# Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 19 Şubat 2009
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2

> Hüseyin Çelik (AK Parti), 19 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.307)); konuşma 2.016 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan yasa tasarısıyla iki yeni vakıf üniversitesinin kurulması, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesine bağlı olarak bazı ilk ve ortaöğretim kurumlarının özellikle kurulabilmesiyle ilgili yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Gaziantep’te Zirve Üniversitesi ve İstanbul’da Yeni Yüzyıl Üniversitesi adıyla iki vakıf üniversitesinin kurulmasına yönelik gerek iktidar grubunun gerekse diğer üç muhalefet grubunun bir itirazı olmadığı için -müsaade ederseniz- onun üzerinde çok fazla durmak istemiyorum. Zaten şu anda ülkemizde 36 tane vakıf üniversitesi var, Anayasa gereği özel yasayla kuruluyorlar ve bunlarla birlikte 38 olacak bu sayı ve böylelikle bu 2 üniversitemiz de kanunlaşırsa Türkiye’mizde 132 üniversite kurulmuş olacak.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde ve bu üniversiteye bağlı, eğitim bilimleri enstitüsüne bağlı olarak özellikle kalkınmada öncelikli olan illerimizde bazı ilk ve ortaöğretim kampüslerinin oluşturulmasıyla ilgili olarak muhalefet gruplarına mensup bazı değerli arkadaşlarımın bazı tereddütleri var. Ben, bu tereddütlerle ilgili olarak konuya açıklık getirmek üzere söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, arkadaşlarımızın esas itiraz ettikleri nokta şudur: “Niçin (A) üniversitesine, (B) üniversitesine böyle bir vergi imtiyazı veriliyor? Daha önce Bilkent Üniversitesine böyle bir şey verildi, şu anda TOBB Üniversitesine böyle bir şey veriliyor. Yarın bir başka üniversite isterse ona da verecek misiniz? Niçin hepsini içine alacak şekilde bir genelleme veya buna yönelik bir yasa çalışması yapılmıyor?” şeklinde arkadaşlarımın itirazı var.

Önce şunun altını çizmek istiyorum: Bildiğiniz gibi, üniversiteler kanunla kurulur. Bir üniversiteye bir yetki verdiğiniz zaman, kendi yasasında ifade edilmeyen, yer almayan yeni bir yetki verdiğiniz zaman, ona yeni bir alan açtığınız zaman bunun da kanunla verilmesi gerekiyor. Dolayısıyla, bir üniversiteyle ilgili olarak bir vakıf üniversitesi eğer yeni bir şey isterse, bu, yasayla kurulduğu için yeni bir yasayla ona bu yetkiyi verme durumundayız. Daha önce, bildiğiniz gibi, Bilkent Üniversitesine böyle bir yetki verdiğimizde, böyle bir açılım sağladığımızda muhalefete mensup olan hiçbir arkadaşımızın en ufak bir itirazı olmamıştı. Genel Kuruldaki görüşmeler esnasında hiçbir muhalefete mensup milletvekili arkadaşım bununla ilgili olarak tek kelime etmemiştir.

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Biz yoktuk efendim, o günkü muhalefet…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Doğru söylüyor, Milliyetçi Hareket Partisi ve DTP Grubu yoktu, ana muhalefet partisi vardı, onların bir itirazı olmadı.

Şimdi, değerli arkadaşlar, şunu söyleyebilirsiniz: “Efendim, bunlara bunu verdiğiniz zaman bu bir vergi imtiyazı mıdır?” Gerek Bilkent Üniversitesi gerekse TOBB Üniversitesi… Şu anda Bilkentle ilgili düzenleme zaten yürürlüktedir. TOBB’a da bunu verdiğimiz zaman, kanunun yayımı tarihinden itibaren yirmi beş yıl boyunca TOBB Üniversitesindeki personel devlete verdiği gelir vergisini maliyeye ödemeyecek, bir hesapta toplanacak bu yirmi beş yıl boyunca. Bununla, dediğim gibi geri kalmış olan yörelerimizde, kalkınmada öncelikli olan yörelerimizde okullar yapılacak ve bu okullara alınacak öğrencilerin yüzde 70’i burslu olarak okutulacak. Bu okulların gelirleri, yüzde 30’luk kısmından, her 100 öğrenciden 30’u paralı öğrenci olacak, yani özel okullara giden öğrencilerin ödedikleri ücretler gibi onlar ücret ödeyecekler. Bunun dışında da eğer kendileri bir bağış alabilirse -ki bağış alabilmelerine de imkân sağlıyoruz- bunlarla bu okulları, kampüsleri kuracaklar, işletmeyi sağlayacaklar.

Şimdi bir örnek var önümüzde: Bilkent Üniversitesinin aşağı yukarı yıllık geliri 10 milyon Türk lirasıdır; gelir vergisi, personelinden kesilen gelir vergisi. Bunu öğrendim, arkadaşlarım geçen dönem müzakerelerin başladığı günlerde bunu sordukları için bunu öğrendim. Fakat Bilkentin şu anda Erzurum’a yapmış olduğu yatırım tek başına bunun 2,5 katı kadardır ve sadece bu Erzurum’la sınırlı kalmayacaktır, değişik illerde bunların açılması söz konusudur.

Buna örnek teşkil etmesi açısından bir uygulamadan söz etmek istiyorum. Malumunuz Türkiye’de namütenahi vakıf var, binlerce vakıf var Türkiye’de; çeşitli isimler altında vakıflar kurulmuştur. Ancak bazı vakıflar “kamu yararına çalışan vakıflar” statüsündedirler ve buna Bakanlar Kurulu karar veriyor. Bakanlar Kurulunun “Kamu yararına çalışan vakıftır.” şeklinde irade bildirdiği, karar verdiği vakıflar devlete vergi ödemiyorlar, vergiden muaftırlar. Doğru mu? Şimdi, peki şöyle bir şey söylenemez mi: “Kardeşim, niçin bunu (A) vakıf için (B) vakıf için böyle bir şey getiriyorsunuz. Bir kural koyun, bütün vakıflardan vergi alınmaz deyin.” Böyle bir uygulama olmadığına göre, bazı vakıflara bu tür vergi muafiyeti getirildiği zaman, efendim…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Hiç ilgisi yok Sayın Bakanım. Onunla bunun hiç ilgisi yok ama.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Müsaade edin Beytullah Bey, beni dinleyin. Ben sizi sabırla dinledim, siz de beni dinleyin. Ondan sonra ilgisi olmadığını…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Yanlış şeyler söylüyorsunuz da ondan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Diğer maddeler söz konusu olduğu zaman zatıaliniz buraya gelir ve ilgisi olmadığını söyler. Heyecanlanmayın.

Neticede bu vakıflara bu vergi muafiyetini getirdiğiniz zaman siz eşitlik ilkesini ihlal ediyorsunuz anlamına gelmez.

Şimdi, eğer bundan sonra müracaat edenlerle ilgili olarak da bir kanun mu getireceksiniz diye bir itirazınız olursa buraya şöyle bir madde ilave ederiz, yeni bir madde tesis ederiz, bir önerge verilir -bütün gruplar birlikte bir önerge versinler- “Bundan sonra bu tür müracaat eden vakıf üniversiteleriyle ilgili Bakanlar Kurulu yetkilidir.” dersiniz, Bakanlar Kurulu karar verir. Ha, yok, Bakanlar Kurulu yetkili olmasın... O zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkili olacak ve kanun çıkaracak. Bunun başka bir yolunu bilen varsa beri gelsin, bize de anlatsın bunu.

Değerli arkadaşlarım, bakın TOBB Üniversitesinin -onu da söyleyeyim- personelinden kesilen gelir vergisi yıllık 2,5 milyon Türk lirasıdır, yani eski ifadeyle 2,5 trilyondur; o kadar da değil, bunun daha altındadır, üstünde değil. Bir tek binanın yapımı bile bu maliyetin üstündedir, dolayısıyla peki bu ne olacak şimdi? Biz TOBB Üniversitesine böyle bir yetki verdiğimiz zaman, 2,5’un yanına 7,5 daha koymazsa herhangi bir iş yapamaz. Bu, eğitime sağlanmış olan ekstra bir katkıdır.

Ben şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisinin hangi mensubuna, değerli mensubuna desem ki: “Değerli milletvekilim, eğitime şu kadar para daha sağlayalım. Eğitime şu kadar, eğitim yatırımlarına şu kadar daha kaynak sağlayalım.” Buna hiçbir arkadaşımın, ister iktidar ister muhalefet, itiraz etmeyeceğini biliyorum. Dolayısıyla bu, arkadaşlar - bakın, dolayısıyla da olsa- eğitime yapılmış, ayrılmış dolaylı bir kaynaktır. Netice itibarıyla örneği de vardır, bugüne kadar uygulamada bir problem de söz konusu değildir; okul yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bir şey daha… Buraya, bu liseye, diyelim ki bu koleje alınacak 70 öğrenci burslu olacak, 100 öğrencinin 70’i burslu olacak. Oraya gitmediği zaman biz o 70 öğrenciye devlet olarak zaten okul temin etmek zorundayız, onun bütün masraflarını zaten temin etmek zorundayız. Dolayısıyla, aslında bu kamu maliyesine de çok ciddi bir destektir, kimse bunu yabana atmasın.

Şimdi, “kampüs” ifadesinden yola çıkarak bazı arkadaşlar -bunu özellikle Millî Eğitim Komisyonu mensubu olan arkadaşlarım hatırlayacaklardır- “Efendim, üniversite kampüsü içerisinde ilk ve ortaöğretim okulları olur mu? Bunun iç içe geçmesi bir pedagojik problem değil midir?” diye sorular sordular. Buradaki “kampüs” ifadesi üniversite kampüsü anlamında değildir. Bakın, biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak şu anda on-on iki ilde ilk ve ortaöğretim kampüsleri oluşturduk ve bu ilk ve ortaöğretim kampüslerinde şu anda bir de kampüs yönetimiyle ilgili bir yönerge hazırladık. Dolayısıyla, bu kampüs üniversite kampüsü anlamında değildir.

Şimdi, yine bir değerli milletvekilimiz “laboratuvar okulu” ifadesine itiraz etti. Ee, çocuklarımız kobay mı? Haşa, çocuklarımız kobay olamaz. Arkadaşlar, bu “laboratuvar okulu” ifadesi bizim icat ettiğimiz bir ifade değil, uluslararası eğitim bilimleri literatürünü karıştırırsanız “laboratuvar okulu” tabirinin ilk defa bizim tarafımızdan kullanılan bir kelime olmadığını tespit edeceksiniz.

Şimdi, biz… Millî eğitimde şu okulda pilot uygulama yapılıyor, “pilot okullar” diyoruz, yani bu okullar uçak pilotu falan değil. Yani onun için…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Deneme okulları da demiştiniz Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) – Arkadaşlar, “deneme okulu” dendiği zaman, “deneme lisesi” dendiği zaman burada çocuklar deneme yanılmayla, efendim, laboratuvardaki gibi ele alınıyorlar, bunlar kobaydır şeklinde bir yaklaşım doğru bir yaklaşım olmadığı gibi, “laboratuvar okullar” ifadesine de itiraz etmenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Ha, bunun yerine, daha bir yerine oturacak bir kelime eğer bize söylerseniz, onun yerine de o kelimeyi kullanmaya hazırız. Burada bir saplantımız yok.

Şimdi, bakın biz “Yüzde 70 öğrenci burslu olacak.” dedik. “Peki, sadece fakir çocukları mı bu bursluluk kısmından, sadece dar gelirli, sabit gelirli ailelerin çocukları mı yararlanacak?” şeklinde yine bir soru soruldu veya itirazda bulunuldu. Arkadaşlar, başarının ödüllendirilmesi lazım. Biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak 1416 sayılı Kanun’a göre yurt dışına öğrenci gönderiyoruz, 1929 yılından beri gönderiliyor. Peki, bu gönderilen öğrencilerin Millî Eğitim Bakanlığının burs vererek yurt dışında okul parasını ödediği, kendisine geçinebileceği kadar para verdiği, yol parasını verdiği, kırtasiye parasını verdiği öğrencilerin hepsinin fakir çocuğu olmak gibi bir özelliği var mı? Hayır. İstikbal vadeden, bilim adamı olabilecek, bilim adamı potansiyeli taşıyan veyahut da nitelikli eleman olarak yetişeceğine inanılan, bu anlamda sınavları başarmış olan öğrenciler yurt dışına gönderiliyor. Bir insanın devlet burslusu olması için ille de fakir çocuğu olması gerekir gibi bir yaklaşım doğru bir yaklaşım değil. Biz Türkiye'nin istikbaline yatırım yapmak istiyorsak özellikle kabiliyetli gençlerimizi bu yönde teşvik etmeliyiz. “İlle de fakir çocuğu olur.” gibi bir yaklaşım doğru bir yaklaşım değildir.

Şimdi, “Bakalorya Programı uygulayan ortaöğretim kurumları ÖSS’yi kazanamaz.” Değerli bir vekilimiz bunu ifade etti ve bunu da benim söylediğimi söyledi.

Arkadaşlar, Bakalorya Programı bizim ÖSS paralelinde bir program değil. Bakalorya Programı’na devam eden öğrenciler kendileri ekstra bir gayret göstermezlerse ÖSS’yi kazanmaları zordur ama “Kazanamazlar.” falan şeklinde ben bir ifade hiçbir zaman kullanmadım. Nitekim -bakın, İstanbul Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi Bakalorya Programı uyguluyor- geçen sene Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesinden mezun olan 100 öğrencimizden 70’i Türkiye derecesi yapmıştır, ÖSS sınavında Türkiye derecesi yapmıştır. Bu, öğrencinin gayretine bağlıdır ama Uluslararası Bakalorya Programı da ona yurt dışı üniversitelerinde çok daha rahat bir eğitim yapma imkânı sağlamaktadır. Bu yönüyle de bir problem söz konusu değil.

Değerli arkadaşlarım, bakın, Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası’nın dayandığı yasal maddesi nedir biliyor musunuz? 4842 sayılı Yasa’dır. 4842 sayılı Yasa’yla biz ne getirdik? Daha önce okul yapıp Millî Eğitime bağışlayanlar yaptıkları harcamaların yüzde 5’ini vergi matrahından düşebiliyorlardı. 4842 sayılı Yasa neyi getirmiştir? Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası çerçevesinde okul yapanlar, eğitime bir şekilde katkıda bulunanlar yapmış oldukları harcamanın yüzde 100’ünü vergi matrahından düşme hakkına sahiptirler. Aslında bu da bir teşviktir. “Efendim, niye bunu böyle yapıyorsunuz? O parayı oradan, o vergileri ondan alalım, devlet olarak okulu biz yapalım.” diye bir yaklaşımda da bulunabilirsiniz, ama pratikte, hayatın pratiğinde görülmüştür ki bizim yaptığımız 132 bin dersliğin 24 binini Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası çerçevesinde iş dünyamız ve hayırseverler dediğimiz insan kitlemiz yapmıştır. Türkiye'nin potansiyelini harekete geçirmeliyiz değerli arkadaşlarım. Millî Eğitim Bakanlığının yatırımları, bizim eğitim yatırımlarımız ve eğitime ayıracağımız kaynaklar ille de konsolide bütçeyle sınırlı kalmak durumunda değildir. Nitekim, ben, bütçe görüşmeleri esnasında değerli milletvekili arkadaşlarımın huzurunda, bizim sadece konsolide bütçeyle yetinmediğimizi, bir kaynak çeşitlendirmesi yaptığımızı, nitekim eğitim yatırımlarının başarısının da aslında büyük çapta buradan kaynaklandığını ifade ettim. Dolayısıyla, burada, bir üniversiteye hassaten bir imtiyaz, diğer üniversitelere fren söz konusu değil.

Bir şeyin daha altını çizeyim: Bilkent Üniversitesiyle ilgili kanun geçtikten sonra birkaç üniversitemiz birden müracaat etti, ama sonra vazgeçtiler. “Bu tuzludur.” dediler, “Biz bunun altından kalkamayız.” dediler. TOBB Üniversitesine şimdi sorarsanız, aslında bu 2,5 milyon Türk lirası olan, yani 2,5 trilyonluk bir kaynağın aslında kendilerine, yani bizim vergiden kendilerini muaf ettiğimiz veya bir hesapta topladığımız bu paranın aslında kendileri için derde deva olamayacağını, ama bir ilk adım olması hasebiyle bunun önemli olduğunu ifade ediyorlar. Bütün üniversiteler kendileri içinde -vakıf üniversitelerini kastediyorum- böyle bir yasa çıkarmamız için kuyruğa falan geçmiş değiller. Ama tekrar altını çiziyorum, her seferinde Türkiye Büyük Millet Meclisi böyle bir şeyle muhatap olmasın, Meclisin gündemini her seferinde bir başka üniversitenin bu tür talebiyle işgal etmeyelim derseniz, bir madde ilave ederiz, buraya bir hüküm koyarız, bundan sonra bu tür talepler olması hâlinde Yükseköğretim Kurulunun görüşü, Millî Eğitim Bakanlığının görüşü, Bakanlar Kurulu kararıyla bunlar olur dersiniz veya bir başka formül üretilir, bütün Meclis tarafından bir başka formül üretilir, bundan sonra da her seferinde böyle bir konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna gelmemiş oluruz.

Değerli arkadaşlarım, bir şeyin daha altını çizmek istiyorum: Bilkent Üniversitesiyle ilgili yasayı çıkardıktan sonra, biz kamunun elini güçlendiren ve özellikle öğrencilerin, kamunun menfaatini daha ön planda tutan, burada daha ileri bazı şartlar getirdik. Şu anda, TOBB Üniversitesi Millî Eğitim Bakanlığının görüşü olmadan, Maliye Bakanlığının görüşü ve onayı olmadan hiçbir konuda hiçbir şekilde kendi başına hareket etme imkânına sahip değildir. Bu okullardaki müfredatı belirleme, bu okullardaki müfredatı takip etme, denetim ve gözetimini yapma da ayrıca Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Herhangi bir problem söz konusu değildir, ama şüphesiz ki, parti olarak yaklaşımlarımız farklı olabilir, Cumhuriyet Halk Partisinin baktığı noktadan, Milliyetçi Hareket Partisinin veya DTP’nin baktığı noktadan biz olaylara bakmak zorunda değiliz. Her meseleye bakışımız aynı olsaydı farklı partiler olmazdık. Farklılığı da saygıyla karşılıyoruz, ama kamu zararına herhangi bir şey olduğunu söyleyen arkadaşlarımı rahatlatmak için bu açıklamaları yapıyorum, kamunun burada zararı söz konusu değildir.

Yüce Meclise saygılarımla arz ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.307)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 19 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-23-2009-02-19-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
