# Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 28 Ocak 2004
- **Gündem:** YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞ.YAPI.HK.(SS.355)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-01-28-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-deg-yapi-hk-ss

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 28 Ocak 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞ.YAPI.HK.(SS.355)); konuşma 861 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tekirdağ Milletvekili Sayın Erdoğan Kaplan'ın, köy enstitülerinin kapandığı tarih olan, daha doğrusu, köy enstitülerinin, ilköğretmen okullarına dönüştürülmek üzere kapandığı tarih olan 27 Ocak 1954 tarihi münasebetiyle, bu yıldönümü münasebetiyle yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum; yüce Heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Ben, öncelikle, köy enstitülerinin kuruluşunda büyük hizmetleri geçen, dönemin Millî Eğitim Bakanları olan, yani, benim seleflerim konumunda olan Saffet Arıkan'ı, Mustafa Necati'yi, Hasan Âli Yücel'i ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç'u burada rahmetle yâd etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, kurumlar ihtiyaca göre kurulur; kurumlar da tıpkı insanlar gibi doğar, gelişir, büyür ve işlevlerini yitirdikleri zaman onların da hayatiyeti, ömrü sona erer; tıpkı devletlerin, tıpkı imparatorlukların hayatlarında olduğu gibi. Hayatta büyük bir dinamizm hâkimdir, en büyük dinamizmin yaşandığı alanlardan birisi de eğitimdir.

Köy enstitüleri, sayın milletvekilimizin de ifade ettiği gibi, yüzde 80'i köyde yaşayan, yüzde 80'i köylü olan bir toplumun eğitim ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuş olan okullardı; köy çocuklarını, köylü çocuklarını alarak bu okullarda eğitiyorlardı; onları, öğretmen, eğitmen, sağlık memuru veyahut ebe, hemşire olarak, tekrar, köyde hizmet etmek üzere gönderiyorlardı. 1937-1939 yılları arasında, aslında, köy enstitülerinden önce, köy ilköğretmen okulları 4 yerde açıldı. Bu uygulamanın iyi sonuçlar verdiği anlaşıldıktan sonra, 17 Nisan 1940 yılında çıkarılan 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunuyla bu enstitüler Türkiye çapında kurulmaya başlandı. 1940 yılında 14 tane, 1941'de 2 tane, 1942'de 2 tane, 1944'te 2 tane ve 1948'de de 1 tane olmak üzere, toplam 21 tane köy enstitüsü kurulmuştur.

Bu köy enstitülerinden önemli bir kısmı daha sonra -yani 1954'teki kapanmadan sonra- ilköğretmen okullarına dönüştürülmüştür. Erzurum-Ilıca'daki köy enstitüsü kapatılmıştır. 2003 yılında, bizim dönemimizde, Ilıca'daki eski köy enstitüsü, anadolu öğretmen lisesi olarak tekrar açılmıştır. Son açılan, 1948 yılında açılan köy enstitüsü, Van'ın Muradiye İlçesindeki, şu andaki adıyla Alpaslan Anadolu Öğretmen Lisesidir; o zaman Van-Erciş Köy Enstitüsüydü, benim de mezun olduğum okuldur. Bu okullarımız, gerçekten, zamanında, önemli bir ihtiyacı karşılamıştır; ama, daha sonra... Tabiî, ben bu konuda Sayın Kaplan'a katılmıyorum; mutlaka, köy enstitülerinde, çok güzel hizmetlerin yapıldığını kabul ediyorum. Sayın Başbakanımız bizatihi bana verdiği bir talimatla -ki Sayın Başbakanımız bunu bir Ulusa Sesleniş konuşmasında da dile getirdi- köy enstitüleri uygulamasından bugün için çıkaracağımız dersler nelerdir; köy enstitüleri uygulamasından bugüne taşıyabileceğimiz, bugün yararlanabileceğimiz unsurlar nelerdir şeklinde bir araştırma yapılmasını istedi. Nitekim, arkadaşlarıma verdiğim bir talimatla, köy enstitüleriyle ilgili olarak, çıkmış bütün yasalar, bütün yönetmelikler ve uygulamalar, arkadaşlarım tarafından inceleniyor. Bugün için buradan çıkarabileceğimiz dersler varsa, bu dersleri çıkaracağız. Bugüne uyarlanabilecek uygulamalar varsa, onları bugüne taşıyacağız; ancak, takdir edersiniz ki, o gün yüzde 80'i köylü olan, o gün yüzde 80'i köyde oturan Türk toplumu ile bugün yüzde 70'i şehirde yaşayan, yüzde 30'u köyde yaşayan Türk toplumu aynı toplum değildir; ihtiyaçları tamamen farklılaşmıştır. O gün, ortaokulu bitiren insanlar öğretmen yapılıyordu; bugün, öğretmenlerimizin, artık, mutlaka lisans mezunu olması gibi bir mecburiyet getirilmiştir. Hatta, bu bile yetmez; öğretmenlerimizin lisansüstü eğitim yapmaları, mastır yapmaları tarafımızdan arzu edilmektedir.

Onun için, köy enstitülerini eski formatında, eski yapısında, olduğu gibi bugüne taşımak, onları, bugün, tekrar, olduğu gibi diriltmek mümkün değildir, gerek de yoktur, buna ihtiyaç da yoktur. Ancak, köy enstitüleri pratiğinden bizim çıkaracağımız biryığın ders vardır.

Nitekim, bildiğiniz gibi, Tarım Bakanlığımız tarafından başlatılan bir proje vardır. "1 000 köye 1 000 tarımcı" adıyla başlatılan bu projeye, biz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak da destek veriyoruz. Köylerimize gönderdiğimiz tarımcı arkadaşlarımızın, ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin, aynı zamanda, köydeki köy okulunda okuyan çocuklarımızı bilgilendirmesi; bilgilerini, birikimlerini, özellikle tarımın pratiğiyle ilgili bilgilerini onlarla paylaşmaları; Millî Eğitim Bakanlığına ait olan, özellikle, YİBO ve PİO'larda, uygulamalı alanlarda çocuklarımıza tarım bilgisi vermeleri bizim hedeflediğimiz bir şeydir. Tarım Bakanlığıyla, önümüzdeki günlerde, bununla ilgili olarak bir proje imzalayacağız.

Değerli arkadaşlarım, öğretmen yetiştirme, öğretmen eğitimi, dün olduğu gibi bugün de toplumumuzun gündemindedir, en önemli olan konuların başında gelmektedir. Biz de, hükümet olarak, bu meseleye son derece önem veriyoruz; ama, dediğim gibi, kurumların varlığını, kurumların açılmasını ihtiyaçlar ve günün şartları belirler. 1954 yılında, yine, eğitimciler tarafından, köy enstitüleri, politize edildiği için, belli ideolojilerin temerküz ettiği, merkezleştirdiği mekânlar haline getirildiği için kapatılmıştır. Burada, aslında, eğitimcilerin de bu sonuçtan ders çıkarmaları gerektiğini düşünüyorum.

Sayın Kaplan'ın, özellikle bugünkü Millî Eğitim Bakanlığından söz ederken, sözü, yine, döndürüp dolaştırıp Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarına getirmesiyle ilgili olarak da bir iki şey söylemek istiyorum. Sayın Müsteşar, sözü edilen televizyon programında "siz milliyetçi misiniz" sorusu sorulduğu zaman, Yahya Kemal'in verdiği bir cevabı nakletmiştir ve şunu söylemiştir: "Yahya Kemal 'siz bir şeyci olursanız, kendinizi onun dışında bırakırsınız, ona sempati duyarsınız; halbuki, ben, Türk millî hayatının bir unsuruyum, ayrılmaz bir bireyiyim, ferdiyim'demiştir." Sayın Müsteşar, bunu, özellikle vurgulamıştır. Aksi takdirde "ben milletimi sevmem, ben vatanımı sevmem, ben milletimin menfaatı için çalışmam, dolayısıyla ben milliyetçi değilim" şeklinde bir ifade kesinlikle kullanmamıştır.

AHMET ERSİN (İzmir) - "Ümmetçiyim" demiş mi?!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Öte taraftan, ümmetçilik meselesine gelince "ben bir dinin mensubuyum, bir inancın mensubuyum, eğer bundan..."

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Hepimiz o inancın sahibiyiz, biz de Müslümanız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade eder misiniz... Müsaade edin, ben söyleyeyim. Ben sizi dinledim, sözünüzü kesmedim Sayın Kaplan, lütfen dinleyin.

ERDOĞAN KAPLAN (Tekirdağ) - Sayın Bakanım, biz de Müslümanız. Müslümanlık sadece size mi ait?!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, siz Müslüman değilsiniz diyen mi oldu, böyle bir itirazda mı bulunduk?!

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değ.yapı.hk.(ss.355)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 28 Ocak 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-01-28-yatirimlarin-ve-istihdamin-tesviki-ile-bazi-kanunlarda-deg-yapi-hk-ss (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
