# Genel Kurul konuşması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ekim 2008
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-10-22

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 22 Ekim 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 635 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; milletvekili arkadaşlarımın sorularına soru sorulma sırasına göre cevap vereceğim.

Öncelikle, Sayın Ertugay’ın, Kıbrıs’taki özellikle Yüksek Öğretim Kurulu tarafından ÖSS aracılığıyla, ÖSYM aracılığıyla yerleştirilen öğrencilerin de bu affın kapsamına alınıp alınamayacağına dair sorusu var. Bildiğiniz gibi ÖSYM’nin yerleştirmesi aslında bu öğrencilerin resmî öğrenciliklerinin tanınması ve denkliklerinin kabul edilmesi anlamına gelir. Sadece burada değil, Türk cumhuriyetlerinde de bu işlem yapılmaktadır. Ancak takdir edersiniz ki Kıbrıs’taki üniversiteler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kanunlarına göre kurulmuş ve işleyişini buna göre sürdürmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olduğu için bizim Parlamentomuz oradaki öğrenciler adına böyle bir kanun çıkaramaz. Kapsama alınmamasının sebebi budur. Ayrıca oradaki üniversitelerle olan görüşmelerde de kendilerinin böyle bir talebinin de olmadığını ifade etmişlerdir. Ha, diyeceksiniz ki: “Bizimkilerin de talebi yoktur.” Ama dediğim gibi biz onlar adına böyle bir yasa çıkaramayız, bu aykırı olur.

Sayın Uslu’nun özellikle “Bu affı gerektiren sebepler nelerdir? Bunların ortadan kaldırılması yönünde bir daha affa gerek olmasın…” Sayın Tütüncü’nün ve benzer arkadaşların da bu yönde bir sorusu var. Değerli arkadaşlar, tabii özellikle, başarısız olan, üniversitelerle ilişkisi kesilen öğrencilerin birçoğunun farklı sebepleri vardır; ekonomik sebepler olduğu gibi öğrencinin başarısızlığından dolayı, ihmalinden dolayı, gevşek davranmasından dolayı olan sebepler var, ailevi sebepler var, çeşitli sebepler var. Dünyanın her tarafında, İsviçre’de de Amerika’da da başarısız öğrenciler vardır, “başarısız öğrenci” diye bir kavramı ortadan kaldırmak da mümkün değildir.

Ha, diyeceksiniz ki: “Ekonomik sebeplere bağlı atılanlar da vardır.” Devlet kendi imkânları nispetinde öğrencilere burs veya kredi temin etmektedir. Bu burs ve krediyi Hükûmetimiz döneminde kim talep etmişse hepsine veriyoruz. Şimdi, öğrenci kredisi malum -burs ve krediyi de Kredi Yurtlar Kurumunun bünyesinde topladık- şu anda 160 YTL’dir ayda. Bu çok büyük bir para değil elbette ama 45 YTL’den buraya getirdik ve 2009’da da bunu 180 YTL yapacağız.

Bununla birlikte öğrencilerin sabah kahvaltısına ve akşam yemeğine 3,3 YTL katkıda bulunuyoruz değerli milletvekili arkadaşlarım. 2003’te bu sadece yarım YTL’ydi yani 0,5 YTL’ydi, şu anda 3,3 YTL’lik, sabah kahvaltısına ve akşam yemeğine de katkıda bulunuyoruz. Bir iddiada bulunmak istiyorum yani dünyadaki diğer sistemleri de bilen bir arkadaşınız olarak söylüyorum: Özellikle, öğrencilerine yurt temin etme bakımından ve yurtlarda barındırmadaki ucuzluk bakımından -belki eski sosyalist, komünist ülkeleri bir tarafa bırakırsanız, ki orada da sistem değişti- dünyada Türkiye kadar öğrenciye ucuz yurt imkânı temin eden bir ülke bulamazsınız.

Burada Kredi Yurtların yurtlarından söz etmişken arkadaşlarımın bir sorusuna daha cevap vereyim: Şu anda Türkiye’de 238 tane yurdumuz var, bunun 76’sı Hükûmetimiz döneminde açılmış değerli arkadaşlar. Şu anda 55 adet, asgarisi 500 kişilik olmak üzere 2008 programında yurdumuz vardır. Bunların bir kısmının inşaatı devam ediyor, bir kısmı ihale aşamasındadır, bir kısmı işlemleri devam eden yurtlardır. Bunların bitmesiyle birlikte de çok önemli bir kapasite, ilave kapasite daha kazanacağız. Aslında yurtlardaki sıkışma ve talep arkadaşlarımın söylediği gibi veya kendilerine iletildiği kadar vahim değildir. Eğitim öğretim yılının başında, üniversite yurtlarımızdaki, Kredi Yurtlara bağlı yurtlardaki doluluk oranları yüzde 120’ye çıkıyor. Özellikle birinci sınıfa gelen, çevreye yabancı olan öğrencilerde bir talep patlaması oluyor. Öğrenciler çevreyi tanıdıktan sonra çoğunlukla yurdu terk ediyorlar, arkadaşlarıyla ev tutmayı tercih ediyorlar ve birçok yurdumuzda yüzde 75’le 80 arasında bir doluluk oranı vardır. Bakın, bir ilk aylarda, üniversitenin açıldığı ilk bir ayda böyle bir sıkışma vardır. Biz bu ihtiyaçları imkânlar nispetinde telafi etmeye çalışıyoruz.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, hâlâ telefon geliyor.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Efendim, biliyorum Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) - Bakın, üniversiteler açılalı bir ay oldu.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Hayır, biliyorum. Üniversiteler yeni açıldı ve talep var, buna burada bir şey demiyorum.

Şimdi, netice itibarıyla –bakın, siz de bunu biraz önce kendiniz söylediniz, mademki söylediniz- bakın, yurtta şu anda kapasitemiz 2.424 ve burada kalan öğrencinin kapasitesi 2.241 yani kapasitenin altında, boş 223 kişilik kapasite var. Bu, senenin ortalaması, bir senenin ortalaması yani geçen yılın ortalamasında 223 kişilik atıl kapasiteyle kapatılmış. Şimdi bakın, Şaphane’de 314 kişilik…

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2008-10-22 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
