel sektörün ürettiği belli, 105 bin ton; 210 bin ton eder. Türkiye’de yaklaşık 2,9 kilogram kişi başına çay tüketimi var. 70 milyonla çarptığınız zaman 210 bin ton eder.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – O resmî rakam efendim. İfade edilen, kaçak.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – 210 bin ton eder, ben rakamları size veririm. Burada tartışmaya girecek değilim.

Devam ediyorum ve yine Sayın Lâtifoğlu diyor ki…

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Yunusoğlu…

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – “Kişi beraberinde 15 kilogram çay getirilmektedir.” diyorsunuz ve öneriyorsunuz, “Bunu 3 kilograma indirelim.” diyorsunuz. Biz kaç yıldır, kişi beraberinde getirilecek çay miktarını 1 kiloya indirmişiz…

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ederim.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – …1 kilo… Kaç yıldır böyle uyguluyoruz ve ben geçtiğimiz pazar günü Habur’daydım.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Kaçak çay nereden geliyor Sayın Bakanım? Her yerde kaçak çay satılıyor.

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Orada da denetlemelerde bulundum. Kişi başına, yolcu, üç günde bir ancak 1 kilogram çay getirebilir.

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Sayın Bakan, kaçak çaylar nasıl satılıyor?

DEVLET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Yine devam ediyor Sayın Yunusoğlu, diyor ki: “Uzmanlarla ilgili torba kanunda bir düzenleme var, bu geri çekildi, haberiniz var mı?” Benim Bakanlığımla ilgili her şeyden haberim var, arkamda da cereyan etse haberim var, görürüm. Evet, uzmanlarla ilgili bir düzenleme yaptık. Torba kanunda var ama kurul üyeleri, uzmanlarla ilgili düzenlemenin birçok kanunda değişiklik gerektirdiğinden madde türeteceği, madde sayısının da 50-60’a ulaşacağı şeklindeki gerekçeler dolayısıyla torba kanundan bunu geri çekiyoruz ama bu düzenlemeyi daha da genişleterek gerçekleştireceğiz.

Gene diyorsunuz ki: “Gümrükte meslekte yükselme sınavı kaç yıldır yapılmıyor.” Aralık 2009 tarihinde Gümrükte meslekte yükselme sınavı yapıldı ve bu sınavda kazananlar şef ve müdür seviyesine yükseltildi. 40 kişi müdür, 15 müdür yardımcısı, 40 bölge amiri ve kısım amiri, 26 şef bu sınavda kazanmış ve statüleri değişmiştir.

“İstanbul Başmüdürü hakkında soruşturma…” diyorsunuz. Daha önceki yıllarda, İstanbul Başmüdürümüz dâhil, mal varlığıyla alakalı bir soruşturma başlatılmış, sonuçlanmış 2004 yılında, dolayısıyla İstanbul Başmüdürüne atfı söz konusu olabilecek bir suçlama unsuruna rastlanmamıştır.

Bir tekstil firmasından söz ediyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Dâhilde işleme rejimi kapsamında getirdiği tekstil ürününü, yangın çıkmış olması dolayısıyla ihraç etmediği… Bundan bilginiz var mı?” Bundan da bilgim var ve bu konuyu soruşturma talimatı verdim. Mahkemenin bilirkişi raporu olmasına rağmen, “Burada yangın çıktı, bu kadar ürün yandı.” şeklinde mahkeme tespiti olmasına rağmen, yeniden soruşturma talimatı verdim. Bugün yarın raporu bekliyorum ve takip ediyorum.

Evet, değerli arkadaşlar, Gümrük Müsteşarlığı gerçekten Türk kamu idaresi içerisinde önemli işlev icra eden kamu idarelerimizden bir tanesi ve biz 149 yıl geçmişi olan Gümrük Müsteşarlığını hem altyapı olarak hem insan donanımı ve yetilerini geliştirmesi açısından ve hem de işlemlerin sürat ve kolaylığı açısından büyük ölçüde modernize etmiş durumdayız. Gümrük kapılarımızı gerçekten çağdaş anlayışla yeniliyoruz. Her defasında belki örnek veriyorum; görmediyseniz, Kapıkule Gümrük Kapısı’nı lütfen gidin görün, gezin. Türkiye’ye yakışır, modern bir gümrük kapısını çok kısa zamanda inşa ettik, ticaret erbabımızın hizmetine sunduk.

Gümrüğün faaliyetlerini iki başlık altında toplamak mümkün. Bir tanesi, işlemleri kolaylaştıracaksınız, basitleştireceksiniz çünkü ticaret erbabı çok seri şekilde ürününün muhatabına erişimini sağlayacak ki, rekabet etme şansı olsun ama bunun yanında, bunun kadar önemli bir işlevi de, her türlü kaçağı önleyeceksiniz. Uyuşturucu kaçağı, insan kaçağı, ürün kaçağı; ne gelirse kaçak olarak aklınıza, bunları önleyeceksiniz. İşte bu çerçevede biz gümrüklerimizi teknik araç ve gereçlerle de modernize ediyoruz. Teknolojiyi en yoğun, en etkin şekilde kullanan kurum hâline getirdik. Sınırlı insan kaynağımızı bu teknik araç ve gereçlerle takviye ederek hizmet kalitesini artırmış bulunuyoruz.

Hukuksal altyapımızı tamamladık, teşkilat kanunumuz hariç. Gerçekten, gümrükte 5911 sayılı Kanun’la -bu sizlerin de desteğiyle- mevzuat altyapısını tamamladık. Yaptığımız bu düzenlemeyle Türkiye gümrük bölgesine gelen eşya için özet beyanın eşyanın gelişinden önce verilmesine imkân sağlamak suretiyle hem risk değerlendirmesini daha etkin yapabiliyoruz hem de ürünlerin daha seri şekilde gümrükten geçişiyle tüketiciye erişimini gerçekleştirmiş oluyoruz.

Yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği ve beyan esasını başlattık. Bu, gümrükte önemli bir yenilik; bu, çağdaş bir perspektifle ortaya konmuş bir yaklaşım biçimi. Avrupa ülkelerinin tamamını kapsayan, “Ortak Transit” olarak adlandırılan transit taşıma sistemine ilişkin hukuki çerçeveyi oluşturduk, fikrî mülkiyet hakları da dâhil olmak üzere birçok alanda Avrupa Birliği müktesebatına uyumu gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, Gümrük Müsteşarlığı, gerçekten, e-Dönüşüm Türkiye Projesi’ni başarıyla uygulayan kamu idarelerinden bir tanesi. İnşallah yakın zamanda insansız ve kâğıtsız gümrük işlemlerini hayata geçirir hâle geleceğiz. Deneme uygulamalarını başlattık.

Risk değerlendirme birimi oluşturduk gümrükte. Daha önceki yıllarda Gümrük Müsteşarlığının değişik genel müdürlükleri bünyesinde bulunan ama verimli çalışmadığını gördüğümüz risk birimlerini topladık, bir daire başkanlığı şeklinde “Risk değerlendirme birimi” oluşturduk. Bakın, kırmızı hat, sarı hat, yeşil hat uygulamaları var. Eminim ki size tanıdıklarınız bazı yakınmalarda bulunuyordur. Bir ürünün kırmızı hatta düşüp düşmemesi o ürünle ilgili işlemin yapıldığı gümrük idaresinin takdirinde değil, bu değerlendirmeleri otomatik olarak merkez yapmaktadır. Oradaki memurun, o ürünün, o iletinin, o gönderinin, kırmızı, yeşil hat vesaire düşüp düşmeyeceğini takdir edemez, öyle bir yetkisi yok. Bu tespiti, bu saptamayı merkezden risk birimi yapar ve hangi memurun kırmızı hatta düşen işlemle ilgili faaliyeti yürüteceğini de merkez tayin eder. Dolayısıyla bu kadar hassas davranmak suretiyle daha önceki yıllarda gümrüklere hâkim olan etik kurallarına aykırı davranışları da hemen hemen sonlandırmış bulunuyoruz. Bana gelmiyor, gelince de üzerine sıfır toleransla gidiyorum ama size erişen varsa onları da bilmek isterim.

Değerli arkadaşlar, gümrükle ilgili söyleyeceğim çok şey var ama görüyorum ki altı dakikam kalmış. Tabii, çok önemli bir genel müdürlüğümüz de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü. Biz yapamayacağımız hiçbir şeyi söylemedik ama ne söylediysek de onu yaptık, unutmadık, seçim meydanlarında bırakmadık. Ne dedik? “Sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimi olacağız.” dedik. Öyle yaptık, öyle davranıyoruz.

Bakın, dünyada 1,5 milyar insan günlük 1 doların altında gelirle yaşıyor ve 1 milyar insan temiz suya erişmekten yoksun. Demin bir arkadaşım söz etti ama Türkiye’de günlük 1 doların altında bir parayla geçinmek zorunda olan bir birey kalmamıştır. Bunu biz sağladık ve İktidarımızda Fon kaynaklarını sadece bu amaçla kullanıyoruz. Demin de ifade ettim. Buna itiraz ederseniz dosya yanımda var. Geçmiş dönemlerde Başbakan, Başbakan Yardımcısı olarak arkadaşlarımızın olur verdiği, bu Fon’dan başka fasıllara aktarmaya olur verdikleri uygulamaları var. Dolayısıyla bunu bilmenizi özellikle istirham ediyorum. Biz 1 kuruşu dahi, Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Fonu’nun 1 kuruşunu dahi başka hiçbir fasıla aktarmıyoruz. Tamamen sosyal güvenceden yoksun vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına tahsis ve teksif etmiş bulunmaktayız.

Önemli bir sosyal politika olarak proje destek oranlarını artırdık. İktidara geldiğimizde, emaneti aldığımızda bu Fon’un kaynaklarının yüzde 1,5’u proje desteklerine tahsis ediliyordu ve biz bunu bugün yüzde 20 seviyelerine çıkardık.

Amacımız, insana sadece gıda vermek, açlığını gidermek değil, iş kurmasını sağlamak, geleceğini kendi çalışmasıyla garanti ettirmek ve böylece hem yoksul vatandaşlarımız iş sahibi oluyor, öte yandan da Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Genel Müdürlüğünün muhatap kitlesi azalıyor. Böyle bir politika izliyoruz ve bu politikalarımız çerçevesinde yedi yıldır çocuklarımızın kitaplarını sıraların üzerinde teslim ediyoruz. Bu, çok çağdaş bir yaklaşım. Hani eleştiriyorlar belki, eleştiren arkadaşımız oldu, “Niye burada zenginlere de veriyorsunuz?” Ee çocuk, çocukların arasında zengin fakir ayrımı yapamayız. Bütün çocukları ayırt etmeksizin masalarının üzerinde teslim ediyoruz.

Biz sadece sosyal politikaları gıda yoksunluğunu esas alarak yürütmüyoruz, eğitimsizliği ve elbette ki istihdam güçlüğündeki sorunları da dikkate almak suretiyle bu perspektif içerisinde bir sosyal politika yürütüyoruz. İşte bu kapsamda şartlı eğitim yardımı da özgün uygulamalarımızdan bir tanesi ve bu uygulamamız çerçevesinde Türkiye’de 2 milyon çocuk bu projeden faydalanmakta ve bu çocuklar eğitimlerini okula gitmek suretiyle anneleri hesabına yatırılan paralarla sürdürmektedirler.

Diğer bir faaliyetimiz, barınma yardımları. Anadolu’nun çok değişik yörelerinde gerçekten sağlık koşullarından uzak, çatılarda yaşayan insanlarımız var, tuvaleti, mutfağı, yatak odası bir arada yaşamak zorunda olan insanlarımız var. Bunlara el attık. Bir taraftan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü vakıflar aracılığıyla, bu gibi vatandaşlarımızın sorunlarını gidermek için projelerini uygularken, öte yandan TOKİ’yle birlikte sosyal konut üretimine başlamış bulunuyoruz ve hedefimiz ilk etapta 50 bin konut. Bu projemizin 928 konutunu Eskişehir’de bitirdik. İnşallah anahtar dağıtım töreni yapacağız, uygun olan arkadaşlarımı, mümkünse hepinizi bekliyoruz. Gerçekten buralara zaman ayırın, bu törenlere gelin. Gelirseniz bize sinerji verirsiniz, daha fazla çalışırız, sizlerden de güç almış oluruz.

Değerli milletvekilleri, son olarak, Devlet Personel Başkanlığının faaliyetlerinden söz etmek istiyorum. Gerçekten, Devlet Personel Başkanlığı, Türkiye'nin kamu idaresi uygulamaları bakımından yüklenen işlev itibarıyla en özgün kurumlardan bir tanesi. Kamuda çalışanların bütününün envanterinin tutulduğu, meslekte yükselme standartlarının belirlendiği, mevzuat düzenlemelerinin genel düzenlemelere uygunluğu açısından görüş bildiren önemli kurumlarımızdan bir tanesi. İnşallah bu kurumu da, kuruluş yasasında öngörüldüğü şekilde, en etkin hâle getirme çalışmamızı sürdürüyoruz ve bu kararlılığımız devam ediyor. Bu çerçevede, memurlarımızın mali ve sosyal haklarının belirlenmesi noktasında yürüttüğümüz müzakereleri izlediniz. Burada bir arkadaşım bunu da eleştirdi. “Niye Anayasa değişikliği yaptığınız hâlde, yasada değişiklik yaparak sözleşme süresini geçmediniz de toplu görüşme yöntemiyle belirlediniz?” dedi. Anayasa değişmeden yasa çıkar mı? Bekledik 12 Eylülü. Milletimiz de Anayasa değişikliğini onayladı ve Anayasa’nın 53 ve 128’nci maddelerinde gerçekleşen düzenlemeleri dikkate almak suretiyle inşallah 2012 yılı mali ve sosyal hakları yasal değişikliğini de hazırlamış bulunuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz takdirde, 2012 yılında kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını toplu sözleşme yöntemi uygulamak suretiyle hayata geçireceğiz. Bu, görevimiz ve bu görevi yapma konusunda da bizim kararlılığımız devam ediyor.

Bütün mesai arkadaşlarıma, Gümrükte, Sosyal Yardımlaşmada ve Personel Başkanlığında çalışmalarımıza emek veren arkadaşlarımızın hepsine teşekkür ediyorum, sizleri de saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hayati Yazıcı (AK Parti, İstanbul). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hayati-yazici-23-2010-12-16-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
