# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim
- **Tarih:** 21 Mayıs 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 21 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 2.264 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerinde Hükûmet adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2003 yılının başında Türkiye’nin 81 vilayetinin 40’ında malumunuz üniversite vardı, 41’inde üniversite yoktu ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na göre Türkiye’de yaygın öğretimi, yani açık öğretimi bir tarafa bırakıyorum sadece örgün öğretimde yüzde 28’lik bir okullaşma oranı yükseköğretimde hedeflenmişti ama maalesef bizim ilk etapta kurduğumuz 15 üniversite, ardından kurduğumuz 17 üniversiteye rağmen, Türkiye’de 2007 yılında örgün öğretimde, yani dört yıllık fakülteler, meslek yüksekokullarıyla birlikte, Türkiye’deki yüksek öğretimdeki okullaşma oranı sadece yüzde 24’e ulaşmıştır. Hedeflenenin 4 puan gerisinde kalmıştır yeni kurulan 32 üniversiteye rağmen.

Dokuzuncu Kalkınma Planı’nın hedefine göre ise bizim örgün öğretimde yüzde 33’lük bir orana ulaşmamız gerekiyor. 2012-2013 öğretim yılında örgün öğretimde yüzde 33’lük bir okullaşma oranına, genel yükseköğretimde de yüzde 48’lik bir okullaşma oranına ulaşmamız gerekiyor.

Peki, bütün değerli milletvekili arkadaşlarım burada şunu ifade ettiler: Üniversite kapılarına her yıl 1,5 milyon ile 2 milyon arasında öğrencimiz yükseköğretim imkânı bulabilmek için yığılıyor, ÖSS sınavlarına 1,5 milyon ile 2 milyon arasında öğrenci giriyor. Bunların ancak yüzde 10 kadarı, bilemediniz yüzde 15 kadarı lisans programlarına girebiliyor. Diğer arkadaşlarımız ya iki yıllık meslek yüksekokullarına ya da açık öğretime gidiyorlar ki, bu miktar da 600 küsur bindir. Yükseköğretim imkânı hiç bulamayan yüzde 65’lik-70’lik bir oran oluşturuyor.

Liseyi bitiren gençlerimize, ortaöğretim kurumlarını bitiren gençlerimize yükseköğretim imkânı sağlayabilmek için yapılacak iki şey var: Birincisi, mevcut üniversitelerimizin kapasitelerini artırmaktır. İkincisi, yeni üniversiteler kurmaktır. Değerli arkadaşlarım, üniversitelerimizin kapasitesini artırmaktan kastım, daha önce 25 kişi alınan, 50 kişi alınan bölüme 30 kişi veya 60 kişi almaktan ibaret değildir. Burada değerli bazı milletvekilleri yaptıkları konuşmalarda dediler ki: “Zaten mevcut eski fakülteler vardı, siz bu fakülteleri bir araya getirdiniz, bunun adını da ‘üniversite’ koydunuz, bu kadar da basit.” dediler. Ben kurduğumuz 32 üniversiteyi, şu anda kurmakta olduğumuz 9 devlet üniversitesini bir tarafa bırakıyorum değerli milletvekilleri. Bu 40 üniversitenin dışında bizden önce kurulmuş olan üniversitelerin bünyesinde bizim kurduğumuz yeni fakülte sayısı 114 adettir. 114 yeni fakülte, 46 yüksekokul ve 20 adet enstitü kurmuşuz. Bu, dediğim gibi, şu anda kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz 9 üniversite, daha önce kurduğumuz 32 üniversitenin dışında eskiden kurulmuş üniversiteler bünyesinde açtığımız yüksekokul, fakülte ve enstitü sayımızdır. Ayrıca, şu anda kontenjanlar artırılıyor ve yeni yeni üniversiteler kuruyoruz.

Peki, gerçekten arkadaşlarımızın iddia ettiği gibi, sadece eskiden var olan bazı yüksekokullar, fakülteler bir araya getirilerek bunların adına üniversite mi denmiştir? Arkadaşlar, bunun da gerçekle alakası yoktur. Nedir? Bakın, son kurduğumuz 17 üniversiteyi söyleyeyim size. Son kurduğumuz 17 üniversitede fakülte, enstitü, ve sair birim olarak 27 birim vardı, bunların da önemli bir kısmı gayrifaaldi, yani kâğıt üzerinde kurulmuş fakat öğrenci alınmamış olan, hayata geçmemiş olan, dekanı bulunmayan ve sair türünden fakültelerdi. Peki, 17 üniversite kurulmasıyla birlikte bunlara kaç yeni birim ilave edilmiş, fakülte, enstitü, vesair? 67 yeni birim ilave edilerek bu üniversiteler kurulmuştur değerli arkadaşlarım.

Peki, bunlara personel vermiyorsunuz, kadro vermiyorsunuz, efendim bunlar elemansızlıktan kırılıyor şeklinde eleştiriler yapılıyor. Değerli arkadaşlarım, bu 9 üniversiteyle birlikte -ki bakın bu 9 üniversiteye 16.900 yeni kadro ihdas ediyoruz, 16.900 yeni kadro veriyoruz- toplamda, AK Parti Hükûmeti döneminde tasarı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna getirilen 40 üniversite için toplam 76 bin adet kadro ihdas edilmiştir.

Peki, bugün kurduğumuz 9 üniversite, gerçekten, biraz önce yine söylediğim gibi, iddia edildiği gibi mevcut fakülteler bir araya getirilmiş, zaten var olan, işleyen bir mekanizmaya isim mi verilmiştir? Bu da doğru değil değerli arkadaşlarım. Bakın, sırayla bakıyorum:

Ardahan’da, Ardahan İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi adı altında şu anda kâğıt üzerinde kurulmuş olan bir fakülte vardır, ama öğrencisi yoktur. Biz buna 2 yeni fakülte ilave ediyoruz, 2 yeni enstitü ilave ediyoruz ve Ardahan Üniversitesini kuruyoruz.

Bartın’da orman fakültesi işleyen bir fakülte, Bayburt’ta eğitim fakültesinin öğrencisi var.

Bakın, Hakkâri’de eğitim fakültesi 1999 yılında kanunla kurulmuştur değerli milletvekilleri, kâğıt üzerinde kurulmuştur; fakat Hakkâri’deki eğitim fakültesine öğrenci alınmamıştır, gayrifaaldir -siz buna eylemsizdir deyin, ne derseniz deyin- yok böyle bir şey ortada. Sonra Iğdır Üniversitesinde ziraat fakültesi vardır, öğrencisi yoktur. Şırnak’ta hiçbir şey yoktur. Tunceli’de iktisadi ve idari bilimler fakültesi kurulmuştur, yıllardır faaliyete geçirilmemiştir. Yalova’da iktisadi ve idari bilimler fakültesini yine biz kurduk, fakat orada henüz öğrenci mevcut değildir.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri, herkes şunu söylüyor: “Efendim, siz üniversite kuruyorsunuz. Bu üniversiteler…” “Üniversite kuruyoruz derken birileri şöyle zannedecek.” Keşke Sayın Serter burada olsaydı “Herkes sizin oraya böyle büyük büyük kampuslar kurduğunuzu, binalar kondurduğunuzu zannedecek.” diyordu biraz önce.

Değerli milletvekilleri, hiçbir üniversite ilk günden itibaren bütün binalarıyla, fiziki altyapısı, teknolojik altyapısı, insan kaynaklarıyla hazır bir yerden portatif olarak getirilip bir yere kurulmaz. Biraz önce Değerli Birinci ifade etti: Orta Doğu Teknik Üniversitesi kurulduğu zaman, Hacettepe Üniversitesi kurulduğu zaman, İstanbul Üniversitesinin, Ankara Üniversitesinin birçok hocası “Buralar baraka üniversitesidir, buradan bir şey olmaz.” diye itiraz etmişlerdir değerli arkadaşlarım. Peki, bakın biraz önce bazı milletvekili arkadaşlarım rakamlar verdiler, dediler ki: “Bu kurulan on yedi üniversitenin, son olarak kurulan on yedi üniversitenin toplam bütçesi İstanbul Üniversitesinin bütçesi kadar yoktur.” dediler. Bu doğrudur.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Üçte 1’i kadar.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Bir dakika…

Bu doğrudur.

SAFFET KAYA (Ardahan) – 37’de kurulmuş.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Arkadaşlar, bir şey daha söyleyeyim size: Bakın şapla şekeri kimse birbirine karıştırmasın. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bütçesi 332 trilyon Türk lirasıdır. Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, Sanayi Bakanlığının bütçesinden 75 kat daha büyüktür, bakın 75 kat daha büyüktür. Peki, bu da bakanlıktır, o da bakanlıktır, hesabı böyle mi yapacağız?

İstanbul Üniversitesine bağlı iki tane tıp fakültesi vardır.

Değerli milletvekilleri, bakın, Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde, sadece bu iki fakültede toplamda 820 tane profesör vardır. Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde, sadece iki fakültede 820 adet profesör vardır. Peki, AK Parti iktidara gelmeden de var mıydı? Diyelim ki 750 vardı da, bu arada ilave edilmiştir. Netice itibarıyla, hesaplamaları yaparken bu tür karşılaştırmalar kesinlikle sizi doğru sonuca götürmez.

Şimdi, Fırat Üniversitesinde, İnönü Üniversitesinde, Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesinde, Yüzüncü Yıl Üniversitesinde, Kars Kafkas Üniversitesinde, Karadeniz Teknik Üniversitesinde, on tane üniversite daha ilave edin, bunların toplamında Cerrahpaşa ve Çapa’daki profesör kadar profesör yoktur. Bu, bu üniversitelerin üniversite olmadığı, bunların kurulmaması gerektiği anlamına mı gelir değerli arkadaşlarım? Hesabımızı doğru yapalım.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Kurulmaması gerekir demedik Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Bakın, bir şey daha: 2008 yılında, toplam 32 üniversiteye bütçeden ayrılan para 522 trilyon Türk lirasıdır, 523 trilyon Türk lirasıdır.

Sevgili arkadaşlarım, bir çocuk doğmadan o çocuğun büyümesi söz konusu olmaz. Bir çocuk doğmazsa büyümez. Bir ağaç dikilmeden, bir fidan dikilmeden o fidanın büyümesi, ağaç olması ve meyve vermesi de söz konusu olmaz. Eğer bir ağacın meyve ağacı olmasını istiyorsanız önce bir fidan olarak onu dikmeniz lazım.

Şimdi, buraya çıkıp aslında hepiniz şunu söyleseniz: “Evet, bu üniversiteler kurulmalıdır. Bu üniversitelerin kurulmasına biz destek veriyoruz. Bu üniversiteler Türkiye’nin ihtiyacıdır. Seksen bir vilayette bu üniversitelerin bulunması hem sosyokültürel açıdan hem sosyoekonomik açıdan, Türkiye’nin gelişmesi açısından bir gerekliliktir, bir zarurettir, geç kalmış bir teşebbüstür.” Bunu söyleyebilirsiniz. Bunu söylediğiniz zaman, siz bu güzelliğe ortak olursunuz. Bir taraftan “Bunun kuruluşuna biz taraftarız, aslında biz de destekliyoruz ama…” “Ama”dan sonra bazı milletvekili arkadaşlarım şunu söylediler: “Seksen bir ile de üniversite kurmak orada öğrencilere diploma vermek anlamına gelir fakat daha büyük ilçeler vardır. Buralara üniversite kurmamak hangi vicdana, insafa sığar?” Bakar mısınız arkadaşlar, bu çelişki değil mi?

Bakın, bir şeyi karıştırmayalım değerli arkadaşlarım, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 1982 yılında kuruldu. Şu anda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin 1.500 öğretim elemanı vardır ve şu anda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde 20 bine yakın öğrenci vardır. Kars Kafkas Üniversitesine bakın, orada da aynı durum söz konusudur. Elâzığ’a bakın, orada da aynı durum söz konusudur. Bu yeni üniversitelerin hangisi kurulmuşsa netice itibarıyla, başlangıçta, dediğim gibi bir fidan olarak dikilmiştir, gelişmiştir, serpilmiştir, fakülte sayısını artırmıştır, öğrenci, öğretim elemanı sayısını artırmıştır ve bugüne gelmiştir.

“Öğretim üyesi Bingöl’e gitmez.” Şimdi, siz bu anlayıştan hareket ettiğiniz zaman Bingöl’ü, Muş’u, Bitlis’i ilanihaye kaderine terk ediyorsunuz demektir. AK Partinin bu geri kalmış yöreleri kendi kaderine terk etmek gibi bir tavrı kesinlikle olamaz. Biz bunları topyekûn ayağa kaldırmak için yapıyoruz değerli arkadaşlarım. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın değerli arkadaşlarım, kamu kaynaklarının dışında, biz Türkiye'nin potansiyelini aslında harekete geçirmek zorundayız. Millî servet dediğimiz zaman, Türkiye'nin millî geliri dediğimiz zaman biz sadece kamu gelirinden söz etmiyoruz, bütün milletimizin, 70 milyon insanın sahip olduğu katma değerden söz ediyoruz. Biraz önce Sayın Birinci ifade etti, bakın, Bitlis’teki üniversitesini Eren Holding tek başına üstlendi, adı da Bitlis Eren Üniversitesi oldu. Biraz sonra ümit ediyorum onu birleştirerek görüşeceğiz. Ağrı’da İbrahim Çeçen dediğimiz iş adamımız, İbrahim Çeçen Vakfı “Ağrı Üniversitesini tek başıma yapacağım. Bütün binalarını, fiziki altyapısını ben yapacağım.” dedi. Bizimle bir protokol imzaladı, adını Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi olarak değiştiriyoruz.

Değerli arkadaşlar, Siirt Üniversitesini Hedef grubu üstlendi. Hedef grubu Siirt Üniversitesini inşa edecek, isim hakkı talebinde de bulunmuyor. Bu da bir erdemdir, kendisine teşekkür ediyoruz. Öte taraftan, Erzincan Üniversitesi kuruldu. Bakın, daha birkaç gün önce, birçok eski birimi kendisi yapmış olmasına rağmen, fakülte, yüksekokulu yapmış olmasına rağmen, Hacı Ali Akın Bey, Erzincanlı bir iş adamımız, hayırseverimiz kendi ayaklarıyla geldi bana, rica etti. “Ben bir fakülte, bir yüksekokul daha yapmak istiyorum.” Protokol imzaladık, bir yüksekokul, bir fakülte daha yapılacak değerli arkadaşlar.

Şimdi, bakın, Rize’de…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sadece binadan mı ibaret?

M. NURİ YAMAN (Muş) – Fazlalarını bize gönderin.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin.

Rize’de…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Bakanım, sadece binadan mı ibaret üniversite?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Ben öyle bir şey demedim. Oraya da geleceğim.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Öyle diyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Öyle de demedim, geleceğim oraya.

Bakın, Rize’de, değerli arkadaşım, arkadaşlar, Yardımcı ailesi Rize Üniversitesine çok ciddi kaynaklar aktardı ve aktarmaya devam ediyor. Nevşehir halkı üniversitesini kucakladı, götürüyor. Öte taraftan, bakın, Karaman’da, Düzce’de halkın ve devletin katkılarıyla üniversitelerimiz belli bir şekle geldi.

Bakın, değerli milletvekilleri, bunların dışında, bu sene biz İstanbul Menkul Kıymetler Borsasından, yaptığımız bir protokolle, Millî Eğitim Bakanlığı olarak 300 trilyon Türk lirası destek alıyoruz. Sayın Başbakanımızın talimatıyla bu sene yeni kurulmuş olan on iki üniversitemize ciddi manada fiziki mekân katkısında bulunacağız. Ya muhteşem bir rektörlük binası yapacağız veyahut da buralara fakülteler yapacağız.

Bakın, Yalova Üniversitesi daha kurulmadı. Yalova Üniversitesiyle ilgili olarak Dinçkök ailesini aradım. Dinçkök ailesi Yalova Üniversitesinin rektörlük binasına, yani bütün birimleri içine alacak şekilde, yaklaşık 5-6 trilyonluk bir katkıda bulunacak.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama termik santral yapma karşılığında rüşvet olmasın sakın, aman ha!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Geç bunları.

Geliyorum…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederiz Dinçkök ailesine ama, termik santrale izin vermeyin sakın onun karşılığında.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Arkadaşlar, Çankırı’da, bakın, biz, Millî Eğitim Bakanlığının bu EFİKAP projesi çerçevesinde hangi üniversitelerimize neler yapacağız? Çankırı Üniversitesine, Ordu Üniversitesine bunlar yeni kurduğumuz üniversiteler- Giresun’a, Muş’a, Batman’a, Bingöl’e, Mardin’e, Adıyaman’a, Burdur’a, Amasya’ya, Karaman’a ve Osmaniye’ye, o üniversitenin çekirdeğini oluşturan, yöresel mimariyi de hesaba katan muhteşem eserler yapacağız ve o illerimize, o illerimizin üniversitelerine bir başlangıç yapacağız.

Değerli arkadaşlarım, kimse yapılan işi küçümsemesin. Bakın, bir milletvekilimiz şunu söyledi: Birçok işi bir arada yapan rektörler varmış. Bunun da temel sebebi şudur arkadaşlar: O üniversitelere bu kadrolar verilmiştir.

Bir arkadaşımız da -Sayın Demirtaş- dedi ki: “Üniversite ilanla eleman arıyor.” Sayın Demirtaş, bütün üniversitelere ilanla eleman aranır. Bunun usulü budur.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – Bulamıyorlar Sayın Bakan, bulamıyorlar…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Üniversiteler ilan verir, gazete ilanıyla öğretim elemanı bulunur.

SELAHATTİN DEMİRTAŞ (Diyarbakır) – “Bulamıyorlar.” kısmına cevap verin Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, öte yandan, arkadaşlar, Danıştay doçent, profesör, yardımcı doçent atamalarıyla ilgili olarak Üniversitelerarası Kurulun hazırlamış olduğu yönetmeliği iptal etti. Bu yönetmelik iptal edilince bu adı geçen öğretim üyelerinin atamalarına esas teşkil eden mevzuat ortadan kalkmış oldu. Şimdi -birkaç gün sonra Millî Eğitim Komisyonunda görüşülecek ve huzurlarınıza getireceğiz- 2547 sayılı Yasa’da bunları düzenleyen bazı maddeler getiriyoruz ve böylelikle üniversitelerdeki bu atamalar da hızlanacak ve o dediğiniz rektör yardımcısı hem meslek yüksekokulu müdürü hem rektör hem bir fakültenin dekanlığını yapmamış olacak.

Öte taraftan, biraz önce Sayın Serter söyledi, “Bu dokuz üniversiteye öğretim elemanları içinden çıktıkları üniversiteden atanacaklar, oradan öğretim elemanı kadrosu verilecek.” dedi. Bu kesinlikle doğru değil arkadaşlar, arkadaşımız kesinlikle yanlış bilgi içerisindedir. Bunlara biz yeni kadro tahsis ediyoruz. Dokuz üniversiteye toplam 16.900 adet kadro tahsis ediyoruz.

Şimdi, bunu söyleyen bir arkadaşımızın da aynı zamanda akademisyen olması meseleyi daha vahim bir hâle getiriyor. Bir üniversite kurduğunuz zaman…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sizin de hocanız değil mi Sayın Serter?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, önünüzdeki kanun tasarısında kadro cetvelleri var. Saklı kadrolar var, serbest bırakılan kadrolar var. Dolayısıyla, bunları incelemeden burada gerçek olmayan beyanlarda bulunmak kesinlikle doğru değil.

Yine Değerli Milletvekili dedi ki: “Buralarda mühendislik fakültesi, iktisadi idari bilimler fakültesi gibi fakülteler kurulmuş. Hangi hesaba göre kurulmuş? Niçin bunlar kurulmuş?”

Değerli milletvekilleri, şimdi, bakın ben huzurunuzda söylüyorum: Bu dokuz ile hangi fakülteler gider, buyurun söyleyin bakayım.

ENGİN ALTAY (Sinop) – İşletme.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Netice itibarıyla Türkiye özel sektör eksenli bir büyüme modeli benimsemiştir, özel sektör eksenli bir istihdam modeli benimsemiştir. Türkiye’de toplam 23 milyon istihdam vardır değerli milletvekilleri, istihdam edilen insan vardır 23 milyon. Bunun 2,5 milyonu devlette çalışıyor, 20,5 milyonu özel sektörde çalışıyor. Dolayısıyla, üniversiteleri kurarken de bunu göz önünde bulundurmak zorundasınız. Bütün illerde eğitim fakültesi kurdunuz, buradan elemanlar mezun oldu, ertesi gün “Bizi niye öğretmen atamıyorsunuz?” diye kapınıza gelip yığılacaklar. Dolayısıyla, yeni illerde üniversiteler kurarken de bütün bunlar kesinlikle göz ardı edilmemiştir, göz önünde bulundurulmuştur.

Değerli arkadaşlarım, bir şeyin tekrar altını çizmek istiyorum, sürem bitti: Şu anda üniversitelerimizde araştırma görevlilerinin haricinde 35 bin küsur doktora yapan doktora öğrencisi var değerli arkadaşlar. Doktora yapan araştırma görevlileriyle birlikte bu sayı neredeyse 45 bin, 50 bine varmaktadır. Türkiye’de 100 bin küsurun üzerinde yüksek lisans yapan insan var. Hepsi elbette üniversitede öğretim üyesi olmayacak. Bizim yurt dışına gönderdiğimiz insanlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 21 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-21-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
