# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-2

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.152 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 10 dakikalık süre içerisinde, değerli milletvekillerinin sordukları sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Öncelikle, Sayın Haluk Koç'un "Anayasaya aykırılığı ortada iken" ifadesine cevap vermek istiyorum. Doğrusu, ben, bu tasarının neresinin Anayasaya aykırı olduğunu bilmiyorum; eğer, kendisinin bildiği bir yer varsa... Çünkü, komisyonda da "biz size söylemeyeceğiz; ta ki, Anayasa Mahkemesine götürdüğümüz zaman geri dönsün" demişlerdi. Doğrusunu isterseniz, biz bunları samimiyetle bağdaştırmıyoruz.

HALUK KOÇ (Samsun) - Bunlar teknik konular Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, Anayasanın 130 uncu maddesi ortadadır değerli milletvekilleri; deniliyor ki "yükseköğretime giriş kanunla düzenlenir."

2547 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde bir değişiklik yapıyoruz; bunun neresi Anayasaya aykırı? Anayasaya aykırı taraf şuymuş: Yine Anayasada deniliyor ki "üniversitelerin, Türk yükseköğretiminin planlanması görevi YÖK'e verilmiştir." Evet, doğru; ama, bu planlamadan kasıt şudur değerli milletvekili arkadaşlarım: Türkiye'nin neresinde, ne kadar üniversite kurulacak, hangi fakülteleri olacak, hangi bölümler bunlara bağlı olacak; Türkiye'de, hangi alanda, hangi elemana ne kadar ihtiyaç vardır; hangi üniversitelerde hangi dersler okutulacak meselelerinde Yükseköğretim Kurulu bir planlama yapar. Planlama ile spesifik olarak yükseköğretime girişin düzenlenmesi arasındaki farkı, sanırım Sayın Koç da biliyor, ben de biliyorum. Dolayısıyla, bu konuda ısrar etmiyorum.

Tekrar ifade edeyim; benim söylediğim şudur arkadaşlar: Biz, kesinlikle milleti kandırma hakkına sahip değiliz. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinden, bugün, bu yasa çıkarsa, Sayın Cumhurbaşkanına gönderilirse, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilse bile, tarih olarak, kesinlikle, yetişmemesi için bir sebep yoktur dedim. Bugün aynı şeyi bir kez daha ifade ediyorum; çünkü, bu takvim... Biliyorsunuz, haziran ayının 20'sinde üniversite sınavı vardır. Kaldı ki, ayın 20'sinde yapılan üniversite sınavında, önce öğrencilerin puanları belirleniyor, tercihler ardından yapılıyor. Bu konuda bir problem olmadığını düşünüyorum; bunu ifade etmek istiyorum.

Sayın Aslanoğlu şunu söyledi: "1 900 000 öğrenci ve aileleri açısından vicdanınız rahat mı?" Biz, kesinlikle, vicdanımızın sesine kulak vererek iş yaparız. Ben de, Bakanlar Kurulundaki bütün arkadaşlarım da, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün değerli arkadaşlarım da vicdanen bu problemin halledilmesi gerektiğine inandığı için bu getirilmiştir.

Bir şey daha söyleyeyim; bakın, biz, öğrencileri âdeta gafil avlayan bir yapı getirmiyoruz. Bu sene, üniversite sınavlarında, soru sorma stilinde bir değişiklik yapılmıyor. Geçen yıl üniversite sınavlarında nasıl soru sorulduysa, bu sene yine aynı şekilde soru sorulacak. Öğrencilerin, genel liselerin bütün müfredatından sorumlu olmasıyla ilgili hükmün yürürlük tarihi 2005 yılıdır; yani, 2004-2005 öğretim yılının sonunda yapılacak olan sınavla ilgilidir. Bu sene, soru stili aynı olduğu için, şahsen, bu konuda bir problemin olmadığını düşünüyorum.

Sayın Gazalcı dedi ki: "Efendim, mademki reform değil, niçin buraya getirdiniz?"

Değerli arkadaşlarım, reform kelimesi çok iddialı bir kelimedir. Ben dedim ki, bu bir reform değildir; ama, bu bir restorasyondur. Yani, yükseköğretimde aciliyeti olan bazı konularla ilgili iyileştirmeler, düzenlemeler yapma amacına yönelik bir yasadır. Mesela, kamu yönetimi reformu... İşte, onun adı reformdur. Burada 1 maddelik, 2 maddelik bazı yasalar geldi geçti. Şimdi, onlar reform niteliğinde değil de, geçici bir problemi gidermeye yönelik veyahut da acil bir problemi gidermeye yönelik yasa tasarıları veya teklifleriyse, siz "bu niye reform değil; dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine niçin geliyor" deme hakkına sahip değilsiniz.

Efendim, "meslekî teknik eğitim, nasıl olacak da sayıları artacak?" Şöyle olacak Sayın Gazalcı: Eğer, siz, meslekî ve teknik eğitime devam eden öğrencilerin önünü açarsanız, bu çocuklarımız "ben, meslekî teknik eğitim öğretim kurumlarından birine gittiğim zaman bir mesleğim olacak; bana üniversite kapısı da kapalı değil, yükseköğretim imkânım da olacak" düşüncesinde olduğu zaman, işte, tıpkı geçmiş yıllarda nasıl ki yüzde 43'e kadar vardıysa, bundan sonra çok daha öteye gidecektir. Biz, özellikle özendirici tedbirler alıyoruz. Hem meslek elde ederse hem de yükseköğretime gitme şansı elde ederse, bu okullara devam eden öğrencilerimizin sayısında artış olacaktır.

Bugün, değerli arkadaşlarım, bakın, biz bu konuyla ilgili bir bilgi notu hazırladık; bütün milletvekili arkadaşlarımıza göndereceğiz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) - Kanun çıktıktan sonra mı göndereceksiniz Sayın Bakan?!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Burada göreceksiniz, burada listesini göreceksiniz. Türkiye'de öyle ticaret lisemiz vardır ki, 2 öğrencisi kalmıştır. Sıfır öğrencisi olan liselerimiz vardır. Tabiî ki biz bunu kapatmak zorunda kalıyoruz. Bugüne kadar 226 tane meslekî ve teknik eğitim okulumuz kapatılmıştır; 90 küsur tanesi başka türlü okullara, başka türlü eğitim kurumlarına dönüştürülmüştür.

Şunun, bir kere kesinlikle altını çizmek istiyorum değerli arkadaşlarım: Meslekî teknik eğitimde, bugün, 10 000 dersliklik bir kapasite fazlası vardır; yani, atıl kapasite vardır, 10 000 derslik boş durmaktadır; ama, genel liselerimizin de 12 000 yeni dersliğe ihtiyacı vardır. Bu, size bir şey anlatmıyor mu değerli arkadaşlarım? Meslekî teknik eğitimde 10 000 derslik -bakın, derslik- boş, atıl durumda.

Meslekî ve teknik eğitime öğretmen olmak üzere teknik eğitim fakültelerinden mezun olan adaylar bana geliyorlar, "bizi niçin tayin etmiyorsunuz" diyorlar. Şimdi, eğer öğrenci yoksa, eğer yeni okullar açmıyorsanız, yeni sınıflar açmıyorsanız, bu konuda istihdam yaratmanız, öğretmen atamanız mümkün müdür?!

Dolayısıyla, biz, aslında, 16 ncı Millî Eğitim Şûrasının da gereğini yerine getiriyoruz değerli arkadaşlarım. 16 ncı Millî Eğitim Şûrasında alınan kararla, Türkiye'de meslekî ve teknik eğitimin yüzde 65'e çıkarılması hedef olarak gösterilmiştir. Evet, zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılmıştır şeklinde bir tavsiye kararı alınmıştır; ama, şunu, memleketin gerçeklerini gözönünde bulundurmak zorundayız. AK Partinin programında zorunlu eğitimin 12 yıla, hedef olarak, çıkarılacağı zaten ifade edilmiştir; ancak, bu, bir imkân ve zaman meselesidir. 8 yıllık kesintisiz eğitim henüz tam anlamıyla rayına oturmadı. 630 000 öğrenciyi taşıdığımızı, 32 000 araçla 28 000 yerleşim biriminden 5 000 yerleşim birimine taşıdığımızı ve bunun da maliyetinin yılda 300 trilyon olduğunu biliyor musunuz?..

Şimdi, bütün bu gerçekler ortadayken... Tabiî, eliniz taşın altında olmadan, bu işin sorumlusu olmadan, elbette, buna, siz, gerekli cevabı veremezsiniz. Çok şey isteme hakkına sahip olabilirsiniz muhalefet olarak; ama, İktidar olarak, biz, bu ülkenin kaynaklarını, yurt dışından elde ettiğimiz kredileri ve hibeleri en iyi şekilde değerlendirerek, biraz önce Abdulkadir Beyin de çizdiği o tabloyu daha yukarılara, daha yukarılara çekmeye çalışıyoruz. Seksen yılda birikmiş olan kronik problemlerin hepsini, eğer, siz, birbuçuk yıllık İktidarımıza yüklerseniz, bunun insafla bağdaşır tarafı olmaz değerli arkadaşlarım.

Şimdi, Sayın Gazalcı diyor ki: "Efendim, sizi destekleyenlerle ilgili bir belge var mı elinizde?" Peki, desteklemeyenlerle ilgili bir belge var mı?

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Var, var!.. İşte, var!..

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Hayır, şunu söyleyeyim: Bakın, değerli arkadaşlarım, ben size dedim ki, bana binlerce e-mail geliyor. Gazeteleri açarsanız, destekleyenleri de görürsünüz desteklemeyenleri de, köstekleyenleri de görürsünüz taraftar olanları da görürsünüz. Dolayısıyla...

HASAN ÖREN (Manisa) - Geleceğini garantiye almak isteyen e-mail gönderiyor size.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Arkadaşlar, bu kısır tartışmaları bir tarafa bırakalım.

Şimdi, Sayın Tomanbay diyor ki: "Bir etik kurul getirmişsiniz; bu, bilimsel intihallerle, yani çalmalarla ilgili olarak işleyecek; peki, üniversiteden bilgisayar çalan, şunu yapan, bunu yapan yerinde mi kalacak?" Sayın Tomanbay, zaten disiplin yönetmeliğinde onun karşılığı var; yüz kızartıcı suç işleyen insanların tabi olacağı muamele ve göreceği ceza bellidir. Bu getirilen kurul, bir akademik kuruldur, akademik etik kuruldur. Bunu, lütfen, disiplin cezalarını yürütecek olan diğer kurullarla karıştırmayalım.

"Sizin kadrolarınız arasında bilimsel intihal yapmış kimse var mı? Eğer bu ortaya çıkarsa şunu bunu yapar mısınız?" Eğer bizim kurullarımızda, benim Bakanlığımda veya benim sorumluluk alanımda böyle bir eleman tanıyorsanız, lütfen, bunu ifşa edin, bize yazın; biz de gereğini yerine getirelim.

Süre doldu mu Sayın Başkan?

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
