# Gençlik üzerinde yapılan araştırmalarla ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 7 Haziran 2005
- **Gündem:** GENÇLİK ÜZERİNDE YAPILAN ARAŞTIRMALARLA İLGİLİ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-06-07-genclik-uzerinde-yapilan-arastirmalarla-ilgili

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 7 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GENÇLİK ÜZERİNDE YAPILAN ARAŞTIRMALARLA İLGİLİ); konuşma 1.212 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Sayın Berhan Şimşek'in yapmış olduğu gündemdışı konuşmaya cevap vermek üzere huzurlarınızda bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Şimşek, gençlikle ilgili yapılmış olan bir araştırmayı Meclis gündemine taşıyacağını beyan ederek söz talep etti ve burada konuşmasını yaptı; ama, genel olarak, hükümet icraatlarıyla ilgili bir değerlendirme yaptı; bu değerlendirmeye de ayrıca cevap vereceğim.

Gençliğin problemlerini, Meclis olarak, sorumlu konumda olan insanlar olarak bizim ele almamız, milletvekillerimizin bu konuya önem vermesi, şüphesiz ki, takdir ettiğimiz, olması gereken, daha çok gündeme getirilmesi gereken bir meseledir. Ülkemizde genç bir nüfus var; 70 000 000 nüfusumuzun neredeyse 50 000 000 fazlası genç diyebileceğimiz bir nüfustur ve bu da, ülkemizin en büyük zenginliğidir. Biz, daima, bununla gurur duyarız, bununla iftihar ederiz.

Sayın Şimşek'e katılıyorum; gençliğin meseleleri önemlidir, gençliğe daha çok ilgi göstermemiz lazım, gençliğin psikolojik problemleriyle, ekonomik problemleriyle, her türlü meselesiyle bizim daha yakından ilgilenmemiz gerekiyor. 20 000 000 çocuk ve gencin eğitiminden sorumlu bir bakan olmam hasebiyle de, bunun ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilenlerdenim. Ancak, Sayın Şimşek, tabiî, gençlerimizin işsizliğinden söz etti. Türkiye'deki birçok gencin iş bulamamasından dolayı ciddî sıkıntılar çektiğini, o söylemese de, birileri söylemese de biz biliyoruz zaten; ama, değerli milletvekilleri, şunu gözardı etmememiz lazım. Biz iktidara geldiğimizde, Türkiye'de, ciddî manada, siyasî olarak istikrarsız bir hava vardı, ekonomik olarak çok ciddî bir istikrarsızlık vardı, bütün ülke yarınlarından, geleceğinden ümitsiz bir halde yaşıyordu; ama, Türkiye'de siyasî istikrar temin edilmiştir, ekonomik istikrar temin edilmiştir. Eğer, devlet kadrolarına birçok insanı alarak iş sahibi yapmaktan söz ediyorsak, bütün üniversiteli gençlerin, üniversite mezunlarının veya meslek liselerinden mezun olan gençlerin, vasıfsız gençlerin devlet kadrolarına alınarak bunların iş sahibi yapılması Türkiye açısından da mümkün değildir; dünyanın hiçbir yerinde de, bu kadar geniş bir nüfusu devlet kadrolarına almanın mümkün olmadığını herkes biliyor.

Gençleri iş sahibi yapabilmemiz için ekonomiyi rayına sokmamız gerekiyordu. Bugün, döviziyle, faiziyle, borsasıyla ekonomi son derece stabil bir hale getirilmiştir, dengeler yerine oturmuştur ve Türkiye'de yatırım yapmak açısından, gerek yerli yatırımcıların gerekse yabancı yatırımcıların güvenli buldukları, istikrarlı buldukları bir ortam oluşmuştur ve ülkemizin dört bir yanında da bu yatırımlar yapılmaktadır. Yabancı sermaye, Türkiye'yi, artık, yarınları belli olmayan, bir haftası, bir ay sonrası belli olmayan istikrarsız bir ülke olarak görmüyor, aksine, yatırım yapılması için cazibe alanı olarak değerlendiriyor ve yatırımlar gelmeye başladı. Dolayısıyla, gençliğe yapılabilecek, gençliğin ekonomik sorunlarına çare bulmak, onlara iş bulmak amacıyla yapılabilecek en önemli mesele budur. Kısa vadeli palyatif tedbirlerle, 3 gence, 5 gence, 1 000 000 gence bile iş bulmak, aslında, meseleyi çözmüyor. Eğer, bu salonun içerisindeki oksijenin miktarını artırırsak, herkese yetecek kadar bu salonun oksijen miktarını artırırsak hepimiz rahat nefes alırız. Aksine, burada oksijen miktarı azalmışken, birkaç insanın ağzına eğer oksijen tüpü dayayarak onlara sunî teneffüs yaptırırsanız, üç beş kişi rahat nefes alır, diğerleri boğulur. Ülkenin dört bir yanında ben il gezilerine gittiğim zaman, gençler geliyorlar "Sayın Bakanım, bizi ne zaman atayacaksınız, bizi ne zaman devlet kadrolarına alacaksınız" diye soruyorlar.

Değerli milletvekilleri, hepiniz çok iyi biliyorsunuz, Türkiye'de, şu anda, 2 700 000 civarında kamu çalışanı var. Bu kadroları çok fazla şişirmek, aslında, popülist yaklaşım içerisinde olan hükümetlerin yapabileceği bir şeydir. Eğer, biz, halka, popülist yaklaşımlarla, şirin görünmek için, devlet kadrolarına gerekli gereksiz, verimli verimsiz insanları doldurursak, bu, Türkiye'nin geleceği açısından anlamlı olmaz. Artık, hizmet sektöründe özellikle dört alanda, devlet, personel alıyor, bunları atamaya devam ediyor. Eğitim alanında, sağlık alanında, adalet alanında ve güvenlik alanında, devlet, şu anda, Türkiye'de gereken personeli alıyor. Hâkimi, savcıyı alıp, atıyor; öğretmenini alıyor, atamasını yapıyor. Öte taraftan, polisin atamasını yapıyor, güvenlik güçleriyle ilgili olarak personel ihtiyacı neyse bunu karşılıyor; ama, artık, KİT'ler yavaş yavaş özelleştiriliyor -doğrusu da budur- bunların özelleştirilmesiyle birlikte bütçenin üzerindeki kamburlar da yavaş yavaş ortadan kalkıyor.

Eğer biz böyle yaparsak, popülist davranmazsak, ekonominin, ekonomi biliminin gereklerini, gerçekten, popülist yaklaşımları bir tarafa bırakarak, aklın gereği neyse onu yaparak, rasyonel yaklaşımlarla yaparsak, Türkiye düze çıkar ve yarınlarda çocuklarımız, gençlerimiz rahat eder. Aksi takdirde, basarsınız parayı, alırsınız personeli ve bunlara o maaşları ödersiniz; ama, Türkiye, işte, 2000'li yıllarda geldiği noktaya gelir.

Ben bunları ifade ettikten sonra, Sayın Şimşek'in, özellikle kadrolaşmayla ilgili iddialarıyla ilgili de bir iki şey söylemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidara geldiğimizden beri en fazla atama Millî Eğitim Bakanlığında yapılmıştır. Bakın, Millî Eğitim Bakanlığında, sadece, kadrolu ilk atama olarak, 58 000 öğretmenin ataması bizim dönemimizde yapılmıştır. Bütün kamuda 76 000 falan değil -Berhan Bey bunu da yanlış biliyor- bütün kamuda atanan personel sayısı bundan çok daha fazladır; çünkü, sadece, 72 000 küsur kadro eğitime tahsis edilmiştir. Bunun bir kısmı yükseköğretim kurumlarına verilmiştir. Sadece Sağlık Bakanlığında atanan personel sayısı 20 000'in üzerindedir. Dolayısıyla, bunların toplamı 76 000'in çok daha üzerindedir. Niçin; şimdi, Van'ın Bahçesarayında, Hakkâri'nin Şemdinlisinde veya Adıyaman'ın Gergerinde, Artvin'in Ardanuçunda, eğer sağlık memuru yoksa, hemşire, ebe yoksa, oraya da insanlar kolay kolay gitmiyorsa, Sağlık Bakanlığı, çakılı kadro diye bir kadro getirmişse, 13 000 kişiyi doğu ve güneydoğuya, Ortaanadolu'nun mahrum bölgelerine göndermişse ve bunu yaparken de sınavla bunu yapmışsa, kesinlikle mülakatla yapmamışsa, allahaşkına, bunun neresi kadrolaşma?!

Bakın, ben, size, tekrar, buradan, altını çizerek ifade ediyorum: Millî Eğitim Bakanlığının yaptığı öğretmen atamalarında, eğer bir tek kişiyle ilgili olarak, iltimas anlamına gelebilecek veyahut da partizan kadrolaşma anlamına gelebilecek bir tek örnek görebilirseniz, ben, şu Mecliste, milletin huzurunda sizden özür dileyeceğim; ama, değilse, bu iddialarınızdan dolayı sizin özür dilemeniz lazım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Ben, teke tek görüşmeye razıyım Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, başka bir şey daha söyleyeyim: Biz, usta öğretici atıyoruz halk eğitim merkezlerinde çalıştırmak üzere. Öte taraftan, anaokullarında, anasınıflarında ders vermek üzere anaokulu öğretmeni tayin ediyoruz. Bunların atamalarının nasıl yapıldığını bütün milletvekili arkadaşlarım çok iyi biliyorlar; vekil öğretmenlerin atamalarının nasıl yapıldığını herkes çok iyi biliyor; ki, bunlar geçici kadrolardadır.

Değerli arkadaşlarım, gelelim yönetici atamalarına: Sayın Başbakanımız Uludağ'daki konuşmasında gayet net bir şekilde ortaya koydu. Biz, atadığımız yöneticileri, bir başka ülkeden, bir başka gezegenden ithal ederek atamıyoruz. Bu ülkenin yasalarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre, yasalar ve Anayasa çerçevesinde, ataması yapılmış, belli yerlere gelmiş olan insanları, biz, getiriyoruz ve bunları…

NURETTİN SÖZEN (Sivas) - Üçlü kararnameyle atıyorsunuz...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Evet, üçlü kararnameyle atıyoruz. Biz nasıl atama yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Her hükümetin, halkın iradesiyle, milletin iradesiyle, demokratik bir prosedür sonucu demokratik bir süreçten geçerek seçilmiş olan her hükümetin, kendi kadrosunu kurarak -ama, kendi kadrosu derken, teknik anlamda yeterli, bilgi, birikim, donanım açısından yeterli olan kadroları işbaşına getirerek- o insanları çalıştırarak başarmak gibi bir mecburiyeti vardır. Ben, defalarca söyledim, burada, bu Mecliste söyledim; bazı CHP'li arkadaşlarım kalkıp, burada, kadrolaşmadan söz ettiler ve ben, onlara mertçe dedim ki: Size bir şey sorayım. Diyelim ki, siz iktidara geldiniz -ve bir arkadaşımın ismini vererek söyledim. Ben, burada, bunu tekrarlamak istemiyorum- mertçe söyleyin, benim getirdiğim, şu anda müsteşarlığa getirdiğim insanla çalışacak mısınız, benim getirdiğim müsteşar yardımcısıyla çalışacak mısınız, benim getirdiğim genel müdürle çalışacak mısınız? Nitekim, o arkadaşlar da "evet, çalışacağız" demediler, demiyorlar da.

Kusura bakmayın; yani, bu, başkası için âdet de bizim için kabahat mi?! (AK Parti sıralarından alkışlar) Yani, kendi kendimizi kandırmanın anlamı yok.

Tekrar söylüyorum arkadaşlar; bizim atamasını yaptığımız bütün insanlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin vatandaşlarıdır. Bu insanların, zaten, atamaya mâni eğer bir suçları varsa, aldıkları bir ceza varsa, bunu teklif dahi edemezsiniz. Vekâletle bir insanın bir görevi icra etmesi de, bizim Hükümetimizin icat ettiği, bizim Hükümetimiz tarafından uygulamaya başlanmış olan yeni bir uygulama değildir. Yıllardan beridir, bazı görevleri insanlar asaleten yaparlar…

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Gençlik üzerinde yapılan araştırmalarla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 7 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-06-07-genclik-uzerinde-yapilan-arastirmalarla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
