# Ermeni terörü ve misakımilli hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim
- **Tarih:** 26 Ocak 2006
- **Gündem:** ERMENİ TERÖRÜ VE MİSAKIMİLLİ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2006-01-26-ermeni-teroru-ve-misakimilli-hakkinda

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 26 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ TERÖRÜ VE MİSAKIMİLLİ HAKKINDA); konuşma 1.509 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan yasa tasarısıyla ilgili olarak görüşlerini beyan eden değerli milletvekili arkadaşlarımız, yasa tasarısının dışında her şeyi burada ifade ettiler; kendilerine teşekkür ediyoruz.

Ben, burada bir iki hususa açıklık getirmek istiyorum. Özellikle, iki şeyi çok önemsiyorum. Bir konuşmacımız, Sayın Kepenek, dedi ki: "Bu bakanlığın, Sayın Bakanın, hükümetin, eğitimle ilgili bir felsefesi var mıdır, bir ufku var mıdır; biz bunu anlamadık."

Sayın Kepenek, şunu söyleyeyim: Biz, evet, o felsefeye sahibiz. O felsefe bizim parti programımızda var, o felsefe bizim hükümet programımızda var, acil eylem planımızda var ve o felsefe paralelinde de birçok icraat yapılmıştır. Belki, zatıâlinizin bundan haberi yoktur.

Arkasından, Sayın Erbatur dedi ki: "Çağdaş, aktif eğitim modeli ne zaman yürürlüğe sokulacak?"

Bakın, hemen şunun altını çizmek istiyorum: Dün Yükseköğretim Kuruluyla birlikte, eğitim fakültelerindeki öğretim üyelerimizle birlikte bir toplantı yaptık. Bu, bir paylaşım toplantısıydı. Orada esas konu şu idi: Millî Eğitim Bakanlığı, malumunuz, müfredatı değiştirdi. Bu müfredat paralelinde öğretmen yetiştirilmesi gerekiyor. Orada, Yükseköğretim Kurulunun yöneticileri de vardı ve bu müfredatın felsefesi, bu müfredatın çağdaş yaklaşımı, bütün üniversite öğretim üyeleri tarafından, özellikle,. meseleden derinlemesine haberdar olan öğretim üyeleri tarafından, sayın YÖK yöneticileri tarafından, OECD tarafından, Dünya Bankası tarafından, Avrupa Birliği tarafından, yerli-yabancı bütün otoriteler tarafından tespit edilmiştir, kabul edilmiştir ve Türkiye'de bununla ilgili yaptığımız incelemeler, müfredatın uygulanmasıyla ilgili olarak yaptığımız bütün anketlerden de, gerek öğretmenlerimizin gerek velilerimizin gerekse öğrencilerimizin bu çağdaş yöntemi, bu çağdaş müfredatı benimsediklerini, kabul ettiklerini ve sizin sözünü ettiğiniz çağdaş, aktif eğitim modelini sorgulayıcı, öğrenci merkezli eğitimi kabul ettiklerini ve bunun son derece olumlu sonuçlar verdiğini göstermiştir, ortaya koymuştur.

Bu, zaten uygulanmıştır. Şu anda, bakın, daha 2004 yılında başlamış oldukları bu, pilot uygulama olarak uygulanmıştır. Türkiye çapında 120 okulda pilot uygulama olarak uygulanmıştır ve 2005-2006 eğitim-öğretim yılında da bütün Türkiye'de bu uygulanmaktadır, şu anda Türkiye'deki bütün okullarda uygulanmaktadır. Ders kitapları bu paralelde hazırlanmıştır, hazırlanmaktadır. Bunu, sizlerle özellikle paylaşmak isterim. Bazı arkadaşlarımızın bazı şeylerden haberdar olmaması, onların olmadığı anlamına gelmez değerli arkadaşlarım.

Şimdi, bir başka şey…

N. GAYE ERBATUR (Adana) - Sayın Bakan, öğretmen yetiştirmeden müfredata geçiyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin…

Şimdi, değerli arkadaşlar, özel…

N. GAYE ERBATUR (Adana) - Bununla ilgili yetişmiş öğretmen yok hizmetiçi eğitimde.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hizmetiçi eğitimleri de devam ettiriyoruz efendim.

N. GAYE ERBATUR (Adana) - Öğretmen olmadan müfredat olmaz!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Özel öğretim kurumlarıyla ilgili yasa 1965 yılında çıkmış. Bakın, aradan 41 yıl geçti ve köprünün altından çok sular geçti, çok sular aktı. Bunun, bugüne, bugünün şartlarına, bugünkü dünyadaki yaklaşıma göre ele alınması gerekiyordu. Bütün özel öğretim kurumlarının, değerli arkadaşlar, genel öğretim içindeki bütün payı yüzde 1,9'dur, yüzde 2 değildir. Biz, yüzde 98,1 öğrencimize devlet imkânlarıyla, kamu imkânlarıyla eğitim-öğretim yaptırıyoruz ve bu konudaki çabamız, gayretimiz ortadadır. Hükümetimiz son üç yıldır eğitime en büyük payı ayırmaktadır. Dolayısıyla, sanki bütün gayretimiz, bütün emeğimiz özel okullardan yana imiş de, devlet okullarını ihmal etmişiz şeklindeki, aslında, bir suçlamanın, bir ithamın muhatabı biz asla değiliz.

Şimdi, bazı özel öğretim kurumlarına giden öğrenciler veyahut da özel öğretim kurumlarına giden öğrencilere 1 000 YTL destekte bulunulması dün de dile getirildi. Bir sefer, bütün gidecek öğrencilere uygulanacak bir şey değil.

Bir de, arkadaşlar, bir tasarıyı görmeden, bir kanun teklifini görmeden, onun bütün detaylarına vâkıf olmadan onun üzerinde yorum yapmak, bilgi sahibi olmadan hüküm sahibi olmak, peşin hükümlülük demektir. Özel okullar yasası geldiği zaman, bütün maddeleriyle ilgili, değerli muhalefet mensupları, iktidar mensupları zaten görüşlerini söyleyecekler; ama, tabiî, bu konuda yaklaşım farklılığı içerisinde olmamız son derece tabiîdir. Eğer, bu konularda, özellikle bu tür meselelerde, ekonomik meselelere olan yaklaşımda, sosyal politikalara olan yaklaşımda biz zaten farklı görüşlere sahip olmasaydık, biz AK Parti, siz Cumhuriyet Halk Partisi olmazdınız. Bu konuda sizin gibi düşünmüyoruz, bu konuda sizin gibi düşünmediğimiz için de son derece mutluyuz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Bir başka şeye gelelim. Yine, dün, bir değerli milletvekili arkadaşımız dedi ki; benim 21 inci Dönem Meclisinde yaptığım bazı konuşmalardan alıntılar yaptı: Sayın Bakan muhalefet sıralarında otururken böyle söylüyordu, şu anda bakan koltuğunda oturuyor; ne diyor?

Arkadaşlar, ben, muhalefet sıralarında otururken, 21 inci Dönemdeki yaptığım bütün konuşmaları kitap olarak yayımladım. Bakın, bunlar hem tutanakta var, bunlar gizli konuşmalar değil. "Öğretmene kaynak var mı" diye sormuşum.

Bakın, ben size bir şey söyleyeyim. Biz, şu anda -çok yakında, yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, siz değerli arkadaşlarımın huzuruna geliyor- öğretmenlere seyyanen 40 + 40 zam yapıyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, öğretmen maaşlarının 800 000 000 ile 1 milyar arasında olduğunu eğer düşünürseniz, 80 000 000'luk zam yüzde 10'luk bir zam demektir. 2006 yılında enflasyon beklentisi yüzde 5'tir, tahmin edilen enflasyon yüzde 5'tir. Bakın, bütün memurlara yapılan yüzde 5'lik zam öğretmenlere yapılmıştır, artı, ilave olarak 40 + 40 şeklinde seyyanen zam yapılmıştır ve bu, yakında gelecektir.

Bir başka şey; öğretmenlerin ekders ücretlerine, yıllardan beri -son on yıla doğru şöyle bir gidelim- ne kadar zam yapılmıştır? Bakın, enflasyon oranı yüzde 5. Biz, enflasyon oranının kat kat kat kat üzerinde öğretmenlerimizin ekders ücretine zam yapıyoruz ve yakında bunu da getireceğiz. Evet, kaynak vardır ve yapıyoruz. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Şimdi, bir başka şey; özellikle, zaman zaman yanlış anlaşıldığı için -ben bu yanlış anlaşılmayı da düzeltmek isterim- bir milletvekili arkadaşımız sürekli olarak bunu tekrarladığı için, özellikle cevap verme gereği duyuyorum. Efendim, son iki, üç yılda sıfır alan öğrencilerin oranında yüzde 70'lik bir artış olmuştur.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir kez burada bunu izah ettim, bu vesileyle bir kez daha söylüyorum. Bu bir ölçme ve değerlendirme yönteminden kaynaklanıyor; o da şudur: Gerek ÖSYM tarafından gerekse Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından, 2003 yılına kadar, bir öğrencinin ham puanı ne olursa olsun -ister 0,5; 0,4; 0,3; 0,1 bile olsa- değerlendirmeye tabi tutuluyordu ve bundan dolayı, sıfır alan öğrenci sayısı neredeyse sıfırdı; fakat, 2003 yılından itibaren bir karar alındı ve denildi ki: Bundan böyle, ham puanı 0,5 ve altında olanların puanı değerlendirmeye değmez şeklinde ele alınacak ve bunlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Şimdi, her 0,1 aralığında da 10 000 öğrenci var. Eğer biz eski ölçme ve değerlendirme yöntemine dönersek, sıfır alan öğrenci sayısını karşınıza sıfır olarak getirebiliriz. Yani, geçmişte çok azdı da şimdi artmış şeklinde asla bir durum söz konusu değildir. Bunu birkaç kere izah ettim. ÖSYM'nin yaptığı sınavlar için de bu geçerlidir, bizim yaptığımız ortaöğretim kurumları giriş sınavı için de böyledir. Bu, tamamen, teknik bir hesaplama şeklinden kaynaklanmaktadır. Geçmişte iyi olup da bugün kötü olan bir durum yoktur. Bakın, bugün dünden çok iyidir, yarın bundan da daha iyi olacaktır. Hepinizin buna inanmasını istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bakın, özellikle bir şeyin daha altını çizmek istiyorum: Biz, 15 yeni üniversitenin kurulmasıyla ilgili tasarıyı getirdik, hep birlikte destekledik, çıkardık. Üniversitelerimize, üniversite esprisine son derece büyük bir önem atfediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bakın, şu anda, yurt dışında 70 000 evladımız var, 70 000 evladımız yurt dışında eğitim yapıyor. 1980 yılında bütün dünyadaki üniversite öğrencisi sayısı 50 000 000'du, yirmi yıl sonra, 2000 yılında 100 000 000 oldu. Bakın, yirmi yılda yüzde 100 arttı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

Yapılan hesaplamalara göre, 2020 yılında bu sayı 200 000 000 olacak ve bizim yaptığımız demografik hesaplara göre, bakın, şu anda, 1 900 000 civarında üniversite öğrencisi var, 2023 yılında, cumhuriyetin 100 üncü yılında, Türkiye'deki üniversite öğrenci sayısının, yine, eğer, dünyadaki bu eğilime biz de uyarsak, dünya standartlarını yakalarsak, asgarî 5 000 000 - 6 000 000 civarında olması gerekiyor. Şimdi, bunun hazırlığını yapmak zorundayız. Hiçbir hazırlık yapılmamıştır diye ifade edildi. Bizim hükümetimiz döneminde, son zamanlarda kurulanlarla birlikte 80 adet fakülte ve yüksekokul -bakın, meslek yüksekokulu değil- 4 yıllık lisans eğitimi yapan fakülte ve yüksekokul kurulmuştur; 46-47 tanesiyle de ilgili olarak işlemler devam ediyor. Bu altyapı değildir de… İlkokul kurmaktan söz etmiyorum; fakülte ve yüksekokul kurmaktan söz ediyorum. Bunun bilinmesini istiyorum.

Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Yücesan, Eskişehir'deki ilköğretim yatırımlarıyla ilgili olarak bazı ifadeler kullandı. Biz, 2005 yılı içerisinde, kamu kaynaklarından Eskişehir İlimize 21 trilyon 100 milyarlık yatırım yapmışız ve raylı sistemlerle ilgili olarak da -Sayın Milletvekilimizin bilmesini istiyorum- İstanbul, Eskişehir, Erzincan ve Sivas İllerinde olmak üzere 4 ilimizde, raylı sistemlerle ilgili olarak eğitim-öğretim faaliyeti başlamıştır. Bunu da, buradan, sizlere duyuruyorum.

Ayrıca, Eskişehir'deki halk eğitim merkezi müdürünün atamasıyla ilgili bir usulsüzlük olduğu ifade edildi. Değerli arkadaşlarım, hiçbir usulsüzlük yok. Komisyon tarafından yapılan elemeler, sınavlar sonucu ilk 5'e giren adaylar Sayın Valiye takdim edilir, Sayın Vali tarafından birinin ataması yapılır. Halihazırda halk eğitim merkezi müdürlüğüne atanan şahıs, bu 5 kişi arasında olduğu için atanmıştır. Bu konuyla ilgili herhangi bir problem yoktur.

Arkadaşlarımın dile getirdikleri bazı hususlarla ilgili detaylar var; ama, ilgili zamanlarda onlara da gerekli cevapları vereceğim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) - Ders kitabı…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ders kitabıyla ilgili olarak, Sayın Sür'ün sorularına, ben, burada cevap verdim. Daha sonra…

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Yine, aynı şeyler…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, burada cevap verdim, bu kürsüde cevap verdim. Biz, ders kitaplarını büyük bir incelikle, titizlikle hazırlıyoruz. Özellikle…

ORHAN SÜR (Balıkesir) - Kuvayı Milliyeyi yanlış yazıyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, ben… Sayın Sür, bakın, size cevap verme konumunda olmayan bürokratları, siz, okuduklarını anlamamakla suçladınız. Bu arkadaşlarım, okuduklarını sizin kadar anlıyorlar, sizden iyi anlıyorlar.

Saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Ermeni terörü ve misakımilli hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2006-01-26-ermeni-teroru-ve-misakimilli-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
