# 6/148,151,160,174,175,189,194,200,202,203,206,207,208,209,210,211,212,213,214,215,216,217,218,219,220,221,222,223,224,225,226,227,237,241,263,285,301,303,306,308)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ocak 2008
- **Gündem:** 6/148,151,160,174,175,189,194,200,202,203,206,207,208,209,210,211,212,213,214,215,216,217,218,219,220,221,222,223,224,225,226,227,237,241,263,285,301,303,306,308)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-01-15-6-148-151-160-174-175-189-194-200-202-203-206-207-208-209-210-211-212

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 15 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 6/148,151,160,174,175,189,194,200,202,203,206,207,208,209,210,211,212,213,214,215,216,217,218,219,220,221,222,223,224,225,226,227,237,241,263,285,301,303,306,308)); konuşma 2.455 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekili arkadaşlarımızın sormuş oldukları sözlü soru önergelerine daha önce bildirildiği üzere, Meclis Başkanlığına yazılı olarak müracaatım üzerine bildirildiği üzere cevap vermeye çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, Sayın Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in Antalya’nın Akseki ilçesinde bir çok programlı lise oluşturulması üzerine bir sorusu var. Genel lise ve bazı meslek liselerinin birleştirilerek çok programlı lise hâline getirildiği, bunların ayrı ayrı olmasının faydalı olacağı yönünde bir sorusu var.

Bu ilk defa Akseki ilçemizde uygulanmış olan bir uygulama değildir. Türkiye’de toplam dört yüz yetmiş üç çok programlı lisemiz var. Bu aslında kaynakların israf edilmeden kullanılmasına yönelik doğru bir yaklaşımdır. Bir ilçemizde kız meslek lisesi programlarına devam eden 30 öğrenci, genel liseye devam eden 50 öğrenci, Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü bünyesindeki bir programa, bakıyorsunuz 25 öğrenci, Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğüne bağlı 50 öğrenci şeklinde bölünmeler oluyor. Bunların hepsini ayrı ayrı bir okulda, ticaret lisesinde, kız meslek lisesinde, endüstri meslek lisesi veya genel lisede toplamak aslında öğretmen açısından, fiziki mekânların kullanılması açısından bir kaynak israfı doğuruyor. Dolayısıyla, bunların birleştirilerek çok programlı lise adı altında toplanması doğru bir yaklaşımdır. Bundan sonra da bunlar bu şekilde devam edecektir. Zaten, ortaöğretimimizi yeniden yapılandırırken aslında lise çeşitliliğinden ziyade program çeşitliliğini esas alan bir yeni yapılanmaya da gideceğiz. Bunu hem Değerli Milletvekilimizle hem de değerli Meclis üyelerimizle paylaşmak istiyorum.

Sayın İsa Gök Bey’in Mersin’de bir ilköğretim okulunda öğrencilere oruç tutmaları yönünde baskı yapıldığına dair bir sorusu var. Ancak Mersin Valiliğinden alınan cevapta söz konusu ilköğretim okuluna ilişkin iddiayla ilgili olarak İl Millî Eğitim Müdürlüğüne de herhangi bir şikâyetin intikal etmediği, gazete haberinde belirtilen hususların okul yönetimi tarafından yalanlandığı, görevlendirilen ilköğretim müfettişlerince başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen 31/10/2007 tarihli 41023 sayılı Rapor’dan da söz konusu iddianın sübuta ermediği ve yapılacak herhangi bir işleme gerek olmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.

Değerli milletvekili arkadaşlarımız gazete haberlerinden yola çıkarak çoğu zaman sözlü soru önergeleri hazırlıyorlar. Biz aslında bu gazete haberlerini tekzip ediyoruz, ama gazetelerin bu tekzipleri yayınlaması ya uzun bir süre alıyor veyahut da yayınlamıyorlar. Dolayısıyla, bir gazetede bir haberi görür görmez, sözlü soru sorayım diye, önce ben sorayım diye bir insan acele ederse genellikle doğru bir soru sormamış olur. Bildiğiniz gibi doğru cevap almanın ilk şartı soruyu doğru ve yerinde sorabilmektir. Arkadaşlarımın bu konularda hassas olmalarını özellikle istirham ediyorum.

Sayın Muharrem İnce’nin, Sayın, bürokratlarımızdan, Sadettin Sabaz’ın odasıyla ilgili bir sorusu vardır. Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğüne atanmış olan bu arkadaşımız eski müdürün mahkeme kararıyla geri dönmesi sonucu eski odada devam ettiği, gitmediği şeklinde bir sorusu vardır. Zaten Danıştay tarafından Sadettin Sabaz haklı bulunmuştur. Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğüne devam etmektedir. Dolayısıyla eski odasında oturmaya devam etmektedir. Sorunun sorulması da cevabı da aslında anlamsız hâle gelmiştir.

Sayın Kütahya Milletvekili Alim Işık tarafından, Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde bir tıp fakültesinin ne zaman kurulacağı sorusu sorulmuştur. Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde bir tıp fakültesi Bakanlar Kurulu kararıyla… 5/12/2007 26721 sayılı Resmî Gazete’de Bakanlar Kurulu kararı çıkmış, Resmî Gazete’de yayınlanmış ve bu yürürlüğe girmiştir. Böylelikle Dumlupınar Üniversitesine bağlı olarak bir tıp fakültesi şu anda kurulmuş bulunmaktadır ve Yükseköğretim Kurulu ile Bakanlığımız arasında bir yazışma yapılmıştır. Bu tespitler yapıldıktan sonra kadroyla ilgili gerekli işlemler de yapılacaktır.

Sayın Muharrem İnce’nin, benim Plan Bütçe Komisyonunda kullandığım “Uzun süre aynı okulda, aynı pozisyonda görev yapan yöneticiler işletme körlüğü denen bir sıkıntıya düşmektedirler.” ifadesinden yola çıkarak sormuş olduğu bir soru vardır.

Değerli arkadaşlarım, “işletme körlüğü” ifadesi ilk defa benim tarafımdan icat edilmiş olan bir tabir, bir terim değildir, modern yönetim biliminde kullanılan bir ifadedir. Rutin olarak uzun yıllar aynı işi yaparsanız işletme körlüğüne düşersiniz. Buradan hareketle, farklı farklı arkadaşımız sorular sormaktadır. Yalnız, sorunun sahibi olan arkadaşımız özellikle siyasi temsil makamı ile rutin bürokratik işlemlerin yapıldığı makamları birbirine karıştırmıştır. Eğer “uzun yıllar siyasi bir pozisyonda bulunan kişiler oradan gitsinler” şeklinde bir iddiası olursa önce kendi mensup bulunduğu partinin yöneticilerinden birçok kimsenin oradan ayrılması lazım. Bu tutarlı bir soru değildir.

Değerli arkadaşlarım, Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın tarafından bizim 24/10/2007 tarihinde 2007/78 numarayla yayınladığımız bir genelge söz konusu edilmektedir. Biz -bu genelgede- özellikle öğrencilerimizin eğitim öğretim faaliyetleri devam ederken şehit cenazelerine katılma veya terörü protesto etme adı altında izin alınmadan sokağa dökülmemesi, döktürülmemesi gerektiğiyle ilgili bir genelge yayınlamışız. Bu, kamu nizamını sağlama adına yapılmıştır, eğitim öğretimi aksatmama adına yapılmıştır. Şüphesiz ki terör karşısında hepimizin infiali müşterektir. Şüphesiz ki insanlar hafta sonlarında, akşam, mesaide olmadıkları saatlerde bu tür etkinliklere katılabilirler, izin alındığı zaman başka türlü katılabilirler. Ancak, eğitim öğretim devam ederken ilkokul çocuklarını, öğretmenleri, belli sivil toplum örgütlerinin özellikle yönlendirmesiyle sokağa dökerlerse bunun adı kaostur. Dolayısıyla, bu kaosun önüne geçilmesi gerekiyor. Duygu planı en yoğun olan meselelerimizde bile biz aklımızı bir tarafa bırakmamalıyız ve duygularını aklının önüne çıkaran insanlar tarih boyunca hep kaybetmişlerdir. Dolayısıyla, aklımızı hiçbir zaman bir tarafa itmeyeceğiz, millî duyarlılığımızı da muhafaza edeceğiz.

Sayın Ensar Öğüt’ün yine, Ardahan ili, Hanak ilçesi, Yamçılı köyünde bulunan bir okulla ilgili sorusu vardır. Sayın Öğüt, bu köyün, özellikle bu okulun çatısının kesinlikle çökmek üzere olduğu, okul binasının ve lojmanın harap olduğu, lojman olmadığı için öğretmen gitmediği şeklinde soruları vardır. Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz sonra Sayın Öğüt’ün yirmi iki sorusuna da toplu olarak cevap vereceğim.

Ben, daha önce de burada Sayın Öğüt’ün sorularına cevap verirken bir hususu belirtmiştim, demiştim ki: “Sözlü sorular ve yazılı sorular Türkiye Büyük Millet Meclisindeki değerli milletvekillerinin özellikle icra üzerindeki denetim gücünü kullanması açısından son derece önemli ve saygıdeğer müesseselerdir ve uygulamalardır.” Ancak, bunu, kesinlikle istismar etmemek gerekiyor. Basmakalıp bir soru formatı hazırlayarak ve sanki hepsi tornadan çıkmış gibi soru sormanın özellikle milletvekili mesleğiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin mehabetiyle uygun düşmediğini ve yakışmadığını ifade etmek istiyorum.

Bakın, Sayın Öğüt sorduğu bütün sorularda, özellikle Göle ilçesindeki köylerle ilgili sorduğu bütün sorularda, Göle ilçemizdeki sanki bütün köy okulları, anlaşmış gibi, buralarda öğretmen yoktur, istinat duvarı yoktur, tuvalet yoktur, lojman ya yoktur veyahut da bakımsızdır, çatılar akmaktadır, pencereler sağlıksızdır ve vekil öğretmen barındırmaktadır. Göle’deki bu sorulara konu olan bütün köylerdeki problemlerin aynı olması söz konusu olabilir mi değerli milletvekili arkadaşlarım?

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Var.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Tarih dersinde bir öğrenci demiş ki: “Ben öğretmene öyle bir soru soracağım ki, öğretmen bana cevap veremez.” Demiş ki: “Hocam, hangi padişahın kızının Kerbelâ’da köpekler tarafından yendiği iddia edildi?” Hoca da demiş ki: “Evladım, padişah değil peygamberdi, Kerbelâ değil Kenan’dı, kızı değil oğluydu, köpek değil kurt idi. Senin sorunun her tarafı yanlış, hangi bir tarafını düzelteyim.” (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, bu Yamçılı köyündeki ilköğretim okulunun çatısının onarıma ihtiyaç duyduğu doğrudur. 2008 yılı programına alınmış.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Demin “yanlış” dediniz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Burada, zaten öğretmenler barınmamaktadır… 14 öğrencisi olan bir okul bu köy okulu. 14 öğrencisi vardır.

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Onlar insan değil mi, o 14 kişi?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Burada, öğretmenimiz vardır, öğretmen bu köyden birisi olduğu için de kendi evinde kalmaktadır, lojmana da ihtiyaç yoktur Sayın Öğüt.

Sayın Necla Arat Hanımefendi’nin, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Necla Arat’ın, New York Alfred Üniversitesiyle ilgili bir sorusu vardır.

Değerli arkadaşlarım, New York Alfred Üniversitesi ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında herhangi bir sözleşme yapılmamıştır. Bir vakıf üniversitesinin veya bir devlet üniversitesinin nasıl kurulacağı Anayasa’mızda ve yasalarımızda belirtilmiştir. Bu yönüyle, bu konuda yapılmış herhangi bir yasal düzenleme de söz konusu değildir, ama birileri eğer yasalara aykırı bir faaliyette bulunursa -bu kurs olabilir, okul adı altında olabilir, başka isimler altında olabilir- Türkiye bir hukuk devletidir, hukuk çerçevesinde gereği yapılır.

Sayın Necla Arat, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Necla Arat, Millî Eğitim Bakanlığının, Camiler Haftası dolayısıyla bir genelge göndererek, bu haftanın kutlanmasını talep edip etmediğini sormaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığında, bildiğiniz gibi hangi günlerin ve hangi haftaların kutlanacağıyla ilgili bir çerçeve belirlenmiştir. Bunlar arasında Camiler Haftası yoktur, Millî Eğitim Bakanlığının illere gönderdiği böyle bir genelge de yoktur ve bahse konu isimde, kapsamda bir haftanın kutlanmasıyla ilgili Bakanlığımız tarafından en ufak bir yazışma da yapılmamıştır Sayın Arat. Gazete haberlerine dayanılarak sorulmuş olan bir sorudur. Kaldı ki, o gazetenin haberinin de -altını çizerek söylüyorum- okkalı bir yalan olduğu tarafımızdan beyan edilmiştir.

Yine, Gazi Üniversitesinde, I. Ulusal Sınıf Öğretmenliği Kongresi’nde, bir eğitim fakültesi dekanı bir beyanda bulunmuş ve ilköğretimin beş yılında tek öğretmenin birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar öğrencilerle birlikte olmasının cinsiyet sorunu nedeniyle uygun olmadığını ifade etmiş. Ülkemizde uygulanan karma eğitim modelinde, kadın öğretmenlerin erkeklere iyi örnek olamayacaklarını bir dekanın ifade ettiğini söylemektedir Sayın Arat. Bizim Millî Eğitim Bakanlığı olarak buna ne tepki gösterdiğimizi, ne yaptığımızı ifade etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ben, zamanım dar olduğu için, süremde bitirmek zorundayım. Millî Eğitim Bakanlığı, cinsiyet ayrımına yönelik olarak, gerek uluslararası anlaşmalarda altına imza attığımız anlaşmalar gereği gerekse iç hukukumuz gereği cinsiyet ayrımcılığına karşı mücadele etmektedir. Bu konuda gereği neyse yapılmaktadır Millî Eğitim Bakanlığı tarafından.

Şimdi, burada bir öğretim üyesi, kendi görüşünü ortaya koymuştur. Bildiğiniz gibi, bir insanın söylediği fikirler…

NECLA ARAT (İstanbul) – Sayın Bakan…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin Sayın Arat.

Bir insanın söylediği fikirler rahatsız edici olabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde der ki: “Sarsıcı, altüst edici, rahatsız edici bile olabilir, bu, fikir özgürlüğü kapsamındadır.” Üniversitenin de olmazsa olmaz olan şeyi akademik özgürlüktür. Bir üniversite öğretim üyesi bizim hoşumuza gitmeyen, kesinlikle bizim tasvip etmeyeceğimiz, edemeyeceğimiz şeyler de söyleyebilir, eğer buna mani olursanız, sadece bir ideolojinin çerçevesi ve kalıpları içerisinde konuşmasına müsaade ederseniz, orada üniversiteden söz edemezsiniz. Dolayısıyla, bizim bu öğretim üyesine karşı bir şey yapmamız, onunla ilgili bir işlem başlatmamız söz konusu değildir. Eğer yasalara ve Anayasa’ya aykırı bir şey varsa, cumhuriyet savcıları vardır, onlar devreye girer. Millî Eğitim Bakanlığı savcılık yapmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bundan sonra, Sayın Ensar Öğüt’e ait olan yirmi iki adet soru bulunmaktadır. Ben, bunlara, Sayın Öğüt’ün de müsaadesiyle toplu cevap vereceğim. Çünkü, soruların hepsi aynı mahiyette olduğu için aynı mahiyette bir cevap gerektirir.

Önce, şunun altını çizmek istiyorum değerli milletvekili arkadaşlarım: Biz, Millî Eğitim Bakanlığı olarak gerek 59’uncu Hükûmet döneminde gerekse 60’ıncı Hükûmet döneminde kendimizi Ankara’ya hapsetmedik. Bir müsteşar yardımcımızın başkanlığında yirmi iki genel müdürüm, genel müdürlerimiz veya müstakil daire başkanlarımız kırk sekiz saat önce, ilin problemlerinin karmaşık ve daha büyük olmasına göre veya ilin büyüklüğüne göre, yerine göre yetmiş iki saat önce bir ile gönderilmektedir. Her genel müdürümüz, müstakil birim amirimiz kendi sorumluluk alanıyla ilgili orada net bir fotoğraf çekmektedir, oradaki kendi muhataplarıyla toplantılar yapmaktadır. Bütün ilçeler dolaşılmaktadır. Okullar yerinde ziyaret edilmektedir. Fiziki altyapı, teknolojik altyapı, müfredat uygulamaları, insan kaynakları, rehberlik sistemleri, taşımalı eğitim, aklınıza ne gelirse eğitim adına, yurtlar, öğretmenevleri, hepsi teker teker incelenmektedir. Sonra, ben Bakan olarak ile intikal ediyorum. İlin valisi, milletvekilleri, o ildeki bütün kaymakamlar, belediye başkanları, il genel meclisinin ilgili komisyonu davet edilmektedir ve uzun uzadıya bu çekilen fotoğraf üzerinde bir değerlendirme yapılmaktadır, o ilin eğitim adına bütün meseleleri masaya yatırılmaktadır ve tespit edilen şey şudur: Eksiklik, aksaklık nerededir, fazlalık nerededir; neler yapılması gerekiyor, neler yapılmaması gerekiyor? Mahallî imkân ve potansiyeli harekete geçirerek bunların hangisini mahallinde çözebiliriz? Hangilerini Ankara’ya taşıyarak makul bir sürece yayıp çözmemiz gerekiyor, buna karar veriyoruz ve aynı program Ardahan ili için de, değerli milletvekili arkadaşlarım, gerçekleştirilmiştir.

SAFFET KAYA (Ardahan) – Bu ilk olarak gerçekleştirildi Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Bakın, burada hemen şunu söyleyeyim: 28-30 Kasım 2007 tarihleri arasında bu program bir müsteşar yardımcımızın koordinasyonunda Ardahan ilinde gerçekleştirilmiştir. Sayın Öğüt’ün soruları sadece Göle ilçesiyle sınırlıdır. Fakat, biz Göle’yi de, Çıldır’ı da, Damal’ı da, efendim Hanak’ı da, Posof’u da teker teker gezmişiz, problemlerini masaya yatırmışız ve ortaya çıkan manzara şudur değerli arkadaşlarım, bir örnek olması açısından söylüyorum: 2003 yılına kadar okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı, değerli milletvekilleri, 7,2’dir. Fakat 2008’in başında Ardahan ilimizdeki, okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı yüzde 38,4’tür. Yüzde 7, yüzde 38… Nitekim, bu toplantıda sağ tarafımda Sayın Ardahan Milletvekili Saffet Kaya Bey, sol tarafımda da Sayın Ensar Öğüt oturmuştur. Kendisi de davet edilmiştir. Dört buçuk saat süren toplantı esnasında kendisi bütün yapılanlara müteşekkir olmuştur, tek bir söz söylememiştir ve herhangi bir problemi de burada dile getirmemiştir.

62 köy okulumuz taşımalı eğitimden dolayı Ardahan’da kapalıdır, bu tespit edilmiştir ve 62 okulun da onarılarak, eğer öğrenci yoksa, ilköğretim öğrencisi yoksa bunların ana sınıflarına dönüştürülmesi, ana sınıfına gidecek öğrenci de yoksa yaygın eğitim hizmetlerinde kullanılması, oradaki, köydeki genç kızlarımızın biçki dikiş kursları ihtiyacından tutun da okuma yazma öğrenmek amacıyla açılacak kurslara tahsis edilmesi, bunlara da ihtiyaç yoksa köy odası olarak tahsis edilmesi için karar alınmıştır ve bunun için gerekli olan para da biz Ankara’ya döner dönmez, il özel idaresine gönderilmiştir, 750 milyar Türk lirası gönderilmiştir.

Değerli arkadaşlar, tepeden tırnağa, dediğim gibi, Göle, Çıldır, Hanak, Damal ve Posof ilçeleri ve merkez dâhil olmak üzere, böyle bir tarama çalışması yapılmıştır. Burada bir rapor vardır, Sayın Ensar Öğüt’e de bu gönderilmiştir. Dolayısıyla şimdi her köyün teker teker ismini zikrederek bunun bir “seçmene selam” mahiyetine dönüştürülmüş olmasını doğru bulmuyorum, bir hakkın suistimali olarak değerlendiriyorum, bunu özellikle huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Şüphesiz ki Ardahan vilayeti, bizim için diğer tüm vilayetler gibi son derece önemlidir, son derece önem verdiğimiz bir vilayettir. Bakın, şubat ayının üçüncü haftasında da aynı ziyareti Kars’a yapacağız. “Efendim, eksi 30 derece var, eksi 25 derece var, biz gitmeyelim.” demiyoruz. Benim vatandaşım orada o şartlarda yaşıyorsa bizim bürokratlarımız, biz bizatihi gideriz, o vatandaşın ayağına gideriz. Onları Ankara’ya getirerek afra tafrayla, genelgeyle, talimatla memleketi idare etme iddiasında da asla bulunmayız değerli arkadaşlar.

Ha, şüphesiz ki “Ardahan’da, bütün Türkiye'de her şey sütlimandır, her şey gül gülistandır, hiçbir problem yoktur.” gibi bir iddiamız bugüne kadar olmadı, bunu söylemem doğruyu da yansıtmaz. Şüphesiz ki her alanda olduğu gibi biz kalkınmakta olan bir ülkeyiz. Biz henüz kalkınmış olan ülkelerin standartlarına ulaşabilmiş bir ülke değiliz. Elbette birçok yapmamız gereken şey daha var, daha atılması gereken birçok adım var. Fiziki altyapıda, teknolojik altyapıda, insan kaynaklarında yapılması gereken birçok şey var, ama meseleyi bu derece trajik, böyle sanki her taraf dökülüyor, her taraf harap hâldedir şeklinde takdim ettiğiniz zaman da gerçeği yansıtmamış olursunuz.

Sayın Öğüt, bütün sorularında şunu söylüyor: Öğretmenler genellikle vekil öğretmen olarak gönderildiğinden… Bakın, ben size Ardahan vilayetinin öğretmen sayısını söyleyeyim değerli arkadaşlar: Bakın, kasım ayı itibarıyla, Kasım 2000 itibarıyla Ardahan ilinde, 954’ü kadrolu, 167’si sözleşmeli olmak üzere, 60’ı da askerlik hizmetini orada yaptığı için Millî Eğitim Bakanlığının emrine tahsis edilen asker öğretmen olmak üzere, 1.181 öğretmen görev yapıyor. Bunlardan 169’u kadrolu, 64 sözleşmeli olmak üzere, toplam 233 öğretmen ise Göle ilçesinde çalışmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bakın, öte yandan, biz son olarak, bildiğiniz gibi, 1.040 sözleşmeli öğretmen ataması yaptık, 18/12/2007 tarihinde. Bu çerçevede de yine ilave olarak, bu 1.181’e ilave olarak Ardahan vilayetine 139 öğretmen daha gönderilmiştir.

Vekil öğretmen uygulaması çok istisnai bir uygulamadır. Diyelim ki bir köyümüzde öğretmen nokta atamayla gönderildiği hâlde yerine gitmemişse, istifa etmişse, ulaşmamışsa, zaruretten dolayı vekil öğretmen ataması yapılabilir. Kaldı ki vekil öğretmen uygulaması Türkiye’de ilk defa karşılaştığımız, ilk defa duyduğumuz bir şey de değil. Bakın, eskiden çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu’da, özellikle geri kalmış olan yörelerimizde, Orta Anadolu’nun bazı geri kalmış ilçelerinde vekil öğretmen uygulaması genel bir uygulamaydı, istisna, kadrolu öğretmen atamasıydı, fakat şu anda çok az sayıda vekil öğretmen uygulaması bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Sayın Başkan, birkaç dakika istirham ediyorum.

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “6/148,151,160,174,175,189,194,200,202,203,206,207,208,209,210,211,212,213,214,215,216,217,218,219,220,221,222,223,224,225,226,227,237,241,263,285,301,303,306,308)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-01-15-6-148-151-160-174-175-189-194-200-202-203-206-207-208-209-210-211-212 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
