# Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2003
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128-2

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT V GÖREVLERİ HK (S.SAYISI :128)); konuşma 1.709 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Affedersiniz.

Yalova Milletvekilimizin 1 inci madde üzerinde yapmış olduğu konuşmadan sonra söz alma gereği duydum. Muharrem Bey, soy ismi gibi, soy ismiyle müsemma bir arkadaşımızdır; yani, kendisi ince bir arkadaşımızdır; ama, burada yaptığı bazı açıklamalar ve eleştirilerin, pek, soy ismi gibi olmadığını söylemek zorundayım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Öncelikle, bütün Cumhuriyet Halk Partili arkadaşların söylediği bir şey var: "Eğer bu yönetmelik değişirse, gelen her bakan keyfî davranır, memleket elden gider." Arkadaşlar, eğer durum bu kadar trajikse, eğer durum bu kadar vahimse, diğer bütün bakanlıklar yandı, gitti; çünkü, hepsini bakanlık belirliyor. Yani, bu, bir tezat. Kendi kendimizle tezada düşmeyelim. Millî Eğitim Bakanlığının dışındaki bütün bakanlıklarda, bakanlık, atama ve görevde yükselme yönetmeliğini kendisi hazırlıyor. Eğer, bu mesele bu kadar ciddî bir meseleyse, gerçekten çok vahim bir durum var ortada demektir. Yok böyle bir şey; kendi kendimize böyle kuruntu yapmayalım bunları!

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Millî Savunma Bakanlığında var Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Geçelim diğer konulara.

Arkadaşım Sayın Erkan Mumcu'nun yaptığı yönetmelik değişikliğini, Muharrem Bey, burada, hiç de vaki olmamış biçimiyle anlattı. Evet, böyle bir yönetmelik değişikliği yapılmıştır. Daha doğrusu, yönetmelik değil, daha önce yayımlanan bir genelgenin bir maddesi değiştirilmiştir ve iyi yapmıştır, eline sağlık. Niye; çünkü, eşitlik ilkesine aykırı olan bir durumu düzeltmiştir.

Şimdi, diyelim ki, biz, milletvekillerimiz arasında, şu veya bu meseleyle ilgili olarak bir seçme yapsak. Efendim, ticaret lisesi mezunu olan milletvekilleri beri gelsin; ama, endüstri meslek lisesi mezunu olan milletvekilleri yerinde otursun şeklindeki bir yaklaşım, ilkel bir yaklaşımdır. Genel idarî hizmetler sınıfında çalışan memurların hangi özelliklere sahip olmaları gerektiği bellidir, yardımcı idarî hizmetler sınıfında, sağlık hizmetleri sınıfında, teknik hizmetler sınıfında çalışan insanların hangi özellikleri taşımaları gerektiği bellidir.

Şimdi, Muharrem Bey diyor ki: "Küçük bir ilimizde, 30 tane imam, Millî Eğitim teşkilatına geçmek istiyor ve bunun için böyle bir şey yapılmış." Bakınız, işte, burada bürokrat arkadaşlarım. Ne Erkan Bey döneminde ne de benim dönemimde, bırakın, 30 tane imamın, Millî Eğitim teşkilatına geçişini, bir kişi bile geçmemiştir. Muharrem Bey, bunu nereden çıkarıyorsunuz allahaşkına?! (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - 30 müracaat yapılmıştır Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Efendim, çok ayıp ama; bakın, çok ayıp... Muharrem Bey, 30 değil, 300 kişi de müracaat edebilir. Bakın, ben, size şunu söyleyeyim...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Bakan, yeni olmuş demedim, olacak dedim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, Muharrem Bey "Olacak" demek, çok ayıp bir şey. Bize imam hatip mezunu da naklen geçiş için müracaat edebilir, ticaret lisesi mezunu da, öğretmen lisesi mezunu da müracaat edebilir ve şartları uygunsa... Ben, burada, daha önce, huzurlarınızda bir şey söyledim arkadaşlar; bu imam hatip takıntısından vazgeçelim. Daha önce söyledim. Bunlar cüzamlı falan değil. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu ülkenin okullarında, Türk millî eğitim sistemi içerisinde, Türk millî eğitiminin denetimine tabi okullarımızı, böyle üvey kardeş, asıl kardeş, birisi akredite, birisi değil, birisi makbul, birisi muzur şeklinde lütfen sınıflandırmayalım. Bu doğru bir şey değil. (CHP sıralarından "Yok öyle bir şey" sesleri)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Bakan, öyle bir şey yok.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Sayın Bakan, o takıntı sizde, bizim öyle bir takıntımız yok.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkanım, ben, kelimelerin altındaki manaları bilen bir arkadaşınızım. Söylenenler işi oraya götürüyor. Biz, hangimizin ne dediğini çok iyi anlıyoruz...

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Bakanım, haksızlık yapıyorsunuz; ben, o okulda üç yıl öğretmenlik yaptım.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, gelelim... Muharrem Bey, müsaade eder misiniz...

Değerli arkadaşlar, Muharrem Bey dedi ki: "Ben, size Türk millî eğitiminin, şu anda, 50 tane problemini sayarım." Doğru söylüyor, Türk millî eğitimine gösterdiği ilgiden dolayı, Türk millî eğitim sistemiyle yakından ilgilendiği için, ayrıca, ben kendisine teşekkür ediyorum. Keşke, bütün milletvekili arkadaşlarımız, bu kadar yakından ilgilense; ama, sizin, o, sadece, saydığınız problemleri, ben kademe kademe çözmeye çalışıyorum ve çözüyorum. Hatta, bazı yazarlar son günlerde diyorlar ki: "Yahu, bu Hüseyin Çelik'i anlamak mümkün değil. Yıllardır Millî Eğitim Bakanı olmanın hayalini kuruyor. Gelir gelmez yirmi işe birden el attı. Korkarım ki, bu hızla işler yolunda gitmez, yanlış olur." Yavaş gitseniz, niçin yavaş gidiyor, hızlı gitseniz, niçin hızlı gidiyor... Ben nasıl gittiğimi, kaç kilometreyle gittiğimi çok iyi bilen bir arkadaşınızım.

Şunu söyleyeyim arkadaşlar: Millî Eğitim Bakanlığının farklı birimleri vardır. Örnek olarak söylüyorum size. Bakınız, vergi mevzuatında bir değişiklik yaptık; dedik ki: Bundan sonra, okul ve yurt yaptıranlar, bütün yaptıkları harcamaları masraf gösterip vergiden düşebilsinler. Biz, bununla, okul yapımında bir patlama bekliyoruz. Bu fena mı oldu?!

Öte yandan, bakınız, İmar Yasasının 18 inci maddesinde bir değişiklik yapıyoruz. Birkaç gün sonra sizin önünüze gelecek. Orada şunu getiriyoruz. Biliyorsunuz, İmar Yasasının 18 inci maddesinde, belediyelerin yapmış olduğu düzenleme, "ortaklık payı" diye bir şey var. Burada, yol, meydan, yeşil alan, çocuk parkı, mabet, öte tarafta karakol var; ama, okul yok. Bunun başına okul getiriyoruz. Yakında önünüze gelecek. Şimdi bunu yapmasa mıydık biz?! İmar Yasasında okul yeri gösterilen, vatandaşa ait arsalar var; devlet, yani, Millî Eğitim Bakanlığı, parasını verip istimlak edemiyor. Vatandaşa, kendi arazisi üzerinde bina yapmaya da izin vermiyoruz, satmaya da izin vermiyoruz. Bugüne kadar, bu, kanayan bir yara olarak devam ediyordu. Sayın Başbakanıma konuyu ilettim, Sayın Maliye Bakanıyla konuştuk ve bunu da takasla çözeceğiz. Şimdi fena mı oldu arkadaşlar?!

Lise 3 üncü sınıfların rapor alarak okula gitmediklerini, ben günlerdir söylüyorum. ÖSS sisteminde değişiklik yapılması gerektiğini söylüyorum. ÖSYM Başkanını Bakanlığa davet ettim, Sayın YÖK Başkanını Bakanlığa davet ettim. Bu problemin çözülmesi için ne yapılması gerekiyorsa, biz, uzlaşarak bunlarla bu konuyu çözmeye çalıştık; fakat "yetki bizdedir, bu doğrudur" diyorlar. Biz size diyoruz ki: Tıpkı sizin parti programınızda olduğu gibi, gelin, YÖK'ü beraber değiştirelim, bir koordinasyon kurulu haline getirelim. Biz buna çalışıyoruz, siz yan çiziyorsunuz. Şimdi, bunu yapmasa mıydık biz arkadaşlar?!

Bakın, daha neler yapıyoruz, ben size söyleyeyim. Millî Eğitimin her meselesinden haberimiz vardır, hepsiyle ilgili projelerimiz vardır ve hepsiyle ilgili en ileri adımlar atılıyor.

Türkiye'de özel okullaşma yüzde 1,3 oranındadır. Özel okullaşmayı destekleyeceğiz.

Öte taraftan, bakın, taşımalı eğitimde ciddî problemler var; bununla çok yakından ilgileniyoruz.

Müfredat meselesi... Arkadaşlar, hepimiz yıllar yılıdır hep demiyor muyuz, bu Türk millî eğitim sistemi ezbere bir sisteme, ezberci bir sisteme dayalı olarak yürüyor diye?! Biz, bunu kökünden değiştirmek için çok radikal adımlar atıyoruz; enformatif dediğimiz yöntemi terk ediyoruz, dünyada çağdaş öğretim dediğimiz, konstraktif dediğimiz inşacı bir yöntem getiriyoruz. Buna bağlı olarak, millî eğitim müfredatının yeniden ele alınması, ders kitaplarının yeniden hazırlanması için gerekli altyapı hazırlıkları hemen hemen bitti. Bununla ilgili çok ciddî adımlar atıyoruz.

Bakın, öğretmenliğin kademelendirilmesiyle ilgili olarak Muharrem Bey dedi ki: "Böyle söyleniyor; ama, nasıl yapılacak?" Arkadaşlar, ben, bunu, günlerdir televizyon programlarında anlatıyorum. Birbirimize muhalefet etmek için, lütfen, bunları yapmayalım. Bugüne kadar gelen hiçbir iktidar buna cesaret edemedi, bunu yapmadı arkadaşlar.

Bakınız, ne yapıyoruz: Bir öğretmen göreve başladığı zaman, öğretmen olarak başlıyor; 40 sene sonra emekli oluyor, yine öğretmen olarak emekli oluyor. Biz diyoruz ki, öğretmenlerimizin kendilerini sürekli yenilemeleri için, öğretmenlerimizin kendi branşlarında kendilerini yetiştirmeleri için, kitapla uğraşmaları için öğretmenliği kademelendireceğiz; sizin de saydığınız gibi, stajyer öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen diye kademelendireceğiz. Her kademede bir tez olacak, her kademede merkezî bir sınav olacak. Peki, merkezî sınav olduğu zaman, bu işin içerisinde bilimsel tez olduğu zaman, biz, bu konuda nasıl partizanlık yapabiliriz arkadaşlar?

Birbirimizin niyetini sorgulamaktan vazgeçelim. Bu, atılması gereken, Türk millî eğitim sisteminde devrim mahiyetinde bir uygulamadır arkadaşlar.(AK Parti sıralarından alkışlar)

Bakın, Muharrem Bey bir şey daha söyledi. Efendim, biz, Talim Terbiye Kurulunda yapılanma yapıyormuşuz. Bakın, ben size bir şey söyleyeyim arkadaşlar. Bugüne kadar, Talim Terbiye Kuruluna, gelen bütün iktidarlar, kendilerine yakın incelemeciler getirmiş ve özellikle, kendilerine yakın yayınevlerinin, kendilerine yakın müelliflerin kitaplarını Talim ve Terbiye Kurulundan geçirerek, onlara rant sağlamışlardır. Bu böyle midir?!.

FARUK ÇELİK (Bursa) - Aynen öyledir.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Birçok dedikodunun döndüğünü de biliyor muyuz?! (AK Parti sıralarından "Doğrudur" sesleri) Eğer, biz partizanca davransaydık, bu sistemi sürdürürdük.

Bakın, biz ne yapıyoruz, onu söyleyeyim ben size: Biz, ders kitaplarının dışında, yardımcı ders kitaplarının, artık, Talim ve Terbiye Kurulundan geçmesini kaldırıyoruz ortadan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

Bununla yapmaya çalıştığımız da şudur arkadaşlar: Eğer, bir kitapta uygunsuz bir şey varsa, cumhuriyet savcıları o kitabın müellifinin veya yayınevinin yakasına yapışsın. Zaten, okullarımızda, kitaplar kütüphanelere seçilirken bir komisyon kuruluyor. Bu kitapları Talim ve Terbiye Kurulundan geçirmenin hiçbir anlamının olmadığını düşünüyorum. Geniş bir zamanda bunun bütün detaylarını da değerli milletvekili arkadaşlarıma izah ederim.

Ders kitaplarını bedava vereceğiz dedik. Biz, bu sözümüzden vazgeçmiş değiliz ki! Ders kitaplarını bu yıl bile bedava verebilmek için gerekli para ayrılmıştır, bloke edilmiştir; ama, burada bir sıkıntı var; bir yığın kitap, birçok çeşit kitap olduğu için, Millî Eğitim Bakanlığı olarak hangi kitapları alacağız ve bunların dağıtımında yayınevlerinin, kitapçılarımızın, yani, sektörün zarar görmemesi için alınması gereken bazı tedbirler var. Talim ve Terbiye Kurulundaki arkadaşlarım ile Yayıncılar Birliği bir araya gelecekler... Bir taraftan, bu işin ekonomik bir ayağı var; esnafımızı, tüccarımızı da ezmek gibi, onları mağdur etmek gibi bir hakkımız yok. Biz bunu yapacağız. Bundan dolayı da müsterih olun.

Bakın, arkadaşlar, söylediğim gibi, bir taraftan YÖK yasası hazırlanıyor; bu, yolunda gidiyor. Yani, biz millî eğitim meselesinin şu tarafından, Millî Eğitim teşkilatının şu tarafından tutup, diğer tarafını bırakmış değiliz. Biz, bütün işimizi, gücümüzü bırakıp, atama ve görevde yükselme yönetmeliğiyle uğraşıyor değiliz.

GÜLDAL OKUDUCU (İstanbul) - Öyle görünüyor ama.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bu yasa tasarısının hazırlanması, benim 15 dakika bile zamanımı almamıştır. Onun için, bundan dolayı müsterih olun.

Üniversitelerimizin malî problemleri var. Ben, rektörlerle sürekli görüşüyorum. Bununla ilgili adımlar atmaya hazırlanıyoruz. Bakınız, fen-edebiyat fakülteleri ve eğitim fakülteleri mezunları arasında öğretmenliğe atamalarda ciddî problemler vardı. Ben, Bakan olduğumun üçüncü günü bu problem çözülmüştür. Fen-edebiyat fakültelerinin sayısı çoktur demem, Muharrem Bey tarafından, sanki, günahı kebairden birisi olarak telakki edildi.

Arkadaşlar, ben, ziraat fakültelerinin sayısı da çoktur diyorum. Türkiye'de 25 000 - 30 000 ziraat mühendisi boşken, dağa taşa, önünüze gelen yere ziraat fakültesi açarsanız, bu doğru olur mu?! Ben, fen-edebiyat fakültelerinin kurulacak bir üniversitede temel fakülte olduğunu ve olmazsa olmaz fakülte olduğunu, Muharrem Bey, en az zatıâliniz kadar bilen birisiyim; ama, ben, zaten bunu tenkit ediyorum. Bunu tenkit etmenin ne mahzuru var ki?!

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Sayın Bakan, bütün projeleri dinleyecek miyiz bugün?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi biz desek ki, arkadaş, mademki fen-edebiyat fakülteleri mezunları öğretmen olamıyor, bunların hepsi de bilim adamı olamayacağına göre, biz niçin bu insanları oyalıyoruz dediğimiz zaman, biz kendi sistemimizi sorguladığımız zaman, buradaki eksikliği, aksaklığı dile getirdiğimiz zaman, buradaki problem ne; ben onu anlayamıyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat v görevleri hk (s.sayısı :128)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-04-30-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-v-gorevleri-hk-s-sayisi-128-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
