# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mayıs 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari-3

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 22 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.037 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünden beri yaptığımız müzakereler esnasında gerek iktidar kanadından gerekse muhalefet partilerine mensup arkadaşlarımızdan burada birçok değerli milletvekilimiz bu tasarıya katkı sundular, eleştirilerde bulundular, temennilerde, tavsiyelerde, tekliflerde bulundular.

Sayın Serter, bunlardan hiçbirisi bizi rahatsız etmedi. Zatıalinizin de söylediği hiçbir şekilde bizi rahatsız etmedi. Ama muhalefetin burada Hükûmeti eleştirme hakkı ne kadar tabii ise sizin yaptığınız eleştirilere bizim de karşılık vermemiz, bizim buna cevap vermemiz, toplumu aydınlatmamız da o kadar bizim hakkımızdır. Müsaade edin, bunu da yapalım.

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Yapmayın demedik, gerçekçi olsun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Şimdi, bakın biraz önce Sayın Serter “Şu anda mevcut olan üniversitelerden bunlar ayrılıyor, yeni üniversiteler oluyor. O üniversitelerden de buraya kadro aktarıyorsunuz.” diyor, “Bu da 2’nci maddede yazılıdır.” diyor.

Sayın Serter’in dediği şu değerli arkadaşlar -biraz sonra 2’nci madde okunacak- diyelim ki Ardahan’da kurduğumuz üniversite bünyesinde bulunan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, şu anda Kars Kafkas Üniversitesinin bünyesinde bulunuyor. Orada hizmetlisinden profesörüne kadar eğer şu anda mevcut kadroda birileri varsa üniversite kurulduğu zaman Ardahan Üniversitesinin personeli olacak. Bütün taşınır taşınmaz malları, menkulleri, gayrimenkulleri, fiziki binaları, vesair Ardahan Üniversitesine bağlı olacak, söylenen şey budur. Ama Sayın Serter biz bununla yetinmiyoruz ki. Dünden beri şunu söylüyorum…

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Bunu söylüyoruz...

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Bakın ama ben başka bir şey söylüyorum. Sizin oluşturduğunuz…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Serter de onu söyledi.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Aynı şeyi söylüyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Aynı şeyi söylüyoruz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Sizin ne söylediğinizi, ben ne söylediğimi biliyorum.

Sanki mevcut olan fakülteler, bunlar sadece bir araya getiriliyor, üzerine bir tabela asılıyor; bunlara ilave kadro verilmiyor, bunlara ilave bütçe verilmiyor, bunlara başka hiçbir imkân tanınmıyormuş gibi eğer böyle bir atmosfer oluşturursanız bu gerçeği yansıtmaz.

Arkadaşlar, bakın, şu anda kurduğumuz kırk devlet üniversitesi için, dün burada açıkladım, 76 bin yeni kadro ihdas ediyoruz, akademik ve idari kadro ihdas ediyoruz. Şu anda mevcutların dışında bu.

Eğer bugün, Tunceli Üniversitesini kuruyorsak, Tunceli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, ki şu anda gayri faal. Bu dokuz, bakın bu dokuz ildeki mevcut fakültelerin büyük bir çoğunluğu, sadece sanırım Bayburt’taki eğitim fakültesini istisna ederseniz, bunların yüzde 90’ı gayri faaldir, ismen vardır fakat öğrencisi yoktur, eğitim öğretim yapılmamaktadır.

Diyelim ki Iğdır’da Ziraat Fakültesi bizim dönemde açıldı ancak şu anda faal bir fakülte değildir, faal hâle gelecektir. Ama varsayın ki faaldir, varsayın ki öğretim üyesi vardır. Onların dışında 76 bin yeni kadro ihdas ediyoruz değerli arkadaşlar. Bir kere bunu tespit edelim.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Serbest bırakmıyorsunuz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi gelelim serbest bırakmaya.

Biraz önce Sayın Işık bana bir soru sordu, MHP’den Kütahya Milletvekilimiz dedi ki: “Bunlar niye atanmıyor?” Değerli arkadaşlar, Üniversitelerarası Kurulun atamadaki kriterlerle ilgili yönetmeliği Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Danıştay diyor ki: “Burada sübjektiflikler vardır, her üniversite kendi bildiği gibi atama yapmaktadır. Bunların asgari kriterlerinin olması gerekiyor.” Bununla ilgili de bir yasal düzenleme yapılması gerektiği ifade ediliyor. Biz de bu yasal düzenlemeyi yapıp getiriyoruz.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Yürürlükte mevcut yönetmelik Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Şimdi, gelelim işin bir diğer tarafına. Değerli arkadaşlar, bakın son olarak kurduğumuz 17 üniversitede toplam 27 ünite var yani fakülte ve enstitü olarak 27 tane fakülte ve enstitü vardır. Peki, biz bu 27 fakülte ve enstitüyü sadece bir araya getirerek bir üniversite hâline mi getirdik? Hayır. 65 tane daha fakülte ve enstitü kurarak bu 17 üniversiteyi şekillendirdik.

Şu eleştiriye katılırım veyahut da şu temenniye katılırım: Şimdi, bunlar bugün kuruldular. Kanun kurmak sadece üniversiteye başlangıç yapmaktır. Bunlar bir anda, bir günde, üç günde, beş günde ideal üniversite, bizim arzuladığımız üniversite elbette olmazlar. Ama değerli arkadaşlarım, şöyle bakın olaya: Yalova Üniversitesini bugün kurarsanız diyelim ki on sene sonra, on beş sene sonra arzuladığınız bir Yalova Üniversitesiyle karşılaşırsınız ama on beş yıl sonra Yalova Üniversitesini kurarsanız bu otuz yıl sonra olacak demektir. Bugüne kadar belki birçok kimsenin gözden kaçırdığı budur.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Biz de bunu söylüyoruz zaten, aynı şeyler.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Netice itibarıyla söylediğimiz şeyler farklı şeyler değil. Ancak burada yapılan bir şey vardı değerli arkadaşlar. Bazı milletvekili arkadaşlarım dediler ki: “Keşke Hükûmetimiz çıkıp burada şunu söyleseydi: Biz iktidara gelmeden önce şu kadar üniversite kurmayı planladık, bakın şunu…”

Arkadaşlar, bakın bu yaptıklarımızın hiçbirisi plansız değildir. Sayın Demirtaş -DTP’den- dedi ki: “Sayın Bakan dedi ki geçen dönem: ‘Eğer sadece seçmene selam olsaydı, sadece tabela üniversitesi kuruyor olsaydık biz dokuz ile de üniversite kurardık.’ Bugün dokuz ile üniversite kurduklarına göre tabela üniversitesi mi kurulmuş oluyor?”

Bakın, biz önce on beş üniversiteyi kurduk, arkasından on yediyi getirdik, daha sonra dokuzu getirdik. Hepsini bir günde getirebilir miydik? Getirirdik. Bütçe imkânları çerçevesinde ve bunlara eğer kaynak tahsis edemeyeceksek, bunların fiziki altyapılarını yapamayacaksak, bunlara personel veremeyeceksek bu üniversiteleri kurmanın elbette bir anlamı yok. Ama bakın biz bu sürece ne zaman başladık? 2004’te hazırlıklarına başladık, 2005’te bir bölümünü kurduk, 2006’nın sonunda bir bölümünü kurduk, şimdi de dokuz üniversite kuruyoruz.

Gelelim vakıf üniversitelerine: Bakın, sadece -Sayın Serter haklıdır- İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de vakıf üniversiteleri toplanmışlardır. Sadece Tarsus’ta bir vakıf üniversitesi vardır. Fakat şu anda bu da değişmektedir değerli arkadaşlar. Bursa’dan birden fazla müracaat vardır, Gaziantep’ten birden fazla müracaat vardır, Malatya’dan çok kısa bir süre sonra belki bütün hazırlıkları bitirilmiş olarak önünüze bir vakıf üniversitesi gelecektir, Adana’dan böyle bir talep vardır, Konya’dan, Kayseri’den… Bakın, Kayserililer şu anda üniversitenin, bu kurulacak vakıf üniversitesinin altyapısını bile büyük çapta halletmişlerdir.

Sadece Ankara ve İstanbul’a vakıf üniversitelerinin hapsolması, sadece Ankara ve İzmir’e mahsus bir şeymiş gibi vakıf üniversitelerinin kurulmasını ben de tasvip etmiyorum. Büyükşehir belediyesinin bulunduğu metropol şehirlerimiz başta olmak üzere vakıf üniversitelerinin bütün Türkiye’ye yayılması bizim de arzumuzdur, bizim de çabamız ve teşvikimiz bu yöndedir. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, burada eleştiride bulunurken kesinlikle bunları göz önünde bulunduralım.

Bir de Sayın Serter’e şunu söylemek istiyorum: Değerli milletvekili arkadaşım, bakın, burada dünden beri müzakere yapılıyor. Hepimiz birbirimizi çok anlayışla karşılıyoruz ama sizin kadar böyle tansiyonu yükselten hiçbir arkadaşımız olmadı.

FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Bir de siz varsınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Şimdi, ama ben, dikkat ederseniz siz bu gerginliği yarattıktan sonra ben size cevap vermek üzere sadece çıkıyorum. Bunu unutmayın.

Teşekkür ederim arkadaşlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari-3 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
