# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mayıs 2008
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 22 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA VE YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ÖĞRETİM ELEMANLARININ KADROLARI HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE GENEL KADRI VE USULÜ HAKKINDA (S.S.226)); konuşma 1.071 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün akşam yapılan müzakereler esnasında da dile getirildiği için -bugün de özellikle Sayın Süner’in dile getirdiği bir mesele var- bu konuda yüce Meclisin özellikle bilgilendirilmesi açısından huzurunuzdayım. Burada birçok milletvekili arkadaşım “Özellikle yurt ihtiyacı fazla.” dediler ve “Kredi Yurtlar Kurumu yükseköğretimin yurt ihtiyacını karşılayamamaktadır, yurtlarda çok ciddi sıkıntılar vardır.” dediler. Ben, bununla ilgili olarak sizlere bazı rakamlar vermek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de, örgün öğretime devam eden üniversite öğrencisi sayısı 1,5 milyondur. Bildiğiniz gibi, açık öğretim fakültelerine, açık öğretim programlarına devam eden insanlar bir yaygın açık öğretim faaliyeti yapıyorlar. 1,5 milyon öğrencimiz örgün öğretim kurumlarına devam ediyorlar ve bu 1,5 milyon öğrencimizin de yaklaşık yarısı kendi anne babalarının oturduğu, kendilerinin oturduğu illerdeki üniversitelere gidiyorlar. Yani potansiyel olarak yurda ihtiyaç hisseden öğrenci sayımız 750 bin civarındadır. Peki, bu 750 binin hepsi yurtta mı kalmak istemektedir? Hayır, bütün bu öğrenciler yurtta kalmak istememektedirler. Şu anda bizim 230 bin kişilik yurt kapasitemiz vardır. Eğitim-öğretim yılının başında özellikle birinci sınıfa gelen öğrenciler ciddi anlamda yurt tercihinde bulunmaktadırlar. Eğitim-öğretim yılının başında yurtlar yüzde 100, yüzde 110’luk gibi kapasitelerle çalışırken, dönem ortasına doğru, dönem sonuna doğru üniversite yurtlarındaki doluluk oranı yüzde 70 ile 80 arasında değişmektedir. Dolayısıyla, iddia edildiği gibi “Türkiye’de yükseköğretim öğrencilerinin çok sayıda yurda ihtiyacı vardır, ama yurt yoktur.” şeklindeki iddia doğru bir iddia değildir.

Değerli arkadaşlarım, bizim iktidarımız döneminde biz 53 devasa yurt bitirdik, 53 adet yurt bitirdik ve faaliyete soktuk. Peki, bu 53 yurtla ne kadar yatak kapasitesi kazandırıldı? Ranza sistemini kaldırdığımız için, karyola sisteminde 27 bin kapasite artırıldı. Eğer ranza sistemine devam etmiş olsaydık bu, 54 bin kapasite olacaktı. Ama biz şu anda yeni yaptığımız yurtlarda asgari üç yıldızlı otel kalitesini getiriyoruz ve bir odada en fazla 4 kişi kalabilir, birçoğu da banyosu, tuvaleti, vesair odanın içerisinde olan süit oda görünümündedir. Yeni yurtlarımızın hemen hemen hepsi böyledir.

Şu anda 16 yurdumuzun inşaatı devam ediyor. Bunun asgarisi 500 kişilik yurtlardır. 27 yurdumuzun da ihale aşamasındadır işlemleri. Yani, bu 2008 yılı içerisinde böylelikle toplam 39 adet yurdumuz da inşa hâlinde olmuş olacak. Bu yurtlar da bittiği zaman, yine ranza sisteminde değil karyola sisteminde, 25 bin kişilik yine ek bir kontenjan, kapasite oluşmuş olacak.

Şimdi, hâl böyleyken “Efendim, yurt yapılmıyor, öğrenciler yurt bulamadıkları için tarikat yurtlarına yöneliyorlar.” şeklindeki iddia, kesinlikle afaki bir iddiadır, doğru değildir. Öğrenciler eğitim-öğretim yılının başında yurda gelip kayıt yaptırmaktadır. Ama yurt hayatı daha disiplinli bir hayattır. Daha sonra öğrenciler evlere çıkmayı tercih etmektedir. Eve çıkmayı tercih eden öğrenciyi de “İlle de yurtta kalacaksınız.” gibi bir dayatmayla karşı karşıya bırakamazsınız.

Altını çizmek istiyorum arkadaşlar, şu anda Türkiye’deki yurt ihtiyacımız iddia edildiği gibi değildir.

Ancak, gelelim bu yeni üniversitelerin kurulduğu illere; Dün akşam dokuz ildeki yurt durumunu söyledim. Şırnak’ın dışında, bütün bu illerimizde şu anda birer yurt vardır. Öğrenci sayısının artmasıyla birlikte biz de yurt kapasitesini artıracağız. Mevzi olarak, mahallî olarak bazı illerde yurda ihtiyacımız olabilir ama yekûnda düşündüğünüz zaman böyle büyük bir problemle karşı karşıya değiliz.

Bir şey daha söyleyeyim Kredi ve Yurtlar Kurumuyla ilgili olarak. Kredi ve Yurtlar Kurumu 1962’de kuruldu. 1962 ile 2002 yılı arasında toplam kırk yılda Kredi ve Yurtlar Kurumunun geri dönüşümü, yani kredi verdiği insanlardan geri aldığı kredi miktarı 27 trilyon Türk lirasıdır. Kırk yılda 27 trilyon Türk lirasıdır ve ben günümüze uyarlanmış rakamlardan söz ediyorum. Peki, 2003 ile 2008 arasında geri dönüşüm ne kadar? 1 katrilyon Türk lirasıdır arkadaşlar. Mesele işi ciddiye almaktır, mesele işi takip etmektir, mesele ciddiyetle ve disiplin içerisinde bu önemli kamu kurumunu işletmektir. Sizinle paylaşmak istediğim birinci konu bu.

İkincisi, değerli arkadaşlarım, 2003 yılının başında Türkiye’de üniversitelerimizde toplam 74 bin öğretim elemanı vardı. Peki, 2008 yılının başında ne kadar öğretim elemanı var? 96 bin öğretim elemanı var. Dün Sayın Serter söylerken “98 bin” dedi. 96 bin veya 98 bin. Bu arada, 22 bin kişilik bir artış meydana gelmiş. “Efendim, üniversite sayısında yüzde 49’luk bir artış meydana gelmiş.” Doğru. Bu yeni kurduğumuz üniversiteler -biraz önce hepiniz söylediniz- daha yeni üniversitelerdir. Yine dün bir örnek verdim, sadece Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde sadece profesör sayısı 820 kişidir arkadaşlar. Şimdi, siz, İstanbul Üniversitesi ile şu anda Erzincan’da kurduğumuz üniversiteyi veya Aksaray’da kurduğumuz üniversiteyi eğer öğretim elemanı sayısı itibarıyla, bütçesi itibarıyla mukayese ederseniz yanlış bir mukayese yapmış olursunuz.

Dün akşam Sayın Kılıçdaroğlu dedi ki: “Sayın Bakan diyor ki: ‘Fidan dikmezseniz büyümez.’ Ama fidana can suyu lazım.” Dediniz değil mi?

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Evet.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Doğru. Ben de dedim ki: “Bakın, kurduğumuz otuz iki üniversiteye tahsis ettiğimiz bütçe 523 trilyon Türk lirasıdır 2008 yılında.” 523 trilyon Türk lirası herhâlde can suyu olmaya yeter Sayın Kılıçdaroğlu. Daha fazla olmalı mı? Elbette daha fazla olmalı, elbette kamuya daha fazla bütçe ayrılmalı, kamu üniversitelerine daha fazla bütçe ayrılmalı. Hepimizin gayreti şüphesiz ki bu yönde olacaktır.

Yine Sayın Süner dedi ki: “Artık üniversiteler gençlerin hayatını karartan yerler hâline gelmeye başladı.” Niye karartan yerler hâline gelmeye başladı? Ben Sayın Süner’in ne demek istediğini anlıyorum. Efendim, üniversite öğrencileri üniversiteye kayıt oluyorlar, okuyorlar, mezun oluyorlar, fakat iş bulamayınca hayatları kararıyor. Eğer böyle bakarsanız, değerli milletvekilleri, dünyanın hiçbir yerinde bir üniversiteden mezun olan kişiye ertesi gün “Gel seni kamuda istihdam edelim.” demezler. Böyle bir şey yok yeryüzünde. Siyasal bilgiler fakültesinden mezun olan binlerce genç olabilir. Birisi müfettişlik yardımcılığı sınavına girer, orayı kazanır. Birisi maliyenin açtığı sınavı kazanır, oraya girer. Birisi kaymakam olur. Birisi özel sektörde çalışır. Netice itibarıyla biz gençlerimizi sadece iç piyasamıza ve Türkiye’nin şu andaki mevcut istihdamına göre de değil, biz aslında gençlerimizi öyle yetiştirmeliyiz ki, bugün küresel bir rekabet var, uluslararası şirketler var.

Bakın, bununla ilgili bir örnek söyleyeyim ben size: Bankalar Birliğinin bir toplantısına katıldım Sayın Başbakanla birlikte. Orada, gelen yabancı bankacılar dediler ki: “Biz Türkiye’deki bankacılık uzmanlarına, finans uzmanlarına hayran kaldık. Gerçekten bu konudaki kaliteniz bize parmak ısırttı.” dediler ve büyük çapta memnuniyetlerini dile getirdiler. Burada tanıdıkları birçok, diyelim ki Fortis’ten tutun HSBC’ye kadar –banka ismi eğer ille de vermem gerekirse- bunlar Türkiye’de şube açan bankalardır ama burada istihdam ettikleri, bizim Türkiye’deki üniversitelerden mezun olan, özellikle finansman konusunda ihtisası olan insanlarla ilgili olarak büyük çapta memnuniyetlerini dile getiriyorlar. Dolayısıyla, sadece iç piyasaya yönelik olarak “Biz, efendim, şunları mezun ettik, işte iş bulamadılar…” Elbette, üniversite mezunu olup da işsiz olan gençlerin büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya olduklarını biliyoruz. Onların doğuracağı bir bunalımın olduğunu da biliyoruz, ama bir taraftan hepimiz şunu söylemiyor muyuz değerli arkadaşlarım: Üniversite kapısına yığılan 1 milyon 700 bin öğrenci var, 1,5 milyon ila 2 milyon öğrenci arasında insan üniversite kapısında yığılıyor, bunlara üniversite imkânı bulmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda ve yükseköğretim kurumları öğretim elemanlarının kadroları hakkında kanun hükmünde kararname ile genel kadrı ve usulü hakkında (s.s.226)”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-05-22-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-ve-yuksekogretim-kurumlari (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
