# Şanlıurfa ilinin eğitim sorunları nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim
- **Tarih:** 18 Kasım 2003
- **Gündem:** ŞANLIURFA İLİNİN EĞİTİM SORUNLARI NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-11-18-sanliurfa-ilinin-egitim-sorunlari-nedeniyle

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 18 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞANLIURFA İLİNİN EĞİTİM SORUNLARI NEDENİYLE); konuşma 1.637 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Mehmet Vedat Melik'in gündemdışı yapmış olduğu konuşmasını cevaplandırmak üzere, Hükümet adına söz almış bulunuyorum; hepinizi, en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Melik'in yakınmalarına hak veriyorum. Sayın Melik, Urfa'nın eğitim açısından son derece geri kalmış bir ilimiz olduğunu ifade etti; buna, söyleyecek söz bulamıyorum. Maalesef, bazı illerimiz vardır ki, derslik başına düşen öğrenci sayısı, hâlâ, 60'ın, 70'in üzerindedir. Buna İstanbul da dahildir. İstanbul'un bazı ilçelerinde, bir dersliğe düşen öğrenci sayısı, eğer sabahçı-öğlenci eğitim olmazsa, 105'tir; ama, sabahçı-öğlenci eğitim yapıldığı için, ikili öğretim yapıldığı için bu rakam 45-50'ye düşmektedir.

Değerli arkadaşlarım, biz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak, Şanlıurfa'ya ve eğitim açısından Şanlıurfa benzeri birçok sıkıntısı olan illerimize bu sene öncelik verdik ve bu yıl, sadece ilköğretim yatırımları için Şanlıurfa Valiliğine, özel idaresine tahsis ettiğimiz para 15 trilyon Türk Lirasıdır.

2003 yılında yatırım programında olan; ama, 2003 yılında arsa ve benzeri problemlerden dolayı başlatılamayan, temeli atılamayan, ihalesi yapılamayan 11 tane proje vardır. Bunların bir kısmı lise ve dengi okullar, diğerleri ilköğretim okullarıdır. Buna ilave olarak, biz, biliyorsunuz, 2003 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsasından, eğitim yatırımları için 450 trilyon para aldık ve buradan en büyük payı Şanlıurfa İline ayırdık. Şanlıurfa'ya 37 000 metrekare kapalı alan yeni eğitim- öğretim binası yapmak üzere bir programlama yaptık. 2004 yılı içerisinde yine İMKB'den alacağımız ekkaynaklarla buna takviyede bulunacağız, bunu destekleyeceğiz. Şu anda, hemen, Sayın Milletvekilimizin ve Meclisin değerli mensuplarının bunu bilmesinde fayda var. İMKB'den aldığımız kaynakla, Şanlıurfa merkezinde 720 öğrencilik bir lise öğretim binası, yine, merkezde 960 öğrencilik bir ilköğretim okulu, yine merkezde, 960 öğrencilik ikinci bir ilköğretim okulu; Ceylanpınar'da 960 kişilik bir ilköğretim okulu, Şanlıurfa merkezinde kız ve erkek pansiyonu da bulunan bir anadolu öğretmen lisesi ve Suruç İlçemizde de 480 kişilik bir ilköğretim okulunu yapmayı planlamış bulunuyoruz. Önümüzdeki aylarda -biliyorsunuz, bu yeni İhale Yasasından dolayı bunlar hemen başlatılamıyor- önümüzdeki günlerde bunların ihalelerini yapacağız, temelini atacağız.

Değerli arkadaşlar, öğretmen açığı, Türkiye çapında, özellikle iki branşta en fazla kendisini hissettiriyor; İngilizce ve bilgisayar öğretmeni açığımız var. Bu yıl, bildiğiniz gibi 2003 yılı Bütçe Kanunu çerçevesinde, bütün Türkiye'de 35 000 kadro ihdas edildi; bunun, 23 200'ü eğitim alanına ayrıldı. 20 000'i Millî Eğitim Bakanlığına, öğretmen tayin etmek üzere verildi, 3 200'ü de üniversitelerimizin ihtiyaçları için tahsis edildi.

Bu yeterli mi; elbette yeterli değil. Biz, bu açığı kapatmak, 5 000 İngilizce öğretmeni ve 4 000 de bilgisayar öğreticisi tayin etmek üzere, Maliye Bakanlığımızdan, Devlet Personel Başkanlığımızdan 9 000 yeni atama için kadro talep ettik ve bunu aldık. Dün Bakanlar Kurulunda kararname imzalandı ve Sayın Cumhurbaşkanımıza gönderildi. Ancak, bunlar, daimî statüde öğretmen olmayacaklar, yılda maksimum 10 ay çalıştırılmak üzere geçici görevli olarak tayin edilecekler. En azından şu anda, bundan başka imkânımız yok; çünkü, yeni kadro alamadığımız için, yeni kadro ihdas edilmediği için, böyle geçici bir tedbirle İngilizce öğretmeni ve bilgisayar öğretmeni ihtiyacımızı, Türkiye çapında karşılamaya çalışacağız.

Öte yandan, Sayın Milletvekilimiz, resmî binaların okul binaları olarak tahsis edilmeleri gerektiğini ifade etti; bunlarla ilgili gerekli onarımların, Şanlıurfa halkı tarafından yapılacağını ifade etti.

Değerli Milletvekilim, bildiğiniz gibi, okullar, kurslar gibi rasgele yerlerde açılamaz. Herhangi bir binayı, siz, okul olarak tahsis edemezsiniz. Okul için, bildiğiniz gibi, çok ayrıcalıklı, özellikli mekânlar gerekiyor; ama, kursları, herhangi bir iş hanında, iş merkezinde veya bir başka resmî binada açabilirsiniz.

Biz, önümüzdeki yıllarda, önümüzdeki süreç içerisinde, başta Şanlıurfa olmak üzere, göç alan ve eğitim açısından ciddî problemleri olan illerimize öncelik vereceğiz. Doğu ve güneydoğuda, başta Şanlıurfa ve Diyarbakır olmak üzere, Batman ve Van İlleri, en fazla göç alan iller konumundadır. Göç alan illerimizde, kırsal kesimdeki okullarımız boşalıyor; ama, il merkezlerinde ciddî yığılmalar olduğu için, çok kısa sürede, çok ciddî derslik ihtiyaçları doğuyor. Türkiye çapında, aslında, bu mesele, halledilmesi gereken, önemsenmesi gereken bir meseledir.

Ben, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesini takdim ederken de söyledim değerli arkadaşlarım; şu anda, Türkiye'de, sabahçı-öğlenci dediğimiz ikili öğretimi kaldırdığınız zaman, ideal şartlarda, Avrupa standartlarında eğitim yapmamız için, bizim, ekstra 100 000 derslik inşa etmemiz lazım; bunun için de, yaklaşık 10 katrilyon lira ekkaynağa ihtiyaç var. Bu kaynağın çok kısa sürede temin edilmesi ve bu 100 000 dersliğin hemen yapılması mümkün görülmemektedir. Bunun için, biz, alternatif arayışlar içerisindeyiz. Bakınız, 2003 yılında, yatırımlar çok düşük bir seviyede seyrettiği halde, yatırım bütçesi çok kısıtlı bir bütçe olduğu halde, 15 000 yeni derslik inşa edilmiştir; 2003 yılı içerisinde, 15 000 yeni derslik inşa edilmiştir.

Sayın Melik, bu "Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası"yla birlikte ümitlendiğini ifade etti. Sayın Melik, ümitleriniz boşa çıkmamıştır. Bakınız, 11 Eylülden sonra, elli günde, 170 tane okul inşa etmek üzere, Millî Eğitim Bakanlığı ile özel sektörde, iş sahasında, iş dünyasında çalışan, hayırsever olan, vergi mükellefi olan insanlarla sözleşme imzalanmıştır ve bu, artarak devam etmektedir.

Ümit ediyoruz ki, 2004 yılının sonuna kadar, bu şekilde "Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası" çerçevesinde, ekstradan 500 tane okul inşa edeceğiz. Bu da, aşağı yukarı, ortalama olarak alırsanız, 8 000 derslik eder. Millî Eğitim Bakanlığı, 16 000-17 000 civarında derslik inşa etmeyi programlamaktadır. Önümüzdeki yıl içerisinde, yani 2004 yılının sonunda, 25 000 yeni derslik yapmış olacağız.

Sınıf sayısını 30 olarak değil de 40 olarak düşünürseniz, Türkiye'nin ihtiyaç hissettiği, şu anda acilen yapılması gereken derslik sayısı 70 000'e iner. Yani, bu mesele, böyle, çözülemez gibi gördüğümüz veya gözümüzde büyüttüğümüz bir mesele değildir. Türkiye, aslında, üç yıl içerisinde, bütün derslik ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahiptir ve buna yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, 2023 yılına kadar öğrenci potansiyelimiz nedir, bununla ilgili demografik hesaplar yaptık. 2023 yılında, öğrenci sayımızda 3 000 000 azalma oluyor. Yani, 7 yaş ile 19 yaş arasındaki öğrenci kitlemizde 3 000 000 kişilik bir azalma oluyor. Bunları da hesaba katarak, Türkiye, önündeki bu yirmi yılı çok iyi programlamak durumundadır. Biz, buna yönelik olarak çalışıyoruz.

Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası bir yıl boyunca devam edecek. Elbette, bunun yansımaları, derslik başına düşen öğrenci sayısı kabarık olan illerimizde daha fazla olacaktır. işadamlarımız bize müracaat ettikleri zaman, yurt yaptırmak istedikleri zaman, okul yaptırmak istedikleri zaman, biz, onları özellikle geri kalmış yörelere yönlendiriyoruz. Bu yönlendirmemiz esnasındaki pilot illerimizden birisi de Şanlıurfa'dır. Değerli Milletvekilimiz bundan müsterih olabilir. Bu, bireysel olarak benim meselem veya sadece Hükümetimizin meselesi değil, bu hepimizin meselesidir. Eğer, Şanlıurfa'da ekstra bir şey yapmak istiyorsanız, bu konuda bizim de destek olmamızı istiyorsanız, biz, her zaman bu faaliyetlerde sizinle birlikte oluruz, orada yapılması gereken şeyleri birlikte yaparız.

Devlet, eğitim meselesini sadece hayırseverlere bırakmamıştır, Hükümetimiz, sadece, bu meseleyi hayırseverlere havale etmemiştir. Halkımız, eğitim konusunda son derece duyarlıdır, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Bakın -ben, şu anda isim vermek istemiyorum- Türkiye çapında büyük marketler zincirine sahip olan bazı firmalar gelirlerinin yüzde 1'ini "Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası"na tahsis etmek üzere önümüzdeki günlerde bize gelecekler ve onlarla sözleşmeler imzalayacağız. Bu, az gibi görünebilir; ama, bunlar toplandığı zaman büyük miktarlar ortaya çıkar ve büyük çapta ihtiyacımızı gideririz. Bu yıl, 2004 yılı konsolide bütçesinde, Millî Eğitim Bakanlığı, yüzde 8,5'lik payla Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en büyük bütçeye sahip olan bakanlık unvanını almıştır. Biliyorsunuz bundan önceki yıl, 2003 yılında konsolide bütçeden eğitime ayrılan pay 6,9'du. Yatırım bütçesi küçüldüğü halde, yatırım bütçesine ayrılan para 8 katrilyondan 7,5 katrilyona düşmesine rağmen, Millî Eğitim Bakanlığına ait yatırımlarda artma olmuştur. Hükümetimiz, eğitimi birinci öncelikli meselesi olarak ilan etmiştir. Bir taraftan konsolide bütçenin imkânları, bir taraftan İMKB ve benzeri kuruluşlardan yapılan katkılar, bir taraftan Dünya Bankası, Avrupa Kalkınma Bankası, Avrupa Birliği projeleri, öte yandan da ikinci sektör dediğimiz özel sektörün ve nihayet üçüncü sektör dediğimiz sivil toplum örgütlerinin, vakıfların ve derneklerin katkılarıyla Türkiye'deki eğitim meselesini ancak bu şekilde çözebiliriz.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de her yıl 1 300 000 öğrenci okula başlıyor. Bu, Avrupa'daki birçok ülkenin toplam öğrenci sayısına bedeldir. Yaklaşık 19 000 000 öğrencimiz var; genç ve dinamik bir nüfusumuz var. Böyle olduğu için, gençlerin, çocukların eğitimi daha bir önem kazanmaktadır. Hükümet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz, gereken duyarlılığı, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, bütün Bakanlar Kurulu üyelerimiz ve Meclisimiz gösteriyor. Önümüzdeki süreç içerisinde, sizin de bizim de şikâyet ettiğimiz bütün bu konuları, hep birlikte elbirliğiyle çözeceğiz.

Öğretmen açığıyla ilgili olarak, Sayın Milletvekilimizin şikâyetine benzer şikâyetler diğer illerden de gelmektedir. Norm kadroyla ilgili yeni bir düzenleme yapıyoruz, yığılmaları önlemeye çalışıyoruz. Eğer bu yığılmaları önlersek, Türkiye'de öğretmen açığımız kalmayacaktır.

Değişik vesilelerle söyledim, huzurlarınızda bir kez daha ifade etmek istiyorum; aslında, öğretmen açısından da varlık içerisinde yokluk çekiyoruz. Türkiye'de toplam 630 000 öğretmenimiz, ilk ve ortaöğretimde de 13 500 000'e yakın öğrencimiz var; böldüğünüz zaman, ülkemizde 1 öğretmene düşen öğrenci sayısı aşağı yukarı 20'dir. Bu, Avrupa standardıdır değerli arkadaşlarım. Avrupa'nın bazı ülkelerinden de daha iyi durumdayız; 630 000 öğretmen, 13 500 000 öğrenci...

Ne var ki, belli yerlerde yığılmalar olmuş. Zaman zaman duyarsınız, Plan ve Bütçe Komisyonunda da söyledim, şu anda Millî Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatında, gereksiz yere, çalışıyormuş gibi görünen bir yığın öğretmen vardır. Biz, her tarafta İngilizce öğretmeni sıkıntısı çekerken, şu veya bu genel müdürlüklere geçici veya kalıcı görevlendirmelerle İngilizce öğretmenleri görevlendirilmiş ve masa başında oturtulmuştur. Biz bunları okullara gönderiyoruz. Birçok genel müdürlüğümüzde bulunan fazla öğretmenleri esas işleri olan okula, sınıfa gönderiyoruz, yönlendiriyoruz. Bunları yaptığımız zaman da, yine, özellikle muhalefet partimize mensup değerli milletvekili arkadaşlarımız, bunu, bir kıyım olarak değerlendiriyorlar, bir siyasî kadrolaşma olarak değerlendiriyorlar.

Şundan kesinlikle müsterih olabilirsiniz değerli arkadaşlarım. Gerek "depo öğretmen" kavramı gerekse de bu tür yığılmalar, şahsen, beni rahat-sız ediyor, sizi de rahatsız etmelidir; öğretmenin deposu olmaz. Öğretmenleri, bir yerde, yığınak halinde bir arada tutup, onları, atıl olarak orada bırakmak; ama, diğer taraftan da, okullarımızın öğretmensizlikten kırılmasına sebep olmak veya bunu savunmak, kabul edilebilir bir mesele değildir.

Ben, bu vesileyle, değerli arkadaşlarıma, şunu, tekrar ifade etmek istiyorum: Eğer, biz, Türkiye'de öğretmen dağılımını adil bir şekilde yapabilirsek, olması gerektiği şekilde yapabilirsek, öğretmen açıklarını büyük çapta önlemiş olacağız; ama, belli branşlarda açığımızın olduğu kesindir. Bunların başında da İngilizce ve bilgisayar öğretmenliği gelmektedir. Bunlarla ilgili olarak da, ekstradan 9 000 yeni öğretmen ataması yapacağımızı bir kez daha tekrarlamak istiyorum ve bana bu açıklamaları yapma fırsatı verdiği için, değerli Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Vedat Melik'e huzurlarınızda teşekkür ediyorum ve bu vesileyle, eğer bir daha huzurunuza çıkma şansım olmazsa, gelecek ramazan bayramınızı da tebrik ediyorum, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Şanlıurfa ilinin eğitim sorunları nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 19. Birleşim tutanağı, 18 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2003-11-18-sanliurfa-ilinin-egitim-sorunlari-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
